1 Mart 2017 Çarşamba

IŞİD’in beynini yıkadığı çocuklar potansiyel tehlike..!

İsveç’in en büyük gazetelerinden Dagens Nyheter’in Ortadoğu Muhabiri Terese Cristiansson, IŞİD’in halifelik ilan ettiği yerleşim birimlerinde beyinlerini yıkadığı binlerce çocuğa Türkiye’de gerekli yardımın yapılmadığını yazdı.
Christinasson, IŞİD’in ele geçirdiği yerleşim bölgelerinden gelip Antep ve Urfa’da yaşamını sürdüren ailelerle yaptığı söyleşileri ve izlenimlerini Dagens Nyheter gazetesinde yayımladı.
Makalede, IŞİD’in ele geçirdiği bölgelerde okullara terör örgütünün liderlerinin adlarını verdiği, çocukları kendi ideolojisine uygun Kur’an ve dini eğitimden geçirdiği, felsefe, psikoloji, resim ve müzik derslerini yasakladığı, çocuklardan şeriat yasalarına uymayan anne ve babalarını ihbar etmelerini istediği belirtiliyor.
11 ay önce Deyrül Zor’dan kaçarak Urfa’ya yerleşen ancak akrabalarının güvenliği için adını açıklamayan Suriyeli bir kadın, 10 yaşında Ömer adındaki oğlunun yaşları 7 ila 12 arasında değişen çocuklarla birlikte gittiği okulda teröristlere sempati duymaya, silahlarla ilgilenmeye başladığını ve eve getirdiği kocaman bir IŞİD bayrağını evinin balkonuna astığını söylüyor.
IŞİD, AİLELERİNİ İHBAR ETMELERİNİ İSTİYOR
Ömer’ın kendisine IŞİD’lilerin., “Eğer babanızın sigara içtiğini ya da annenizin çarşafsız gezdiğini görürseniz bize bildireceksiniz” dediğini aktaran kadın, oğlunun sürekli olarak, telefonuna yüklediği IŞİD marşlarını dinlediğini söyledikten sonra şunları kaydediyor: “Biz Ömer’i kaybettiğimizi düşündük. Onu ebeveynlerinin çocuklarına ulaşamayacakları bir askeri kampa götürmelerinin an meselesi olduğunu biliyorduk. Kaçmayı seçtik.”
Türkiye’ye geldikten sonra Ömer’in telefondaki marşlarını gizlice sildiklerini ancak oğlunun aynı şarkıları yeniden yüklediğini söylüyor ve “IŞİD’in ona öğrettiklerini unutması aylar aldı” diyor. Üç çocuklu Baraa adındaki Suriyeli bir başka kadın da, IŞİD’lilerin 16 yaşındaki oğlunu kendilerine çekmeyi başardıklarını söylüyor.
ŞERİATA UYANLAR ÖDÜLLENDİRİLİYOR
Bir akşam oğluyla birlikte eve giderken tökezlememek için gözündeki peçeyi kaldırınca oğlunun kendisine kızdığı sırada bir IŞİD’linin olanlara şahit olduğunu belirten Baraa, “Ertesi gün ona takdirin bir biçimi olarak kelepçe verdiler ve ona doğru davranmayanlara müdahale etme hakkının olduğunu söylediler. Bu, o yaşlardaki bir çocuk için çok büyük bir şey” diyor. Oğlunun Türkiye’ye kaçmayı reddettiğini ama evlerinin bombalanması ve kendisinin boğazından yaralanmasından sonra Suriye’den ayrılmayı kabul ettiğini ancak Türkiye’de yeni koşullara uymasının zaman aldığını söyleyen Baraa, “Hâlâ aşırı dinci ama sakalını kesti, normal giyiniyor ve normal olan gençlerle arkadaşlık yapıyor” şeklinde konuşuyor.
BEYİN YIKAMA, OKULLARDA BAŞLIYOR
Suriye’deki Şiddeti Belgeleme Sevisi (VDC), IŞİD’in okul ve askeri kamplarda kullandığı belge ve kitapları daha sonra çocuklara yardımcı olmak amacıyla toplamış. VDC’nin yöneticilerinden Mahmud Mahmud, “Daha önceleri hep askeri kamplar hakkında konuşuldu. Beyin yıkamanın başladığı normal okullar odak noktası değildi. Sadece Deyrül Zor’da 350, IŞİD’in hakim olduğu bölgelerde ise binlerce çocuk söz konusu” diyerek sorunun boyutlarına dikkat çekiyor. Makalede, Türkiye’ye sığınan 3 milyon Suriyelinin büyük çoğunluğunun çocuk olduğu, bir kısmının Türk ve özel eğitim veren Suriyeli okullara gittiği ancak UNICEF’in belirlemelerine göre 380 bin çocuğun eğitim hakkı olmadığı belirtiliyor.
Mahmud, “Bu çocuklar IŞİD’in okullarından gelmişlerse orada öğrendiklerini yeniden değerlendirme imkanını bulamıyorlar. Yüz binlerce çocuğu kaybediyoruz” diyor.
ÇOCUKLARIN EĞİTİMİ NUSRA CEPHESİNE EMANET
Kaygılar sadece Türkiye’deki çocuklarla sınırlı değil. Sorunun Suriye muhalefeti içinde de anlaşmazlıklara yol açtığı ve muhalif gruplar arasında yapılan barış görüşmelerinde çocukların eğitiminin bir araç olarak kullanıldığı belirtiliyor.
Suriye muhalefetinin politik sözcülerinden Samira Masalmeh, muhalefetin Nusra Cephesine çocuklarının eğitimlerini üstlenmesine izin vermesine “Bu kabul edilemez. Çocuklar geleceğimizdir ve radikal grupların onları eğitmelerine izin veremeyiz. Doğru bir eğitimle onlar Suriye’yi yeniden inşa edebilirler” diyerek tepki gösteriyor.
Murat KUSEYRİ
Stockholm
Evrensel

Miraz bebek ve annesi Gülistan için imza kampanyası..!


Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nde tutulan Gülistan Diken Akbaba ve 7 aylık bebeği Miraz Akbaba'nın serbest bırakılması için ailesi, Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere "Miraz Bebek ve Annesine Özgürlük için Bir İmza da Sen Ver!" adıyla imza kampanyası başlattı. 
Gülen Cemaati soruşturması kapsamında tutuklanan hakim Mehmet Ekinci tarafından verilen hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasının ardından tutuklanan Gülistan Diken Akbaba, 7 aylık bebeği Miraz Akbaba ile birlikte Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'ne konulmuştu. Cezaevinde ilaçlarının verilmediği Miraz Bebek ve annesi Gülistan Diken Akbaba'nın serbest bırakılması için ailesi, Adalet Bakanlığı'na göndermek üzere 
change.org'ta imza kampanyası başlattı. 
" Miraz Bebek ve ve Annesine Özgürlük için Bir İmza da Sen Ver!" kampanya metninde, "Gülistan Diken Akbaba’nın parlamentoda temsil edilen bir partinin ilçe örgütünde yöneticilik yapmaktan başka hiçbir siyasi faaliyeti olmamasına rağmen, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla kişisel hakları ve özgürlüğü elinden alındı. 7 aylık bebeği Miraz da onunla birlikte hapiste şimdi... Bu durum çok ağır bir insan ve çocuk hakkı ihlalidir" ifadeleri kullanıldı. 
'MİRAZ HAPİSHANE KOŞULLARINDA SAĞLIKLI GELİŞEMEZ' 
Miraz bebeğin henüz süt emme döneminde olduğu için annesinden ayrılmasının düşünülemeyeceğinin belirtildiği metinde, "Ayrıca emekleme çağındaki bir bebeğin hapishanenin beton zemininde sağlıklı şartlarda büyüyebileceğini de söyleyemeyiz. Miraz’ın hapishane yemekleri ile beslenerek, oyuncaklardan ve akranlarından mahrum kaldığı mevcut hapishane koşullarında sağlıklı bir gelişim göstermesi beklenemez.
Gülistan'ın davasında aile üyeleriyle yaptığı telefon görüşmeleri ve 13-14 yaşlarında tuttuğu günlükler dahi delil gösterilerek suç unsuru sayılmıştır. Gülistan, Şike, Oda Tv, Balyoz gibi şaibeli davalarla gündeme gelmiş ve kapatılmış olan 16. Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanarak, 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Gülistan’ı bebeği Miraz ile birlikte hapse mahkum eden hakim Mehmet Ekinci'nin, soruşturmayı yürüten savcı ve polislerle beraber, FETÖ/PDY örgüt üyeliğinden tutuklu olması da yargılamanın adilliğine büyük bir gölge düşürmektedir. Kapatılmış bir mahkeme ve tutuklanmış bir hakimin kararı ile birçok insan gibi, Gülistan ve Miraz da mağdur durumdadır" denildi. 
KAMPANYAYA DESTEK ÇAĞRISI 
"Talebimiz, 19 Şubat 2017'den beri tutuklu olan Gülistan'ın adil bir şekilde yeniden yargılanması ve bu süreçte serbest bırakılarak, Miraz’ın annesi ile birlikte sağlıklı koşullarda, dışarıda büyümesidir" denilen metinde, şunlar kaydedildi: "Siz de kampanyamızı imzalayıp, başka insanların da imzalamasına yardımcı olursanız suçsuz bir kadının ve bebeğinin özgürlüğüne katkıda bulunmuş olursunuz. Özgürlüğe giden yoldaki taşları beraber örmüş oluruz.
Kamuoyunda gündem olan davaların yanı sıra, kamuoyu tarafından pek bilinmeyen benzer birçok davada da çok sayıda insan mağdur durumundadır. Miraz Bebek ve annesi bunun tek örneği değildir. Gülistan'ın yeniden yargılanması bu durumdaki insanlar için emsal olabilir. Bu kampanyayla Miraz’ın, haksızlığa uğramış tüm mahpus annelerin ve cezaevindeki çocuklarının sesi olabiliriz."
İmza kampanyasına destek vermek isteyenler bağlantıdan 
change.org sitesine ulaşabilir:
Miraz Bebek ve Annesine Özgürlük için Bir İmza da Sen Ver!

KESK üyeleri: İşimizi geri istiyoruz, alacağız..!

KHK'lerle ihraç edilen KESK üyesi kamu emekçilerinin İstanbul'daki direnişi devam ediyor. Emekçiler, pazartesi, çarşamba ve cumartesi günü eş zamanlı olarak Kadıköy ve Bakırköy'de oturma eylemleri yaparak işlerine geri dönmek için mücadele ediyor.
KESK üyeleri İstanbul Kadıköy’de hukuksuz ihraçlara karşı yine Altıyol’da buluştu. Bugünkü eylem hayatlarına son veren Mehmet Fatih Traş, Bülent Uçar ve kalp krizi geçiren Yrd. Doç. Dr. Mustafa Sadık Aktaş için yapıldı. Hayatını kaybeden emekçilerin fotoğrafını taşıyan KESK üyeleri 'KHK'ler can alıyor, unutmayacağız' dedi.
Oturma eyleminde “İşimizi geri istiyoruz, alacağız” pankartı açan emekçiler, “Direne direne kazanacağız”, “Zafer direnen emekçilerin olacak!”, “İşimizi geri istiyoruz” sloganları attı. İhraç edilen emekçilerin tamamı işlerine geri dönene kadar direnişin süreceği belirtildi.
KESK üyeleri adına konuşan Eğitim Sen İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Turgut Yokuş, “Bizler 7 Şubat gecesi çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerinden atılan KESK’li kamu emekçileriyiz. Bizler parasız sağlık, parasız eğitim, parasız kamu hizmeti istediğimiz için işlerimizden atıldık. Çocuk istismarına, tacize ve tecavüze ‘Hayır’ dedik. Kamu emekçilerinin ekonomik, demokratik ve özlük haklarını fiili meşru mücadele anlaşıyla savunduk. Halkımız için eşitlik, adalet ve özgürlük istedik. Bizleri işimizle, aşımızla terbiye etmeye çalışanlara inat sokaklarda olcağız, mücadele etmeye devam edeceğiz. İşimizi geri alıncaya kadar ve asla biat etmeyeceğiz” diye konuştu.
Çevredeki vatandaşların da destek verdiği oturma eylemine, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) de destek verdi.
Eylemde konuşan HDP MYK üyesi Musa Piroğlu da ihraçlara tepki gösterdi. Piroğlu, “Bu ülkede şu an yargı işlemiyor. Bu ülkede şu an hukuk işlemiyor. Darbe gününden bugüne ülke OHAL koşullarıyla yönetiliyor” dedi. 16 Nisan’da yapılacak başkanlık referandumuna da değinen Piroğlu, “Artık hukuk tek bir kişinin dudağından çıkacak sözde. 16 Nisan’da bu kişi bu hukukun ölene kadar kalıcı olmasını istiyor” dedi.

Musa Piroğlu'nun ardından söz alan Eğitim Sen İstanbul 5 No’lu Şube yöneticisi Mehmet Sarı ise, AKP’nin zulmü karşısında diz çökmeyeceklerini, işlerini alana kadar meydanları terk etmeyeceklerini ve mücadele edeceklerini vurguladı.

Grup Yorum üyelerinin tamamı tahliye edildi..!

Okmeydanı'ndaki İdil Kültür Merkezi'ne 11 Kasım 2016'da yapılan operasyonda gözaltına alınarak tutuklanan Grup Yorum üyeleri Ali Aracı, İnan Altın, Selma Altın, Helin Bölek, Dilan Poyraz, Sultan Gökçek ve Fırat Kıl ile kültür merkezinde çalışan işçi Abdullah Özgün tahliye edildi.
Duruşmaya Grup Yorum üyelerine destek vermek için sanatçılar Edip Akbayram, Ferhat Tunç ve Ataol Behramoğlu'nun yanısıra CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu ve Mahmut Tanal da katıldı.
İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ilk duruşmaya, tutuklu Grup Yorum üyeleri Ali Aracı, İnan Altın, Selma Altın, Helin Bölek, Dilan Poyraz, Sultan Gökçek ve Fırat Kıl ve işçi Abdullah Özgün ile tutuksuz sanıklar Musa Varıcı, Cemil Varıcı ve Mehmet Varıcı katıldı.
Grup Yorum üyelerinden Selma Altın, "Bizim silahımız, soluğumuz enstrümanımız. Keşke sanatımızla yargılanıyor olsaydık. Sanatı bitirmenin yolu daha etkili eserler sunmaktır. Bizim yerimiz mahkemeler değil, konser salonlarıdır" dedi.
Dilan Poyraz ise polislerin baskına geldiklerinde arama, yakalama kararı olmadığını ileri sürerek "Baskına geldiklerinde yarım saat önce gözaltından çıkmıştım. Tutuklanmamızın nedeni orada olmamız. Orada olmasaydık tutuklanmayacaktık" diye konuştu.
Sanık İnan Altın da "Biz marjinal bir grup değiliz. Milyonları bir araya getiren bir grubuz" dedi. Mahkeme heyeti, savunmaların ardından tutuklu 8 sanığın tahliyesine karar verdi. Duruşma 13 Haziran'a ertelendi.
Grup Yorum üyelerinin tahliye kararını CHP Milletvekili Mahmut Tanal Twitter hesabından duyurdu. Tanal hesabından "İstanbul 23 Ağır ceza Mah.Yargılanan Grup Yorum sanatçıları tahliye oldu" açıklamasını yaptı.


Koruköy'de abluka devam ediyor: "Su yok, bugün elektrikleri de kestiler"


Nusaybin’in Koruköy köyünde yasağın kaldırılması talebiyle başlatılan nöbet eylemi bugün de devam etti. Heyete izin verilmezken, dihaber'in köyden ulaştığı bir yurttaş, “Köyü hapishaneye çevirdiler. Bu abluka kaldırılsın artık” dedi.
Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Koruköy köyünde devam eden yasağın kaldırılması için heyetlerin girişimleri devam ediyor. Köyde ne olup bittiğini öğrenmek için köye gitmek isteyen heyet, Koruköy'e 15 km uzakta olan Yandere köyünde bir kez daha asker engeliyle karşılaştı. DTK, TJA, DBP ve HDP öncülüğünde, HDP Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, Mardin Milletvekili Ali Atalan, Barış Anneleri ve köyde bulunanların ailelerinden oluşan heyet engellendikleri köyde nöbet eylemi başlattı.
Nöbet eyleminde açıklama yapan HDP Mardin Milletvekili Ali Atalan, "Köyde insanlarımız gözaltına alınıyor ve bize bu konuda bilgi verilmiyor. Köye girmek için yaptığımız bütün başvurular sonuçsuz kalıyor. Günlerdir arkadaşlarımızla birlikte nöbet tutuyoruz ve nöbet tutmaya da devam edeceğiz. O köylerde suç işleniyor, işkence görüntülerini hepimiz görüyoruz. Yasağın devam ettirilmesi bu işkencelerin devam ettiğin gösteriyor. Bu köydeki ablukaların bir an önce kaldırılması için çağrıda bulunuyoruz. Herkes bu konuda duyarlı olmalıdır" dedi.
‘KENDİMİZİ HAPİSTE HİSSEDİYORUZ’
dihaber'in ulaştığı Koruköylü Ş.D. isimli yurttaş, köydeki yasak nedeniyle artık kendilerini hapiste hissettiklerini ifade etti. “Sağ olarak girmişiz hapse. Köyümüzü bize hapis yaptılar. Asker hala kapımızda ve çıkmamıza izin vermiyorlar. En fazla hayvanlarımıza çıkıp bakabiliyoruz. Komşularımızı bile soramıyoruz. Su yok. Sadece 1 gün su verdiler sonra da yeniden kestiler suyu. Bugün elektrikleri de kestiler” dedi
Askerlerin 10 evi karargah gibi kullandıklarını dile getiren Ş.D., köyün etrafında çok sayıda asker olduğunu belirtti. Ablukanın kaldırılmasını talep eden Ş.D., “Ablukanın kalkmasını istiyoruz. Her evden 2-3 kişi kaldı. Kimi hastalandı, kimi gözaltına alındı. Bizim de köyden fazla haber alamıyoruz” dedi.

Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık görevden alındı, vali kayyum atandı!

Ağrı Belediye Başkanı DBP’li Sırrı Sakık, bugün (1 Mart) İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındı. Ağrı Valisi Musa Işın, Ağrı Belediyesi Başkanlığı’na kayyum olarak atandı.
DHA’nın haberine göre, üç yıl önce yerel seçimde Ağrı Belediye Başkanı seçilen Sırrı Sakık’ın yaptığı açıklamalarla ilgili çeşitli soruşturmalar açılmıştı. Sırrı Sakık, 7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde HDP’nin Doğubayazıt’ta düzenlediği Büyük İnsanlık Mitingi’ndeki konuşmasında “Türk milletini aşağılamak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla geçen kasım ayında Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesi’nde 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Halen il dışında olduğu belirtilen Sırrı Sakık’ın görevden alındığının açıklanmasıyla birlikte Ağrı Emniyet Müdürlüğü ekipleri Ağrı Belediyesi’ne gitti. Belediyenin giriş ve çıkışlarını kontrol altına alan polislerin arama yaptığı belirtildi.
Ağrı Belediye Meclisi’nde 17 DBP’li üyeden Ömer Polat, Fehim Çetinkaya, Gülsüm Demir, Kutbettin Tosun, Murat Aydemir ve Burhan Taşdemir geçen ay İçişleri Bakanlığı’nca görevden alınmıştı. Ağrı Belediye Meclisi’nde AKP’den de 14 üye bulunuyor.
Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık’ın görevden alınmasının ardından kayyum olarak atanan Ağrı Valisi Musa Işın’ın bu göreve de başlaması bekleniyor.
Sakık: 23 yıl sonra aynı tarihte aynı darbe koşulları
23 yıl sonra aynı tarihte aynı darbe koşullarının devreye konulduğunu dile getiren Sırrı Sakık, Twitter hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
Kamuoyuna: Üç yıldır yürütmüş olduğum Ağrı Belediye Başkanlığı görevinden bugün itibariyle alındım. Halkımızın bize bu sorumluluğu verdiği günden bu güne arkadaşlarımla birlikte hayata geçirdiğimiz her proje ve her hizmetle, Ağrı’yı Türkiye’nin en huzurlu kenti yaptık. Alnımız açık, vicdanımız rahat. 2 Mart 1994’te yani tam 23 yıl önce parlamentodan alınıp demokratik siyasetin dışına itilmiştik ve bugün tarih tüm günahlarıyla tekerrür etti. Fakat, bedeli ne olursa olsun, bu topraklarda bir gün barışı muhakkak inşa edeceğiz.
Ağrı’da bu süre zarfında birlikte çalıştığım tüm belediye emekçilerine, tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Hoşçakalın.

Hayır Kadınlar Var: “8 Mart’ta alanda olacak, 17 Nisan’da baharı getireceğiz”..!

Ankara’da 60’tan fazla örgütten kadınlar bir araya gelerek kadınların “Hayır”ını örgütleme kararı aldı. “Hayır! Kadınlar Var” kampanyasının çağrısını yapan Ankaralı kadınlar, ilk olarak 8 Mart’ta sokağa çıkacaklarını duyurdu
Ankara’nın dört bir yanından, çok sayıda kadın örgütünden yüzlerce kadın 11 Şubat’ta coşkuyla bir araya gelerek kadınların “Hayır”ını nasıl örgütleyeceklerini konuşmuş ve Ankaralı kadınların Hayır kampanyasını başlatmıştı. Kadınların güçlü bir şekilde sokakta “Hayır” diyeceği ilk durak olarak 8 Mart’ı hep birlikte örgütleme kararı da alan kadınlar, bugün (1 Mart) yaptıkları basın toplantısı ile “Hayır! Kadınlar Var” kampanyasını duyurdu.
60’tan fazla örgütten kadınların birlikte yürüttüğü kampanyanın açıklamasını Latife Demirci Kahya yaptı. AKP’nin kadın düşmanı politikalarını hatırlatan Demirci Kahya, “Artık taciz, tecavüz, kadın cinayetleri ve çocuk istismarı ile kurumsallaştırılmaya çalışılan rejim, savaş ile yok edilmeye çalışılan barış, OHAL ve KHK’lerle yönetilmeye çalışılan bir ülke biz kadınların mücadelesiyle yeniden kadın değerleriyle inşa edilecektir” dedi.
“Umudumuz var çünkü daha önce yaptık”
Kadınların hayatlarına dair kararları tek kişinin eline bırakmayacağını belirten Demirci Kahya, açıklamanın devamında şunları söyledi:
Tek adama, başkanlığa, yasalara, yasaklara ve kadınlara sorulmadan atılacak tüm adımlara Hayır! Bu karar referanduma kadar ve referandum sonrası da kadınların rehberi olacak.
‘Hayır! Kadınlar Var!’ kampanyasıyla, bugüne kadar nelere, kimlere karşı hayır dediğimizin bilinciyle kazanarak kararımızı ve mücadelemizi büyüteceğiz
Bizleri yıllardır rahat bırakmayan ve dur durak bilmeden emeğimiz, kimliğimiz ve bedenimiz üzerinden politika yapan iktidara; laiklik, eşitlik, barış ve özgürlük olmadan bir dünya tahayyül edenlere de sözümüzü söylüyoruz; Hayır diyoruz.
Umudumuz var çünkü kürtaj yasağını engelledik. Umudumuz var çünkü çocuk istismarı yasasını geri çektirdik. Umudumuz var çünkü yasaklara, baskılara karşı sessiz kalmadık. Umudumuz var çünkü bir aradayız, güçlüyüz.
“İlmek ilmek örecek, 8 Mart’ta alanlarda olacağız”
Haklarımız için, erkek egemenliğine, kadın düşmanlığına, şiddete, tacize, tecavüze dur demek için, evde, iş yerinde emeğimize sahip çıkmak için, güvencesiz çalıştırılmaya, KHK’lerle işten atılmaya dur demek için, “Hayır, kadınlar var” diyeceğiz. Savaşa, ayrımcılığa,erkek egemenliğine, homofobiye karşı hayır diyeceğiz. Ankara’nın dört bir yanından, her renkten kadınlar olarak ortak sözümüzle, ortak çalışmamızla ilmek ilmek örecek ve ilk olarak da en geniş katılımıyla 8 Mart’ta alanlarda olacağız.
Biz kadınlar 17 Nisan sabahı baharı mücadelemiz ile getireceğiz.
Bahar bizimle gelecek..