Sarıgül/AKP ittifakı mı var soruları bu günden itibaren son bulacak. İşte o tarihi mektup… RTÜK Genel Sekreteri Şeref Ataklı kurumda kök söktürüyor. Nasıl mı? SP’de "AK" saçlılar Kurtulmuş’a kazan kaldırdı. Talat Atilla’nın Güneş Gazetesi’ndeki köşe yazısı…Baykal’a gönderilen tarihi mektup
Siyaset tarihimize ışık tutacak bir belge ele geçirdim. Bu belgeyi özel kılan unsur, kulislerde sık sık konuşulmasına rağmen bir türlü ete kemiğe bürünmeyen Sarıgül/AKP ittifakını belgelendirmesi…
Tarih 2005… 22. dönem CHP Mardin Milletvekili Muharrem Doğan, CHP Lideri Deniz Baykal’a, “Gizli ve kişiye özel” ibaresiyle bir mektup kaleme alıyor. Baykal’a yazılan mektup aynen şöyle; “Sayın Genel Başkanım; mensubu olduğum partime olan sorumluluk ve saygımın gereği olarak bizzat yaşadığım önemli bir gelişmeyi bilgilerinize arz etmek isterim.
TBMM Komisyonunda kanun maddesi görüşülürken Sayın Mustafa Sarıgül’le ilgili hoş olmayan bazı konuşmalar geçti. Bunun üzerine ben de, ’Burada olmayan bir arkadaşımızın arkasından konuşmayın. Yakışmıyor. Söyleyeceklerinizi Sarıgül’ün yüzüne karşı söyleyin’ şeklinde bir tepki verdim. Konuşmalarımdan haberdar olan Sarıgül kısa bir süre sonra beni arayarak, “Abi, kurban olurum sana, senin hakkını nasıl ödeyeceğim?” deyince, ben de,” Sana özel bir davranış değildi, kimin arkasından konuşulsa aynı tepkiyi verirdim” cevabını verdim. Bir süre sonra komisyonda Sarıgül’le ilgili gerginlik artınca İçişleri Bakanı Sayın Abdülkadir Aksu, “Haydi, size yemek ikram edeyim” diyerek bizleri yemeğe davet etti. Hep beraber dışarı çıkarken Sayın Aksu beni gruptan kopardı ve koluma girerek, “Muharrem Bey seni severim. Benim hanımla senin hanım Mardinli’dir. Hatta akrabalık bağımız bile var. Bu Sarıgül’ü savunma, yoksa ilerde mahcup olursun. Bu adamın problemli dosyaları var. Biz CHP ve Baykal büyümesin diye bir süre sessiz kalacağız. Siyaset bu.” şeklinde konuştu.
Bilgilerinize arz eder, saygılar sunarım…”
Bu mektubu ele geçirdikten sonra 22. dönem Milletvekili Muharrem Doğan’ı aradım. Önce konuşmak istemeyen Doğan, daha sonra, “Evet, mektubu ben yazdım. Ne olduysa aynen Sayın Baykal’a anlattım. Bu bilgiyi vermek benim aidiyet taşıdığım bir yere olan sorumluluk duygumdu.” dedi.
Doğan’dan sonra Abdülkadir Aksu’yu aradım ama irtibat kuramadım. Yaklaşık 2 senedir Süleyman Demirel’le de yakın ilişki içerinde olan Mustafa Sarıgül’ün, zıt kutuplarla yakın dansı ne sonuç getirecek, beraberce göreceğiz!
Kök söktürüyor!
Prof. Dr. Davut Dursun’la yeni bir sayfa açmaya çalışan RTÜK’le ilgili sık sık mail alıyorum. Son dönemde gelen mailler, RTÜK Genel Sekreteri Şeref Ataklı ile ilgili… Ataklı’nın yönetim tarzı ve anlayışından RTÜK Başkanı ve üyelerin de rahatsız olduğu şeklinde ısrarlı şikayetler var…
Gelen maillerin özeti şöyle, “RTÜK Genel Sekreteri, RTÜK Başkanı Davut Dursun’dan gelen talimatlara bile yeterince özen göstermeyecek bir özgüvene sahip. Yaptığı atamalar ve davranış üslubu incitici. Adeta 2. başkan gibi. Kendisinin bu davranışlarından rahatsız olmayan RTÜK üyesi hemen hemen yok ama kendisini ikaz etmeye bile kimsenin gücü yetmiyor…”
Kazan kaldırdı!
Numan Kurtulmuş yalnız partililerin değil, Saadet Partisi ile kimyası uyuşmayan sol unsurların bile beğenisini kazanan bir lider. Nazik ve çıtası düşmeyen bir üslubun sahibi…
Tüm bu artılara rağmen parti içinde Kurtulmuş’a mesafeli yaklaşan ciddi bir grup var… “Ak saçlılar” olarak tanımlanan katı milli görüşçü eski tüfek siyasetçiler, Numan Kurtulmuş’u henüz liderleri olarak görmüyorlar. Size somut bir örnek vereyim;
Saadet Partisi yetkililerinin yaptığı toplantının bir bölümünde, çalışma yapılan odaya Saadet Lideri Numan Kurtulmuş girer. Doğal olarak partililer ayağa kalkarlar. Tek bir kişi hariç; Şevket Kazan… Kısa bir süre sonra aynı odaya eski genel başkan Recai Kutan girince, milli görüşün dev isimlerinden eski Adalet Bakanı Şevket Kazan hemen ayağa kalkar…
Bu fotoğraf az karine değil!