30 Ocak 2017 Pazartesi

Halk Sağlığı Müdürlüğü'nde taciz skandalı!Halk Sağlığı Müdürlüğü'nde taciz skandalı!

Diyarbakır Halk Sağlığı Müdürlüğü'nde görevli kadın personel, Halk Sağlığı Müdürü F.M.A.’nın, kendisini ve bazı kadın personelleri taciz ettiğini iddia etti.
Evli ve 3 çocuk annesi kadın, yaşadıklarını gözyaşları içerisinde İhlas Haber Ajansı’na anlatarak, ilgili kurumların harekete geçmesini istedi. Eşinin durumu öğrenmemesi için adının yazılmasını istemeyen ve mağdur olduğunu ileri süren kadın, “Ben ve birkaç kadın çalışan sürekli müdürün tacizine maruz kalıyoruz. El tacizlerinde bulunuyor.
Bir keresinde odanın kapısını üzerime kapattı ve güçlükle çıktım içeriden” dedi. Konuyu son bir hafta içerisinde 3 kez Başbakanlık İletişim Merkezine yazdığına dikkat çeken kadın, “Bir arkadaşım iş başvurusunda bulundu. Bir geceyi kendisiyle geçirmesi durumunda ona iş vereceğini söylemiş. Sürekli küfür ve hakaretlerde bulunuyor.
Bazı çalışanlar korkudan seslerini çıkaramıyorlar. Kendisini şikayet edeceğini söyleyenlere göz dağı veriyor. Eşlerine söylemekle tehdit ediyor ve arkasında bir milletvekilinin olduğunu savunuyor. Ben de, diğer kadınlar da eşlerimizin bu olayı duymasını istemiyoruz. Bu yüzden hiçbir şey yapamadığımız gibi suç duyurusunda da bulunamıyoruz. Büyük bir çaresizlik içerisindeyiz.
Geçtiğimiz yıllarda bir arkadaşımız konuyu yargıya intikal ettirdi. Halen mahkemelikler. Tek istediğimiz, ilgili kurumlardan müfettişlerin gelip, buradaki kadın çalışanlarla birebir görüşmeler yapması. Bu durumda burada yaşanan mağduriyetler ortaya çıkacaktır” diye konuştu. Halk Sağlığı Müdürü F.M.A. hakkında, 2014 yılında da taciz iddiaları ortaya atılmış, burada görevli hemşire K.S., F.M.A. tarafından 2 yıl boyunca taciz, hakaret, tehdit ve baskılara maruz kaldığını ileri sürerek, suç duyurusunda bulunmuştu. K.S., konuyla ilgili BİMER’e başvuruda da bulunmuş, söz konusu iddialar, kentteki kadın kurumlarını da ayağa kaldırmıştı

Kadınlar Neden "Hayır" Dediklerini Anlattı..!

Hayır Diyen Kadınlar’ın çağrısıyla kadınlar bugün İstanbul Taksim Hill Hotel’de bir araya geldi. Kadınlar sırayla söz alarak, OHAL'de yeni anayasanın oylanacağı referandumda neden hayır diyeceklerini dile getirdi.
İstanbul Kadın Orkestrası’nın “İnadına İsyan İnadına Özgürlük” şarkısı ile başlayan toplantıda Hayır Diyen Kadınlar Koordinasyonu’ndan Rojda Yıldız “Eve kapatılmaya çalışılmamıza, sesimizin kısılmaya çalışılmasına rağmen biz ‘hayır diyen kadınlar’ olarak artık yeter diyoruz. Hayatımızla ilgi kararların bir kişide toplanmasına hayır diyoruz. Sesimizi kısmaya çalışan tüm uygulamalara hayır diyoruz” dedi.
“Bizi siyasetin nesneleri haline getirecek cinsiyetçi politikalara Hayır"
Açılış konuşması ardından “Hayır Diyen Kadınlar” deklarasyonu Burçak Görel tarafından okundu. Deklarasyonda şu ifadeler yer verildi:
“Bizler farklı inançlardan, farklı etnik kimliklerden, dinlerden, farklı cinsel yönelimlerden, farklı dillerden, farklı parti, sendikalar, kadın örgütlerinden, farklı şehirlerden belki de bugünün en büyük aciliyetlerinden olan iki hecelik bir kelimenin etrafında birleşmiş yüzlerce kadınız. Daha iyi bir yaşam için birbirine umut bağlayan kadınlarız. Milyon yıllık insanlık tarihinde var olma mücadelesinin her türlüsünü yaşayan kadınların bir ardılıyız. Tarih akıp gitti ancak bir kadınların kız kardeşlerimizden devraldığımız umut, direniş ve mücadele geleneğimiz hiç değişmedi. Değişmeyecek.
“Bugünse kadınlar olarak özgürlüğümüzün, özne olmamızın yolunu tıkayacak, kazanımlarımızı yok sayacak OHAL’e de, Anayasa’ya da, referanduma da hayır demek için politik bir özne olarak çıktık yola. Dişimizle, tırnağımızla, bin bir emek ve mücadeleyle elde ettiğimiz kazanımlara el konmasın, hayatlarımız bir adamın iki dudağı arasında olmasın tek adam rejimine HAYIR diyelim diye çıktık yola.
“Başkanlık sisteminin ne anlama geldiğini biliyoruz. Yasamanın, yürütmenin yargının tek adamın elinde toplanmasının siyasetin erkek yapısını nasıl besleyeceğini ve hayatlarımızı nasıl tehdit edeceğiniz biliyoruz. Bizler biliyoruz ki ‘O hal'de, Anayasada ve hayata geçirmeyi planladıkları tüm politikalarında toplumun erkek egemen yapısını, cinsiyetçi önceliklerini baştan aşağı dönüştürmeyi hedefliyorlar. Bunun için, bizim irademizi ipotek altına alacak, bizi siyasetin nesneleri haline getirecek cinsiyetçi politikalara karşı ‘Hayır’ diyoruz.”
“Kadınlar bir araya geldiğimizde önümüzde hiçbir güç duramaz.
“Bugün ‘Hayır’ sözünü yükseltmenin bilinci ve zorunluluğuyla çıktık yola. Çünkü bizi kapıda bekleyen tehlikenin farkındayız. Biz kadınlar bu tehlikenin ayak seslerini uzun zamandır duyuyoruz. OHAL denilerek kapattıkları kadın derneklerimizden, saldırdıkları kadın medyalarımızdan, eş başkan ve kadın milletvekillerinin tutuklanmasından, kadın temelli yerel yönetim alanlarına saldırılmasından, KHK’larla ihraç edilen, emekleri hiçe sayılan kadınlardan okuyoruz bugün bize başkanlık anlatan zihniyetin alt metnini. Son süreçte kat be kat artan taciz, tecavüz, kadına yönelik şiddet vakalarından, yine aynı şekilde artan kadın cinayetlerinden, trans cinayetlerinden, artan homofobi ve transfobiden biliyoruz bu sürecin biz kadınlar için ne anlama geldiğini.
“Ancak bugün Hayır Diyen Kadınların bildiği ve güvendiği bir şey daha var. Biz kadınlar bir araya geldiğimizde önümüzde hiçbir güç duramaz.”
“Açık Kürsü”den Notlar
Deklarasyonun okunmasından ardından birçok kadın açık kürsüde neden hayır dediklerini anlattı:
“Gün bir araya gelme günüdür”
CHP PM üyesi Canan Kaftancıoğlu, artık günün bizden olmayana haklı olduğumuzu söyleme günü ve bir araya gelme günü olduğunu söyledi. Kadınların mücadelesinin referandumda “hayır” oyunun güçlü çıkacağının kanıtı olduğunu ifade etti.
“Korkunun ecele faydası yok”
Oya Baydar, korkunun ecele faydası olmadığını ve ‘hayır’larımızın farklı amaçları olsa da birliğin bozulmaması gerektiğini dile getirdi. Sözlerini “Hep bir ağızdan ‘hayır’ demeyi ve hayırlara vesile olmasını gerçekten dilemek görevimizdir”diyerek bitirdi.
“Her yerde yaşamı özgürleştireceğiz”
HDP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Prof. Dr. Beyza Üstün; tarlada, fabrikada, üniversitelerde, sokaklarda kadınlar olarak yaşamı özgürleştireceklerini dile getirdi. Üstün; ”Direnen, barış diyen, mücadele eden, yaşamları ve özlük hakları yok edilen arkadaşlarımıza sözümüz var. Biz her yerde yaşamı özgürleştireceğiz, meydanlar bizim"dedi.
Fabrikalarda direnen kadınların ‘hayır’ını duyurdu
Kanun Hükmünde Kararname ile işten atılan Betül Celep; “Fabrikalarda direnen kadınların, sendika için kendi hakları için aileleriyle, devletle, işverenle mücadele eden tüm kadınların 'Hayır'ını buradan duyuruyorum” diyerek kadınları Kadıköy’de başlattıkları direnişe destek olmaya çağırdı.
“Alevi kadınlar olarak ‘Hayır ’diyeceğiz”
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Örgütlenme Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu ise “Biz Aleviler ve Alevi kadınlar olarak elbette ‘Hayır’ diyeceğiz. ‘Hayır’ demek için çok nedenimiz var ama bu defa başka toplulukları da göreceğiz. Biz Alevi kadınlar Ekin Van’larla birlikte olup ‘hayır’ diyeceğiz”dedi.
Barış Anneleri de ‘Hayır’ Diyecek
Barış Anneleri inisiyatifinden Güler Buğday, tüm zulümlere karşı hayır dediklerini ve diyeceklerini dile getirdi. Buğday;”Annelerin gözyaşları dursun istedik. Haksız bir savaşa kadın zulmüne kadın katliamlarına karşı ‘Hayır’ dedik ve ‘Hayır’ diyeceğiz.”sözleriyle hayır deme sebeplerini dile getirdi.
“Kadın cinayetleri ve çocuk istismarına karşı hayır”
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Gülsüm Kav, kadın cinayetleri ve çocuk istismarına karşı hayır diyeceklerini belirtti. Daha pek çok kadının söz aldığı toplantı, Alamor Kadın Korosu’nun müzik dinletisi ile sona erdi. (ŞP/ÇT)


Kabe'de skandal 'evet' duası! 'Hayır' diyenleri kafir ilan ettiler..!

Düzce'de umreye giden bir grup Kabe’de referandum duası yaptı.
Duada Allah yolunda olmak için “evet” dedikleri söylendi. Duada ayrıca “güçlü lider” vurgusu da yapıldı. Din Görevlisi Nezih Bakkaloğlu’nun Kabe’nin dibinde, umre vazifesine katılanlara okuduğu dua şöyle:

“Güçlü bir ülke için, güçlü bir Türkiye için, güçlü bir İslam alemi için evet diyoruz Ya Rabbi, Varız diyoruz Ya Rabbi. Kafirlere PKK’ya karşı evet diyoruz Ya Rabbi… FETO’culara karşı evet diyoruz Ya Rabbi. Allah’ım senin yolunda olmaya evet diyoruz. Güçlü bir ülke için, güçlü bir lider için evet diyoruz Allah’ım.”

ABD MAHKEMESİ, TRUMP’IN KARARNAMESİNE ‘DUR’ DEDİ

ABD’de New York Doğu Bölgesi Federal Mahkemesi, Başkan Donald Trump’ın mültecilerle ilgili tartışmalı kararnamesine karşı “geçici olarak yürütmeyi durdurma kararı” aldı. Yargıç Ann Donnelly tarafından alınan karar, onaylı mülteci başvurusu ile geçerli vizeleri bulunanlar ve yasal olarak ABD’ye giriş hakkına sahip diğer kişilerin ülkeden gönderilmesini engelliyor.
Mahkeme, kararnamenin “ciddi ve onarılamayacak zarar” teşkil etme riski bulunduğunun altını çizdi. Karar, yüzlerce insanın ABD’deki havalimanlarında Trump’ın göç sınırlamasını protesto ettiği sırada geldi.
Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği, dün Trump’ın başkanlık kararnamesini mahkemeye taşımıştı. Mahkeme kararıyla ABD’nin tüm havalimanlarında gözaltına alınan göçmenler sınırdışı edilemeyecek. Fakat bu, ABD’ye alınmak zorunda oldukları anlamına da gelmiyor. Göçmenler gri bölgede bekletilecek.
ABD’liler, havalimanlarında Trump’ın göç sınırlamasını protesto etti.
‘MAHKEMELER DEMOKRASİMİZİN KALESİ’
Dünyanın en saygın eğitim kurumlarından Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde kalp ve damar alanında çalışma yürütecek bir öğrencinin de ülkeye girişi mümkün olmuyor.Vizesi süresiz olarak askıya alınan söz konusu öğrencinin danışman hocası Profesör Thomas Michel, “Bu olağanüstü genç bilim insanı, kalp hastalıklarını kavrayışımızı geliştirecek katkılar sağlama noktasında ciddi potansiyele sahip. Zaten daha önce de etraflıca soruşturuldu” dedi.
Göçmen Hakları Projesi Hukuk Direktörü Yardımcısı Lee Gelernt, bazı insanların uçağa geri bindirilmekle tehdit edildiğini belirterek, mahkemenin kararına ilişkin şu değerlendirme bulundu: “Yargıç, özetle, hükümetin yapmaya çalıştığı şeyi önledi ve bizim istediğimizi verdi. Bu da Trump’ın kararnamesini engellemek ve ülkeye gelen ve ülke çapında kararname kapsamında yakalanan insanların geri gönderilmesi için hükümete imkân tanımamaktı.”
Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği Direktörü Anthony Romero, “Olağanüstü bir gün. Bugün mahkemelerin hâlâ çalışabildiğini gösterdik…. Onlar demokrasimizin kalesi. Başkan Trump, Anayasa’ya aykırı ve hukukdışı yasa ya da kararname çıkardığında, mahkemeler herkesin hakkını korumak için orada duruyor.” dedi.
ABD’YE GELDİKLERİNDE GÖZALTINA ALINDILAR
ABD’ye geldiklerinde gözaltına alınanlara ek olarak bazı yolcuların, ABD uçuşlarına bile alınmadığı belirtildi.
Cumartesi günü beş Iraklı ve bir Yemenlinin, Mısır’ın başkenti Kahire’de, New York’a gidecek uçağa binmelerinin engellendiği açıklandı.
Hollandalı havayolu şirketi KLM, ABD tarafından alınmayacakları gerekçesiyle yedi kişiyi geri çevirdiklerini duyurdu.
Kısıtlamalar, çifte vatandaşlar için de uygulanıyor. Örneğin; hem İran hem de İngiltere pasaportu taşıyanlar da ABD’ye giremiyor.
Geçerli vizeleri olmasına rağmen, karar imzalanmadan önce uçağa binen bazı insanlar bile ABD’ye ulaştıklarında gözaltına alındı.
TRUMP’IN KARARNAMESİNDE NELER VAR?
“Yabancı Teröristlerin ABD’ye Girişinden Ülkeyi Korumak” başlıklı kararname, ABD’nin tüm mülteci programını 120 günlüğüne durduruyor.
“Terörle ilintili” olarak görülen ülkelerin pasaportlarını taşıyanlar için 90 günlük seyahat yasağı getirildi. Bu kapsama giren İran, Irak, Libya, Somali, Sudan, Suriye ve Yemen vatandaşlarının vize başvurusu kabul edilmeyecek.
Suriyeli mültecilerin ülkeye girişi süresiz olarak yasaklandı. Diğer mültecilere ise dört ay yasak getirildi.

ABD’nin 2017 mali yılında kabul edeceği mülteci sayısı 110 binden 50 bine düşürüldü.

Türkiye'de her çocuk 9 bin 570 lira borçla doğuyor..!

CHP, 'Gerçek Türkiye'nin Grafikleri' raporu hazırladı. Sözcü'den Başak Kaya'nın aktardığı rapora göre, merkezi yönetim kapsamındaki kamu kuruluşlarının, iç ve dış borçları geçen yılın on bir ayında 74 milyar lira artarak 751.8 milyar liraya kadar yükseldi. Bu artışın 28.1 milyar liralık kısmı iç borçlardan, 45.9 milyar liralık kısmı ise dış borçlardan kaynaklandı.
Rapora göre aynı dönemde dış borçlar dolar cinsinden 1.4 milyar dolarlık bir artış kaydetti. Yaşanan artışın büyük kısmı ise kur artışından kaynaklandı.
Raporda, "İktidardakilerin umursamaz gözüktükleri Türk Lirasında son aylarda yaşanan yüksek oranlı değer kaybı, merkezi yönetimin borç yükünü de önemli ölçüde artırıyor. Kur artışıyla birlikte kamunun iç ve dış borç yükü de arttı. İktidardakiler kur artışının kamuya herhangi bir yük getirmediğini savunmalarına rağmen Ekim 2016 sonunda 3.10 TL'lik dolar kurundan 260.4 milyar lira olan kamunun dış borç yükünün TL karşılığı, kasım sonunda 3.42 TL olan dolar kuruyla 283.5 milyar liraya yükseldi. Dolarda yaşanan 32 kuruşluk artış kamunun borç yükünü 26.5 milyar lira artırdı" denildi.
BORÇ STOKU 14 YILDA 509 MİLYAR LİRA ARTTI
Rapora göre, kamunun, iç ve dış borçlarından oluşan brüt borç stoku AKP iktidarından önceki 80 yılın sonunda 242.7 milyar lira olarak gerçekleşmişti. Borç stoku son 14 yılda 509.1 milyar lira arttı ve Kasım 2016 sonunda 751.8 milyar liraya ulaştı.

Kişi başına düşen kamu borcu 5 bin 893 lira artarak 2016'da 9 bin 570 liraya kadar yükseldi. Türk Lirası olarak kişi başına düşen ortalama kamu borcu son 13 yılda yüzde 160.3 oranında arttı.

Kabe'de skandal 'evet' duası! 'Hayır' diyenleri kafir ilan ettiler..!

Düzce'de umreye giden bir grup Kabe’de referandum duası yaptı.
Duada Allah yolunda olmak için “evet” dedikleri söylendi. Duada ayrıca “güçlü lider” vurgusu da yapıldı. Din Görevlisi Nezih Bakkaloğlu’nun Kabe’nin dibinde, umre vazifesine katılanlara okuduğu dua şöyle:

“Güçlü bir ülke için, güçlü bir Türkiye için, güçlü bir İslam alemi için evet diyoruz Ya Rabbi, Varız diyoruz Ya Rabbi. Kafirlere PKK’ya karşı evet diyoruz Ya Rabbi… FETO’culara karşı evet diyoruz Ya Rabbi. Allah’ım senin yolunda olmaya evet diyoruz. Güçlü bir ülke için, güçlü bir lider için evet diyoruz Allah’ım.”

Kanada’da camiye silahlı saldırı: 6 ölü, 8 yaralı..!

Kanada Başbakanı Trudeau’nun Trump’ın mülteci politikasına tepki göstermesinin hemen ardından Quebec City kentinde bir camide namaz kılanlara “Allahu ekber” bağırışlarıyla silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda 6 kişi yaşamını yitirdi, 8 kişi yaralandı
Kanada’nın Quebec eyaletinin başkenti olan Quebec City’de aynı zamanda cami olarak kullanılan Quebec İslam Kültür Merkezi’ne yatsı namazı sırasında silahlı saldırı gerçekleşti.
Saldırganlar, erkeklere ait bölümde namaz kılmakta olan 39 kişinin üzerine ateş açtı.
Saldırıda ilk belirlemelere göre 6 kişi yaşamını yitirdi, 8 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla Quebec City’deki hastanelere taşındı.
“Saldırgan ‘Allahu ekber’ diye bağırdı”
Saldırının ardından bölgede operasyon başlatan polis, iki saldırganı yakalayarak gözaltına aldı. Saldırganların kimlikleri henüz açıklanmadı.
Görgü tanıkları ise saldırganların üç kişi olduğunu ileri sürdü.
Radio Canada’ya konuşan bir görgü tanığı, saldırganlardan birinin ateş ederken “Allahu ekber” diye bağırdığını söyledi. Görgü tanığı, “Biri ateş etmeye başladı. Ateş ederken ‘Allahu ekber’ diye bağırdı. İbadet eden insanlara kurşunlar isabet etti. Kurşunlar benim de başımın üzerinden geçti” dedi.
Trudeau: “Çeşitlilik ve hoşgörü bizim değerimiz”
Saldırının ardından Kanada Başbakanı Justin Trudeau’dan hızla açıklama geldi.
Sputnik’in haberine göre; bir terör saldırısı ile karşı karşıya olduklarını belirten Trudeau, “Müslümanların ibadet ve sığınma merkezine yapılan terörist saldırıyı kınıyoruz. Böyle anlamsız bir şiddeti görmek yürek parçalayıcı. Çeşitlilik bizim gücümüz ve dini hoşgörü biz Kanadalıların çok önem verdiği bir değer” dedi.

Böylesi saldırıların Kanada toplumunda, kentlerinde ve ülkesinde yeri olmadığının altını çizen Trudeau, Kanada polisinin halkın haklarını koruyacağını ve eylemin faillerini yakalamak için elinden geleni yapacağını ifade etti.