4 Ekim 2009 Pazar

Bir halk düşmanı ölümle cezalandırıldı

Maoist Komünist Partisi milisleri, 1980 faşist darbesi sonrasında Dersim halkına ve devrimcilere yönelik baskı ve işkencenin sorumlularından emekli albay Aytekin İçmez'i ölümle cezalandırdığını açıkladı.

Elimize e-posta yoluyla ulaşan açıklamaya göre: Maoist Komünist Partisi milisleri, işkenceci bir askeri cezalandırdı. Halka ve devrimcilere yönelik baskı ve işkencede sınır tanımayan, Eylül 1981'de Behzat Firik isimli devrimciyi işkenceden geçirerek diri diri yakarak katleden 'Kulaksız yüzbaşı' ismiyle bilinen Aytekin İçmez, Bursa'ya bağlı Namazgah Mahallesi'ndeki evinde 28 Eylül günü ölümle cezalandırıldı. Dersim'de görev yaptığı dönemde, yüzbaşı olan İçmez'in Albay iken emekli olduğu kaydedildi. İşkenceci İçmez'in tek kurşunla öldürüldüğü öğrenildi.

Maoist Komünist Partisi Askeri Komitesi cezalandırma eylemine ilişkin açıklamasında,

“Halk düşmanı unsur Bursa'ya bağlı Namazgah Mahallesi'ndeki evinde komitemize bağlı HKO milislerince 28 Eylül 2009 tarihinde ölüm cezası ile cezalandırılmıştır” dedi.

Açıklamada, Kulaksız Yüzbaşı'na ilişkin şu bilgiler yer aldı: “12 Eylül faşist cuntasının Dersim’de görevlendirdiği Aytekin İçmez devrimci-komünistlere yaptığı işkencelerden bilinir. 29 yıl önce yoldaşımız Behzat Firik'e uyguladığı ağır işkenceleri ve yoldaşımızı katletmesinden bilinir. Dersim’de bulunduğu altı yıl boyunca halka uyguladığı işkence ve baskılardan bilinir.

Kenan Evren tarafından yaptıklarından kaynaklı “af” edilip Kayseri bölgesinde görevlendirdiği Aytekin İçmez izini kaybettirse de devrimci adaletimizden kurtulamadı. Halk düşmanlarından hesap sorduk hesap soracağız.”

Behzat Firik diri diri yakılarak katledilmişti

Eylül 1981'de Ovacık-Hozat sınır bölgesinde bulunan Hülükuşağı köyüne bağlı Kale Deresi Mezrası'na Yüzbaşı Aytekin İçmez denetiminde bin asker giriş yaptı. Köyde günlük işlerini yapan Behzat Firik, askerler tarafından evinden alındı, ormanda sorguya çekildi.

Sorgulamayı halka ve devrimcilere karşı işkencelerle tanınan “Kulaksız” olarak bilinen yüzbaşı Aytekin İçmez yönetiyordu. Sorgulamada Behzat Firik'ten bilgi almak isteyen İçmez, Firik'in karşısındaki ağaca ağabeyini bağladı. Behzat Firik, kardeşinin gözleri önünde ayakları ateşe sokularak vücudu diri diri yakılmaya başlandı. İşkenceci yüzbaşı, ateşte kor haline getirdiği kasatura ile Firik’in gözlerini ve vücudunu dağladı. İşkencede “ser verip sır vermeyen” Firik, kardeşinin gözleri diri diri önünde yakılarak katledildi. Yüzbaşı Aytekin İçmez, Firik’in cansız bedenini kurşunladı.

IMF'nin tarihi kanlıdır


IMF, 1955 yılından sonra ikinci kez İstanbul'da toplanıyor. IMF, yalnızca uluslararası bir banka değildir. Bir emperyalist güçtür. IMF'nin tarihi kanlıdır. IMF'nin ayak izlerini daima darbeler ve katliamlar izlemiştir. CIA darbelerin plancısı; IMF finansörüdür.

Uluslararası Para Fonu, kurulduğu günden soğuk savaş yıllarına ve günümüze kadar uzanan zaman diliminde, işbirlikçi devletleri, darbecileri, askeri diktatörlük rejimlerini desteklemiştir. Latin Amerika'dan Türkiye'ye onlarca askeri darbenin arkasında IMF vardır.

IMF, son olarak Honduras'ta bu yılın Haziran ayında gerçekleşen askeri darbeye açıktan destek verdi. Darbeden önce Honduras için hiçbir şey yapmayan IMF, pek çok ülkenin ilişkilerini kestiği darbecilere 150 milyon dolar verdi.

IMF, Şili'de halkçı Allende hükümetinin devrilip yerine Pinochet'in başa geçmesini sağlayan esas oğlandı. Pinochet 1974-1989 yılları arasında hüküm sürdü. 1974'te, 5 milyar dolar olan IMF'ye borç, 27,4 milyara kadar çıktı. Türkiye'de IMF'nin acı reçetesi 24 Ocak kararları, ancak 12 Eylül darbesiyle uygulamaya sokulabildi.

IMF, Arjantin'de 30 bin kişinin katilidir. 1976-'83 yıllarında hüküm süren Jorge Rafael Videla diktatörlüğüne para musluklarını açtı. Darbeden önce 9 milyar olan borç, 1983 yılında 18,3 milyar oldu. Bu dönemde, 30 bin kişi kaybedildi. Plaza De Mayo, beyaz başörtüleri ile kayıplar mücadelesinin simgesi oldu.

İşte IMF'nin kanlı tarihi...

Emperyalist haydutlardan hesap sormak için Alanlara Cikalim


İMF ve Dünya Bankası haydutları 1-7 Ekim’de İstanbul’da toplanıyor. Haydut diyoruz, çünkü onların işi dünya çapında işçi sınıfını ve emekçi halkları zincire bağlayıp soymaktır. Onların işi, dünyanın yeraltı ve yer üstü servetlerini yağmalamaktır.

Elbette onlar bu haydutluğu kendi hesaplarına yapmıyorlar. Onlar dünyaya egemen emperyalist-kapitalist güçler için çalışıyorlar. Dünyayı sınırsız ve engelsiz bir sömürü ve yağma cennetine çeviriyorlar. İşçinin, emekçinin, köylünün sofrasından çalıp efendilerine aktarıyorlar. Böylesine insanlık dışı bir misyonu yerine getiren bu haydut takımının kirli elleri milyarlarca insanın boğazında.

İMF ve DB’nin dünyanın emekçi halklarına karşı işlenmiş sayısız suçla dolu bir tarihi var. emperyalizmin mali polisi İMF, “Uyum kredileri” adı altında ülkeleri borçlandırır, fakat bu borçlar misliyle ödense de bitmez. Çünkü bu bir soygun mekanizmasıdır. İMF bu kadarıyla da kalmaz. Aynı zamanda bu borçları kapsamlı sosyal yıkım ve yağma politikalarını uygulatmak için kullanır.

İMF ve DB, özelleştirmedir. İMF ve DB, uluslararası tekellerin yağma ve sömürü özgürlüğü için tüm engellerin ortadan kaldırılmasıdır. İMF ve DB, yine tekeller sömürsün diye işçi ve emekçilerin örgütsüzleştirilmesi ve köleleştirilmesidir. İMF ve DB, eğitimden sağlığa, belediye hizmetlerinden suya kadar insani tüm hizmet alanlarının ticarileştirilmesidir. Onun için soframızdaki azalan ekmeğin, çocuğumuza alamadığımız mamanın, hastane önünde parası olmadığı için ölen hastamızın sorumlusudur. İMF ve DB, kriz demektir. Dün olduğu gibi bugün de yaşanan krizlerin sorumlusudur. Sadece sorumlusu değil aynı zamanda krizin emekçilere fatura etmenin aracıdır. Bunun için İMF ve DB işsizliktir.

İMF ve DB, aynı zamanda siyasal gericilik ve zorbalıktır. Çünkü, milyonlarca işçi ve emekçinin yaşamının emperyalist-kapitalist tekeller için zindana çevirilmesi işi, baskı ve terörsüz olmaz. Bu nedenle İMF ve DB’nin başka kardeşleri de var. CIA ve NATO gibi suç örgütleri hep İMF ve DB ile birlikte çalışmışlardır. İMF programlarını uygulamak için darbeler tezgahlamaktan, devrimcilerin, sendikacıların ve emekçilerin toplu kıyımına kadar sayısız kanlı olaya imza atmışlardır.

Bunun için öfkemizi bileyip sokaklara çıkalım. Kurulan mücadele barikatlarında yerimizi alalım. Bu haydut takımına ülkeyi dar edelim. Böylelikle hem bize ve dünya halklarına karşı işledikleri suçların hesabını soralım, hem de artık yeni sosyal yıkım ve yağma politikalarına izin vermeyeceğimizi gösterelim. Emperyalistlerden ve uşaklarından hesap sormak için 6-7 Ekim’de Taksim’e, Kongre Merkezi’ne!

Emperyalizmin suç örgütleri İMF-DB defol!

Emperyalist mali kuruluşlarla işbirliğine son!

Tüm dış borçlar iptal edilsin!

Kahrolsun emperyalizm, yaşasın sosyalizm!

3 Ekim 2009 Cumartesi

Eğitim Sen: IMF'ye atacak ayakkabımız çok


Eğitim emekçileri, IMF politikalarıyla gasp edilen hakları için İstiklal Caddesi'nde çıplak ayak yürüdü. Eğitim Sen üyeleri, ayakkabılarını ellerine alarak “IMF'ye atacak ayakkabımız çok” dedi.
Eğitim Sen İstanbul Şubeleri üyeleri, Taksim Tramvay Durağı'ndan Galatasaray Meydanı'na öğrenciler ve velilerle birlikte yürüyüş düzenledi, eğitim, sağlık, barınma, ulaşım haklarının gasp edilmeye çalışmasını protesto etti.
Eğitim Sen üyeleri, öğrenciler ve veliler, Taksim Tramvay Durağı'nda bir araya geldi. “Parasız, bilimsel, laik, demokratik eğitim haktır, engellenemez” yazılı pankart taşıdı. Yaklaşık 200 kişi, ayakkabılarını çıkararak, çıplak ayak Galatasaray Meydanı'na yürüdü. “IMF'ye atacak ayakkabımız çok” mesajı verdi.
Yürüyüş boyunca, “Eğitim haktır satılamaz”, “Savaşa değil, eğitime bütçe”, “Anadilde eğitim haktır engellenemez”, “IMF defol, bu memleket bizim”, “Kahrolsun IMF, işbirlikçi AKP” sloganlarını haykırdı. Çevredeki halka seslenen Eğitim Sen üyeleri, İstanbul'da bulunan IMF'ye karşı susmayacaklarını dile getirdi. “Ücretsiz eğitim, sağlık, barınma, ulaşım hakkı için yürüyoruz” dedi.
IMF politikaları daha da yoksullaştırdı
Galatasaray Meydanı'nda bir açıklama yapan Eğitim Sen İstanbul 8 No'lu Şube Başkanı Hatun İldemir, IMF ve Dünya Bankası politikaları doğrultusunda kamusal hizmetlerin piyasalaştırıldığını söyledi. Eğitim-bilim emekçilerinin, işçilerin, öğrencilerin bu politikalar yüzünden temel haklarından faydalanamaz duruma geldiklerini, daha da yoksullaştıklarını ifade etti.
Temel tüketim maddelerine yapılan zamları teşhir eden İldemir, zamların geri çekilmesini istedi. İldemir, “Kamusal hakların piyasalaştırılmasına karşı mücadelemizi büyütmekte kararlıyız” diye konuştu.
Mücadele ortaklaştırılmalı
IMF Başkanı'na ayakkabı atarak tepkisini gösteren Selçuk Özbek, emperyalizme, kapitalizme karşı emekçilerle öğrencilerin mücadelesinin ortaklaştırılması gerektiğini belirtti.
Eylemde ataması yapılmayan bir öğretmen adayı da konuşma yaptı. 350 bin atanamayan öğretmenden birisi olduğunu söyleyen eğitim emekçisi, “600 TL'ye çalışmaya zorlanıyoruz” dedi. Dershanelerde kölece koşullarda çalıştırılan öğretmelere mücadele çağrısında bulundu.
Eyleme, Öğrenci Kolektifleri ve Gençlik Muhalefeti de destek verdi.

Honduras Halki direnniyor


Honduras'ta darbeci yönetim, halkın direnişi karşısında geri adım attı, Devlet Başkanı Manuel Zelaya ile görüşme kararı almak zorunda kaldı. Cuntacılar, faşist kararnameyi kaldıracaklarını da açıkladı.
Haziran ayından bu yana cuntacılar tarafından yönetilen Honduras'ta halk yürüyüşlerin ve protestoların yasaklanmasına karşı sokaklarda direniyor, faşist yasaları geri çektiriyor. Cunta lideri Roberto Micheletti, halkın direnişi ve uluslararası tepkiler üzerine Manuel Zeleya ile diyaloğa hazır olduğunu söyledi. Micheletti, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan kararnameyi de en geç pazartesi günü iptal edeceğini açıkladı.
Darbecilerin hakkında tutuklama kararı verdiği Zeleya ise diyaloğa hazır olduğunu belirtti, eğer hükümetin başına geçerse mahkeme önüne çıkmaktan da çekinmediğini ifade etti.
Amerikan Devletler Örgütü (OAS) aracılığıyla gerçekleştirilecek görüşmeden bir anlaşma çıkması bekleniyor. OAS Genel Sekreteri Jose Miguel Insulza'nın özel temsilcisi John Bielh, başkent Tegucigalpa'da düzenlediği basın toplantısında, şu anda Zelaya ile darbeci Devlet Başkanı Roberto Micheletti arasında doğrudan bir görüşme planlanmadığını kaydetti.

Gençler, İstanbul'u IMF'cilere dar edecek


Üniversite öğrencileri, IMF işbirlikçilerine 6. Filo'nun denize döküldüğü yerden seslendi. “İstanbul'u IMF'ye dar edeceğiz' diye haykırdı. Beyazıt'tan Dolmabahçe'ye yürümek isteyen öğrenciler, polis barikatıyla engellendi. Kabataş'a geçen öğrenciler, barikatları aştı, Dolmabahçe'ye yürüdü.
IMF ve Dünya Bankası toplantısına karşı Beyazıt'tan Dolmabahçe'ye yürümek isteyen yüzlerce üniversite öğrencisi, çevik kuvvet barikatı ile engellendi. Öğrenciler, Kabataş'a ulaştı, barikatları aşarak Dolmabahçe'ye yürüdü, “ NATO'yi nasıl karşıladıysak, IMF'yi de o kadar 'sıcak' karşılayacağız” dediler.
IMF defol
IMF ve işbirlikçilerine karşı '68 gençliğinin izinden yürüyen üniversite öğrencileri, Dolmabahçe'ye yürümek için Beyazıt Meydanı'nda toplandı. “Gençlik İstanbul'u IMF'ye dar edecek” yazılı pankart ve dövizler açan 200'ü aşkın öğrenci, Temmuz 1968'de Amerikan 6. Filo'sunu denize döken eylemlere öncülük eden devrimci gençlik önderleri Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya'nın resimlerini açtı.
Öğrenciler, yürüyüşe başlamalarının ardından meydanda kurulan çevik kuvvet barikatı ile engellendi. IMF karşıtı gençler, sık sık “Emperyalistler, işbirlikçiler 6. Filo'yu unutmayın”, “IMF defol bu dünya bizim”, “Parasız bilimsel anadilde eğitim” sloganlarını attı. Öğrenciler polis barikatını protesto etti, barikatın açılmasını istedi.
Polis yetkilileri ile uzun süren tartışmalar sonuç vermedi, polis barikatları kaldırılmadı. Polis, saldırı hazırlığına girişti. Gençler, yaptıkları konuşmalarla saldırganlığını teşhir etti. IMF'ciler için kurulan koruma barikatlarının kaldırılmasını istedi.
Gençler barikata yüklendi
Antiemperyalistler öğrenciler, eylemlerine Beyazıt'tan değil, Kabataş'tan devam etme kararı aldı. Beyazıt'taki eyleme son veren gençler, tramvaylarla Kabataş'a geçti. IMF karşıtı gençler burada da polis barikatı ile karşılaştı. Yürüyüş haklarının engellenmesine karşı çıkan gençler, sloganlarla barikata yüklendi. Gençler, Kabataş'tan Dolmabahçe'ye barikatları yara yara ilerledi.
İstanbul'u sıcak günler bekliyor
IMF karşıtı gençler, Deniz Gezmiş ve yoldaşlarının 6, Filo'yu denize döktüğü Dolmabahçe'de basın açıklaması yaptı. Öğrenciler adına açıklama yapan ogrenciler, Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve İbrahim Kaykakkayalar gibi, İstanbul'u emperyalist haydutlara dar edeceklerini ifade etti, “İstanbul'u sıcak günler bekliyor” dedi.
ogrenciler, “IMF ve Dünya Bankası, yeni açlık, yoksulluk, özelleştirme, paralı sağlık ve eğitim için burada olacaklar” dedi. Erdoğdu, IMF toplantısı için yapılan harcamalara da dikkat çekti, İkitelli'de yaşanan sel felaketinde 39 insan hayatını kaybederken, İstanbul Kongre Merkezi'ne 330 milyon TL yatırıldığını dile getirdi. İstanbullu işçi, emekçi ve gençlerin, 2004 yılında NATO toplantısı için İstanbul'a gelen emperyalistleri nasıl karşıladılarsa, IMF'cileri de öyle karşılayacaklarını ifade etti.

Ankara: "IMF-DB defol!"


1 Ekim Perşembe günü itibariyle İMF ve Dünya Bankası temsilcileri işçi ve emekçilere uyum paketli adı altında yeni sömürü koşullarını dayatmak için görüşmelerine başlamışken Türkiye'nin birçok yerinden emperyalist haydutlara karşı tepkiler yükseliyor, eylemler örgütleniyor. Ankara’da da 1 ve 2 Ekim tarihlerinde basın açıklamaları gerçekleştirildi.
1 Ekim Perşembe akşamı Ankara'da Yüksel Caddesi'nde basın açıklaması gerçekleştirildi. “Emperyalizm ve işbirlikçilerine karşı geleceğin ve emeğin için ayağa kalk! / İMF ve Dünya Bankası defol” şiarıyla Alınteri, BDSP, DHF, DÖB, ESP, Kaldıraç; Partizan, TÜM-İGD ve YDG 'nin örgütlediği eyleme DTP, İHD, ve 78'liler Derneği de destek verdi.
Eylemde sıklıkla “Krizin yükü yaratanlara!”, “ Kahrolsun ABD, AB emperyalizmi!”, “İMF defol bu dünya bizim!”, “ Emperyalistler, işbirlikçiler 6. Filo'yu unutmayın!” sloganları atıldı.
2 Ekim Cuma günü de saat 12.00’de Dünya Bankası önünde basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamsında emperyalist haydutların ortaya koyduğu tüm uygulamaların, halkların bağımlılığını arttırdığı, yoksulluktan ve sefaletten başka bir sonuç yaratmadığı söylendi. Emperyalistlerin ve onların önde gelen temsilcileri olan IMF- Dünya Bankası’nın krizden çıkış yolunu kendileri için aramakta olduğu, krizi bahane ederek aylardır gerçekleştirdikleri işten çıkarma, ücretlerin düşürülmesi gibi saldırılara yenilerini eklemek istemektedikleri belirtildi. Açıklamanın devamında şunlar söylendi:
“İstedikleri kadar süslü sözcüklerin arkasına gizlenmeye çalışsınlar; IMF- DB'nin girdiği ülkelerin çoğunda sömürü katmeleşmiştir. Bizler biliyoruz ki krizlerin yaratıcıları krizleri önleyemez. Biz bu emperyalist haydutlara ve onları işbirlikçilerine karşıyız. Usanmadan aralıksız bize saldıranlara karşı usanmadan, bıkmadan aralıksız olarak alanlardayız. Aşımıza ekmeğimize sahip çıkmak için özgür bir ülke kurma mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. İşten çıkarmaları yasaklanması, insanca yaşamaya yeten yeterli ücretlerin verilmesi, sağlık, eğitim gibi haklarımızın güvenceye alınması için haklara yoksulluktan başka bir şey getirmemiş olan IMF-DB'yi bu ülkeden kovacağız.”
Açıklamanın ardından yarın saat 17.30’da Sakarya Caddesi’nden Yüksel Caddesi’ne gerçekleştirilecek olan yürüyüşün çağrısı yapıldı.