2 Aralık 2008 Salı

İTÜ Maçka'da faşist saldırı: Biri ağır dört yaralı

stanbul Teknik Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'nun yer aldığı Maçka Kampüsü bugün bir grup faşistin bıçaklı saldırısına sahne oldu. İlerici devrimci öğrencilere saldıran faşistler biri ağır olmak üzere dört üniversiteliyi yaraladı.

Kamera kayıtlarına da yakalanan faşistlerin döner bıçakları ve satırlar taşıdığı görüldü.

Hafif yaralanan üç öğrenci Taksim İlkyardım Hastanesi'ne, durumu ağır olan Çağdaş ön adlı öğrenci de Alman Hastanesi'ne kaldırıldı. Ağır yaralanan öğrencinin kalbinin üstüne bir bıçak darbesi aldığı ve ameliyata alındığı öğrenildi. Öğretim üyeleri de hastanede bekliyor.

Faşistler ise öğrencilerin müdahalesiyle gözaltına aldırıldı. İTÜ'lüler saldırganları teşhis etmek üzere Şişli Asayiş Büro'ya çağrıldı.

İTÜ'lü öğrenciler saldırının ardından 300 kişinin katıldığı bir protesto düzenlediler. Maçka'da yapılan eylemde "İTÜ faşizme mezar olacak" sloganları atılırken, öğrenciler üniversiteye satırlarla saldırı düzenleyenlerin cezasız bırakılmayacağını dile getirdi.

Yarın Maçka kampüsünde bir günlük bir boykot düzenlenecek, Maslak kampüsünde de bir başka protesto eylemi düzenlenmesi bekleniyor.

Üniversiteler her aralık ayında, faşistlerin adeta gelenekselleşen saldırılarına sahne oluyor. Bu yıl da geçen hafta Beyazıt Kampüsü'nde başlayan gerginlik saldırıların yeniden başlayacağının sinyali olmuştu. Faşistlerin Maçka'yı solcu öğrencilerin etkinliği nedeniyle özel olarak hedef seçtiği ve Beşiktaş Ülkü Ocakları tarafından yönlendirildiği sanılıyor.

FARC-EP'ten peş peşe eylemler

Kolombiya’da faşist neo-liberal Uribe hükümetine karşı Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri-Halk Ordusu (FARC-EP)’nun verdiği gerilla mücadelesi hız kesmeden sürüyor. Kasım ayı içinde 50’den ve sonbaharda 130’dan fazla kayıp veren ve iki helikopteri düşürülen Kolombiya ordusuyla FARC-EP’in ülkenin kuzeyindeki Putumayo bölgesinde geçtiğimiz hafta iki kez şiddetli çatışmaya girdikleri bildirildi.

Çatışmanın Muelle La Playa bölgesinde devriye gezen bir gerilla birliğinin Kolombiya polisi tarafından saldırıya uğramasıyla başladığı, FARC-EP’in kayıp vermediği, üç polisin öldürüldüğü ve Putumayo polis şefinin de yaralandığı gelen ahberler arasında. Polislerin FARC-EP’e saldırırken sivilleri de çatışmanın ortasına almaya çalıştıkları bildirilirken, henüz resmi bir bilgi gelmemesine karşın hayatını kaybetmiş sivillerin olabileceği söyleniyor.

FARC-EP’in resmi açıklamalrına göre sadece Ağustos, Eylül, Ekim aylarında, ülkenin doğusunun bir bölümünden ve güneyinin bir bölümünden gelen raporlara göre gerilla güçleri sözü edilen bölgede askeri birimlere yönelik 107 eylem gerçekleştirdi. Ayrıca 27 önemli sıcak çatışma yaşanırken kontrgerilla güçleriyle FARC-EP arasında 16 çarpışma gerçekleşti, FARC-EP 7 pusu ve 1 baskın eylemi gerçekleştirdi.

Bu eylemler sırasında Kolombiya askeri güçleri 131 ölü 358 yaralı olmak üzere 489 kayıp verdi. FARC-EP’in kaybı ise 36’ydı, bunlardan 15’i ölü,15’i yaralı, 1 gerilla kayıp ve 5’i de esir düştü. Bir gerilla da Kolombiya ordusuna teslim oldu.

FARC-EP eylemleri sırasında, 2 helikopter düşürüldü, 6 tanesi hasar gördü, aynı şekilde 1 uçak ve 2 hücum botu vuruldu. 5 enerji santrali hasar gördü ve bir petrol boru hattı dinamitlendi. Bogota, Neiva, Girardot şehirlerinde LEY II (FARC`ın vergi yasası, geliri 1 milyon doları aşan kişi ya da şirketlerden gelirinin % 10`u barış vergisi olarak alınıyor) kapsamında vergi yükümlülüğünü yerine getirmek istemeyen 20 şirkete sabotaj eylemi gerçekleştirildi.

[Justice for Columbia / Latinbilgi – S.T.]

NE İNİŞ VAr NE SINIR

‘Etkisi sınırlı olacak’ denen kriz, etkisini artıyor. Sadece ekim ayında 100 bin kişi İŞKUR’a koştu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ulusa sesleniş konuşmasında, “Kriz tepe noktasına ulaşmış inişe geçmiştir. Türkiye’nin krizden etkilenmesi sınırlı olacaktır” dedi. Fakat kriz, emeği ile geçinenler açısından her gün daha derinden hissediliyor.
Bir ayda 100 bin kişi İŞKUR’a başvurdu
Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) önündeki kuyruklar çığ gibi büyüyor. İŞKUR Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ekim dönemine ait istatistiklerden derlenen verilere göre eylül ayında 43 bin 532 kişinin iş başvurusu yaptığı kuruma, ekim ayında 101 bin 938 kişi başvurdu. Başvuru sayısı 2007’nin Ekim ayında 44 bin 916 kişiydi.
Bu rakamlara göre ekim ayındaki iş başvuruları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 126, eylül ayına göre yüzde 134.17 arttı.
Cinsiyete göre ekim ayı içinde yapılan başvurularda ise erkeklerin oranı bir önceki aya göre yüzde 131.5 artışla 67 bin 372, kadınların oranı ise yüzde 139.56 artışla 34 bin 566’ya yükseldi.
Başvuruda bulunanların 93 bin 664’ü “işsiz”, 6 bin 516’sı “çalışan ancak daha iyi şartlarda iş isteyen”, 135’i “emekli”, 1623’ü ise “belli bir işyerinde çalışmak isteyen” kişilerden oluştu.
Ekim ayında İstanbul 23 bin 517 iş başvurusuyla en fazla müracaatta bulunulan il olurken, bu ili 7 bin 814 başvuruyla Ankara, 7 bin 260 başvuruyla İzmir, 6 bin 116 başvuruyla Bursa, 3 bin 320 başvuruyla da Antalya izledi.
En çok başvurunun yapıldığı iller arasında Kocaeli 3 bin 57, Adana 2 bin 837, Samsun 2 bin 201, Tekirdağ 2 bin 192 ve Manisa 2 bin 8 başvuruyla ilk 10 il arasında yer aldı.
İşe giren sadece 5 bin
İŞKUR’un ekim ayında işe yerleştirdiği kişilerin sayısı ise 5 bin 211 kişinin iş sahibi olduğu 2007 yılının aynı dönemine göre yüzde 142, 8 bin 94 kişinin yerleştirildiği bir önceki aya göre ise yüzde 56 artışla 12 bin 627’ye çıktı.
İşe girenlerden 11 bin 996’sı özel sektörde, 631’i kamu sektöründe çalışmaya başlarken, bunlardan 2 bin 57’si “özürlü”, 33’ü “eski hükümlü”, 1’i de “terör mağduru” sıfatıyla iş buldu.
Üretim kademe kademe vuruluyor
Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Genel Başkanı Hazım Sesli, gelişmiş ülkelerde başlayan krizin Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmekte olan ülkeleri etkilediğinin altını çizerek, krizin reel sektörü de kademe kademe etkileyerek vurduğunu dile getirdi.
Bunun sonucunda şirketlerin işçi çıkararak, maliyetlerini azaltarak gerekli tedbirler almaya başladığını vurgulayan Sesli, işçi çıkararak maliyetlerin düşürülmesinin sektörlere göre değiştiğini kaydetti.
Gelişmiş ülkelere ihracat yapan firmaların pazarının yüzde 30 daraldığına işaret eden Sesli, alımların azaldığını söyledi.
20 bin YTL’lik borcu ödeyemedi, intihar etti
Bursa’nın Nilüfer ilçesi Tahtalı köyünde oturan 3 çocuk babası Mustafa Doğru, ektiği ürünü değerlendiremeyince borçlandı. Piyasaya 20 bin YTL borçlanan Doğru, bunalıma girdi. Bugün saat 06.00’da evlerinin ahırına giden Doğru, yanında getirdiği ‘tek kırma’ olarak silinen av tüfeğini çenesine dayayıp ateşledi.
Ağır yaralanan Doğru, silah sesini duyup yanına gelen eşi ve çocuklarının çağırdığı ambulans gelinceye kadar öldü. Cesedi Bursa Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırılan Mustafa Doğru’nun cebinde, “Ölümümden kimse sorumlu değildir” yazılı bir not ve borç listesi bulundu. Bursa Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı. (EKONOMİ SERVİSİ)
Ankara’da doğalgaza zam
Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş, BOTAŞ’tan alınan doğalgazın metreküp fiyatının 1.8 Ykr arttırıldığını bildirdi. Dağıtım şirketinden gelen bilgiye göre, bir önceki ayın döviz kurunun ortalaması doğalgazın satış fiyatına yansıtıldı. Yapılan artışla önceden 100 YTL ile 102 metreküp doğalgaz alınabiliyorken, artık aynı parayla 98 metreküp doğalgaz alınabilecek. Bu durum zamla bir birlikte yüzde 4’lük bir alım kaybı yaşanacağını gösteriyor. Döviz kurundaki 20 Ekim-20 Kasım tarihleri arasındaki değişimin 1 Aralık 2008 tarihinden itibaren doğalgazın satış fiyatına yansıtıldığı açıklanırken, gelecek aylarda doğalgaz fiyatlarındaki değişimin de döviz kurundaki yükselişe ya da düşüşe bağlı olduğu bildirildi.

Ergenekon sanığı emekli Binbaşı Emek'ten itiraf

Devam eden Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından emekli Binbaşı Fikret Emek, Eskişehir'deki evinde ele geçen mühimmatı Güneydoğu'da kullandığını itiraf etti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında tutuklu sanıklardan emekli Binbaşı Fikret Emek'in savunması alınmaya devam ediyor. TSK görevinden emekli olduğunu, operasyonlarda ele geçirilen malzemelerde patlayıcı maddeleri kendi envanterindeki malzemelerle birlikte kullandığını belirten Emek, diğer malzemeleri teslim ettiğini söyledi. Bu malzemeler arasında bir adet Kalaşnikof marka silahı da askerlerin eğitimi için kullanmak amacıyla aldığını ve kendi arabasında bulundurduğunu iddia etti. Görevde bulunduğu süre içerisinde kendilerine gelen istihbarat amaçlı ihbarları değerlendirdiklerini belirten Emek, teyit ettikleri bilgi ve belgeleri üstleriyle paylaştığını, asılsız, ciddiyetsiz, saptırıcı özellikleri olan ihbarları da imha ettiğini söyledi. Emek, 1994 yılında görev yaptığı Güneydoğu'da ele geçirdikleri patlayıcı maddelerden bir kısmını Eskişehir'e getirdiğini, bu malzemelerden bir kısmını parça parça götürüp görevli olduğu yerlerde PKK'lilere karşı kullandığını belirtti.

Evinde ele geçirilen gizli belgelerin istihbarat amaçlı belgeler olduğunu ve bunların teyit aşamasında olduğunu savunan Emek, 1995 yılında görev yaptığı sırada göğsünden vurulduğunu, vücudunda 9 parçaya ayrılan merminin iç organlarına zarar verdiğini, psikolojik ve fizyolojik sorunlar yaşadığını söyledi. Yaralanmasından sonra içinde bulunduğu psikolojik durum nedeniyle patlayıcıları teslim etmeyi ihmal ettiğini iddia eden Emek, patlayıcıların özel ısı ve nem ortamında rafta saklanması halinde ömrünün kısalmasının engellenebileceği açıklamasını yaptı. Emek, 'Bendeki patlayıcıları kimseye göstermedim, vermedim, saklamak için talimat almadım.' dedi. Ele geçirilen uzun namlulu silahın kaba silahlardan olduğunu, şehir içi suikastlarda kullanılamayacağını, örgütsel amaçlı şehirde kullanılacak silahların saklaması kolay, parçalanabilen, hassas silahlar olabileceğini iddia etti. TNT kalıplarının da 1950'li yıllardan kaldığını, üzerlerinin tozlu olduğunu savundu.

Belgeleri evlilik telaşıyla unutmuş!

Evinde bulunan gizli belgelerle ilgili olarak da evlilik telaşı içerisinde bunları unuttuğunu iddia eden Emek, ihbar niteliğindeki bilgi ve belgelerin yanında her kitapçıdan alınabilecek bazı kitapların da örgütsel içerikli olduğu iddiasıyla el konulduğunu sözlerine ekledi. Emek, belgeleri hiçbir yerde çıkar amaçlı kullanmadığını ifade etti. Annesinin evinde ele geçirilen patlayıcıların kendisine ait olduğunu kabul ettiğini belirterek konuşmasını sürdüren Emek, terör örgütü üyeliği iddiasını çok ağır bulduğunu, silahlar ve belgelerle ilgili dolaylı olarak ailesini ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni zor durumda bıraktığı için çok üzgün olduğunu söyledi.

İSTANBUL-DİHA

1 YTL gasp ettiği iddia edilen çocuğa 10 yıl ceza

Diyarbakır'da patlayan motosiklet lastiğini değiştirmek için tehdit sonucu bir öğrenciden 1 YTL gasp ettiği gerekçesiyle yargılanan 15 yaşındaki S.E, 'Silah kullanmak sureti ile nitelikli yağma' suçlamasıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karara tepki gösteren hukukçular ise kararın S.E'yi toplumdan uzaklaştırmaya yönelik olduğunu vurguladı.

Diyarbakır'ın Yenişehir İlçesi'nin Ofis Semti'nde 17 Eylül'de motosikletinin tekerleği patlayan 15 yaşındaki S.E adlı çocuk, tamir için Kayapınar İlçesi Peyas Mahallesi'nde V.D adlı öğrenciden 1 YTL istediği, V.D'nin parayı vermemesi üzerine cebindeki çakıyı kullanan S.E'nin, V.D'nin ceplerini arayarak 1 YTL'sini gasp ettiği iddia edildi. S.E, daha sonra V.D'nin başka parasının olup olmadığını kontrol etmek için ceplerini arayarak, çakı ile V.D'nin sol bacağını yaralayıp kaçtı. Olay sonrası tedavi edilen V.D için rapor hazırlandı. Raporda V.D'nin bacağındaki yaranın 'basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir' düzeyde olduğu tespit edildi. Ailenin şikâyetçi olmasının ardından S.E gözaltına alınarak, çıkarıldığı Diyarbakır 2. Sulh Ceza Mahkemesince tutuklandı. İki buçuk ay tutuklu kalan S.E, 20 Kasım'da Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nde ikinci kez hakim karşısına çıktı.

'Gasp değil, ödünç aldı'

Duruşmaya tanık olarak katılan A.T, olayla ilgili şunları anlattı: 'Sanık S.E benim arkadaşım. Olay günü Peyas Mahallesi'nde bulunan Huzurkent Sitesi civarında dolaşıyorduk. S.E'nin elinde bıçak vardı. Bu sırada V.D'yi görerek yanına çağırdı. Kendisinden borç para istedi. V.D'de 1 YTL para çıkarıp verdi. Bu sırada S.E'nin elinde bulanan bıçak oymaya çalıştığı ağaçtan koparak V.D'nin bacağına değdi. Ben gasp olayına şahit olmadım. Tamamen ödünç alma olayıdır. V.D'nin yaralanması da kaza sonucu olmuştur' dedi. A.T, ayrıca olay günü S.E'nin aldığı 1 YTL'yi V.D'nin ağlaması üzerine tekrar kendisine verdiğini söyledi.

'Yağma etmedim'

Sanık S.E, bıçak göstermek sureti ile V.D'den para istediğini anlatarak, yağma filine iştirak edici bir davranışının olmadığını savundu. S.E, ayrıca pişman olduğunu ve okuluna gitmek istediğini söyledi. S.E'nin savunmasının ardından Av. Ahmet Muhtar Coşacak da sanığın parayı aldıktan sonra tekrar mağdura teslim ettiğini söyleyerek, suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirtti. Coşacak, 'Yasal unsurların oluştuğunu kabul etsek bile icrai bir hareketle gönüllü vazgeçtiği için ceza tertibine yer olmaması gerekmektedir. Ayrıca 1 YTL para değeri olarak çok düşüktür' diyerek müvekkilinin beraatını talep etti.

Ceza ertelendi

Yapılan savunmaların ardından mahkeme heyeti 'Silahla yağma suçunun sabit olduğuna' karar vererek, TCK'nin 149/1-a Maddesi gereği S.E'yi 10 yıl hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, daha sonra kovuşturma başlamadan önce mağdurun parasının karşılanmasından dolayı cezayı 5 yıla indirdi. S.E'nin suç işlediği tarihte 15 yaşında olmasından dolayı da cezada 3/1 oranında indirime giderek, 3 yıl 4 ay, sanığın iyi halinden ise cezayı 2 yıl 9 aya indirdi. Yaş küçüklüğü, tutuklu kaldığı süre ve sabit ikametgah sahibi olmasından dolayı S.E'nin hapis cezasını erteleyen mahkeme heyeti, tahliye kararı verdi.

Cezayı değerlendiren Diyarbakır Barosu Genel Sekreteri Av. Serhat Eren, 'Türkiye'de kanunlarda işlendiği iddia edilen suç ve verilecek ceza arasında bir orantı olmalıdır. Ancak mahkeme bu orantıyı dikkate almamıştır. Ceza Adalet Sisteminin amacı suça itilmiş bir çocuğu topluma kazandırmak iken, mahkemelerin verdiği ceza niteliği itibari ile çocuğu toplumdan uzaklaştırmaya yönelik bir karardır' dedi.

Çocuk hakları aktivistleri de Türkiye'nin de altına imza attığı Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 37. Maddesi'ne atıfta bulunuyor. Sözleşmeye taraf devletlerin uyması gereken hususlar şöyle sıralanıyor:

# Hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tabi tutulmayacaktır. On sekiz yaşından küçük olanlara, işledikleri suçlar nedeniyle idam cezası verilemeyeceği gibi salıverilme koşulu bulunmayan ömür boyu hapis cezası da verilmeyecektir.

# Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.

# Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri göz önünde tutularak davranılacaktır. Özgürlüğünden yoksun olan her çocuk, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulacak ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüşme yoluyla ilişki kurma hakkına sahip olacaktır.

# Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk, kısa zamanda yasal ve uygun olan diğer yardımlardan yararlanma hakkına sahip olacağı gibi özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasaya aykırılığını bir mahkeme veya diğer yetkili, bağımsız ve tarafsız makam önünde iddia etme ve böylesi bir işlemle ilgili olarak ivedi karar verilmesini isteme hakkına sahip olacaktır.

ADNAN BİLEN / DİYARBAKIR (DİHA)

ABD’liler sosyalizmi merak ediyor

ABD’de Merriam-Webster sözlüğünün internet sayfasında bu yıl en çok aranan kelimeler, Amerikalıların kriz ve başkanlık seçimi dönemindeki endişelerini yansıtıyor.
Sözlükte en çok tıklanan kelime "bailout" (kurtarma planı) olurken, "vet" (tahkik etmek) fiili ikinci, sosyalizm ise üçüncü sırada yer aldı.
Sözlüğü yayınlayan şirketin bir yetkilisi, Kongre’nin kabul ettiği geniş kurtarma planını tanımlamak için kullanılan "bailout" kelimesinin en fazla okunan sözlük maddesi olduğunu bildirdi.
Listede ikinci sırayı alan "vet" fiili, bir göreve talip adayın tecrübe ve niteliklerine atıfta bulunuyor.
Üçüncü sırada gelen sosyalizme tıklamalar ise özellikle eylülden sonra Amerikan şirketleri krize girince fazlasıyla arttı.
Banka kurtarma planına karşı çıkan çevreler, Maliye Bakanı Henry Paulson’u sosyalistlikle suçlamıştı. Cumhuriyetçiler de seçim kampanyasında seçmeni Barack Obama’dan uzaklaştırabilmek için sosyalizme müracaat etmişti.
Cumhuriyetçi başkan adayı John McCain’in kendisi için kullandığı "maverick" (başına buyruk savaşçı) sıfatı ise en çok tıklanan dördüncü kelime oldu.
Webster’in internet sözlüğü saniyede 10 kez tıklanıyor. (aa)

1 Aralık 2008 Pazartesi

Suç listesinde ikincilik beyaz yakanın!

Türkiye’nin ‘adalet istatistikleri’ne göre en çok işsizler suç işliyor, ancak arkalarından üst düzey yöneticiler, müdürler ve kanun yapıcılar geliyor!
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2006 yılına ait ‘Adalet İstatistikleri’ içeriden ilginç manzaralar aktarıyor. İşte bazıları:

* 2006 yılında 84’ü yabancı uyruklu, 75 bin 777’si erkek 2 bin 107’si kadın toplam 77 bin 884 kişi cezaevine girdi.
* İşlenen suçlar arasında İcra İflas Kanunu’na muhalefet 24 bin 571’le ilk sırada yer alırken, bunu 11 bin 460’la dolandırıcılık, 6 bin 945’le yaralama, 6 bin 93’le ise Askeri Ceza Kanununa muhalefet suçları izledi.
* Hükümlüler, ‘Suç türü ve iş durumuna göre’ ise ‘üst düzey yöneticiler, müdürler ve kanun yapıcılar’, ‘profesyonel meslek grupları’, ‘yardımcı profesyonel meslek mensupları’, ‘büro ve müşteri hizmetlerinde çalışan elemanlar’, ‘hizmet ve satış elemanları’, ‘nitelikli tarım, hayvancılık, avcılık, ormancılık ve su ürünleri çalışanları’, ‘sanatkârlar ve ilgili işlerde çalışanlar’, ‘tesis ve makine operatörleri ve montajcıları’, ‘nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar’, ‘silahlı kuvvetler’ ve ‘işsizler’ olarak sıralanıyor.
* En çok suç işleyen hükümlüler arasında sayıları 15 bin 492’yi bulan işsizler ilk sırada yer aldı. İşsizleri 108’i kadın toplam 11 bin 170 kişiyle üst düzey yönetici, müdür ve kanun yapıcı kategorisindeki hükümlüler, 10 bin 361 kişiyle sanatkârlar ve ilgili işlerde çalışanlar, 10 bin 297 kişiyle de nitelikli tarım, hayvancılık, avcılık, ormancılık ve su ürünleri çalışanları izledi.
* İşsizlerin işledikleri suçlar arasında İcra İflas Kanunu’na muhalefet birinci, dolandırıcılık ikinci, yaralama üçüncü, hırsızlık dördüncü sırada yer aldı.
* Genel sıralamada ikinci olan kategorideki meslek gruplarının mensuplarının en fazla işledikleri suçlar ise 3 bin 705’le İcra İflas Kanunu’na muhalefet, 3 bin 44’le dolandırıcılık, 771’le yaralama olarak sıralandı.

Bu kategorideki kişilerin 724’ü hırsızlık, 504’ü ateşli silahlar ve bıçaklarla ilgili suçlar, 296’sı uyuşturucu ve uyarıcı madde imalatı ve ticareti, 206’sı adam öldürme, 139’u hakaret, 101’i yağma, 98’si kaçakçılık, 83’ü cinsel suçlar, 59’u trafik suçları, 51’i orman suçları, 28’i kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, 26’sı uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma ve satın alma, 24’ü kötü muamele, 9’u zimmet, 7’si rüşvet, 918’i de ‘diğer suçlar’dan cezaevine girdi.

* En çok suç işleyen yaş grubu, 25 bin 614’le 25- 34 yaş arası. Onları 20 bin 827 ile 35- 44 yaş grubu, 17 bin 534 ile de 18- 24 yaşları arasındaki gençler takip ediyor.


Üniversiteliler dördüncü
* Eğitim açısından ilkokul mezunları 49 bin 954’le ilk, lise ve dengi okul mezunları 10 bin 898 ile ikinci, 9 bin 386 ile ortaokul ve dengi okul mezunları üçüncü sırada yer alıyor. Üniversite mezunlarının 2 bin 466 ile dördüncü olduğu sıralamada okuma yazma bilmeyen 2 bin 373, okuryazar olup da bir okul bitirmeyen 2 bin 53, ilköğretim mezunu 754 hükümlü ise son sırada bulunuyor.
*Hükümlülerden 1446 ev kadını, 170 öğrenci ve 1967 emekli ‘iş gücünde olmayanlar’ kategorisinde değerlendirilirken, medeni duruma göre ise 51 bin 492 kişinin evli, 23 bin 163 kişinin bekâr olduğu, 2 bin 781 kişinin eşinin öldüğü, 438 kişinin de eşinden boşandığı bilgisine yer veriliyor. (aa)