17 Mayıs 2010 Pazartesi

Kılıçdaroğlu’na destek veren CHP milletvekilleri

Kemal Kılıçdaroğlu’na destek veren CHP milletvekilleri Muharrem İnce ve Haluk Koç.

Ve CHP'de kılıçlar çekildi. 22 Mayıs'ta yapılacak CHP Kurultay'ı için ilk aday Kılıçdaroğlu. Bugün kameralar karşısına geçen Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanlığı'na adaylığını açıkladı. Kılıçdaroğlu'nun bu açıklamasına ilk destek CHP'li milletvekilleri İnce ve Koç'tan geldi.

İlk destek Muharrem İnce'den
CHP'liler tarafından 'sessiz güç' olarak tanımlanan Kemal Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanlığını açıkmlayınca CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce ve Samsun Milletvekili Haluk Koç Kılıçdaroğlu'nu desteklediklerini kaydetti.

Canlı yayına bağlanan Muharrem İnce, 'Sayın Deniz Baykal kurultayda aday olaacağına ilişkin hiç bir açıklama yapmadı. Açıklama yapsaydı hepimiz desteklerdik. Ancak Kemal Bey adaylığını açıkladı ben de destekliyorum' dedi.

CHP Genel Sekreteri Sav da Kılıçdaroğlu diyecek
CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Başkanlığa adaylığını açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu'na desteğini açıklayacak.

Baykal'ın istifasının ardından CHP'de yeni genel başkan kim olacak sorusu günlerdir tartışılıyordu. CHP'de delege yapısını oluşturan Genel Sekreter Önder Sav'ın desteği bu anlamda büyük önem taşıyor.

CHP'li Mengü 60'ın üzerinde CHP'li milletvekilinin Kılıçdaroğlu'na destek imzası verdiğini vurgularken, Kemal Anadol: 'Kılıçdaroğlu'nun adaylığını destekliyorum...' dedi...

CHP Ankara il başkanından Kılıçdaroğlu'na destek
CHP Ankara il başkanı Ali Yıldızlı: Kemal Kılıçdaroğlu'na destek veriyoruz

CHP'li Ağyüz: 45-50 milletvekili Baykal'a dönme diyecek

Özyürek'ten manidar çıkış
Kılıçdaroğlu'nun adaylığını açıklaması CHP Parti Sözcüsü Mustafa Özyürek'e soruldu. Özyürek, 'Bize aday olacağını söylemedi ama bizim için de sürpriz olmadı' dedi.

Bir diğer önemli açıklama da Dersim Gafı yüzünden Kılıçdaroğlu ile araları açılan Onur Öymen'den geldi. Öymen sadece başarılar dilemekle yetindi.

60 CHP'li milletvekili aradıParti içerisinde CHP Genel Başkanlığı adaylığını açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu'na 60'ın üzerinde CHP'li milletvekilinin telefonla desteğini açıkladığı bildirildi.

Önder Sav’dan Baykal’la ipleri kopartan açıklama

Önder Sav’dan Kemal Kılıçdaroğlu’na destek açıklaması. Kemal Kılıçdaroğlu'nun adaylığını açıklamasının ardından CHP Genel Sekreteri Önder Sav, 'CHP'nin elinin kolunun bağlı olmadığı görüldü' dedi.

Önder Sav, CHP Genel Başkanlığı adaylığını açıklayan Kılıçdaroğlu ile ilgili değerlendirmede bulundu. Genel Sekreteri Önder Sav, 'CHP'nin elinin kolunun bağlı olmadığı görüldü. Kılıçdaroğlu'nu destekliyorum' dedi.CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Başkanlığa adaylığını açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklediğini açıkladı.

Baykal'la görüşmeden söylüyorum
Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına bir açıklama yapan Sav, şunları söyledi: "Kılıçdaroğlu'nun adaylığını destekliyorum. CHP'nin elinin kolunun bağlı olmadığı görüldü. Kurultay'da sayın Kılıçdaroğlu'nun etrafında kenetlenerek bu yarmaları kıracağız. Bu binanın içindekiler bile farklı düşünüyor olabilir. Biz bu ezberi bozacağız. Köhnemiş ezberlerle gidecek halimiz kalmadı. Bu görüşlerimi Baykal'la konuşarak ifade etmedim. Bunlar CHP Genel Sekreteri olarak 53 yıllık siyasetçi Önder Sav'ın görüşleridir. Deniz Baykal aday olsa da Kılıçdaroğlu'nu destekliyorum."

16 Mayıs 2010 Pazar

İbrahim Kaypakkaya mezarı başında anıldı

1971 devrimci önderlerinden İbrahim Kaypakkaya, Diyarbakır Cezaevi’nde işkencede öldürülüşünün 37. yılında Çorum’un Karakaya Köyü’nde bulunan mezarı başında anıldı.

Diyarbakır Cezaevi’nde 18 Mayıs 1973’te işkence edilerek katledilen İbrahim Kaypakkaya, Haki Karer ve Diyarbakır Cezaevi’nde bedenlerini tutuşturan 4’ler, Ferhat Kutay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Nemci Önen anıldı.

Kaypakkaya’nın öldürülüşünün 37. yılında Çorum’un Karakaya Köyü’nde yapılan anma, Alınteri, BDP, Dev-Genç Birliği, Dersimliler Derneği, Devrimci Hareket, DHF, DYG, EHP, ESP, İHD Ankara Şube, ÖDP, Partizan, SDP, Sosyalist Parti ve 78’liler Girişimi tarafından düzenlendi. Etkinliğe Tüm-İGD, Kaldıraç ve EMEP Çorum İl Örgütü üyeleri destek verdi. Anmaya İbrahim Kaypakkaya’nın kardeşi Ali Ekber Kaya ve akrabaları ile Karakaya köylüleri de katıldılar.

Anma için Ankara’dan iki otobüs ile hareket eden kurumlar, Sungurlu girişinde durdurularak, kimlik kontrolünden geçirildi. Siyasi parti ve kitle örgütlerinin üyeleri, Çorum-Ankara karayolu üzerinde bulunan Karakaya Köyü’nde bulunan mezarlığa girmeden öncede jandarmalar tarafından üst aramasına tabi tutuldu.

Otobüslerden inerek kortejler oluşturan yaklaşık 150 kişi, karanfiller ve İbrahim Kaypakkaya’nın resimlerini taşıdılar. Yürüyüş esnasında sık sık “İbrahim Kaypakkaya ölümsüzdür”, “Faşizmi döktüğü kanda boğacağız”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür”, “İbo Mahir Deniz sürüyor sürecek mücadelemiz” sloganları atıldı. Mayıs ayında yaşamını yitirenlerin adları sayıldı, hep bir ağızdan “Yaşıyor” denildi.

71 Devrimci çıkışının köşe taşları
Anmada kurumlar adına yapılan açıklama yapan Yalçın Kocaoğlu, 18 Mayıs’ta yaşamını yitiren devrimcileri andı. Onlar şahsında İbrahim Kaypakkaya’nın mezarı başında toplandıklarını söyledi. Kocaoğlu, “İbrahim, 71 devrimci çıkışının Denizler ve Mahirler’le birlikte köşe taşlarından biri oldu. Ülkemiz devrimci hareketi içerisinde ona özel yerini veren en önemli noktalardan biri ise resmi ideolojiye yönelik eleştirileriydi. İbrahim, Kemalizm hakkındaki yanılsamaları deşifre etti. Kürt ulusunun kendi kaderini tayin etme hakkını ortaya koyup buna sahip çıkmasıyla İbrahim ülkemiz devrimci hareketindeki ilklerden oldu” diye konuştu.

Mercan’dan Çiğdem getirildi
18 Mayıs’ta yaşamını yitirenlerin baskı ve zulme meydan okudukları için öldürüldüklerini söyleyen Kocaoğlu, “İbrahim Kaypakkaya’dan, Dörtler’den ve Haki Karer’den büyük bir miras aldık” dedi. Geçmiş yıllarda yapılan anmalara katılanlar hakkında çeşitli davalar açıldığını dile getiren Kocaoğlu, “Devrimci önder İbrahim Kaypakkaya’nın ölümünün 37. yılında yine mezarı başında ‘suç’ işliyoruz” şeklinde konuştu.

Anma mezar başında İbrahim Kaypakkaya anısına yazılan türkü ve marşlar söylendi. Mercan Vadisi’nde yaşamını yitiren Berna Ünsal’ın mezarından getirilen çiğdemler, Kaypakkaya’nın karanfillerle süslenen mezarına dikildi. Kurumlar ayrıca, mezarın başına bir çam ağacı dikti.

İbrahim Kaypakkaya düzenlenen panelde anlatıldı

Partizan, 18 Mayıs 1973′de işkenceyle öldürülen İbrahim Kayyapkaya anısına bir panel düzenledi. Panelde, Kaypakkaya’nın Türkiye’de ulusların kaderini tayin hakkını tam anlamıyla savunan ilk önder olduğu belirtildi, “Devlet korktuğu için onu katletti” denildi.

İSTANBUL-
Partizan’ın Taksim Hill Otel’de düzenlediği panelde bir araya gelen yazarlar, ölümünün 37. yılında İbrahim Kaypakka’yı anlattı. Açılış konuşmasını yapan Serkan Gümüşbaş, 1960′lı yılların ikinci yarısında Türkiye’nin kitlesel eylemlere, grevlere, toprak işgallerine, boykotlara sahne olduğunu söyledi. İbrahim Kaypakkaya’nın o dönemde TİİKP’de örgütlü olduğunu, fakat bu hareketin eylemsizliğinden rahatsız olduğu için örgütten ayrıldığını belirten Gümüşbaş, Kaypakkaya için şunları söyledi: “Doğu ve Güneydoğu’da örgütlenme çalışması yürüten İbrahim Kaypakkaya kitlelerle iç içe olup tahliller yapmış ve düşüncelerini bu sürede netleştirmiştir.

Bu dönemde ulusların kendi kaderini tayin hakkını görerek diğer önderlerden farklılığını ortaya çıkarmıştır. İbrahim Kaypakkaya’nın o zamana kadar görülmeyenleri görmesinde, proleter ideolojiye olan ilgisi etken olmuştur. Kaypakkaya ne diğerlerinden daha şanslı ne de daha zekiydi. Benimsediği bu ideoloji sayesinde doğru tahlillere ulaşabilmiştir.Kaypakkaya’nın baskı altındaki ezilen emekçi halklara güveni nettir. Aktif devrimci mücadeleye halk savaşı stratejisi yön vermiştir.”

ÇETİNOĞLU: DEVLETİ NASIL YIKACAĞINI DÜŞÜNDÜ
Araştırmacı yazar Sait Çetinoğlu ise tanzimatla başlayan bir ulus devleti yaratma sürecinin olduğunu söyledi. Çetinoğlu, T.C.’nin kurulurken bir değişim değil devamlılığın söz konusu olduğunu belirtti ve “Rejimin özünü anlamadan müdahale etmek yanlış olacaktır” dedi.

Rusya’da devrim yapılırken düşüncenin ‘devleti nasıl yıkarız’ olduğunu belirten Sait Çetinoğlu, İbrahim Kaypakkaya’nın da devletin reorganizasyonunu değil devleti nasıl yıkacağını düşündüğünü kaydetti.Çetinoğlu, Kürtler ve Türklerin devrimci kardeşliği arttırmaları gerektiğini söyledi.

ÖZARSLAN: VÜCUDUNDAKİ YARALAR
DEVLETE AÇTIĞI YARALARIN YANSIMASI
Akademisyen yazar Osman Özarslan, Kaypakkaya’nın genç olmasına rağmen altına girdiği yükün altından başarıyla çıktığını söyledi. “Kaypakkaya’nın vücudundaki yaralar, O’nun devlete açtığı yaraların bir yansıması” diyen Özarslan, Kaypakkaya’nın Kürt sorunu için ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunan ilk kişi olduğunu belirtti. Özarslan, o dönemde MDD ve Sosyalist Devrimciler olmak üzere iki kamp olduğunu kaydetti, bu iki kampın Kemalizmle sorununun olmadığını, bu durumun İbrahim Kaypakkaya ile değiştiğini ifade etti.Osman Özarslan, İbrahim Kaypakkaya’nın Diyarbakır Cezaevi’nde işkencedeyken babasına yazdığı mektupta işkenceden bahsetmeyip kol saati ve giysi istediğini belirtti, “Bize bıraktığı miras mütevaziliği ve devrimci duruşudur” dedi.

KORMAZ: YOL GÖSTERİCİ OLDU
Partizan adına konuşan Eren Korkmaz, Türkiye gibi gelişmemiş ülkelerde emperyalizmin bütün gerici sınıfları uşağı olarak kullandığını ve gerici sınıfların ittifakının faşizmi doğurduğunu söyledi. Korkmaz, “İbrahim Kaypakkaya’yı katleden böyle bir faşizmdi” dedi. Korkmaz, “İbrahim Kaypakkaya’nın sadece Kürt sorununa katkısından dolayı avunmamalıyız. O aynı zamanda bir kopuş gerçekleştirdi ve devrime giden yolda bir yol gösterici oldu” diye belirtti.

HALİS: KEMALİZMDEN EN RADİKAL KOPUŞ
Panelin ikinci bölümünde devrim ve demokrasi sorunu tartışıldı. BDP Milletvekili Şerafettin Halis, ‘68 kuşağının kendisinden önce bir ideoloji birikimine sahip olmadığını söyledi, 68 hareketinin dünyada proletarya, Türkiye’de ise gençlik hareketi olduğunu belirtti. Kemalizmin ideolojiden öte devleti yönetme biçimi olduğunu ifade eden Halis, “Bu durumun dönemim çıkarlarına göre değişebilir” dedi. Halis, Kemalizmden en radikal kopuşu Kaypakkaya’nın yaptığını, bunun bir kopuştan ziyade bir hesaplaşma olduğunu vurguladı. Şerafettin Halis, 1971 atılımının Türkiye için bir sıçrama tahtası olduğunu fakat bu atılımdan sonra verilen bedellere karşı elde edilenlerin karşılığını bulmadığını belirtti. Halis, “İnsan en çok kendine zarar verecek şeyden korkar ve bu yüzden devlet İbrahim Kaypakkaya’dan çok korkmuştur” diye konuştu. Kürt ulusal hareketinin sol sosyalist yapılar içinden çıktığını belirten BDP’li Halis, bu konuda İbrahim Kaypakkaya’nın temel taş olduğunu belirtti ve “İsteriz ki Doğu’da, Güneydoğu’da varolan örgütlenme ölçüsü Türkiye’nin batısında da olsun” dedi.

MENGÜCEK: DEMOKRASİYİ EN ÇOK DEVRİMCİLER SAVUNUR
Partizan adına konuşan Birkan Mengücek, Türkiye’deki gelişmeleri değerlendirdi. Mengücek, Türkiye’nin kurulduğundan beri ordu devleti olduğunu belirtti, AKP’nin son zamanlarda orduya çatmasını ve yeni anayasayı ise bir aldatmaca olarak değerlendirdi. Mengücek, bunların demokratikleşme olarak algılanamayacağını kaydetti. AKP’nin emperyalizmin istekleri doğrultuda hareket ettiğini ifade eden Mengücek, “Türkiye’de devrim ve demokrasi kavramları iç içe geçmiştir. Devrimciler demokrasiyi en çok savunanlardır” dedi.

CHP’den Erdoğan’a cevap

Deniz Baykal seks kaseti iddiaları Başbakan’ın sözlerine CHP’den cevap. Erdoğan'ın 'Biz Meclis'teyken Baykal başka yerlerdeydi' sözlerine CHP'den cevap: Savaş ilanıdır...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve CHP arasındaki gerginlik tırmanmaya devam ediyor.

Erdoğan'ı Baykal geri dönermi korkusu sardı
Erdoğan'ın Yunanistan dönüşündeki açıklamalarını CHP "savaş ilanı" olarak okudu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş, "Erdoğan'ı Baykal geri döner mi korkusu sardı" dedi. Bu arada CHP kurultayı için geri sayım süreci devam ediyor. Gözler salı günü yapılacak il başkanları toplantısında.

CHP'den "Eline, beline, diline sahip olmayan ile yola çıkılmaz" diyen Başbakan'a yanıt gecikmedi. Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş, "Kendi aramızda değerlendirdik" dedi; o değerlendirmeden çıkanları basına açıkladı.

Savaş ilanıdır
"Hay hay Sayın Başbakan hay hay. Başımız gözümüz üzerine. Siz savaş ilan ediyorsunuz. Biz bu kavgayı kabul ediyoruz. Başta zatialiniz olmak üzere Sayın Çelik de dahil kimse ağzına alamaz."

Başbakan'ın görüntüler için "Kendi yatak odası değil" demesi de CHP'de dikkat çekti. CHP'ye göre Başbakan'ın açıklamaları, "komplodan haberdar" olduğunun göstergesi.

"Başbakan Erdoğan'ı, Sayın Baykal acaba geri döner mi, yeniden partisinin başına geçer mi korkusu sarmıştır."

Baykal tekrar partiye dönmeyi mi düşünüyor?
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ateş'in bu sözleri, aslında herkesin cevabına kilitlendiği soruyu da beraberinde getiriyor. Baykal tekrar partiye dönmeyi mi düşünüyor? Kurultaya mı hazırlanıyor?

"Baykal istifa etti, evinde oturuyor. Baykal partisine küsmüş değil, partisi de ona sırtını çevirmiş değil."

Ve kurultaya 6 gün kala, Baykal ile görüşen Kılıçdaroğlu da dahil henüz kimse "Adayım" açıklaması yapmadı. Tablo salı günü netleşecek.

Çünkü o gün, CHP'nin il başkanları istifanın ardından parti yönetimiyle buluşacak. Baykal'ın işaret ettiği "uzlaşma" o toplantıda aranacak, il başkanlarının bir bildiri ile tercihlerini de ortaya koymaları bekleniyor.

Erdoğan’dan İzmir’de Deniz Baykal’a gönderme

Erdoğan'dan Baykal'a: Sayın Genel Başkanın Parlamentoya gelip gittiği yok. Biz orada Anayasayla uğraşırken, Sayın Başkan başka yerlerdeydi.

''12 Eylül 2010'da 1980 darbesinin 30. yıl dönümünde, inşallah Türkiye 12 Eylül'ün izlerini üzerinden atacak. 12 Eylül 2010'da Türkiye inşallah yeni bir sabaha, aydınlık bir sabaha uyanacak. 12 Eylül 2010'da Türkiye prangalarından, zincirlerinden ayak bağlarından kurtulacak. Ufkunu, vizyonunu onlarla birlikte ekonomisini, demokrasisini daha yüksek standartlara taşıyacak. Biz sizin seçtiğiniz vekiller olarak üzerimize düşeni yaptık. Şimdi söz sizde. Şimdi karar sizin. Şimdi mühür sizin ellerinizde ve kararı siz vereceksiniz.

Birileri Anayasa Mahkemesine gidiyor. Varsınlar gitsinler. Biz millete gidiyoruz, farkımız bu. Hiç şüphemiz yok 'bize milletimiz yeter' dedik, onlar başka yollar arıyor. Biz her zaman milletin hakimliğine başvurduk. Bugün de 'millet' diyoruz. Son sözü millet söyler. Son kararı millet verir diyoruz. Zira egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal böyle dedi. Şimdi diyorum ya bugüne kadar Türkiye'de ruh ikizi bir muhalefet vardı. CHP-MHP şimdi bunlar ruh üçüzü oldular. CHP-MHP, bir de yanlarına BDP'yi aldılar. Şimdi üçüz oldular. Bunları anlamak mümkün değil ve yanındaki milletvekili arkadaşlarının iradesine güvenmiyor. Arkadaşına güvenmiyor. Eee zaten Sayın Genel Başkanın Parlamentoya gelip gittiği yok. Biz orada Anayasayla uğraşırken, Sayın Başkan başka yerlerdeydi.''