16 Şubat 2010 Salı

Ete bakıp merak gideriyoruz

Foto: Ete bakıp merak gideriyoruz
Kırmızı et fiyatları bir yılda yüzde 70 artışla 30 TL'yi aştı. Ancak emekçi halkın, fiyatlardan haberi yok, çünkü ancak vitrinlere bakıp geçebiliyor. Kasaplar ise işlerinin azalmasından şikayetçi, devletin hayvancılık politikasına tepki gösteriyor.

Et fiyatı oldu 30 lira. Yıl sonuna kadar 50 lira olması bekleniyor. Peki, emekçiler, etin 30 lira olmadan önceki fiyatını biliyor mu? En son hangi tarihte evine et götürebilmiş? Kaç kasap etteki tekelleşmeye dayanamayıp kepenk kapatmayla karşı karşıya? Et fiyatlarındaki bu kadar artışın sebebi ne? İşte tüm bu soruların cevabını kayıt cihazımızı uzattığımız emekçi halkın ve küçük esnafın sözlerinde bulduk.

Zengin de etin fiyatını bilmiyordur

İşporta tezgahından evine ekmek götürmeye çalıştığını söyleyen Alaaddin Aydın, "Et yiyebildiğimiz mi var ki etin fiyatının ne kadar olduğunu bilelim?" diye başlıyor konuşmaya. Ve ekliyor: "İster 30 olsun, isterse hiç artmasın fiyatı, kasabın kapısından geçtiğimiz yok ki." Aydın, etin yıllardır garibanların sofrasından uzak olduğunu, tavuk eti yemenin bile kendileri için başka şeylerden kısmak anlamına geldiğini ifade ediyor. Aydın, "Para çok oldu mu insan fiyat sormaz. Zengin de etin fiyatını bilmiyordur. Nasıl olsa önüne geliyor. Gariban kimin umurunda" diye devam ediyor.

Burada bir yanlışlık var

600 TL ile bir ay geçinmeye çalışan işçi emeklisi Uğur Asrav, "Et alamıyoruz, vitrinleri seyrederek merakımızı gideriyoruz hiç olmazsa" diyor. Asrav, etin temel tüketim maddelerinden biri olmasına rağmen lüks olarak gösterilmesine tepki gösteriyor. "Yetkililerin denetimsizliği nedeniyle Avrupa bizim 3-4 katımız daha fazla et tüketiyor" diyen Asrav, çarpıcı bir örnek veriyor: "'91 de Romanya'da idim. Orada bir koçu 4 dolara kesiyordum. Yani bu günün parasıyla 6 liraya denk geliyor. 6 liraya burada 200 gram et alırsın, demek burada bir yanlışlık var."

"30 lira olmuş eti, asgari ücretle çalışan insan nasıl yesin" diyor Mustafa Karakaya. Karakaya, insanların sağlıklı yaşayabilmesi için et tüketmesi gerektiğine işaret ediyor. Karakaya, "Et temel tüketim maddesi olmasına rağmen insanlar tüketemiyorsa bu insanların suçu değil, ülkeyi yönetenlerin sorunudur. Her fırsatta karşımıza çıkar sağlam kafa sağlam vücutta bulunur derler, ama bırakın et yemeyi, insanları yiyecek bulduklarına şükür eder hale getirdiler" diye isyan ediyor.

Eti bayramdan bayrama yiyorum

Mustafa Elçi'nin sözleri ise tüm çıplaklığıyla resmediyor emekçilerin ete ne kadar uzak olduğunu. İşte Elçi'nin yoruma gerek bırakmayan o sözleri: "Eti bayramdan bayrama yiyorum. O da kesebilen insanlar getirdiği zaman. Etin kilosu olmuş 25-30 lira, nasıl alalım? Ben asgari ücretle çalışıyorum, aldığım belli verdiğim belli. Yani senin anlayacağın hayatımızda ete sıra gelene dek çok şey var. Daha geçen ayın kirasını ödeyemedim. Et hesabını nasıl yapayım."

Fiyatları et tekelleri belirliyor

Et fiyatlarının artmasından kasaplar da şikayetçi. Kasaplar, işlerinin azaldığını belirtiyor.

Kasap Ahmet Kahraman, son günlerde artan fiyatlar nedeniyle iş yapamaz hale geldiklerini belirtti. "Fiyatların bu kadar artması bizim işlerimizi çok olumsuz etkiledi" diyen Kahraman, bir çok kasabın kapanmayla karşı karşıya kaldığını belirtti. Kahraman, "100 gram etin fiyatı 5 lira. Halk bizim kapımızı bilmez. Restoranlara veriyorduk onlar da alamaz durama geldiler. Avrupa'nın en pahalı etini biz tüketiyoruz. Bu fiyatları et tekelleri belirliyor. Geçen yıl Avrupa ve Arap ülkelerine ihracat yapmak için damızlıklarda dahil ne kadar hayvan varsa hepsini kestiler. Bu da şimdi fiyatlara olumsuz yansıyor" diye konuştu.

Devlet yanlıştan vazgeçmeli

Kasap Hüseyin Kul ise etteki tekelleşmeye dikkat çekti: "Bu alanda 2-3 firma var, onlar istedikleri zaman fiyatları düşürüyor, istedikleri zaman yükseltiyorlar. Yani burada bir denetimsizlik var" dedi. Kul, bu firmaları denetleyen hiçbir kurumun olmadığına dikkat çekti. Fiyat artışının başka bir nedeninin üretimin tamamen durması olduğunu dile getiren Kul, "Köylü para kazanamadığı için üretim yapamıyor. Tekelleşen firmalar damızlıklara varana kadar bütün hayvanları kestiler Arap ülkelerine ihracat yapacağız diye. Bu firmalar, kendine rant sağlamak için yapıyor bunları. Şu anda hayvancılık bitmiş durumda izlenen yanlış politikalar yüzünden" diye konuştu.

Olanın üreticiye, emekçiye, küçük esnafa olduğunu vurgulayan Kul, devletin izlediği yanlış politikalardan bir an önce vazgeçerek, üretimin yoğunlaşması için köylüye destek vermesi gerektiğini belirtti. Kul, "Yoksa sadece tekeller kazanacak olan bize olacak" dedi.