24 Nisan 2010 Cumartesi

Obama soykırım demedi ama...

ABD Başkanı bu yıl da soykırım demedi ama yine Büyük Felaket ifadesini kullandı...

Obama bu yıl da "soykırım" demedi
ABD Başkanı Obama, 1915 olayları için, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, Türkçe'ye "büyük felaket" olarak çevrilen Ermenice "Meds Yeghern" sözünü kullandı.

1.5 milyon Ermeni'nin ölüme yürümesi ifadesini kullandı
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada Başkan Obama'nın "soykırım" ifadesini kullanmadığına yer verildi. Açıklamada Obama'nın, "Büyük bir katliam ve 1.5 milyon Ermeni'nin ölüme yürümesi" ifadesini kullandığı belirtildi.

Bu yıl Ermeniler'i kurtaran Türkler'den bahsetti
Geçen yıldan farklı olarak Obama, "Ermenileri kurtaran Türkler"den de bahsetti. Obama konuşmasında, "Türkler ve Ermeniler arasındaki diyalog cesaret verici" ifadesini de kullanırken, normalleşmeye atıfta bulunmadı.

İngilizce metin aynen şöyle:
"Statement of President Barack Obama on Armenian Remembrance Day.

On this solemn day of remembrance, we pause to recall that ninety-five years ago one of the worst atrocities of the 20th century began. In that dark moment of history, 1.5 million Armenians were massacred or marched to their death in the final days of the Ottoman Empire.

Today is a day to reflect upon and draw lessons from these terrible events. I have consistently stated my own view of what occurred in 1915, and my view of that history has not changed. It is in all of our interest to see the achievement a full, frank and just acknowledgment of the facts. The Meds Yeghern is a devastating chapter in the history of the Armenian people, and we must keep its memory alive in honor of those who were murdered and so that we do not repeat the grave mistakes of the past. I salute the Turks who saved Armenians in 1915 and am encouraged by the dialogue among Turks and Armenians, and within Turkey itself, regarding this painful history. Together, the Turkish and Armenian people will be stronger as they acknowledge their common history and recognize their common humanity.

Even as we confront the inhumanity of 1915, we also are inspired by the remarkable spirit of the Armenian people. While nothing can bring back those who were killed in the Meds Yeghern, the contributions that Armenians have made around the world over the last ninety-five years stand as a testament to the strength, tenacity and courage of the Armenian people. The indomitable spirit of the Armenian people is a lasting triumph over those who set out to destroy them. Many Armenians came to the United States as survivors of the horrors of 1915. Over the generations Americans of Armenian descent have richened our communities, spurred our economy, and strengthened our democracy. The strong traditions and culture of Armenians also became the foundation of a new republic which has become a part of the community of nations, partnering with the world community to build a better future.

Today, we pause with them and with Armenians everywhere to remember the awful events of 1915 with deep admiration for their contributions which transcend this dark past and give us hope for the future."

Haydarpaşa’da 1915 olayları gerginliği

İHD'nin 1915 Olayları basın açıklaması sonrası gerginlik yaşandı: Bir gurup vatandaş "Önce Ermenilerin yaptığı katliamları okuyun. Burası özür dilenecek yer değil" diye tepki gösterdi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi üyesi bir grup saat 13.30 sıralarında Haydarpaşa Garı girişinde toplandı. 24 Nisan 1915’te İstanbul’da Ermeni toplumunun önde gelen isimlerinin tehcir edildiğini söyleyen grup yaptığı basın açıklamasında, "İnsan hakları savunucuları olarak bu olayların adının konulmasını istiyoruz" denildi. Grup daha sonra denize karanfiller attı. Grup dağılacağı sırada, gar çevresindeki bazı vatandaşlar tepki gösterdi. Tepki gösteren vatandaşlar,"Önce Ermenilerin yaptığı katliamları okuyun. Burası özür dilenecek yer değil" diye bağırdı. Polis araya girerek vatandaşları, gar çevresinden uzaklaştırdı.

Haydarpaşa'da Ermeni Soykırım iddiası gerginliği
Bu arada İHD üyelerinin eylem yapacağı haberini alan 15 kişilik grup gar içinde toplandı. Aralarında Emekli Orgeneral Edip Başer bulunduğu gruptaki bazı kişilerin Türk bayrağı taşıdığı görüldü. Başer, yaptığı açıklamada "Burada toplanan Büyükelçilere destek için buradayım" dedi. Grup, Ermeniler tarafından öldürüldüğü belirttikleri Türklerin fotoğraflarını taşıdı. Grup üyeleri ile karşı gruptaki bazı kişiler arasında kısa tartışma yaşandı. Grup üyeleri daha sonra olaysız dağıldı.

Zana: Herkes kendi Kürdünü yaratmak istiyor

Leyla Zana'dan 'Kürt Kadın Konferansı'nda öyle sözler söyledi ki...

DİYARBAKIR'da düzenlenen ve Irak, İran, Suriye'den gelen parlamenter ve akademisyenlerin de katıldığı `Kürt Kadın Konferansı'nda konuşan kapatılan DEP eski Milletvekili Leyla Zana, "Kurtlar sofrasında herkes kendi Kürdünü yaratmak istiyor. Bunu iç barışla önleyebiliriz. Kadının kanının sütüne karışarak akmadığı bir dünya diliyorum" dedi.

Diyarbakır'da iki günlük Kürt Konferansı
Öncülüğünü DEP eski Milletvekili Leyla Zana'nın yaptığı Demokratik Özgür Kadın Hareketi'nin (DÖKH), Diyarbakır'da düzenlediği iki günlük, `Kürt Kadın Konferansı' başladı. Konferansa Irak, İran, Suriye ve Avrupa ülkelerinden 40'a yakın kadın katıldı. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin yeğeni ve `Kürdistan İttifakı' listesinden milletvekili seçilen Ala Talabani, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başbakanı Behram Salih'in hukuk danışmanı Amira Hasan, Emina Zikrin, Goran Partisi Milletvekilli Peyman Ezadin ve İran Komünist Parti'sinden Sabriye Bahmani, Avrupa Parlamentosu eski Milletvekili Feleknaz Uca, gazeteci yazar Nuray Mert, gibi isimlerin katıldığı konferansa, Türkiye'den BDP'nin kadın milletvekilleri, Kandil'den gelen PKK'lılar Gülbahar Çiçekçi ve Vilayet Yakut ile 150 kadın katıldı.

Hülya Avşar'ın amca kızı da toplantıda
İki gün sürmesi planlanan konferansta, Kürt kadınlarının uyğradıkları `asimilasyon, imha ve inkar politikaları' ile `şiddet, taciz ve tecavüz' konuları tartışılacak. Konuşmacılar arasında ise, BDP'li Gülten Kışanak, Sevahir Bayındır, Hülya Avşar'ın amcasının kızı KADEP Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Avşar, Kandil'den gelen Gülbahar Çiçekçi, Paris Kürt Enstitüsü'nden Avukat Seve İzol yer alıyor.

`Kürdistan kadınları'
Konferansın açılış konuşmasını Kürtçe yapan DEP eski Milletvekili Leyla Zana, Kürt kadının doğasında barıştan başka bir şeyin olamayacağını söyledi. Zana, Kürt kadınlarının tarihi bir sorumluluğu olduğunu belirterek, "Değerli Kürdistanlı kadınları, dünya kadınları hepiniz eviniz Diyarbakır'a hoş geldiniz" dedi. Konferansa katılanlar arasında Kürt tarihinin canlı kaynakları olan önemli şahsiyetlerin olduğunu ifade eden Zana, yaşadıkları tarihe, konferansa katılan kadınların eşlik ettiğini ve bazen öznesi, bazen de tanığı olduklarını belirtti.

Kürt kadınının yükü Lozan Anlaşması'nın yüküdür
Kürt kadınları üzerindeki, baskı, inkar ve kimliksizlik yükünün, Türkiye-İran sınırını belirleyen Kasr-ı Şirin ve İtilaf Devletleri ile imzalanan Lozan Barış Antlaşması'nın yükleri olduğunu iddia eden Zana, "Özetlemeye çalıştığım yük, çok yönlü, siyasi, sosyal, kültürel, dinsel ve ekonomiktir. Bu yüzden kadınlar özgürlükçü, demokratik ve barışçıl bir toplum ve dünya için öncü rollerini daha fazla ve güçlü bir şekilde ortaya koymalıdırlar. Bu buluşma için acelemiz vardı. Dolayısıyla hızla, zamanla yarışarak hazırlandık. Kadınların yaşananlara karşı kendilerini sorumlu hissetmesiyle, hayati sorunlar ortadan kalkmasa da hafifletici bir etki yaratacaktır. Bugün ihtiyacımız olan da bu sorumluluk duygusuyla örgütlü bir şekilde harekete geçmekti" dedi.

Bugün Rönesans bayramıdır
Zana, bugünün kadınlar için tarihi bir gün olduğunu ifade ederek, "Bugün Kürt kadınının rönesans bayramıdır. Kürdistan ve diasporada yaşayan Kürt kadınları ilk defa toplanıyorlar. Özel olmasının nedeni bundan kaynaklanıyor. Dileğim bu toplantının evrensel bir buluşmanın altyapısına dönüşmesidir" diye konuştu.

Kadının kanı sütüne kavuşmasın
Tüm Kürt örgütlerine çağrıda bulunan kapatılan DEP eski milletvekili Leyla Zana şöyle konuştu: "Kürtler bir eksik bıraktılar. Önce kendi içlerinde barışık, demokratik ve özgürlükçü olmaları gerekiyor. Kürtler kendi değerlerini ortaklaştırarak sahiplenmedikleri sürece dayanışma olmaz. Dayanışma olmadan birlik, birlik olmadan güç, güç olmadan barış sağlanamaz. Unutulmamalıdır ki kurtlar sofrasında herkes kendi Kürdünü yaratmak istiyor. Bunu ancak iç barış, birlik, dayanışma ve temiz bir siyasetle önleyebiliriz. Bu çağrı Kürtler arasında bir iletişim olmadığı şeklinde algılanmamalıdır. Kalıcı ve sürdürülebilir bir işbirliği için kuşku ve korkuya kapılmadan içten bir ilişki kurarak Kürt halkının yolunu gözlediği bir adım atılmalıdır. Bunu sağlayabilecek en büyük adım ulusal konferanstır. Kürt kadınlarının yaşadığımız topraklar üzerinde artık kardeş kavgasına izin vermeyeceğine dair olan inancımı da ifade etmek istiyorum. Kadının kanının sütüne karışarak akmadığı bir dünya diliyorum."

Toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.

En kritik maddeler görüşülüyor

Anayasa paketindeki en kritik maddeler TBMM'de görüşülmeye başlandı.

23 Nisan törenleri nedeniyle ara verilen Anayasa değişikliği mesaisi hafta sonunda da devam ediyor. Meclis, bugün saat 12. 00'de toplanarak, paketin en kritik maddelerini görüşmeye başladı. TBMM Genel Kurulu, Anayasa değişikliği teklifini görüşmek üzere toplandı. TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un başkanlığında toplanan Genel Kurul'da, Başkanlığa sunuşlar bölümünde yer alan Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergelerin okunmasına başlandı.

Askeri Şura kararlarına yargı yolu
CHP ve MHP'nin gündeme ilişkin grup önerilerinin ardından, Anayasa değişikliği teklifinin Yüksek Askeri Şura kararlarına karşı yargı yolunu açan 12. maddesi ile 13, 14. ve 15. maddelerinin görüşülmesine geçilecek. En tartışmalı olanı Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarına karşı yargı yolunu açan 12. madde.

Kritik Anayasa maddesi yarın
Yarın ise görüşmeler askere sivil yargı yolunu açan 16. madde ile başlayacak. Anayasa Mahkemesi'ni yeniden düzenleyen 17. ve 18. maddeler de yarın gündemde olacak. Meclis pazartesi günü, teklifin Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının da Yüce Divan'da yargılanmasını öngören 19. maddesini ele alacak.

Teklifin 1. tur görüşmeleri çarşamba günü tamamlanacak.

Perşembe günü gensoru görüşmesi var
İkinci tur oylamalar öncesinde, perşembe günü ise CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensorunun öngörüşmesi yapılacak. Anayasa'nın 2. tur oylamasının 2 Mayıs Pazar ya da 3 Mayıs Pazartesi başlaması, 3 günde tamamlanması planlanıyor.

İster as, ister kes!...

Dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı sebebiyle Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, çeşitli bakanlıklar ve yerel yönetimler birkaç dakikalığına da olsa çocuklara bırakıldı. Makam odaları memleket genelinde ilginç diyaloglara sahne oldu.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da tüm şehirlerde Vali, Belediye Başkanı, İl Emniyet Müdürleri koltuklarını kısa süreliğine çocuklara devretti. Koltuğa oturan çocukların bazıları “çocukça” isteklerde bulunurken bazıları ise “ezberletilmiş” söylemleri ile dikkat çekti.

Dervişin fikri neyse zikri de o olur!
23 Nisan yalnızca çocukların dilek ve taleplerini dile getirmelerine değil Başbakan Erdoğan’ın “fikrini zikir etmesine” de imkan sağladı. Erdoğan, laf arasında ettiği birkaç kelime ile Başbakanlıktan ne anladığını açıkça ortaya koydu.

Erdoğan, 23 Nisan nedeniyle koltuğunu 4. sınıf öğrencisi Elgin Koçubaba’ya bıraktı. Başbakan Erdoğan koltuğunu devretmeden önce Türkiye'nin dünyadaki yeri, Türkiye ekonomisi gibi çeşitli konularda açıklamalarda bulundu ve “Artık ben çok yoruldum. Koltuğumu Başbakan'a bırakıyorum” dedi.

Elgin Koçubaba ise heyecanlanarak Başbakan Erdoğan’a döndü ve “Ben konuşmama başlayayım mı?” diye sordu. Erdoğan’ın verdiği yanıt “Yetki artık senin. İster asarsın ister kesersin. Her şey sende” şeklinde oldu. Erdoğan bu yanıtıyla, makamını nasıl değerlendirdiğini gözler önüne sermiş oldu.

“SBS kalksın, satranç zorunlu ders olsun”
Birkaç dakikalığına Başbakan olan 10 yaşındaki Elgin ise “SBS’nin kalkmasını istiyorum. Okula gidemeyen çocuklar için daha fazla çalışma yapılmasını ve satranç’ın zorunlu ders olmasını istiyorum. Bilim ve sanat merkezlerine daha fazla destek olunmasını, bilimsel çalışmaların arttırılamasını istiyorum. Dünya bize atalarımızdan miras kalmadı. Onu çocuklarımızdan ödünç aldık. Ağaçlandırma konusunda çalışmalar yapmasını istiyorum. Fabrikalarda üretimin arttırılmasını, kendi ürünümüzü kendimizin üretmesini istiyorum” şeklinde taleplerini sıraladı.

“Başkanlık sistemine karşıyım”
Törende bir gazetecinin, Elgin’ebaşkanlık sistemi hakkında ne düşündüğünü sorması üzerine “Bu konuda sayın Başbakan’a katılmıyorum. Başkanlık sisteminin gelmesini istemiyorum. Ulu önder Atatürk ülkemiz için Cumhuriyet’i uygun gördü. Ülkemiz için en iyisinin Cumhuriyet olduğunu düşünüyorum” yanıtını verdi.

“1 Mayıs’ta Taksim işçilere açılmasın”
İstanbul Valisi Muammer Güler’in makam koltuğunu devrettiği Gözde Akay ise ''Eğitim alanında İstanbul olarak daha büyük başarılara imza atmak, eğitimi olumsuz yönde etkileyen trafik sorunu, okula gönderilmeyen çocuklarımızın okula kazandırılması ve aşırı göçün önlenmesiyle mümkün olacaktır'' şeklinde konuştu.

Daha sonra temsili İl Milli Eğitim Müdürü Ece Ceylan, Gözde’yi arayarak, SBS'nin kaldırılmasını, üniversite sınavında 6, 7, ve 8. sınıflardan soruların çıkmasını ve müzik, beden eğitim gibi derslere 1. sınıftan itibaren branş öğretmenlerinin girmesini istedi.

Bu arada, bir basın mensubunun 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı'nda kutlanmasına izin verip vermeyeceğini sorması üzerine küçük Gözde, ''1 Mayıs tatil olarak geçiyor. Taksim Meydanı işçilere açılmasın'' diye konuştu. Bir gazetecinin Vali Güler'in kutlamalara izin verdiğini hatırlatması üzerine Akay, ''O zaman tamam'' dedi.

İstanbul İl Emniyet Müdürü Çapkın da 1 Mayıs’a değinerek, makamını devrettiği öğrenci ile ilgili “Bugün Selman Vanlıoğlu bizim yerimize geçecek ve 35 bin kişiye yakın İstanbul Polis Teşkilatını o yönetecek. 1 Mayıs'ta da o yönetecek. 1 Mayıs bu sene çok kolay geçecek inşallah, o yönetecek'' diye konuştu.

Çocuk bayramında öğrenciler çalıştı
Gaziantep'teki 23 Nisan kutlamalarında öğrenciler protokoldekilere kendi elleriyle çay servisi yaptı. İki Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi öğrencisinin, resmi tatil olan 23 Nisan’da, tam da 23 Nisan kutlamaları dahilinde protokole çay servisi yapması tepkiyle karşılandı.

Gaziantep İl Milli Eğitim Müdür Vekili Fikret Atak ise ''Bizim 23 Nisan törenlerini icra etmekle görevli bir komitemiz var. Sayın Valiliğimizle oluşturulan bir üst kurul vardır. Bir de çocukların hareketlerini, programı icra edecek bir komite vardır. Bu komite tarafından daha önce birçok kez hemen her zaman olduğu gibi bugün de 90 yıl. kutlamalarında, Gençlik Spor İl Müdürlüğünde yapılan çay vs. ikramların protokole yetiştirilmesinde görevli olan öğrencilerimiz vardı. Bu öğrencilerimiz, ilimizdeki Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi'nde okuyan öğrencilerimizdir. Dolayısıyla komitenin isteği üzerine okul müdürlüğünce görevlendirilen çocuklardır. Nitekim sunuculuk yapan iki öğrencimiz de vardı. Bu bir çocuk bayramıdır. Çocuklarımızın burada görev alması bana göre gayet tabiidir. Ben hiçbir olağanüstülük görmüyorum'' diyerek tatil günü öğrencilerin niye çalıştırıldığını açıklamaya çalıştı.

“Değişim istiyorum”
TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in yerine geçen 5. Sınıf öğrencisi ise TBMM’nin 90. kuruluş yıldönümünü kutlamasının ardından, TBMM'nin kesintisiz olarak milletin ihtiyacı olan insan odaklı, değişim ve gelişime ışık tutan yasaların acilen çıkarmasını istedi ve ''Meclisin yenilikçi olduğunu düşünüyorum. Yenilik 'değişim' demek. Bunu anayasa değişikliğini kastederek söylemiyorum. Türkiye için çok fazla şey lazım. Eğitim, hukuk, güvenlik alanında değişim gerekir'' dedi.

11 yaşındaki Osman, astronot olmak istediğini de söyleyerek ''Türkiye'de uzay çalışmalarının yapılması için öncülük yapmak istiyorum. Türkiye'den astronotlar çıkmasını istiyorum'' dedi. ''Niçin astronot olmak istiyorsun?” sorusuna ise ''Dünyada nüfus çoğalıyor. Yeni yerler lazım'' yanıtını verdi.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun makamına oturan Zeynep Saban, ise Doğu'daki bütün çocukların okumasıyla ilgili daha fazla çalışma yapılmasını, bunların yaygınlaştırılmasını istedi. ''Eğitim bir ulusun geleceğidir. Bugün eğitime verilen destekle çocuklarımızın daha iyi bir geleceği olacağını düşünüyorum" dedi. Ardından ''Bakan vekili'' seçilen öğrenci ise köy okullarının onarılmasını, okuyamayan çocukların eğitime kazandırılmasını istedi.

Makamlara kızlar oturdu
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, koltuğunu 4. sınıf öğrencisi Öykü Emiroğlu'na devretti. Makam koltuğuna bir kız öğrencinin oturacağını öğrenen Gül, bu durumu Milli Eğitim Bakanı'nın kadın olmasına bağladı. Çubukçu da 23 Nisan’da tüm devlet yöneticilerinin makamlarına kız öğrencilerin oturduğunu ifade etti. Bu uygulama ile çok büyük oranda erkekler tarafından yönetilen devletin birkaç dakikalığına da olsa kadınlara bırakıldığı yorumunda bulunuldu.

Çocuklar teknik direktör ve kulüp başkanı oldu
Trabzon’da ise Trabzonspor'u ziyaret eden öğrenciler, temsili olarak kulüp başkanlığı ve teknik direktörlük yaptı. Cudibey İlköğretim Okulu öğrencilerinden Ege Özgür, Trabzonspor Kulübü Başkanı Sadri Şener'in koltuğuna oturarak ''İnşallah Ziraat Türkiye Kupası'nı alırız'' dedi. Daha sonra antrenman sahasına geçen öğrencilerden Hasan Çavdar, Trabzonspor teknik direktörü oldu ve ''Trabzonspor'a yakışır bir şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz. Türkiye Kupası'nı kazanmak istiyoruz'' diye konuştu.

“Şeker tadında masalsı bir dünya dilerim”
10 yaşındaki Öykü’nün ''Atatürk'ün bize armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda sadece Türkiye çocuklarının değil, tüm dünya çocuklarının bayramını kutlar, büyüklerin büyüklüklerini gösterip şeker tadında masalsı bir dünyada biz çocukları yaşatmalarını dilerim” şeklindeki ifadesi dikkat çekti.

23 Nisan 2010 Cuma

KP-İÖ Belgeleri'nin yayını sürüyor!

Elimize e-posta yoluyla ulaşan haberi güncel öneminden dolayı yayımlıyoruz.
KP-İÖ Resmi web sitesi www.komunistpartiinsaorgutu.blogspot.com bundan sonra sürecimize ilişkin belgeleri, devrimci kamuoyunun, sınıfımızın ve tarihin bilgisine sunmayı amaçlamaktadır.

South Park dizisine ‘Peygamber’ uyarısı

RevolutionMuslim.com sitesinde yer alan yazıda, “Dizinin yaratıcıları Matt Stone ve Trey Parker’ın yaptıkları aptalca. Bu şovu yayımladıkları için onların sonu da muhtemelen Theo Van Gogh’unki gibi olacak” denildi. Sitede, İslamiyet’i, kadına şiddetin hoş görmekle suçlayan bir film yaptığı için 2004 yılında bir kökten dinci militan tarafından öldürülen Theo Van Gogh’un resmi de yayımlandı. İnternet sitesinde ayrıca, Parker ve Stone’un ABD’deki malikanelerinin ayrıntılı çizimlerinin ve adreslerinin yer aldığı makaleye yer verildi. Çizgi dizi, uyarının ardından yayınlanan bölümünde ekrana “SANSÜR” yazısıyla çıktı ve Hz. Muhammed’in adının geçtiği yerler bip sesiyle kapatıldı. Bu bölümde de İsa porno film izlerken ve Buda kokain içerken gösterildi.

Adres bile verdiler
RevolutionMuslim isimli grubun başkanı Yunus Abdullah Muhammed, yapımcıların evlerinin adresini vererek onları hedef haline getirdikleri iddiasına karşı çıktı. Muhammed, “Biz kimseye ‘evlerine gidin, şiddet eylemi yapın’ demiyoruz” dedi. South Park yapımcıları daha önce de siyasetçi, ünlü kişileri hedef alan bölümleriyle tepki çekmişti.