air Yusuf Hayaloğlu, hastalığından dolayı tedavi gördüğü İstanbul'daki bir hastanede vefat etti.
Bakırköy Hacıbadem Hastanesi'nde tedavi gören Yusuf Hayaloğlu bu sabah saat 07:00'de hayata gözlerini yumdu. Hayaloğlu, Ahmet Kaya'nın da seslendirdiği bir çok şarkının sözlerini yazmıştı. Gülten Kaya, geçtiğimiz günlerde ağabeyi Hayaloğlu'nun kansere yakalandığını söylemişti.
Yüzlerce şarkı sözü yazan ve 'Gözleri İntihar Mavi' adlı bir de şiir kitabı bırakan Hayaloğlu'nun, 'Hani Benim Gençliğim', 'Başım Belada', 'Kod Adı Bahtiyar', 'Başkaldırıyorum', 'Ayrılığın Hediyesi', 'Yüreğim Kanıyor' gibi onlarca şarkı sözü Ahmet Kaya tarafından bestelenmiş ve yorumlanmıştı.
56 yaşında olan Hayaloğlu, evli ve 3 çocuk babasıydı.
4 Mart 2009 Çarşamba
Valilikte AKP malzemeleri çıktı
unceli Valiliği'nde yapılan aramada AKP'ye ait seçim propaganda malzemesi bulundu. Polisin araması devam ediyor.
Tunceli Valiliği Özel İdare Genel Sekreterliği'nde bugün yapılan İl Genel Meclis toplantısına katılan DTP'li üyeler, İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği'ne ait bodrum kattaki depoda, AKP'nin seçim malzemelerinin tutulduğunu belirterek, burada arama yapılmasını istedi.
Atatürk mahallesinde Tunceli Valiliği binasının yanındaki İl Özel İdare binasının bodrum katındaki depoya inen İl Genel Meclisi üyeleri, burada AKP'ye ait seçim afişleri, parti bayrakları, flamalar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Ekim 2008 günü kente geldiğinde partililerin astığı pankartlarını bulduklarını söyledi. DTP İl Genel Meclisi üyeleri cep telefonları ile afişleri götüntülediklerini söyledi ve bu görüntülerle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek suç duyurusunda bulundu.
DTP'lilerin yaptığı suç duyurusunu inceleyen savcılık, sözkonusu binada arama yapılmasını kararlıştırdı. Nöbetçi Savcı Ali Çetin'in talimatıyla polis İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği deposunda arama başlattı. Savcı Çetin'in gözetiminde arama çalışmaları sürerken, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Tunç da hazır bulundu.
Pankartlar saklandı
Tunceli İl Özel İdaresi'ne gelen Cumhuriyet Savcısı Ali Çetin, bodrum katında yaptığı incelemede ilk etapta bir şey bulamazken, DTP İl Genel Meclis Üyesi Özgür Söylemez'in, delilerin yerinin değiştirilebileceği ihtimali üzerine başka bölümlere de baktı ve bulduğu AKP'ye ait 7 pankartı savcıyı teslim etti. Konuya ilişkin bilgi veren DTP İl Genel Meclis Üyesi Halil Ateş, 'Çok sayıda AKP bayrak ve broşürü de bodrum katındaydı. Ancak, çoğunu yok etmişler. Arkadaşımızın bulup savcıya teslim ettiği 7 pankartı da başka bir yere saklamışlardı' dedi. DERSİM
Tunceli Valiliği Özel İdare Genel Sekreterliği'nde bugün yapılan İl Genel Meclis toplantısına katılan DTP'li üyeler, İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği'ne ait bodrum kattaki depoda, AKP'nin seçim malzemelerinin tutulduğunu belirterek, burada arama yapılmasını istedi.
Atatürk mahallesinde Tunceli Valiliği binasının yanındaki İl Özel İdare binasının bodrum katındaki depoya inen İl Genel Meclisi üyeleri, burada AKP'ye ait seçim afişleri, parti bayrakları, flamalar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Ekim 2008 günü kente geldiğinde partililerin astığı pankartlarını bulduklarını söyledi. DTP İl Genel Meclisi üyeleri cep telefonları ile afişleri götüntülediklerini söyledi ve bu görüntülerle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek suç duyurusunda bulundu.
DTP'lilerin yaptığı suç duyurusunu inceleyen savcılık, sözkonusu binada arama yapılmasını kararlıştırdı. Nöbetçi Savcı Ali Çetin'in talimatıyla polis İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği deposunda arama başlattı. Savcı Çetin'in gözetiminde arama çalışmaları sürerken, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Tunç da hazır bulundu.
Pankartlar saklandı
Tunceli İl Özel İdaresi'ne gelen Cumhuriyet Savcısı Ali Çetin, bodrum katında yaptığı incelemede ilk etapta bir şey bulamazken, DTP İl Genel Meclis Üyesi Özgür Söylemez'in, delilerin yerinin değiştirilebileceği ihtimali üzerine başka bölümlere de baktı ve bulduğu AKP'ye ait 7 pankartı savcıyı teslim etti. Konuya ilişkin bilgi veren DTP İl Genel Meclis Üyesi Halil Ateş, 'Çok sayıda AKP bayrak ve broşürü de bodrum katındaydı. Ancak, çoğunu yok etmişler. Arkadaşımızın bulup savcıya teslim ettiği 7 pankartı da başka bir yere saklamışlardı' dedi. DERSİM
3 Mart 2009 Salı
Her gün yeni bir yolsuzluk
1-) AKP ADAYLARI KANDIRDI MHP Antalya İl Başkanı Aydın Yeşilyurt, eğilim yoklamasını ocak ayında yapan AKP’nin Antalya Büyükşehir, ilçe ve belde adaylarını aralık ayında belirlediğini iddia eden bir belge dağıttı. Yeşilyurt, “Bu belge doğruysa, aday adayları kandırılmışlardır. AKP de aday adaylarından haksız yere para toplamıştır. Bu nitelikli dolandırıcılıktır” dedi. Basın toplantısı düzenleyen Yeşilyurt, AKP Kemer İlçe Başkanı Zafer Yaman’ın, partiden ayrılıp MHP’den meclis üyeliği için başvuran Turhan Anatürk’ün adaylığına itiraz ettiğini anlattı. İtiraz nedeniyle AKP il örgütü tarafından Kemer İlçe Seçim Kurulu’na gönderilen yazıda AKP Merkez Yürütme Kurulu kararının yer aldığına dikkat çeken Yeşilyurt, “Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli’nin imzasını taşıyan belgede, parti merkez yürütme kurulunun 16 Aralık 2008 tarihli toplantısında alınan karara yer veriliyor. Kararın altında Antalya Büyükşehir, 5’i merkez toplam 19 ilçe ile bu ilçelere bağlı belde başkan adaylarının adları yer alıyor” dedi. AKP’nin Antalya’da 3 Ocak günü belediye başkan adaylarının belirlenmesi için eğilim yoklaması yaptığını belirten Yeşilyurt, “Eğer itiraz dosyasına iliştirdikleri bu belge doğruysa, adında adalet olan bir parti, kendi partililerini, AKP’ye gönül vermiş kişileri kandırmamış mıdır, aldatmamış mıdır?” dedi. Belgenin doğru olması halinde, 16 Aralık’tan sonra belediye başkan adayı olmak için partiye başvuranlardan alınan bağışlar nedeniyle AKP’nin nitelikli dolandırıcılık suçu işlemiş olacağını iddia eden Yeşilyurt, şöyle devam etti: “Hadi belgenin sahte olduğunu kabul edelim, adaylar 16 Aralık’ta belirlenmemiş olsun; işte o zaman da MHP’nin Antalya adaylarına yönelik bu saldırıda Yüksek Seçim Kurulu sahte belgelerle yanıltılmak istenmiştir.” AKP Muratpaşa belediye başkan aday adayı iken istifa ederek MHP’ye geçen Muratpaşa belediye başkan adayı İsmail Erten hakkında da adaylıktan düşürülmesi için itirazda bulunulduğunu anımsatan Yeşilyurt, “Korkuteli, Manavgat, Kemer ve Muratpaşa’da yapılan itirazlarda aynı evrak kullanılmıştır. Zannediyorum, AKP tüm Türkiye’de aynı belgeyle adaylara itiraz etmektedir” dedi. Her başvuruda 2.25 bin TL AKP Antalya İl Örgütü, büyükşehir hariç ilçe ve beldelerin tamamına yakınında temayül yoklamasını 3 Ocak’ta yaptı. 18 ilçe belediyesi için 57 belediye başkan aday adayı yoklamaya katıldı. Yoklamada 3 binin üzerinde partinin çeşitli kademelerinde görev alan üye ve yönetici oy kullandı. AKP, 11 Ocak’ta ilçe belediye başkan adaylarını açıkladı. AKP’de 74 belde belediyesinin belediye başkan adayları ise 29 Ocak’ta açıklandı. AKP’nin merkez ilçe belediye başkan adaylıkları için her başvurandan 2 bin 250 TL aldığı öğrenildi. 2-) SEÇİM İHALESİNE 'DOĞAL AFET' KILIFI Kadir Topbaş’ın başında bulunduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi, yerel seçimlere yönelik çıktığı “Muhtelif Gıda Alımı” ihalesini, Kamu İhale Yasası’nın “doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi” kapsamında “ivedi” olarak yapılması gereken ihaleler arasına soktu. Kamu İhale Kurulu belgelerine göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, “Muhtelif Gıda Alımı” İşi İhalesi’ne 27 Kasım 2008 tarihinde Kamu İhale Yasası’nın 21/b maddesindeki “Doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya idare tarafından önceden öngörülemeyen olayların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunlu olması” kapsamında pazarlık usulüyle çıktı. Genel sekreter yardımcısı tarafından 26 Ocak 2009’da onaylanan ihaleyi Akyüz Gıda’nın kazandığı, 3 Şubat 2009’da teyit edildi. Kurul reddetti İhaleye 10 Şubat 2009 tarihinde itiraz eden Özgür Gıda Sanayi Limited Şirketi ve Nazlı Ayşe Ceren Akbaşoğlu’nun dilekçesinde, “muhtelif kuru gıda alımı işinin pazarlık usulü ihaleye çıkarıldığı, ancak daha önce ihaleye davet edileceklerin sözlü olarak bildirilmesine rağmen sonradan yapılan ihaleye davet edilmedikleri, ihaleye faaliyet konusu kuru gıda olmayan, peynir ve dondurulmuş gıda olan dört firmanın davet edildiği, İdare’nin ihalede rekabet, eşit muamele ve güvenilirlik ilkelerini zedelediği, ayrıca ihalenin pazarlık usulü yapılmasının şartlarının oluşmadığı” iddialarına yer verildi. Buna karşın kurul, Özgür Gıda ve Akbaşoğlu’nun şikâyet başvurusunu reddetti. 3-) KDV OYUNLU İHALE Ankara Anakent Belediyesi’nin yoksullara dağıtılmak üzere 1200’er ton elmayla portakal alımı ve dağıtılması işinde KDV oranını yüzde 8 yerine yüzde 18 uygulaması nedeniyle 1.7 milyon TL kamu zararına yol açtığı saptandı. Sayıştay denetçileri, Melih Gökçek yönetimindeki Ankara Anakent Belediyesi’nin, başkentte yaşayan yoksul, muhtaç ve dar gelirli ailelere dağıtılmak üzere alınan portakal ve elma ihalesini incelediler. Belediye tarafından 720’şer bin TL’lik, 1200’er ton elma ve portakal alındı. Elma ve portakal alımı için KDV oranının yüzde 8 yerine yüzde 18 olarak uygulandığı belirlendi. Katma Değer Vergisi Yasası hükümleri irdelenen Sayıştay sorgusunda şu değerlendirme yapıldı: “Gerek yaklaşık maliyet hesabında, gerekse malın teslimi ve hizmetin ifası (elma ve portakalların dağıtımı) esnasında düzenlenen faturalarda malzeme ve dağıtım bedellerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve malzeme temininin mal teslimi, dağıtım işininse hizmet kapsamında değerlendirilerek, bu işlemlerin tabi olduğu oranlarda katma değer vergisine tabi tutulması gerekirken, böyle yapılmamış mal alımı niteliğinde olan elma ve portakalın alımı işi için de yüzde 18 KDV uygulanmıştır. Bu durumda elma ve portakal alımı için yüzde 10 fazladan KDV ödenmiştir.” Elma ve portakal alımı için yüzde 10 fazladan KDV ödenmesi nedeniyle 144 bin TL’lik zarar oluştuğuna işaret edilirken Ankara Anakent Belediyesi’nden bunun gerekçelerinin açıklanması istendi. Yardımın kime gittiği de belirsiz Portakal ve elmaların dağıtıldığı belirtilen yoksul aileler de incelendi. Yapılan inceleme sonucunda, yardım yapılan ailelerin aylık gelir düzeylerini ve yardımın ilgililere ulaştırıldığını kanıtlayıcı belgelerin bulunmadığı tespit edildi.
Cumhuriyet / 03.03.09
Cumhuriyet / 03.03.09
Yıkılırken susanların yeniden inşa konferansı
İsrail’in 3 hafta boyunca havadan, karadan ve denizden vurduğu Gazze’yi “yeniden inşa etmek” için düzenlenen Uluslararası Gazze’ye Yardım Konferansı dün Mısır’ın Şarm El Şeyh kentinde başladı. İsrail’in saldırılarına doğrudan ya da dolaylı olarak destek veren liderler, dün yaptıkları konuşmalarda Gazzelilerin yanında olduklarını söyleyip bol keseden yardım vaadinde bulundular.
BAN Kİ-MOON: KALICI ATEŞKES ŞART
Gazze katliamı sırasında İsrail’in saldırılarını durdurması için hiçbir yaptırım kararı alamayan Birleşmiş Milletler’in Genel Sekreteri Ban Ki-moon, dün yaptığı konuşmada “savaşlarda en büyük bedelin masum insanlar tarafından ödendiğini” söyledi. Ban, “Biz Filistin ekonomisini yeniden canlandırmak ve Gazze’nin inşası için buradayız. Ancak biz büyük resme odaklanmalıyız. Yıkılan yerleri yapmaya başlamakla ilk adımı atıyoruz. Ama bunun için kalıcı ateşkesin olması şart.” diye konuştu. Ban, bundan sonra yeni bir döneme girildiğini ifade ederek, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın konferansa katılmasının, yeni ABD yönetiminin Filistin sorununa desteğini gösterdiğini iddia etti. ABD’nin tam desteği olmadan bir şey yapılamayacağını kaydeden Ban, İsrail’in de sorunun çözümü için gereken desteği göstermesini istedi.
SARKOZY: ASKERİ ÇÖZÜM YOK
İsrail Gazze’yi yerle bir ederken yaptığı açıklamada, saldırıyı abartılı bulduğunu söyleyen ancak olayların bu hale gelmesinden Hamas’ı sorumlu tutan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Filistin halkına yardım etmek amacıyla toplandıklarını belirtti. Fransa’nın Filistin halkıyla dayanışma içinde bulunduğunu, Fransa ve Avrupa’nın krizin başladığı andan itibaren seferber olduklarını savunan Sarkozy, “Benim ilk önceliğim, yaşamların kurtulması için çatışmaların durmasıydı. Tekrar ediyorum, dün olduğu gibi bugün de Gazze’de askeri çözüm yoktur” dedi.
Sarkozy, “Gazze bir açık hava hapishanesi olmamalı. Bu toprakların açılması tünellerin kapanmasıyla eş zamanlı olmalı. İsrail, insani yardımların geçişi için geçiş noktalarını açmalı” dedi, ancak başta silah kaçakçılığı olmak üzere her türlü kaçakçılığın engellenmesi için kararlılıkla mücadele edilmesi gerektiğini de söylemeyi ihmal etmedi. Filistinli gruplara açıkça Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas arkasında birleşme çağrısında bulunan Sarkozy, Hamas ile bağlantıda bulunan ülkelere de Hamas’ı Abbas’a katılma yönünde teşvik etmeye çağırdı.
Konferansta konuşan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Ortadoğu’da barış için acilen adım atılması çağrısında bulundu. Clinton, Araplar, İsrailliler ve uluslararası toplumu, şiddet döngüsünün kırılması için adım atmaya ve bölgede barışa ulaşılması hedefi doğrultusunda ilerlemeye çağırdı.
HAMAS: HALKIMIZIN KANI SATILIK DEĞİL
Hamas hükümetinin sözcüsü Tahir El Nunu, Gazze’nin yeniden imarı konusunun siyasi malzeme yapılmasını ve Filistin halkının haklarından vazgeçmesi için bir baskı aracı olarak kullanılmasını reddettiklerini söyledi. Konferansa Filistin Yönetimi Başbakanı Selam Feyyad’ın davet edilmesini de eleştiren El Nunu, bunun konferansı düzenleyenlerin siyasi hedef peşinde olduklarını ortaya koyduğunu belirtti. El Nunu, Filistin halkının uluslararası baskı ve şantajlara boyun eğmeyeceğini, siyasi amaçlı yardımları kesinlikle kabul etmeyeceğini ifade etti. Hamas sözcüsü Fevzi Barhum da “Filistin halkının kanı, hiçbir koşul altında politize edilmiş yeniden imar yardımları karşılığında satılık değildir” dedi. (DIŞ HABERLER)
KİM, NE KADAR VADETTİ
Konferansa katılanların, Gazze’nin yeniden imarı için yapacakları mali yardımın miktarını açıklarken, Filistin yönetimi vaat edilen miktarın 2.78 milyar doları bulacağını ümit ediyor. Konferanstan önce yapılan vaatler ise şöyle:
* Körfez Arap ülkeleri 5 yıl içinde toplam 1.65 milyar dolar yardım yapmayı planlıyor.
* ABD, daha önce yaptığı açıklamada 300 milyonu Gazze için ayrılmak üzere, toplam 900 milyon dolar vereceğini bildirdi. Paranın geri kalanı Filistin Yönetimi’ni desteklemek ve bütçe açıklarını karşılamak için kullanılacak.
* Avrupa Komisyonu’nun toplam 436 milyon avro (552.6 milyon dolar) yardım vaadinde bulunması bekleniyor.
* İngiltere, Gazze ekonomisini yeniden kurmak için 30 milyon pound (43 milyon dolar) vereceğini açıkladı.
* Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye’nin, 2007’de yapılan Donorlar Toplantısında 150 milyon dolar taahhütte bulunduğunu, bu toplantıda ek 50 milyon dolar yardımda bulunacağını söyledi.
İSRAİL-TÜRKİYE BALAYI BİTTİ
İsrail’de yayınlanan Yedioth gazetesinde yayınlan Haymi Behar imzalı makalede, Türkiye ile İsrail arasındaki “balayının bittiği” savunuldu. Behar, “Türkiye’nin sosyal muhafazakarlığa, İsrail’in milliyetçi sağa daha çok eğildiği bu dönemde iki ülke arasındaki özel ilişkilerin geleceğinin tehlikede olduğunu” öne sürdü.
Türkiye’nin Gazze operasyonları nedeniyle İsrail’e yönelttiği “sert” eleştirilerin ardından İsrailli turistlerin Türkiye’ye tatil rezervasyonlarının yüzde 70’ini iptal ettiğine dikkat çeken Behar, Türkiye’deki “anti-semitizmin görülmemiş düzeylere tırmandığını” yazdı.
Behar, makalesine şu ifadelerle devam etti: “Amerika’nın bölgedeki iki müttefiki, Türkiye ile İsrail arasında Sovyet tehdidinin yokluğunda, Soğuk Savaş sonrası döneminde hızlı bir yakınlaşma oldu. Bu dönem 11 Eylül’de sona erdi ve iki ülke, ‘medeniyetlerin çatışması’nın farklı taraflarına yerleştirildi. Bugün, Türkiye’nin sosyal muhafazakarlığa, İsrail’in ise milliyetçi sağa daha çok eğildiği bu dönemde iki ülke arasındaki özel ilişkilerin geleceği konusunda soru işaretleri var.”
Makalede, Ortadoğu’da sosyal muhafazakarlığın medeniyetleri dine dayalı olarak böldüğü savına yer verilirken, ünlü tarihçi Bernard Lewis’in sık sık dile getirdiği “Müslümanların İsrail-Filistin anlaşmazlığına ilişkin algılamasının temel olarak dini olduğu” görüşüne dikkat çekildi. Türkiye kamuoyunun giderek artan bir biçimde İsrail-Filistin sorununa bu açıdan baktığı öne sürülen makalede, “Eğer Türkiye’de bir hükümet İsrail ile diplomatik bağları kesmeye karar verirse, kamuoyundan büyük destek alır” ifadesine yer verildi. (DIŞ HABERLER)
İsraİl ‘yenİ İnşa’ya devam edİyor
Gazze’nin “yeniden inşası” için Mısır’da yardım konferansı düzenlenirken, İsrail, Batı Şeria’da “yeni inşa” faaliyetine devam ediyor.
Haaretz gazetesinin haberine göre İsrail hükümeti, Batı Şeria’da 73 bin 300 yeni bina yapmayı planlıyor. Barış Şimdi hareketinin bir raporuna dayandırılan habere göre bu binaların yapımıyla bölgedeki İsrailli yerleşimcilerin sayısı yüzde yüz artmış olacak. Barış Şimdi’nin raporuna göre 58 bin binanın yapılması yasal onay beklerken, 15 binininki onaylanmış durumda.
Hükümeti kurmakla görevlendirilen sağcı Likud’un lideri Benyamin Netanyahu, Filistin sorununda iki devletli çözüme karşı olduğunu ve yeni yerleşim binaları yapmayacağını, yerleşimcilerin artışının doğal sürece bırakılacağını söyledi. Fakat Barış Şimdi’nin raporu, 17 bin binanın yapılmasının planlandığı yerlerin yerleşimcilerin yaşadıkları yerlerin dışında olduğunu ve bunun da açıkça hükümet eliyle genişlemenin hızlandırıldığını gösterdiğini yazdı.
Sağcı Ulusal Birlik Partisi’nden Yaakov Katz, Batı Şeria’daki inşaatla İsrail’in ilerlediği yönündeki haberlerden memnuniyet duyduklarını söyledi.
BAN Kİ-MOON: KALICI ATEŞKES ŞART
Gazze katliamı sırasında İsrail’in saldırılarını durdurması için hiçbir yaptırım kararı alamayan Birleşmiş Milletler’in Genel Sekreteri Ban Ki-moon, dün yaptığı konuşmada “savaşlarda en büyük bedelin masum insanlar tarafından ödendiğini” söyledi. Ban, “Biz Filistin ekonomisini yeniden canlandırmak ve Gazze’nin inşası için buradayız. Ancak biz büyük resme odaklanmalıyız. Yıkılan yerleri yapmaya başlamakla ilk adımı atıyoruz. Ama bunun için kalıcı ateşkesin olması şart.” diye konuştu. Ban, bundan sonra yeni bir döneme girildiğini ifade ederek, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın konferansa katılmasının, yeni ABD yönetiminin Filistin sorununa desteğini gösterdiğini iddia etti. ABD’nin tam desteği olmadan bir şey yapılamayacağını kaydeden Ban, İsrail’in de sorunun çözümü için gereken desteği göstermesini istedi.
SARKOZY: ASKERİ ÇÖZÜM YOK
İsrail Gazze’yi yerle bir ederken yaptığı açıklamada, saldırıyı abartılı bulduğunu söyleyen ancak olayların bu hale gelmesinden Hamas’ı sorumlu tutan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Filistin halkına yardım etmek amacıyla toplandıklarını belirtti. Fransa’nın Filistin halkıyla dayanışma içinde bulunduğunu, Fransa ve Avrupa’nın krizin başladığı andan itibaren seferber olduklarını savunan Sarkozy, “Benim ilk önceliğim, yaşamların kurtulması için çatışmaların durmasıydı. Tekrar ediyorum, dün olduğu gibi bugün de Gazze’de askeri çözüm yoktur” dedi.
Sarkozy, “Gazze bir açık hava hapishanesi olmamalı. Bu toprakların açılması tünellerin kapanmasıyla eş zamanlı olmalı. İsrail, insani yardımların geçişi için geçiş noktalarını açmalı” dedi, ancak başta silah kaçakçılığı olmak üzere her türlü kaçakçılığın engellenmesi için kararlılıkla mücadele edilmesi gerektiğini de söylemeyi ihmal etmedi. Filistinli gruplara açıkça Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas arkasında birleşme çağrısında bulunan Sarkozy, Hamas ile bağlantıda bulunan ülkelere de Hamas’ı Abbas’a katılma yönünde teşvik etmeye çağırdı.
Konferansta konuşan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Ortadoğu’da barış için acilen adım atılması çağrısında bulundu. Clinton, Araplar, İsrailliler ve uluslararası toplumu, şiddet döngüsünün kırılması için adım atmaya ve bölgede barışa ulaşılması hedefi doğrultusunda ilerlemeye çağırdı.
HAMAS: HALKIMIZIN KANI SATILIK DEĞİL
Hamas hükümetinin sözcüsü Tahir El Nunu, Gazze’nin yeniden imarı konusunun siyasi malzeme yapılmasını ve Filistin halkının haklarından vazgeçmesi için bir baskı aracı olarak kullanılmasını reddettiklerini söyledi. Konferansa Filistin Yönetimi Başbakanı Selam Feyyad’ın davet edilmesini de eleştiren El Nunu, bunun konferansı düzenleyenlerin siyasi hedef peşinde olduklarını ortaya koyduğunu belirtti. El Nunu, Filistin halkının uluslararası baskı ve şantajlara boyun eğmeyeceğini, siyasi amaçlı yardımları kesinlikle kabul etmeyeceğini ifade etti. Hamas sözcüsü Fevzi Barhum da “Filistin halkının kanı, hiçbir koşul altında politize edilmiş yeniden imar yardımları karşılığında satılık değildir” dedi. (DIŞ HABERLER)
KİM, NE KADAR VADETTİ
Konferansa katılanların, Gazze’nin yeniden imarı için yapacakları mali yardımın miktarını açıklarken, Filistin yönetimi vaat edilen miktarın 2.78 milyar doları bulacağını ümit ediyor. Konferanstan önce yapılan vaatler ise şöyle:
* Körfez Arap ülkeleri 5 yıl içinde toplam 1.65 milyar dolar yardım yapmayı planlıyor.
* ABD, daha önce yaptığı açıklamada 300 milyonu Gazze için ayrılmak üzere, toplam 900 milyon dolar vereceğini bildirdi. Paranın geri kalanı Filistin Yönetimi’ni desteklemek ve bütçe açıklarını karşılamak için kullanılacak.
* Avrupa Komisyonu’nun toplam 436 milyon avro (552.6 milyon dolar) yardım vaadinde bulunması bekleniyor.
* İngiltere, Gazze ekonomisini yeniden kurmak için 30 milyon pound (43 milyon dolar) vereceğini açıkladı.
* Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Türkiye’nin, 2007’de yapılan Donorlar Toplantısında 150 milyon dolar taahhütte bulunduğunu, bu toplantıda ek 50 milyon dolar yardımda bulunacağını söyledi.
İSRAİL-TÜRKİYE BALAYI BİTTİ
İsrail’de yayınlanan Yedioth gazetesinde yayınlan Haymi Behar imzalı makalede, Türkiye ile İsrail arasındaki “balayının bittiği” savunuldu. Behar, “Türkiye’nin sosyal muhafazakarlığa, İsrail’in milliyetçi sağa daha çok eğildiği bu dönemde iki ülke arasındaki özel ilişkilerin geleceğinin tehlikede olduğunu” öne sürdü.
Türkiye’nin Gazze operasyonları nedeniyle İsrail’e yönelttiği “sert” eleştirilerin ardından İsrailli turistlerin Türkiye’ye tatil rezervasyonlarının yüzde 70’ini iptal ettiğine dikkat çeken Behar, Türkiye’deki “anti-semitizmin görülmemiş düzeylere tırmandığını” yazdı.
Behar, makalesine şu ifadelerle devam etti: “Amerika’nın bölgedeki iki müttefiki, Türkiye ile İsrail arasında Sovyet tehdidinin yokluğunda, Soğuk Savaş sonrası döneminde hızlı bir yakınlaşma oldu. Bu dönem 11 Eylül’de sona erdi ve iki ülke, ‘medeniyetlerin çatışması’nın farklı taraflarına yerleştirildi. Bugün, Türkiye’nin sosyal muhafazakarlığa, İsrail’in ise milliyetçi sağa daha çok eğildiği bu dönemde iki ülke arasındaki özel ilişkilerin geleceği konusunda soru işaretleri var.”
Makalede, Ortadoğu’da sosyal muhafazakarlığın medeniyetleri dine dayalı olarak böldüğü savına yer verilirken, ünlü tarihçi Bernard Lewis’in sık sık dile getirdiği “Müslümanların İsrail-Filistin anlaşmazlığına ilişkin algılamasının temel olarak dini olduğu” görüşüne dikkat çekildi. Türkiye kamuoyunun giderek artan bir biçimde İsrail-Filistin sorununa bu açıdan baktığı öne sürülen makalede, “Eğer Türkiye’de bir hükümet İsrail ile diplomatik bağları kesmeye karar verirse, kamuoyundan büyük destek alır” ifadesine yer verildi. (DIŞ HABERLER)
İsraİl ‘yenİ İnşa’ya devam edİyor
Gazze’nin “yeniden inşası” için Mısır’da yardım konferansı düzenlenirken, İsrail, Batı Şeria’da “yeni inşa” faaliyetine devam ediyor.
Haaretz gazetesinin haberine göre İsrail hükümeti, Batı Şeria’da 73 bin 300 yeni bina yapmayı planlıyor. Barış Şimdi hareketinin bir raporuna dayandırılan habere göre bu binaların yapımıyla bölgedeki İsrailli yerleşimcilerin sayısı yüzde yüz artmış olacak. Barış Şimdi’nin raporuna göre 58 bin binanın yapılması yasal onay beklerken, 15 binininki onaylanmış durumda.
Hükümeti kurmakla görevlendirilen sağcı Likud’un lideri Benyamin Netanyahu, Filistin sorununda iki devletli çözüme karşı olduğunu ve yeni yerleşim binaları yapmayacağını, yerleşimcilerin artışının doğal sürece bırakılacağını söyledi. Fakat Barış Şimdi’nin raporu, 17 bin binanın yapılmasının planlandığı yerlerin yerleşimcilerin yaşadıkları yerlerin dışında olduğunu ve bunun da açıkça hükümet eliyle genişlemenin hızlandırıldığını gösterdiğini yazdı.
Sağcı Ulusal Birlik Partisi’nden Yaakov Katz, Batı Şeria’daki inşaatla İsrail’in ilerlediği yönündeki haberlerden memnuniyet duyduklarını söyledi.
Vay vay vay!
Mersin’de kendisine taleplerini iletmek isteyen bir çiftçiye, “Terbiyesizlik yapma”, “Ananı da al git!” diyerek siyasette üslup tartışmalarına neden olan ve üslubuyla dünyanın dikkatini çeken Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, siyasi rakiplerinin sert üsluplarına hiç tahammül edemiyor.
120 BİN TL İSTİYOR
Kendisini hicveden karikatüristlere yüklü tazminat davaları açan ve eleştiren haberler yapan gazetelere de cezalar kesen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu tavrını seçim ortamına da taşıdı. Başbakan Erdoğan, kendisine yüklenirken sert ifadeler kullanan ana muhalefet partisi liderine 100 bin TL manevi tazminat davası açtı. Açtığı davalarla Türkiye tarihinde, eleştiriye karşı en çok dava açan başbakan olmaya aday bir grafik çizen Erdoğan, CHP sözcüsünden de “üslubu” nedeniyle 20 bin TL istiyor.
‘MAGANDA’ TAZMİNATI İSTEDİ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Sinop mitinginde, Parti Sözcüsü Mustafa Özyürek’in de basın toplantısındaki sözleri nedeniyle manevi tazminat davaları açtı. Erdoğan’ın avukatı Muammer Cemaloğlu ve Fatih Şahin tarafından açılan davalarda, Baykal’dan 100, Özyürek’ten ise 20 bin TL manevi tazminat talep edildi. Baykal’a açılan davanın dilekçesinde, Deniz Baykal’ın, 28 Şubat Cumartesi günü Sinop’taki seçim mitinginde yaptığı konuşmanın bir bölümüne yer verildi. Dilekçede, Baykal’ın, konuşmasındaki, “Bu külhanbeyi üslubu, bu maganda üslubu ona yakışıyor olabilir ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’na yakışmıyor. Bana diyor ki ‘Kırk fırın ekmek ye, iktidara gel’. Değerli arkadaşlarım, sevgili Sinoplular, içimden geçen şu: Bak sen iktidar olmuşsun ama adam olamamışsın. Bana öyle geliyor ki kırk fırın ekmek yesen de adam olamazsın. Çünkü sen ne söylediğinin farkında değilsin” ifadeleri aktarıldı. Baykal’ın konuşmasında, “Erdoğan’ın şahsiyet haklarına tecavüz niteliğinde, şeref, haysiyet ve onuruna yönelik gerçek dışı, tahkir ve tezyif edici isnat ve ithamlara, fevkalade ağır, katlanılması ve tahammülü gayri kabil hakaretlere yer verdiği” savunulan dilekçede, manevi tazminat talep edildi. Erdoğan daha önce de bir çok haber yazı ve karikatürden dolayı ‘acı, elem ve ıstıraba sürüklendiği’ gerekçesiyle davacı olmuş ve yüklü tazminatlar kazanmıştı.
ÖZYÜREK’E AÇILAN DAVA
Erdoğan’ın, Özyürek’e açtığı davanın dilekçesinde ise Özyürek’in 27 Şubat Cuma günü, partisinin genel merkezinde basın toplantısı nda, Erdoğan ile ilgili, “Siyasi parti liderlerinin görevi, halkı daha lümpen bir maganda üslubuna yöneltmek değil, daha uygar, daha demokratik bir üsluba çekmektir. Dilekçede “ama ne yazık ki gerçekten Sayın Başbakan bir maganda üslubunu benimsemiştir” ifadelerine vurgu yapılarak, bu sözlerin, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı savunuldu.
Dilekçede, “Özyürek’in, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ı ‘maganda üslubu benimsemekle’ itham etmek suretiyle karalamaya çalışmasının, hukuk düzeninin himaye etmeyeceği derecede ağır ve haksız bir saldırı olduğu” kaydedildi.
(HABER MERKEZİ)
‘ACI, ELEM VE IZDIRABA SÜRÜKLENMİŞTİ’
Eleştiriye tahammülü olmayan Başbakan Erdoğan aralarında karikatüristimiz Sefer Selvi’nin de bulunduğu bir çok karikatüriste davalar açmıştı. Erdoğan gazetemizin çizeri Sefer Selvi’nin, 5 Nisan 2004 tarihinde yayımlanan bir karikatürüne 10 bin YTL’lik manevi tazminat davası açmıştı. Dava dilekçesinde karikatürün, “Başbakan’ı acı, elem ve ıstıraba sürüklediği” belirtilerek ‘bu acı, elem ve ıstırabın giderilmesi için’ 10 bin YTL tazminat istenmişti. Mahkeme, Yargıtay kararına uyarak davanın reddine karar vermişti. Erdoğan’ın, gazetemize ve Cumhuriyet Gazetesi Çizeri Musa Kart’a açılan davalara tepki olarak “Tayyipler Alemi” başlıklı karikatürü kapağında yayımlayan Penguen dergisi ve Çizer Erdil Yaşaroğlu’na da 40 bin YTL’lik tazminat davası açmış bu dava da Ankara l. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce reddedilmişti.
ÇİFTÇİYE ‘ANANI DA AL GİT’ DEMİŞTİ
Başbakan Erdoğan, Mersin’de kendisine “Anamızı ağlattınız be. Aşk olsun size aşk olsun. Tarım Bakanı Anayasa’yı ihlal ediyor. Yetmedi mi? Öldük, bittik sayın başbakanım. Hangi yüzle geldin buraya?” diyen Kemal Öncel adlı çiftçiye, “ananı da al git” demişti. Kendisine karşı kullanılan üsluptan rahatsız olan Erdoğan’la çiftçi arasında geçen ve uzun süre gündemi meşgul eden diyalog şöyleydi: Başbakan: Böyle bağırılmaz ki, terbiyesizlik yapma.
Kemal Öncel: Terbiyesizlik yapmıyorum. Lütfen bana hakaret etmeyin.
Başbakan: Artistlik yapma
Kemal Öncel: Artistlik yapmıyorum, ben sanatçı değilim.
Başbakan: İyi bir sanatçısın
Kemal Öncel: Tarım bakanımızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz?
Başbakan: Lan terbiyesizlik yapma
Kemal Öncel: Lan mı?
Başbakan: Evet
Kemal Öncel: Lan mı Canın sağ olsun.
Başbakan: Şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkında mısın?
Kemal Öncel: Ne zaman?
Başbakan : Şimdi.
Kemal Öncel: Benim mahsulüm öldükten sonra mı? 2 senedir anamız ağlıyor.
Başbakan : Hadi ananı da al git buradan.
120 BİN TL İSTİYOR
Kendisini hicveden karikatüristlere yüklü tazminat davaları açan ve eleştiren haberler yapan gazetelere de cezalar kesen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu tavrını seçim ortamına da taşıdı. Başbakan Erdoğan, kendisine yüklenirken sert ifadeler kullanan ana muhalefet partisi liderine 100 bin TL manevi tazminat davası açtı. Açtığı davalarla Türkiye tarihinde, eleştiriye karşı en çok dava açan başbakan olmaya aday bir grafik çizen Erdoğan, CHP sözcüsünden de “üslubu” nedeniyle 20 bin TL istiyor.
‘MAGANDA’ TAZMİNATI İSTEDİ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Sinop mitinginde, Parti Sözcüsü Mustafa Özyürek’in de basın toplantısındaki sözleri nedeniyle manevi tazminat davaları açtı. Erdoğan’ın avukatı Muammer Cemaloğlu ve Fatih Şahin tarafından açılan davalarda, Baykal’dan 100, Özyürek’ten ise 20 bin TL manevi tazminat talep edildi. Baykal’a açılan davanın dilekçesinde, Deniz Baykal’ın, 28 Şubat Cumartesi günü Sinop’taki seçim mitinginde yaptığı konuşmanın bir bölümüne yer verildi. Dilekçede, Baykal’ın, konuşmasındaki, “Bu külhanbeyi üslubu, bu maganda üslubu ona yakışıyor olabilir ama Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı’na yakışmıyor. Bana diyor ki ‘Kırk fırın ekmek ye, iktidara gel’. Değerli arkadaşlarım, sevgili Sinoplular, içimden geçen şu: Bak sen iktidar olmuşsun ama adam olamamışsın. Bana öyle geliyor ki kırk fırın ekmek yesen de adam olamazsın. Çünkü sen ne söylediğinin farkında değilsin” ifadeleri aktarıldı. Baykal’ın konuşmasında, “Erdoğan’ın şahsiyet haklarına tecavüz niteliğinde, şeref, haysiyet ve onuruna yönelik gerçek dışı, tahkir ve tezyif edici isnat ve ithamlara, fevkalade ağır, katlanılması ve tahammülü gayri kabil hakaretlere yer verdiği” savunulan dilekçede, manevi tazminat talep edildi. Erdoğan daha önce de bir çok haber yazı ve karikatürden dolayı ‘acı, elem ve ıstıraba sürüklendiği’ gerekçesiyle davacı olmuş ve yüklü tazminatlar kazanmıştı.
ÖZYÜREK’E AÇILAN DAVA
Erdoğan’ın, Özyürek’e açtığı davanın dilekçesinde ise Özyürek’in 27 Şubat Cuma günü, partisinin genel merkezinde basın toplantısı nda, Erdoğan ile ilgili, “Siyasi parti liderlerinin görevi, halkı daha lümpen bir maganda üslubuna yöneltmek değil, daha uygar, daha demokratik bir üsluba çekmektir. Dilekçede “ama ne yazık ki gerçekten Sayın Başbakan bir maganda üslubunu benimsemiştir” ifadelerine vurgu yapılarak, bu sözlerin, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı savunuldu.
Dilekçede, “Özyürek’in, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ı ‘maganda üslubu benimsemekle’ itham etmek suretiyle karalamaya çalışmasının, hukuk düzeninin himaye etmeyeceği derecede ağır ve haksız bir saldırı olduğu” kaydedildi.
(HABER MERKEZİ)
‘ACI, ELEM VE IZDIRABA SÜRÜKLENMİŞTİ’
Eleştiriye tahammülü olmayan Başbakan Erdoğan aralarında karikatüristimiz Sefer Selvi’nin de bulunduğu bir çok karikatüriste davalar açmıştı. Erdoğan gazetemizin çizeri Sefer Selvi’nin, 5 Nisan 2004 tarihinde yayımlanan bir karikatürüne 10 bin YTL’lik manevi tazminat davası açmıştı. Dava dilekçesinde karikatürün, “Başbakan’ı acı, elem ve ıstıraba sürüklediği” belirtilerek ‘bu acı, elem ve ıstırabın giderilmesi için’ 10 bin YTL tazminat istenmişti. Mahkeme, Yargıtay kararına uyarak davanın reddine karar vermişti. Erdoğan’ın, gazetemize ve Cumhuriyet Gazetesi Çizeri Musa Kart’a açılan davalara tepki olarak “Tayyipler Alemi” başlıklı karikatürü kapağında yayımlayan Penguen dergisi ve Çizer Erdil Yaşaroğlu’na da 40 bin YTL’lik tazminat davası açmış bu dava da Ankara l. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce reddedilmişti.
ÇİFTÇİYE ‘ANANI DA AL GİT’ DEMİŞTİ
Başbakan Erdoğan, Mersin’de kendisine “Anamızı ağlattınız be. Aşk olsun size aşk olsun. Tarım Bakanı Anayasa’yı ihlal ediyor. Yetmedi mi? Öldük, bittik sayın başbakanım. Hangi yüzle geldin buraya?” diyen Kemal Öncel adlı çiftçiye, “ananı da al git” demişti. Kendisine karşı kullanılan üsluptan rahatsız olan Erdoğan’la çiftçi arasında geçen ve uzun süre gündemi meşgul eden diyalog şöyleydi: Başbakan: Böyle bağırılmaz ki, terbiyesizlik yapma.
Kemal Öncel: Terbiyesizlik yapmıyorum. Lütfen bana hakaret etmeyin.
Başbakan: Artistlik yapma
Kemal Öncel: Artistlik yapmıyorum, ben sanatçı değilim.
Başbakan: İyi bir sanatçısın
Kemal Öncel: Tarım bakanımızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz?
Başbakan: Lan terbiyesizlik yapma
Kemal Öncel: Lan mı?
Başbakan: Evet
Kemal Öncel: Lan mı Canın sağ olsun.
Başbakan: Şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkında mısın?
Kemal Öncel: Ne zaman?
Başbakan : Şimdi.
Kemal Öncel: Benim mahsulüm öldükten sonra mı? 2 senedir anamız ağlıyor.
Başbakan : Hadi ananı da al git buradan.
Son çığlığı ulaşmadı
Engin Ceber; karakolda, polis aracında, cezaevinde süren aralıksız işkenceyi başsavcıya yazdığı mektupla anlatmak istedi, ancak mektubu ulaştıramadan beyin ölümü gerçekleşti. Ceber’in koğuşundan bir tutuklu ise arkadaşının yazdığı mektubu sakladı ve Adalet Bakanlığı müfettişlerine verdi.
Engin Ceber, Ferhat Gerçek’i felç bırakan polisin yargılanması talebiyle 28 Eylül 2008’de yapılan basın açıklamasında gözaltına alındı, İstinye Şehit Muhsin Bodur Polis Karakolu ve Sarıyer Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. İşkence dolu gözaltının ardından Cihan Gün ve Özgür Karakaya ile tutuklanarak Metris, Aysu Baykal ise Bakırköy Cezaevi’ne gönderildi. Ceber ve arkadaşlarının gördüğü işkence, Metris’te de devam etti. Ceber’in, 8 Ekim 2008’de kaldırıldığı Şişli Etfal Hastanesi’nde beyin ölümü gerçekleşti. Ancak 7 Ekim’de Metris T2 koğuşundan çıkarılırken baygın halde olan Ceber’in başsavcıya yazdığı mektubu, tutuklu Ahmet Aksu sakladı.
‘GEREKENİ YAPIN’ DEMİŞTİ
6 Ekim 2008 tarihli bir sayfadan oluşan mektubun adres bölümünde “2 No’lu Metris T Tipi Kapalı Cezaevi T2-B8 koğuş” yazıyordu. Alıcı ise Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı idi. Ceber, son mektubunda şöyle diyordu: “İki gün boyunca ayakta sayım vermiyoruz diye saldırıya uğradık. İnsanlık dışı muamelelere maruz kaldık. Tahta sopalarla, ufak demirlerle vurmalar, vücudumuzun her tarafına, kafamızdan aşağıya soğuk su dökmeler.” Ceber, mektubun sonunda ise Sarıyer’de emniyette ve karakolda gördükleri işkencelerden ötürü gerekenin yapılmasını istiyordu başsavcıdan.
ADALET NÖBETİ SÜRÜYOR
Engin Ceber’in işkence sonucu öldürülmesine ilişkin davanın 4. duruşması yarın görülecek. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma süresince Ceber’in arkadaşları, Halk Cephesi ve TAYAD üyeleri, adliye önünde adalet nöbetini sürdürecek.
21 Ocak’ta görülen ilk duruşma, yoğun katılımdan ötürü 265 numaralı salonda yapılmış, tutuklu yargılanan 6 sanığın ifadesi tamamlanmıştı. İki gün üst üste görülen 2. ve 3. duruşmalarda ise tutuksuz sanıklar ifade vermiş, Baykal, Gün ve Karakaya yaşadıkları işkenceleri anlatmıştı. Önceki duruşmalara tutuksuz yargılanan polisler katılmamıştı.
Engin Ceber, Ferhat Gerçek’i felç bırakan polisin yargılanması talebiyle 28 Eylül 2008’de yapılan basın açıklamasında gözaltına alındı, İstinye Şehit Muhsin Bodur Polis Karakolu ve Sarıyer Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. İşkence dolu gözaltının ardından Cihan Gün ve Özgür Karakaya ile tutuklanarak Metris, Aysu Baykal ise Bakırköy Cezaevi’ne gönderildi. Ceber ve arkadaşlarının gördüğü işkence, Metris’te de devam etti. Ceber’in, 8 Ekim 2008’de kaldırıldığı Şişli Etfal Hastanesi’nde beyin ölümü gerçekleşti. Ancak 7 Ekim’de Metris T2 koğuşundan çıkarılırken baygın halde olan Ceber’in başsavcıya yazdığı mektubu, tutuklu Ahmet Aksu sakladı.
‘GEREKENİ YAPIN’ DEMİŞTİ
6 Ekim 2008 tarihli bir sayfadan oluşan mektubun adres bölümünde “2 No’lu Metris T Tipi Kapalı Cezaevi T2-B8 koğuş” yazıyordu. Alıcı ise Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı idi. Ceber, son mektubunda şöyle diyordu: “İki gün boyunca ayakta sayım vermiyoruz diye saldırıya uğradık. İnsanlık dışı muamelelere maruz kaldık. Tahta sopalarla, ufak demirlerle vurmalar, vücudumuzun her tarafına, kafamızdan aşağıya soğuk su dökmeler.” Ceber, mektubun sonunda ise Sarıyer’de emniyette ve karakolda gördükleri işkencelerden ötürü gerekenin yapılmasını istiyordu başsavcıdan.
ADALET NÖBETİ SÜRÜYOR
Engin Ceber’in işkence sonucu öldürülmesine ilişkin davanın 4. duruşması yarın görülecek. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma süresince Ceber’in arkadaşları, Halk Cephesi ve TAYAD üyeleri, adliye önünde adalet nöbetini sürdürecek.
21 Ocak’ta görülen ilk duruşma, yoğun katılımdan ötürü 265 numaralı salonda yapılmış, tutuklu yargılanan 6 sanığın ifadesi tamamlanmıştı. İki gün üst üste görülen 2. ve 3. duruşmalarda ise tutuksuz sanıklar ifade vermiş, Baykal, Gün ve Karakaya yaşadıkları işkenceleri anlatmıştı. Önceki duruşmalara tutuksuz yargılanan polisler katılmamıştı.
YÜZDE 50=YÜZDE 2
Yerel seçimler için aday belirleme çalışmalarında kadınlara büyük vaatlerde bulunan birçok parti yine kadınları liste dışı bıraktı. 3 bin 225 il, ilçe ve belde belediye başkan adaylığı için partiler 400’den fazla kadın aday gösterirken, AKP, MHP, CHP gibi partiler yüzde 2’yi dahi bulmayan kadın adayların çoğunluğunu ise seçilemeyecek bölgelerden yer verdi.
Dünyada kadınların siyasete katılımında sondan 6. sırada bulunan Türkiye 3 bin 225 il ilçe ve belde belediye başkanlıklarında sadece 18 kadın belediye başkanı bulunuyor.
SADECE 10 İLDE KADINLAR ADAY
Kadınlar seçimlerde toplam 10 ilde ve 54 ilçede erkek rakipleriyle yarışacaklar. İllerde en çok belediye başkan adayını CHP gösterirken, ilçe bazında en çok kadın aday gösteren parti DTP oldu. CHP, Aydın, Bursa, Şanlıurfa, Antakya, Erzincan ve Kastamonu’dan kadın belediye başkan adayı gösterirken, DTP Kars ve Tunceli’den iki adayla yarışa katıldı.
İktidar partisi AKP ise Ordu’da, DP Sivas’tan kadın aday göstermeyi tercih etti. Böylece kadınlar 10 ilde erkek rakipleriyle yarışacak. MHP ise il belediye başkan adayı listesinde kadına yer vermedi.
SİYASETTE DEĞİŞİKLİK YOK
Sürdürdüğü kampanyalarla kadınların siyasette aktif yer alması için çalışma yürüten Kadın Adayları Destekleme Derneği’nden (KADER) alınan verilere göre kadın aday oranlarında 2004 yerel seçimlerine göre bir artış olsa da, kadınların seçilebilir yerlerden aday gösterilmesinde partilerin siyasetinde bir değişiklik olmadığı görülüyor.
AKP’NİN LİSTESİNE KADIN ORANI BİNDE 6
Kadınların “Ruanda da bile kota var” eleştirisine tepki göstererek, “O zaman siz de Ruanda’ya gidin” cevabı veren Başbakan Erdoğan aldığı eleştiriler karşısında bu kez “Kadınlara kota değil mutlak eşitlik öneriyoruz “ dedi ancak yine listelerde kadınlara yer vermedi. İktidar partisi olmanın avantajıyla 3 bin 200 yerden belediye başkan adayı gösteren AKP, listelerinde sadece 18 kadına yer verdi.
SEÇİLEMEYECEK YERLERDEN ADAY GÖSTERİLDİLER
Listelerinde 8’i kent merkezi olmak üzere toplam 46 kadın adaya yer veren Cumhuriyet Halk Partisi ise kadınlara ağırlıkta seçilemeyecekleri yerleri uygun gördü. CHP seçimlerde başarılı olması mümkün olmayan Urfa, Aydın, Erzincan ve Kastamonu’dan kadın aday göstermesi kadınlar tarafından liste doldurduk tepkisiyle karşılandı. Meclis’te grubu bulunan MHP ise hiçbir ilden kadın aday göstermezken, ilçelerde ise CHP taktiğini uygulayarak, seçilemeyecek yerlerde listeye kadın aday koydu.
KADER’DEN ADAY ORANLARINA TEPKİ
Türkiye genelinde siyasi partilerin toplam oranlarına bakıldığında 3 bin 225 il ilçe ve belde belediye başkanlığında toplam yüzde 2 civarında kadın aday gösterilmesi bir önceki dönem binde 6 olan seçilme oranının bu dönem de değişmeyeceğini gösterdi.
KADINA YİNE YER YOK
İl genel meclisi ve belediye meclis üyeliği adaylıklarında ise kesin olmayan sonuçlara göre kadınların adaylık oranları yüzde 4 civarında bulunuyor. Oranları değerlendiren kadınlar “Kadına yine yer yok” diye isyan ederken KADER geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla, adaylık oranlarında kadınlara yer vermeyen siyasi partilerin tavrını eleştirmiş ve yüzde 50 oy potansiyeli olan bir kesimde yüzde 2 civarı verilen adaylıkları adaletsizlik olarak nitelemişti. (DİHA)
Dünyada kadınların siyasete katılımında sondan 6. sırada bulunan Türkiye 3 bin 225 il ilçe ve belde belediye başkanlıklarında sadece 18 kadın belediye başkanı bulunuyor.
SADECE 10 İLDE KADINLAR ADAY
Kadınlar seçimlerde toplam 10 ilde ve 54 ilçede erkek rakipleriyle yarışacaklar. İllerde en çok belediye başkan adayını CHP gösterirken, ilçe bazında en çok kadın aday gösteren parti DTP oldu. CHP, Aydın, Bursa, Şanlıurfa, Antakya, Erzincan ve Kastamonu’dan kadın belediye başkan adayı gösterirken, DTP Kars ve Tunceli’den iki adayla yarışa katıldı.
İktidar partisi AKP ise Ordu’da, DP Sivas’tan kadın aday göstermeyi tercih etti. Böylece kadınlar 10 ilde erkek rakipleriyle yarışacak. MHP ise il belediye başkan adayı listesinde kadına yer vermedi.
SİYASETTE DEĞİŞİKLİK YOK
Sürdürdüğü kampanyalarla kadınların siyasette aktif yer alması için çalışma yürüten Kadın Adayları Destekleme Derneği’nden (KADER) alınan verilere göre kadın aday oranlarında 2004 yerel seçimlerine göre bir artış olsa da, kadınların seçilebilir yerlerden aday gösterilmesinde partilerin siyasetinde bir değişiklik olmadığı görülüyor.
AKP’NİN LİSTESİNE KADIN ORANI BİNDE 6
Kadınların “Ruanda da bile kota var” eleştirisine tepki göstererek, “O zaman siz de Ruanda’ya gidin” cevabı veren Başbakan Erdoğan aldığı eleştiriler karşısında bu kez “Kadınlara kota değil mutlak eşitlik öneriyoruz “ dedi ancak yine listelerde kadınlara yer vermedi. İktidar partisi olmanın avantajıyla 3 bin 200 yerden belediye başkan adayı gösteren AKP, listelerinde sadece 18 kadına yer verdi.
SEÇİLEMEYECEK YERLERDEN ADAY GÖSTERİLDİLER
Listelerinde 8’i kent merkezi olmak üzere toplam 46 kadın adaya yer veren Cumhuriyet Halk Partisi ise kadınlara ağırlıkta seçilemeyecekleri yerleri uygun gördü. CHP seçimlerde başarılı olması mümkün olmayan Urfa, Aydın, Erzincan ve Kastamonu’dan kadın aday göstermesi kadınlar tarafından liste doldurduk tepkisiyle karşılandı. Meclis’te grubu bulunan MHP ise hiçbir ilden kadın aday göstermezken, ilçelerde ise CHP taktiğini uygulayarak, seçilemeyecek yerlerde listeye kadın aday koydu.
KADER’DEN ADAY ORANLARINA TEPKİ
Türkiye genelinde siyasi partilerin toplam oranlarına bakıldığında 3 bin 225 il ilçe ve belde belediye başkanlığında toplam yüzde 2 civarında kadın aday gösterilmesi bir önceki dönem binde 6 olan seçilme oranının bu dönem de değişmeyeceğini gösterdi.
KADINA YİNE YER YOK
İl genel meclisi ve belediye meclis üyeliği adaylıklarında ise kesin olmayan sonuçlara göre kadınların adaylık oranları yüzde 4 civarında bulunuyor. Oranları değerlendiren kadınlar “Kadına yine yer yok” diye isyan ederken KADER geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla, adaylık oranlarında kadınlara yer vermeyen siyasi partilerin tavrını eleştirmiş ve yüzde 50 oy potansiyeli olan bir kesimde yüzde 2 civarı verilen adaylıkları adaletsizlik olarak nitelemişti. (DİHA)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)