2 Mayıs 2017 Salı

Yargıtay’dan emek düşmanı karar..!

Yargıtay, çalışanların “işyerinde düzeni bozma” bahanesiyle iş sözleşmesinin feshedilebileceği yönünde emsal niteliğinde bir karar aldı. Karara göre, çalışanlar herhangi bir kıdem ve ihbar tazminatı talebinde bulunmaksızın işlerinden atılabilecek.
İşçi düşmanı kararın alındığı davaya konu olay şöyle gelişti: Bir mağazanın Ankara Keçiören’deki şubesinde manav şefi olarak çalışan işçi, yemek ücreti yüzünden mağaza müdürüyle tartışmaya başladı. İddiaya göre müdür, ‘yalan söylüyorsun’ diyerek manav şefine tokat attı. İşçinin müdüre aynı şekilde karşılık vermesiyle kavga kısa sürede büyüdü.
Olayla ilgili olarak görgü tanıklarını da dinleyen işveren, hem müdürün hem de manav şefinin iş sözleşmesini feshetti. Bunun üzerine manav şefi, adliyenin yolunu tuttu. İşinden atılan mana şefi, Ankara 10. İş Mahkemesi’nde, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi talebiyle dava açtı.
Mahkeme haksız buldu, işveren temyize gitti
Mahkeme, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı ile mağaza müdürü arasında geçen tartışmada öncelikle mağaza müdürünün davacıyı yalancılıkla itham ederek tokat attığına dikkat çekti. Davacının akabinde karşılık verdiği, olayda ağır kusurun mağaza müdüründe olduğu ve mağaza müdürünün kusurundan işverenin sorumlu olduğuna kanaat getirdi. Mağaza müdürünün ağır kusurlu davranışından kaynaklanan olayda işveren feshinin haklılığının ileri sürülemeyeceğine dikkat çeken Ankara 10. İş Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar verdi. Karar davalı şirketin avukatı tarafından temyiz edildi.
Yargıtay yerel mahkemenin kararını bozdu

Dava dosyasını yeniden değerlendiren Yargıtay Hukuk Dairesi, davacının mağaza müdürü ile kavga etmesi, olayın meydana gelmesinde diğer çalışan ile birlikte kusurlu olması karşısında davacının feshe konu davranışlarının iş sözleşmesinin feshi için haklı sebep teşkil ettiğine hükmetti. İşverenin feshi kararının haklı sebebe dayandığına dikkat çeken Yargıtay, manav şefinin kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddedilmesi gerektiğini belirtip, mahalli mahkeme kararını bozdu. Mahkeme ilk kararında direnince dava Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na taşındı. Kurul, emsal bir karara imza atarak, kavga edip iş yerinin düzenini bozan işçinin iş sözleşmesinin feshedilebileceğine hükmetti.

YÖK Başkanı, Nuriye Gülmen’in açlık grevini görmezden geldi: Bireysel tercihleri..!

KHK ile ihraç edilmelerinin ardından “İşimizi geri istiyoruz” diyerek 175 gündür mücadele eden ve açlık grevlerinin 55. gününde olan akademisyen Nuriye Gülmen’e ilişkin soruyu YÖK Başkanı Yekta Saraç “Bireysel tercihleridir” diyerek geçiştirdi.
OHAL döneminde 100 binin üzerinde ihraç edilen kamu görevlisinin itirazlarını değerlendirmek üzere hükümet tarafından KHK ile öngörülen ancak aylardır kurulamayan OHAL İnceleme Komisyonu’na ilişkin soru da Saraç tarafından yanıtlanmadı. İhraçlar arasında 5 bin 295 akademisyen olduğu hatırlatılarak OHAL komisyonuyla ilgili Başbakanlık’tan bir talep gelip gelmediğine yönelik soruya Saraç “Bize henüz bir talep gelmedi desem de geldi desem de... Neydi o talep diyeceksiniz. Her halükârda desem de demesem de haber olacak. Onun için hiç konuşmamak en iyisi” yanıtını verdi.

Mehmet Kocadağ ve Hayrebet Honca Ölümsüzdür..!


Çıkagelirsiniz
sarsılırız
cehennem mezarlarda depremlerle
çıkagelirsiniz
aralanır gecenin perdesi
firari düğünler kurulur ellerimize
çıkagelirsiniz
savrulur harmani acıların
okyanuslar doluşur gönlümüze
çıka gelirsiniz
halay tadı gözlerinizle
sesimizi sunarız size

Mehmet Kocadağ: 1950-2 Mayıs 1976, 1950 yılında, Muş'un Varto ilçesi, Çobandağı (Gestemert) köyünde doğdu. Okuduğu Van Alpaslan Öğretmen Okulu'ndan devrimci ve Kürt olduğu için atıldı. Yaşamını kazanmak için istanbul'a giderek işçilik yaptı. Çalıştığı işyerlerinde sömürüye karşı, devrimci ve sendikal müadelelere katıldı.1 Mayıs 1976'da, işçi sınıfının bayramına katıldıktan sonra evine dönmedi. 2 Mayısta kontr-gerillaca bıçaklanmış ve boğazı kesilmiş cesedi Kasımpaşada bulundu.Yüreği TKP/ML Hareketi'nin düşünceleriye atan yiğit bir komünistti.
Hayrabet Honca: Halkın Birliği dergisinin ilk yazı işleri müdürü olan Hayrabet Honca 1957, Sivas-Gemerek doğdu. 1969-1975 yılları arasında S.H.Tıbrevank’ta okudu. İleriki yıllarda TKP/ML Hareketi saflarında politik çalışmalarda bulundu, çok aktif ve göze çarpan bir militandı. “Halkın Birliği” gazetesi editörlüğünü yaparken TKP/ML Hareketinden ayrılarak TKP/ML Yeniden İnşa Örgütünde yer aldı. 29 Nisan 1980 günü Kayseri’de faşistler tarafından vuruldu. Ve 1 Mayıs 1980 günü ölümsüzleşti. Saygıyla anıyoruz.

1 Mayıs’ta iş cinayeti 1 Mayıs’ta bir işçi vinç kancasının çarpması sonucu yaşamını yitirdi..!


1 Mayıs İşçi Bayramın da bir işçi vinç kancasının çarpması sonucu hayatını kaybetti. Bursa’nın Gemlik ilçesindeki bir fabrikanın zemin sahasında boya yapan 37 yaşındaki Şevket Tabla isimli işçi tavan vincinin demir kancasının çarpması sonucu ağır yaralandı. Gemlik Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Tabla, sevk edildiği Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hayatını kaybetti. Vinç operatörü B.A. ise ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. 

CHAVEZ'DEN SONRA NE DEĞİŞTİ?

chavezmaduro
Venezuela'daki çatışmaların arkasında derin çelişkiler yatıyor.
Venezuela’da son haftalarda hızlanan Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve Venezuela Birleşik Sosyalist Parti (PSUV) hükümeti karşıtı gerici ve darbeye yol döşeyen gösterilerde 22 kişi hayatını kaybetti. Protestolar sırasında Latin Amerika ülkelerinde sık sık yaşanan diğer gösterilere benzeyen görüntüler batı medyası aracılığıyla dünyaya yansısa da Venezuela’nın daha farklı, daha özgün bir durumu var. Bu nedenle ilk bakıldığında ‘hükümetin otoriterleşmesine karşı muhalefet’ ve ‘protestocuları darbeci ilan eden Bolivarcı hükümet yanlıları’ olarak yansıyan taraflar, görüldüğünden daha karışık bir ilişkinin parçaları.
TARİHSEL KUTUPLAŞMA
Venezuela’da olup biteni anlayabilmek için ülkenin tarih boyunca kutuplaşmış olduğunu unutmamak gerekir. Gelir dağılımdaki korkunç eşitsizlik ülkedeki sınıfsal farklılıkları da yıllar boyunca keskinleştirdi. Başkent Caracas bu sınıfsal bölünmüşlüğün çıplak gözle görülebilen bir örneği. Petrolün mirası temiz, lüks mahallelerde yaşayanların, kentin tepelerinde ‘rancho’ adı verilen gecekondulardakilerin bir gün aşağıya inmesinden korkması, özellikle 1989’daki Caracazo olaylarından sonra ülkenin politik hayatına daha fazla yansıdı.
Bu nedenle rancho’lular, 1992’deki başarısız darbe girişimiyle sahneye çıkan genç subay Hugo Chavez’in hiç tereddüt etmeden arkasında durdular, nitekim Chavez iktidarı 1998 yılında bu kitlenin desteğiyle kazandı. Kendilerine gerek fiziksel gerekse sınıfsal ve siyasi olarak andıran bir liderin varlığı ile daha önce oy bile kullanılmayan gecekondu sakinleri Chavez iktidarını genişleterek sürdürdü.
MADURO İLE İŞLER DEĞİŞTİ
Chavez’in insan ilişkilerindeki, hitabetindeki inanılmaz başarısı zamanla rancho’ların haricinde orta sınıfta da sempati toplayan bir kişi haline gelmesini sağladı. Orta sınıftaki desteğin tek nedeni Chavez’in ‘karizması’ değildi elbette. ABD’nin Irak işgali sonrası petrol fiyatlarındaki değişim zengin petrol rezervlerine sahip ülkenin kasasına da yansıdı. Üstelik bu, Chavez’in en büyük vaatlerinden olan yabancı petrol şirketlerinin etki alanını azaltıp devletin Petroleos de Venezuela şirketini onların yerini doldurmak üzere görevlendirmesinden hemen sonra yaşandı. Kasanın dolması Chavez’in ‘mision’ adını verdiği ve köylülerin, yerlilerin, rancho’ların, işsizlerin sorunlarına çözüm üretilmesine ve okuma-yazma oranını artırmaya yönelik kampanyalarının başarılı olmasına yaradı.
Ancak, Chavez’in ölümünden sonra petrol fiyatlarındaki düşüşün hızlanması ülkenin ekonomisini uçuruma sürükledi. Önüne geçilemeyen enflasyonun, ülkenin pek çok yerinde yağma, suç oranındaki artış olarak geri dönüşleri oldu. Her ne kadar iktisadi nedenlerin yanında çok da önemli olmasa da Maduro’nun lider olarak Chavez’in yerini tutamaması da orta sınıftaki desteği oldukça azalttı. Tüm bunlar olurken ABD sermayesinin yıllardır neoliberalizm karşıtı politikalarla Latin Amerika’da önüne taş koyan Venezuela’nın üzerinde ‘akbaba gibi’ beklediğini de unutmamak gerek.
Latin Amerika’nın diğer ülkelerinde yaşanan değişimlerin Venezuela ekonomisindeki rolünü de bir diğer önemli etken. Kıtanın en büyük devletleri Arjantin ve Brezilya’daki solcu, Venezuela dostu yönetimlerin yerini neoliberal hükümetlere bırakması ülkenin kıtadan dışlanmasına sebep oldu. Zira Amerika Devletleri Organizasyonu, (OAC) Arjantin ve Brezilya’daki değişimlerin yerleşmesinin ardından Venezuela’yı ‘insan haklarını ihlal ettiği’ gerekçesiyle üyelikten çıkardı.
‘OTORİTER REJİM’, ‘DARBECİLERE’ KARŞI
Maduro’nun durumu toparlama hareketleri ise muhalefetin eline ‘otoriter rejim’ kozu olarak geri döndü. Orta sınıfta kazandıkları desteği iyice yitiren PSUV, ordudan ve iktidardan aldıkları güç ile Bolivarcı Venezuela’yı ayakta tutmaya çalışıyor. Maduro’nun hareketleri bu kriz döneminde Chavez’in 2002’de kendisine yapılan askeri darbe sonrasında yaptıkları eylemleri anımsatır cinsten. ABD’li şirket General Motors’un mallarına el koyulması gibi radikal iktisadi kararların onaylanmasına rağmen Maduro, idari kararlarda daha temkinli davranıyor. Öyle ki Anayasa Mahkemesi’nin neoliberal ABD yanlısı Accion Democratica gibi statüko partilerinin çoğunluğunu oluşturan parlamentonun yetkilerini kendinde toplaması kararını Maduro doğru bulmadı, karar geri çekildi.

Ancak bu durum ABD destekli faşist gerici muhalefetin ateşini söndürmedi. 2002’deki darbede askerler Chavez’i kaçırdığında iki günlüğüne seçim yapmadan saraya başkan atayan aynı muhalefet, Chavez’in Hollywood filmlerini andıran dönüşünden sonra dahi müzakereye yanaşmadı. O günler, ülkenin bugününe son derece benzeyen zamanlardı, bu nedenle Maduro yönetimi tarafından da ‘darbe girişimi’ tanımlaması yapılıyor. Bolivarcılar da –her ne kadar batı medyasında gözükmese de- neoliberal muhalefet de kendi yürüyüşlerini, gösterilerini düzenliyor, kutuplaşma derinleşiyor. Ancak durumu sadece bu benzerliklere odaklanıp okumak sağlıklı bir gözlem olmaz.

Biz kimiz, onlar kim?

Kimileri sözde demokrat: Şimdilerde suskun, korunaklı, risksiz, perde gerisinde izleyici, dönek, iki yüzlü. Murat Sevinç’in tabiri ile bu devir geçtiğinde o sünepeler yazacakları palavra kahramanlık destanlarını planlıyorlar. Aman bana bir şey olmasın korkusundan suratlarında fer kalmamıştır.
Kimileri paracı, her devrin cukkacısı, intihalci: Hasbel kader bizler gibi atılmışlar, ama kimse karıştırmasın. Eski konumlarına bir dönsünler, anında silerler her şeyi. İktidar gücünü çok severler aslında.
Kimileri dünya yıkılsa umurunda olmayacak ağır entelektüel (!), iyi eğitimli artiZler: Her durumda onlar için vardır bir artiZlik vesilesi. Her şeyi eleştirirler. Uzaktan bakınca solcu görünürler. Ama iş bedel ödemeye gelince, iki kuruşluk bir çabaya gelince sus pus olurlar. Böyyük okullardan, böyyük eğitimlerden geçmişlerdir. Rahat yaşar herkesle iyi geçinmeye çalışırlar bu orta yolcular.
Kimileri iktidar yalakası, çıkarcı, alçak: Her devirde güç kimde ise onun yanında durup kendi keseleri için çabalarlar. Haramilik hiç sorun değildir onlar için. Ahlak desen zaten yok.
Kimileri ise muhbir: Adlarını anmaya bile değmez. Kendilerini gizlemek ve iktidar gücüne yaslanmak için olmadık iftiralarla muhbirlik yaparlar. Çukurun dibidirler.
Ve bizler.
Bizler, kimsenin aşında ekmeğinde gözü olmayanlar.
Bizler, barışa, eşitliğe, insanlık değerlerine bağlı olanlar.
Bu değerleri savunduğu için işlerinden edilmiş, hayatları dağıtılmış olanlar.
Bizler, “dönen dönsün ben dönmem yolumdan” diyenler.
Bizler, kötülüğün sıradanlığına teslim olmayanlar.
“Biz hiç teslim olmadık ki” diyerek “aynı gökyüzü altında” direnenler…
Kimse bizi başkaları ile karıştırmasın.
Bilin diye söylüyorum.
Taylan Koç
Barış Akademisyeni

1 Mayıs 2017 Pazartesi

1 Mayıs'ta dünyanın her yerinde işçi ve emekçiler, sömürüye, zulme ve faşizme karşı sokaklara çıktı..!

Enternasyonalist proletaryanın sermayeye karşı mücadele -direniş günü olarak tarihte yerini alan birlik,dayanışma ve mücadele günü 1 mayıs dünyanın dört bir yanında Çalışma koşullarının ve , işçi haklarının iyileştirilmesi ve asgari ücretlerin artırılması, örgütlenmelerinin önündeki engellerin kaldırılması,politik özgürlüklerin sağlanması vb. istemleriyle . yaşanılacak bir dünya için alanlara çıktı.
FRANSA
Paris
Fransa'nın başkenti Paris'te 1 Mayıs olaylı geçti, „aşırı sağcı“ cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen'in protesto edildiği gösterilerde biri ağır olmak üzere üç polis yaralandı.
CGT, FSU ve Solidaires sendikaları saat 14.30'da République meydanında toplandı. Nation meydanına doğru yürüyüşe geçildi.
Bastille Anıtı yakınlarında göstericiler ve polis çatıştı. Bazı polislere molotof kokteyller isabet etti.
Yürüyüşte Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalan Ulusal Cephe adayı ırkçı Marine Le Pen karşıtlığı ön plana çıktı.
Yürüyüş boyunca "Ni Macron ni Le Pen" sloganları atıldı.
République Meydanı’ndan Nation Meydanı’na kadar yapılan yürüyüşte polis ile anti kapitalist ve anti faşist gruplar arasında çatışmalar yaşandı.
Paris'te yaşanan çatışmalarda polisin attığı gaz bombalarına göstericiler molotofkokteyli ile karşılık verdi. Çatışmalarda çevredeki iş yerlerinde maddi hasar oluştu. Onlarca polis ve gösterici yaralanırken çok sayıda kişi gözaltına alındı.
Bugünkü olayların ardından Marine Le Pen bir tweet atarak yaralı polise geçmiş olsun diledi, „cumhurbaşkanı olursa bu tür olaylara Fransa sokaklarında izin verilmeyeceği“ tehdidini savurdu.
RUSYA
Rusya’nın başkenti Moskova’da halk, 1 Mayıs'a yoğun ilgi gösterdi.
Rusya İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, kentte düzenlenen yürüyüşe ve etkinliklere 1.5 milyon kişi katıldı.
İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre, sadece Kızıl Meydan'daki 1 Mayıs yürüyüşüne 130 bin kişi katıldı.
KÜBA
Küba'da da yüz binlerce işçi ve emekçinin talepleriyle alanlara çıktığı 1 Mayıs etkinliklerine 86 ülkeden 1600 de misafir katıldı.
Kutlamalarda konuşma yapan Küba Emekçileri Merkezi (CTC) Genel Sekreteki Ulises Guilarte, uluslararası siyasi duruma rağmen Küba’nın toplumsal adalet hakkından asla vazgeçmeyeceğini söyledi.
ALMANYA
1 Mayıs'ta Alman Sendikalar Birliği ( DGB) çağrısıyla başta başkent Berlin olmak üzere Almanya’nın tüm kentlerinde emekçiler alanlara çıktı.
Alman Sendikalar Birliği, 1 Mayıs 2017 için ‘Biz çoğuz, bizler biriz' sloganını seçti. Sendikalar öncelikle çalışma süresi ve emeklilik ile ilgili taleplerini dile getirdi.
Berlin
Berlin'deki yürüyüş tarihi Alexanderplatz yakınında Hackescher Markt’da saat 10.00’da başladı.
Yürüyüşte öne çıkan pankart ve dövizlerde daha çok ücretlerin arttırılması, iş güvencesi, geçinebilir bir emeklilik gibi talepler öne çıktı. Yürüyüş saat 12.00’de tarihi Brandenburger Tor‘da yapılan mitingle son buldu.
Hamburg
Hamburg’da düzenlenen 1 Mayıs yürüyüşünde sendikalar ile anti faşist devrimci blok birlikte yürüdü. Binlerin katıldığı antifaşist blok, temmuz ayında Hamburg’da gerçekleştirilecek G-20 zirvesini de protesto etti.
Hamburg ve Berlin’inde çoğunluğu Alman sosyalistlerden oluşan ‘Devrimci blok’ çeşitli sloganlar ile ayrı bir miting düzenledi.
Frankfurt
Frankfurt’ta 1 Mayıs saat 09.00’da işçi ve emekçilerin toplanmasıyla başladı. Toplanan kitle saat 09.30’dan itibaren yürüyüşe geçti.
Yürüyüşün en önünde Alman Sendikalar Birliği’nin (DGB) bu seneki 1 Mayıs şiarı olan “Biz çokuz ve biriz!” pankartı taşındı. Frankfurt’taki 1 Mayıs yürüyüşüne binler katıldı.
ENDONEZYA
İşçi ve emekçiler Endonezya’da 1 Mayıs'ta sokaklara çıktı.
Başkent Cakarta’nın yanı sıra ülkenin ikinci büyük kenti Surabaya ve Bandung gibi başlıca kentlerde toplanan işçiler 1 Mayıs kutlamaları için bir araya geldi.
Ülkenin pekçok yerinde Endonezya Sendikalar Birliği Kongresi Konfederasyonu tarafından eylemler yapıldı.
İşçi ve emekçiler ülkedeki ağır çalışma koşullarını protesto etti.
Hollandada 1 Mayıs
Hollanda İşçi Sendikaları Konfederasyonu FNV tarafından Amsterdam'da organize edilen 1 Mayıs 7 bin işçi ve emekçinin katılımıyla gerçekleştirildi. 1 Mayıs kutlamaları coşkulu bir yürüyüşün ardından, Müzeler Meydanı'nda bir festival havasında devam etti.
Sağlık bakımı, metal, genel hizmetler, eğitim alanından binlerce işçi ve emekçi yürüyüşün ardından meydandaki kutlamada her sendika ve işkolundan işçilerce tanıtımları yapılan bilgilendirme çadırlılarındaki etkinlikleri izlerken, yanı sıra podyumdan yapılan konuşmaları dinlediler. Genç işçilerin aktif olduğu kutlamanın müzik şenliklerinde de genç sanatçılar kısa konserler verdiler.
FNV Genel Başkanı Han Busker, 1 Mayıs bildirgesi ve talepler bağlamında yaptığı konuşmada kalıcı işyeri ve "sosyal işyerleri" için TİS için mücadeleye devam çağrısı yaptı. Değişik iş kollarından sendika ve işyeri temsilcileri de benzer mücadele çağrıları yaptılar.
Konuşmaların ardından çeşitli iş kollarından mücadeleci işçiler gruplar halinde sahneye çıkarak deneylerinden kısa mesajlar ilettiler. Özellikle genç sanatçılardan müzik grupları şarkılarını sundular.
İspanya – Madrid’de anarkosendikalist Ulusal Emek Konfederasyonu (CNT) Valdeacederas’tan Cuatro Caminos’a yürüdü. Yürüyüş boyunca baskıcı politikalar ve çalışma yaşamında karşılaşılan sorunlara ilişkin sloganlar atıldı. Yürüyüşün ardından CNT merkezinde vegan sofra kurulup Ben, Daniel Blake filminin gösterimi yapıldı. Barselona’da da kitlesel bir yürüyüş gerçekleşti.
YUNANİSTAN
1 Mayıs Yunanistan’da başta Atina olmak üzere tüm kentlerde ve ilçelerde kitlesel olarak kutlandı.
Başkent Atina’da üç ayrı gösteri yapıldı. Mücadeleci Sendikalar Cephesi (PAME), Meclisin bulunduğu Sintagma Meydanı’nda, işçi konfederasyonları Klatmonos Meydanı’nda, sol örgütler ve bazı sendika şubeleri ise ulusal müze önünde toplandılar. Her üç gösteride de AB, IMF ve hükümet karşıtlığı ön plana çıktı.
Troyka anlaşmalarının iptal edilmesi, borçların ödenmemesi, AB'den çıkılması, işten atmaların yasaklanması, bütün işsizlere sosyal güvence hakkı tanınması, eğitim ve sağlık hizmetlerinin parasız olması, ücretlerin yükseltilmesi gibi talepler öne çıktı.
Atina dışındaki diğer şehirlerde de 1 Mayıs gösterileri kitlesel geçti.
İNGİLTERE
Birçok kentte 1 Mayıs'ta işçiler alanlara çıktı. Londra'da yapılan gösteriye binlerce kişi katıldı.
Marx Hatıratı Kütüphanesi önünde başlayan yürüyüş Trafalgar Meydanı'nda yapılan konuşmalardan sonra sona erdi. Türkiyelilerin ve Kürdistanlıların da yoğun katılımının dikkat çektiği yürüyüşte sendikalar, kemer sıkma politikalarına karşı daha etkili bir mücadele için işçilerin örgütlü mücadeleye katılmasının önemine vurgu yaptı.
NORVEÇ
Norveç’te bu yılki 1 Mayıs kutlamalarına işsizlik, ücret eşitliği, 6 saatlik işgünü, iltica politikası, sonbahardaki seçimler ve göçmen düşmanı politikalara tepki öne çıktı. Ancak binlerce emekçinin en çok dile getirdiği talep ‘güvenceli iş’ oldu.
Sendikalar Oslo, Trondheim, Kirkenes, Sør Trøndelag, Odd, Ryken, Halden, Lillehamer, Drammen, Moss, Sarpsborg gibi çok sayıda kentte 1 Mayıs mitingleri düzenlediç
Bangladeş – Kötü çalışma koşullarının en yoğun olduğu alanlardan biri tekstil sektörü. Bangladeş’te tekstil işçilerin talepleri öne çıktı.
Endonezya ve Filipinler‘deki 1 Mayıs kutlamalarında polis ve kitle karşı karşıya geldi.
Venezuella – 1 Mayıs’ta Başkan Maduro asgari ücrete yüzde 60 zam yapacağını açıkladı. 1 Mayıs ve Bolivar devrim sokaklarda kutlandı.
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti: 1 Mayıs törenle kutlandı.