2 Kasım 2016 Çarşamba

Akademisyenler ve üniversiteliler 3 Kasım’da İÜ Ana Kapı’ya çağırıyor: Üniversiteler bizimdir..!

Kanun Hükmünde Kararname ile 11’i İÜ’den çok sayıda Eğitim-Sen üyesi akademisyen üniversiteden atılmıştı. Akademisyenler ve üniversiteliler İÜ Ana Kapı önünde yapacakları eylemle “KHK’lar gitsin, biz kalıyoruz” diyecek.
Eğitim Sen’in çağrı metni şu şekilde:
ÜNİVERSİTELER BİZİMDİR..!
29 Ekim’de yayınlanan KHK ile işlerine son verilen arkadaşlarımızı okullarında karşılamak için evlerimizden çıktığımız sabah saatlerinde, Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik operasyonun ilk haberleri düştü. İktidar bir “şok terapisi” siyaseti uyguluyor. Üst üste gelen bu hamlelerin belki de en önemli sonucu siyasal ve toplumsal muhalefeti afallatmak, sersemletmek.
Afallamayacağız, sersemlemeyeceğiz..!
Rektör seçimlerini kendi tekeline alan, bazı illerimizde hastanelerde sağlıkçı bırakmayan son KHK’larda belki de en kritik ve ilginç hamle İstanbul Üniversitesi’ne yönelik olanıydı. Önümüze gelen liste büyük oranda bir “muhalif avı”na işaret ediyor.
Av olmayacağız..! Rektör diye atayacağınız müdürlere üniversitelerimizi bırakmayacağız..!
Senelerdir omuz omuza mücadele ettiğimiz arkadaşlarımızı -şimdilik- işlerinden ettiniz. Canımızı yaktınız. Üniversite özerkliğini ayaklar altına aldınız.
Teslim olmayız..! Size yenilmeyiz..!
Umut mu? Görüşler muhtelif. Şair, “umutsuz yaşanmıyor” diyor. Kendisine “hiç umut var mı?” diye sorulan Yüzüklerin Efendisi’nin kahramanı Arathorn oğlu Aragorn “benim umuda ihtiyacım yok” diye cevap veriyor
Birbirimize umut olacağız..!
Sadece kendi üyelerimize değil, demokratik muhalefetin tüm bileşenlerine birbirimizi yalnız bırakmama sorumluluğunu hatırlıyoruz.
Bu minvalde herkesi, HERKESİ, işlerinden edilen arkadaşlarımızı, yeniden bir araya gelmek üzere uğurlamak için yan yana, omuz omuza olmaya çağırıyoruz.
Akademiye saldırı devam ederken, üniversiteliler de “hocalarımızı yalnız bırakmıyoruz” diyerek, üniversiteye yönelik saldırılara “Üniversite Teslim Olmaz” diyerek cevap veriyor. 3 Kasım’da üniversitelilerde İÜ Ana Kapı’ya hocalarının yanında olmaya çağırıyor.
Üniversitelilerin çağrı metni şu şekilde:
Üniversite Teslim Olmaz!


29 Ekim’de ilan edilen KHK ile üniversitemizden 11 Eğitim-Sen’li hocamız ihraç edildi. İstanbul Üniversite öğrencileri, işçileri, akademisyenleri bilir ki; hocalarımız bugüne kadar bilimsel eğitimin, demokratik kazanımlarımızın ve emeğin öncü savunucuları oldular. Yıllardır AKP’nin cemaat ile birlikte üniversitelerde kadrolaşmasına karşı en önce mücadele ettiler. OHAL fırsatçılığından yararlanarak rektörlük seçimlerini kendi tekeline alan, muhalif sesleri bastırmaya çalışan iktidara ve güdümündeki rektörlüğe karşı üniversitemizi savunacağız. Hocalarımızla bir araya gelelim ve mücadeleye yükseltelim!

Üniversiteliler dört bir yanda faşist provokasyona rağmen Cumhuriyet okudu..!

Cumhuriyet gazetesine yönelik operasyona karşı üniversiteliler kampüslerinde gazete okuma eylemi gerçekleştirdi. Faşistlerin ve güvenlik görevlilerinin tehditleri ise Cumhuriyet’in üniversiteliler tarafından okunmasına engel olamadı
Cumhuriyet gazetesine yönelik operasyona karşı birçok üniversitede öğrenciler gazete okuma eylemi gerçekleştirdi. Ege Üniversitesi’nde güvenlik görevlileri üniversitelileri “polis saldırısı” ile tehdit ederken, Çanakkale’de faşistlerin provokasyonu boşa çıkarıldı.
Çanakkale
Çanakkale’de üniversiteliler Cumhuriyet gazetesi ile dayanışma etkinliği düzenledi. Kantinde gazete okuyan üniversitelilerin yan masasına gelerek provokasyon yaratmaya çalışan faşistler, çantalarında okuyacak kitap, dergi, gazete bulamayınca amacına ulaşamadı.
Antalya
Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri yayınlanan son KHK’lerle kapatılan ajans, gazete, dergiler ile operasyon yapılarak yönetici ve yazarları gözaltına alınan Cumhuriyet gazetesine destek için İletişim Fakültesi’nde bir araya geldi.
Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri adına basın açıklamasını okuyan Büşra Uyar “Darbe girişimini kendine fırsat bilen AKP iktidarı ve Erdoğan FETÖ operasyonları adı altında öğrencilere, öğretmenlere, akademisyenlere ve özgür basın emekçisi birçok gazeteci başta olmak üzere bu ülkede toplumsal muhalefeti oluşturan her kesime saldırmaktadır. Özgür Gündem gazetesi ve İMC TV’nin kapatılmasıyla başlayan özgür basını susturma çabaları, ilan edilen OHAL ve üst üste çıkarılan, itiraz yolu kapalı KHK’larla toplumu baskılamaya çalışanlar şimdi de halka doğru haber ulaştırmak için yıllardır her türlü bedeli ödemiş basın kurumlarını kapatmakta gözaltı ve tutuklamalarla sindirmeye çalışmaktadır” dedi.
KHK’lerle kapatılan yayınlara ve baskın yapılan Cumhuriyet’e değinen Büşra Uyar “29 Ekim tarihinde çıkarılan son KHK’lerle özgür basının en önemli temsilcilerinden olan Dicle Haber Ajansı ve dünyanın ilk kadın haber ajansı olan JINHA ve aralarında Evrensel Kültür’ün de bulunduğu 3 dergi kapatılmıştır. Hemen arkasından MİT TIR’ları haberiyle Erdoğan’ın barbar terör örgütü IŞİD’e silah yardımı yaptığı gerçeğini halka ulaştırması ve Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’ın tutuklanmasıyla hatırlanan Cumhuriyet Gazetesine baskın yapılmış ve bazı basın emekçileri gözaltına alınmıştır” diye belirtti.
İletişim Fakültesi öğrencileri olarak potansiyel suçlu değil, basın emekçisi olmak istediklerini vurgulayan Büşra Uyar “Biz iletişim öğrencileri objektif habercilik yapabilmek için çıktığımız bu yolda, değil haber yapmak doğru haber bile okuyamayacağımız noktaya gelmeden bu gidişe bir dur demek istiyoruz. Başta Cumhuriyet gazetesi olmak üzere topluma doğru haber ulaştırmak için emek harcayan tüm basın kuruluşlarının yanında olduğumuzu buradan duyurmak istiyoruz. Cumhuriyet gazetesinin manşetinde özetlediği şekliyle ‘Cumhuriyet gazetedir, gazetecilik suç değildir.’ Bizler de Akdeniz Üniversitesi İletişim öğrencileri olarak bugüne kadar katledilen, hapsedilen, gözaltılarla yıldırılmaya çalışılan tüm basın emekçilerinin yolunda, sindirme politikalarının tam karşısında onurlu bir şekilde durmaya devam edeceğiz. Hrant Dink’ten Metin Göktepe’ye, DİHA’dan Cumhuriyet’e özgür basının her kuruluşu ve emekçisine saygıyla” ifadesiyle açıklamasını sonlandırdı.
Açıklamanın adından İletişim Fakültesi önüne geçen öğrenciler burada Cumhuriyet gazetesi okuyarak baskıları protesto etti. Etkinlik sonrası İletişim Fakültesi panosuna Cumhuriyet gazetesi manşetleri asıldı.
İzmir
Ege Üniversitesi Bornova yerleşkesinde İletişim Fakültesi öğrencileri öğle saatlerinde Cumhuriyet ve diğer gazetelere yönelik operasyonu ve yazarlarının gözaltına alınmasını protesto etti. Diğer fakültelerden öğrencilerin de destek verdiği eylemde, öğrenciler toplu halde Cumhuriyet ve sansüre uğrayan gazeteleri okudu.
Kısa bir süre sonra alkışlarla protestoyu sürdüren öğrencilerin yanına gelen özel güvenlik personel şefi, öğrencileri “polis müdahalesiyle” tehdit etti. Basın açıklaması yapılmasına izin vermedi.
Adana
Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri de okulda Cumhuriyet gazetesi okuma eylemi yaptı.
Sendika.org

1 Kasım 2016 Salı

SANATÇILAR GİRİŞİMİ ADINA AÇIKLAMA

"Sanatçılar Girişimi" adına gazeteyi ziyaret ettiklerini söyleyen Tiyatro sanatçısı Orhan Aydın, 1 Kasım'ın saltanatın kaldırıldığı tarih olduğunu hatırlatarak, "Tam da bugün, kendini bu ülkede herşeyin sorumlusu sayan ülkeyi kurum ve kuruluşlarıyla ele geçirip, kendi geleceğini kurmaya çalışan bir çeteleşmenin başındaki insanın aklına karşı, yan yana gelişimizin, birlikte demokratik özgür bir ülke yaratmak için ortaya kurduğumuz çabalarımızı yükseltmenin zamanıdır" diye konuştu.
BASINI SUSTURARAK BİR YERE VARAN YOK
Cumhuriyet Gazetesi'nin Cumhuriyetle yaşıt olduğunu belirten Ressam Bedri Baykam, "Demokrasinin, laikliğin, Atatürk cumhuriyetinin sesi olmuş bir yayın. Dünyada özgür basını susturarak bir yere varabilmiş, kalıcı olarak istediğini elde edebilmiş hiçbir baskı rejimi olmadı" dedi.
"İSYAN EDİYORUZ"
Ataol Behramoğlu'nun "Dörtlükler" şiirinden bölümler okuyan tiyatro sanatçısı Orhan Kurtuldu ise, "Demokrasiyi çiğneyenlere isyan ediyoruz. Cumhuriyetin kurallarını uymayanlara isyan ediyoruz" şeklinde konuştu.
"DİKTATÖR YENİK DÜŞERSE AYAĞA KALKAMAYACAKTIR"
Bir süredir muhalif yayın organının susturulduğunu söyleyen ve sıranın Cumhuriyet Gazetesine geldiğini belirten Suavi de, "Fidel Castro'nun şu söylemi, süreci net olarak tanımlıyor; Bizler mücadelede yenik düşebiliriz, Ancak yeniden ayağa kalkarak deneme hakkımızı kullanırız. Ancak bir diktatör yenik düşerse, bir daha kesinlikle ayağa kalkamayacaktır. Farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek yan yana gelmemizin, bu gidişe dur dememizin yolu, demokratik haklarımızı yeniden kullanma kültüründen geçmektedir" diye konuştu.
BİRGÜN GELECEK ŞARKISINI SÖYLEDİ
Melike Demirağ da bir gün gelecek şarkısını söyleyerek, "Dünyanın Türkiye'nin barışta, huzurda kardeşlikte yaşama umuduyla buradayız "dedi.
"BİR YAZAR BİLE ÖZGÜR DEĞİLSE BÜTÜN YAZARLAR TUTSAKTIR"
Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Mustafa Köz de sanatçılarla birlikte açıklama yapan isimler arasındaydı. Köz, "Bir yazar bile özgür değilse bu yer yüzünün bütün yazarları tutsaktır" diye konuştu.
"MİKROSKOPLA ARASALAR DA BİRŞEY BULAMAZLAR"
Bugün Şehir Tiyatrolarındaki görevinden uzaklaştırmasının resmi belgesinin kendisine verileceğini söyleyen Tiyatro Yönetmeni Ragıp Yavuz da, " Biz bunları yaşarken, bazı muhabbetler oluyor. Duyuyoruz, 'Yahu o arkadaşın birşeyi var mıydı' .Arkadaşlar, hiçbirimizin hiç birşeyi yok. Onurumuzla üretim yapmaya çalışıyoruz. Laikliğe, Cumhuriyete, Demokrasiye, Barışa sahip çıkmaya çalışıyoruz. Hiçbirimizin birşeyi yok. Mikroskopla arasalar da birşey bulamazlar" diye konuştu

Ahmet Şık: Bu faşizm inşasıdır

 Ahmet Şık: Bu faşizm inşasıdırDeutsche Welle Türkçe - Cumhuriyet Gazetesi'ne düzenlenen operasyon kapsamında, gazetenin bazı yönetici ve yazarları gözaltına alındı.
Gazeteci Ahmet Şık gazeteye yapılan operasyonun kendisi için sürpriz olmadığını söyledi.
Operasyonları DW Türkçe'ye değerlendiren Şık, "15 Temmuz'dan sonraki değerlendirmem şuydu: Darbe engellendi, cunta iktidarda diye. Kendinden olmayan herkesi hedefe koydular. Bu faşizm inşasıdır… Bu kesinlikle Cumhuriyet'le sınırlı kalacak, Kürtlerle sınırlı kalacak bir şey değil. Türkiye'deki yarılım; bizden olan olmayan şeklinde ve AKP'li olmayan herkesin hedefte olduğunun bir açık göstergesidir bu yaşananlar” dedi.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, gazeteciliğin de tasfiye edildiği değerlendirmesini yaptı. Önderoğlu, "Türkiye'de eleştiren sorgulayan olumsuzlukları yüze çarpan her tür üretimin bu arada gazeteciliğin tasfiye edildiği bir dönem yaşıyoruz. Öyle anlaşılıyor ki bu iktidarın on yıldır kendi ele geçirdiği medya organları dışındaki bütün medya grupları bütün gazetecilik mecraları terörün bir uzantısı terörün destekçisi bir tek kendileri pirüpaklar. Sınır Tanımayan Gazeteciler olarak Türkiye’de apaçık bir politik tasfiye olan söz konusu operasyonları hukukun gereği olarak görmüyoruz ve kınıyoruz” şeklinde konuştu.

Alevi ve Bektaşi Federasyonu: Asla baş eğmeyeceğiz..!


ABF Başkanı Muhittin Yıldız, 'Alevi ve Bektaşi Federasyonu olarak bu korku ve baskı politikalarına karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz' dedi.
Alevi ve Bektaşi Federasyonu Başkanı Yıldız, gündemdeki konuları değerlendiren bir açıklama yayımladı.
AKP iktidarının 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra OHAL KHK’leri ile darbe hukuku uyguladığını ifade eden Yıldız, “Ülkede korku politikası hakim kılınarak kitlelerin hak arayışlarını engelleyen bir baskı uygulanıyor. Halkın Temsilcileri Belediye Başkanları görevinden alınıyor, kayyum atanıyor. Kamu emekçileri inançlarına, muhalif kimliklerine, bağlı oldukları sendikalara bakılarak özellikle eğitim işkolunda açığa alınıp, ihraç ediliyor. Tüm hızıyla içte ve dışta savaş meşrulaştırılıyor. Halkımızın birlikte yaşama zemini ile oynanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
‘KORKU VE BASKI POLİTİKALARINA KARŞI SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ’
Halkın iradesinin yansıdığı TBMM’nin devre dışı bırakıldığına dikkat çeken Yıldız, şunları kaydetti:
“Emevi devlet sisteminin devamı olan katliamcı anlayış hakim kılınıyor. Türkiye istihbarat devletine dönüştürülüyor. Son olarak halkın büyük çoğunluğu ile seçtiği Diyarbakır Büyükşehir belediye Eş Başkanları Gülten Kışanak ve Fırat Anlı gözaltına alınıp tutuklanıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan kurşunlanıyor.
Alevilerin ve muhaliflerin basın yayın kuruluşları (tv radyo gazete dergi) hukuksuzca kapatılıp eşyalarına el konuyor. Şimdide Cumhuriyet Gazetesi basılıp yazarlar ve sorumluları gözaltına alınıyor.
Alevi ve Bektaşi Federasyonu olarak bu korku ve baskı politikalarına karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Bu zalim korku dalgası karşısında Pirlerimiz ulularımız gibi asla baş eğmeyeceğiz. Her türlü hak ihlaline karşı mazlumun yanında zalimin karşısında duracağız. Tekçi anlayışı reddediyor, Hükümeti uyarıyoruz. OHAL’i kaldırın, KHK’lere son verin, demokratik işleyişi çok geç olmadan tesis edin.”

Cumartesi Anneleri karanfillerle Cumhuriyet'in önüne geldi


 destek sürerken, Cumartesi Anneleri de bugün destek ve dayanışma için Cumhuriyet’i ziyaret ederek bir açıklama yaptı.
Cumartesi Anneleri karanfillerle Cumhuriyet'in önüne geldi
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sorgulamak amacıyla her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, dün Facebook üzerinden paylaştıkları mesajda, “İfade ve basın özgürlüğü üzerindeki baskıcı politikalara itiraz etmek ve halkın haber alma hakkına sahip çıkmak için Cumhuriyet Gazetesi önünde olacağız” demişti.
Bugün, Galatasaray Meydanı’nda her Cumartesi saat 12.00’de bir araya gelen Cumartesi Anneleri, aynı saatte Cumhuriyet Gazetesi önünde bir araya geldi.
"Bir gün her şey düzelecek, direnenler kazanacak" diyen Cumartesi Anneleri ve kayıp yakınları yazı işlerine karanfiller bıraktı. Ziyarete 13 Eylül 1980'de Kars'ta gözaltına alındıktan sonra haber alınamayan Cemil Kırbayır'ın kardeşi Mikail Kırbayır da katıldı.
Cumartesi Anneleri yaptıkları açıklamada "Bugüne kadar yanımızda olan tüm basın kuruluşları kapatıldı. Şimdi Cumhuriyet'i de kapatmaya çalışıyorlar. Özgür basını susturmalarına izin vermeyeceğiz. Yanlarında olmak için tüm olanaklarımızı kullanmak zorundayız. Bugün Cumhuriyet'in yanında olun. Yoksa yarın sizin de kapınız çalınacak" dendi.

Ali İsmail Korkmaz'ın katillerinden Mevlüt Saldoğan'ın tahliyesi istendi!

Hürriyet'ten İsmail Saymaz'ın haberine göre, Denetimli serbestlik süresinin iki yıla çıkarılmasıyla Ali İsmail Korkmaz'ı öldüren polislerden Mevlüt Saldoğan'ın tahliye olma ihtimali doğdu. Savcılık, Mevlüt Saldoğan'ın tahliyesini istedi.