DTP hükümetin tasfiye politikasına destek vermediği için cezalandırıldı. DTP, devletin tasfiye politikasına sessiz kalsaydı ve PKK’ye ‘terörist’ deseydi kapatılmazdı. Yüzlerce DTP’liyi tutuklayarak partiyi istedikleri noktaya geleceğini sandılar. Bundan sonuç almayınca da kapatma kararı verdiler. Kürt hareketi ve DTP üzerindeki politika planlı ve adım adım yürütüldü. 14 Nisan’da DTP'ye yapılan darbede yüzlerce partili gözaltına alındı. Bu operasyonlardan istedikleri sonucu alamayınca bu kez kökten çözüm devreye sokuldu.
DTP TASFİYEYE ENGEL OLDU
DTP'nin kapatılmasının tek bir nedeni vardır o da devletin yeni tasfiye politikasına engel olmasıdır. Ahmet Türk’ün, Aysel Tuğluk’un, Emine Ayna’nın açıklamaları kapatmanın gerekçesi değildir. Başbakan Erdoğan geçen yıl PKK'ye ‘terörist’ demezlerse DTP ile görüşmeyiz dememiş miydi? Bu gerçeklik kapatmanın esas nedenini ortaya koymaktadır.
'TERÖRİST' ARGÜMANI
Türk devleti 1999 öncesi PKK'yi ‘terörist’ ilan edip tasfiye ettirmek için KDP ve YNK'nin PKK'ye ‘terörist’ demesinden fazlasıyla yararlanmıştır. Şimdi de DTP'ye PKK ‘teröristtir’ dedirtmek istiyor. Bunu başarırsa, bakın PKK'ye Kürtler de ‘terörist’ diyor, argümanıyla tasfiye politikasını daha kapsamlı ve daha meşru biçimde sürdürecektir. DTP şimdiye kadar bunu yapmadığı için sürekli saldırıya uğramıştır ve sonunda kapatma kararı alınmıştır. Kürt halkı elbette bu kararı kabul etmeyecektir ve gereken cevabı verecektir.
ORTADA İRADE YOK
AKP, Kürt sorununda herhangi bir açılım yapmamıştır. Bırakalım adım atmayı, çözüm için bir niyet ve irade beyanı bile ortaya koymamıştır. Sadece bazı yeni enstrümanlarla meşruiyet kazandırmaya çalıştıkları tasfiye politikasını kabul ettirme çabası vardır. Yoksa AKP Kürt sorununun çözümünde adım atmış, birileri de elini tutmuş değildir. Aksine PKK’nin eylemsizlik kararı ve makul talepleriyle çözüm isteyenlere yardımcı olmak istemiştir. Ne var ki ortada Kürt sorununu çözecek bir irade bulunmuyor.
KÜRTLER DİKKATE ALMAZ
Tasfiye politikasını kimse Kürtlere kabul ettiremez. Türkiye toplumunun hassasiyetlerini dikkate alın, fazla bir şey istemeyin diyenleri de Kürtler dikkate almaz.
Kürtler çoğunluğun şovenist önyargılarına teslim olamaz. Vatandaş kabul etmiyor diyerek taleplerinden vazgeçemez. Bu tür şeyleri sözde liberal, demokrat sıfatlı yazar ve aydınların dillendirmesi utanç vericidir.
TOKAT’TAKİ EYLEME ‘PROVOKASYON’ DEMEK DEMAGOJİDİR
Tokat’taki eyleme provokasyon deniliyor. Sanki ortada çözüm varmış da bu eylem çözümü sabote ediyormuş! Bu demagojidir. Ortada ne açılım ne çözüm için bir adım vardır. Hiç kimse çözüm için atılmış tek bir adım gösteremez. Kürtlerin eğitim talepleri kabul edildi mi, hakları anayasal güvenceye kavuşturuldu mu, Dersim’e, Diyarbakır’a Kürtçe isimleri iade edildi mi, 17 bin faili meçhul cinayetten mahkum olan bir devlet yetkilisi var mı, Kürtlerden özür dilendi mi, Ceylan’ın katilleri bulundu mu? Bunların hiçbiri yapılmadı.
Üç gün önce İçişleri Bakanı Beşir Atalay AKP’nin bölge vekilleriyle yaptığı görüşmede ‘mera yasağını’ kaldıracaklarını söyledi. Açılım denilen hikaye işte mera yasağının kaldırılmasına indirgendi.
'EYLEME KARŞI ÇIKMA HAKLARI OLMAZ'
Devlet ‘tek bir terörist kalmayıncaya kadar operasyonları sürdüreceğiz’ demedi mi? Bu operasyonlar sürecinde 70 civarında gerillanın yaşamını yitirmesine sessiz kalanların 7 askerin ölmesine üzülmesine kimse inanmaz. Operasyonlara karşı ciddi mücadele vermeyenlerin, bu konuda devlete açık tavır koymayanların bu eyleme karşı çıkma hakları olamaz.
Operasyonlarda çatışmamak için gece gündüz uzak duran gerilla tasfiye politikası açık bir biçimde ortaya konulunca Tokat’taki tepkiyi ortaya koymuştur.
Çatışmaların durması ve insanların ölmesini istemeyenler iki taraflı ellerin tetikten çekilmesini istemelidir. Operasyonlar durmadığı taktirde çatışmaların gelişmesinin kaçınılmaz olduğunu aklı başında olan herkes görür.
ANF / 12.12.09