8 Eylül 2016 Perşembe

Faşizme ve Zulme Boyun Eğmeyen Devrimci Aydın Sanatçı Yılmaz Güney'i Saygıyla Anıyoruz..!

Yılmaz güneyin şiirleirnde ile ilgili görsel sonucu

"Eskiden bilmezdim yalnızlığı
Bir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında
Bir çiçek kendi dalında
Eskiden bilmezdim yalnızlığı
Yalnızlığın içinde
Şimdi yalnız, yalnız mıyım
Kopuk muyum dalımdan
Uzağında mı kaldım ormanın
Yılmaz Güney"

Devrimci aydın ve halkın devrimci sanatçışı, Yılmaz Güney 1937 yılında yoksul Kürt bir ailenin çocuğu olarak Adana da yaşama gözlerini açtı ve 9 Eylül 1984’te Paris’te sürgünde kanser hastalığında yaşama gözlerini yumdu..
Yaşamı yeni emekçilerin sömürü ve zulümden kurtuluşu ve yığınların aydınlanıp örgütlenmesi savaşımına adayan Güney hep örgütlü savaşımı ve hemde yeni bir devrimci sinema yaratma mücadelesiyle, faşist baskı,yokluk ve yoksunluklara karşı mücadele ederek , zindanlarda yatarak halkın öncü devrimci sanatçısı olduğunu ortaya koydu .
Güney, aynı zamanda, iyi bir edebiyatçıydı. Bir çok öykü, kültür sanat üzerine ve politik sorunlara çözümler öneren yazılar, filim senaryoları yazdı.
“Yılmaz Güney, 1984’te –ölümünden altı hafta önce- İngiliz Televizyonu’nun hazırladığı, kendisini tanıtan belgesel filmde; yazdığı öyküden ötürü nasıl yargılandığını şöyle anlatır: ‘Hikaye küçük bir işçi kız hakkındaydı. Bir cümle vardı, kız, Eğer herkes eşit olsaydı, burası bir cennet gibi olurdu, der. Bundan hareket eden savcı, benim eşitlikten bahsederek, komünizm yaptığım sonucuna vardı. Ben o zaman mahkemeye, Komünizm ve sosyalizm hakkında hiçbir şey bilmiyorum, dedim, gerçekten de bilmiyordum. O, bana baktı ve Biz, sizin gibi insanları biliriz, siz her şeyi bilirsiniz, dedi. İşte o zaman gerçekten de her şeyi bilmemiz gerektiğini anladım.’ (Ben Yılmaz Güney’im, İkibine Doğru, sayı: 37, s. 50)” (Nihat Taydaş, Yılmaz Güney Sineması, Kalan Yay. s. 22)
Ölümünün 32.yılında devrimci militan duruşuyla aydınlara örnek olan halkın devrimci aydını ve sanatçısı Yılmaz Güneyi saygıyla anıyoruz.