1 Ağustos 2017 Salı

HDP'nin İstanbul Yoğurtçu Parka Taşıdıkları" Adalet ve Vicdan Nöbetinin İlk Günü : Nöbete Gelenler Polisçe Engellendi..!

Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) Diyarbakır Ekin Ceren Parkı'nda başlattığı, Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni 1 Ağustosta İstanbul devraldı. Birbirinden farklı duygular ile sabah evlerinden ayrılan binlerce yurttaş, Kadıköy'de bulunan Yoğurtçu Parkı'nın yolunu tuttu. Nöbete katılmak için geldikleri parkın bariyer ile çevrili olduğunu gören yurttaşların, bu durum karşısında şaşırmamaları dikkat çekti.
"Burada adalet için nöbet tutmaya geldiniz, fakat bariyerler ile karşılaştınız. Bu sizi neden şaşırtmadı" diye sorduğumuz bir yurttaş, "Bu bariyerlerin kurulmasını hükümet emrediyor. Çünkü yaptığı adaletsizlikleri bu bariyerlerin arkasında saklamaya çalışıyor" cevabı verdi.
HALK NÖBETE KATILMAKTA ISRARLI
7'den 70'e her kesimden insan, yaşadığı adaletsizleri bir nebzede olsa haykırmak ve kendisi gibi adaletsizliğe uğrayanlar ile yan yana olmak için geldiği Yoğurtçu Parkı'na alınmadı. HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay ve 12 milletvekilinin içeri alınmasının ardından, parkın içinden ve dışından yükselen "adalet" haykırışları gökyüzünde birbiriyle buluştu. Arada bariyer olsa da taleplerin ve dertlerin aynı olduğu parkın etrafında yurttaşlar gün boyu bekledi. Bir yurttaşın elindeki, "Durmayalım dur diyelim" dövizini polis barikatına asarak, "Adalet direniş ile gelir. Onun için buradayım ve burada olmaya devam edeceğim" demesi yurttaşların nöbete katılmadaki ısrarını özetler gibi.
‘GERÇEK ADALET İSTEYENLER ENGELLENİYOR’
İçeri alınmadıkları için gün boyu polis bariyerleri önünde nöbete destek veren yurttaşların aralarında konuştukları temel konu ise yaşadıkları adaletsizlikler ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) milletvekilleri Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasından sonra başlattığı Adalet Yürüyüşü oldu. CHP'nin Ankara'dan başlattığı, İstanbul Maltepe'de sonlandırdığı "Adalet Yürüyüşü’ne devletin her türlü kolaylık sağladığını ifade eden yurttaşlar, Meclis’te üçüncü parti olan HDP'nin düzenlediği nöbetin devlet tarafından engellenmesine "Gerçekten adalet isteyenler, işte böyle engelleniyor" sözleri ile dile getirdi.
'VEKİLLERİ GÖRMEK İSTEYEN HALK'
Parkın içine halkın alınmamasını tepki gösteren birçok yurttaş ise gün boyunca park etrafında dolaşarak, barikatların ardından nöbettekileri selamladı. İki kadının polis barikatlarının ardından "Vekilleri görmek isteyen halk diye yazın” demesi dikkat çekti.
GÜNEŞİN ALTINDA NÖBET
Parkın dışında bunlar yaşanırken, parkın içine ilk olarak giren vekiller farklı bir durum ile karşılaştı. Önceki gün, parkta nöbet tutacakları yerin polisler tarafından değiştiğini ve üç kuru ağaç altının belirlendiğini gören vekiller, gülerek, "Güneşin altında da nöbet tutarız" dedi. Diyarbakır’da Ekin Ceren Parkı’nın polis bariyerleriyle çevrelenmesi sonucu 45 derece sıcakta HDP’lilere beton alan bırakıldığı gibi, İstanbul’da da polis barikatlarıyla çevrelenen ve yüzlerce ağacın bulunduğu parkın eylem alanı için ayrılan bölümünde de yalnızca 3 kuru ağaç var.
HDP parti sözcüsü Osman Baydemir Diyarbakır'daki durumu “HDP’ye Kerbela’yı dayatıyorlar” sözleriyle eleştirirken, İstanbul’daki grup toplantısında da HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, “Polis barikatlarıyla çeperlenmiş bu parkta en kuru yerdeyiz, bir kuru ağaç var ve bizi bunun altında tutamaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.
Yaptıkları grup toplantısı sonrası nöbete geçen vekiller, bir yandan parkın dışındaki yurttaşların "adalet" haykırışlarına cevap olmaya çalışırken, ziyaret için gelenlerin adalet taleplerini dinledi. Akşama kadar süren tartışmalarda nöbettekiler yer yer, söyledikleri direniş şarkıları ile adalet taleplerindeki kararlılığı dile getirdi.
HDP NÖBETİNE DESTEK İÇİN YÜRÜDÜLER, CHP NÖBETTEKİLERİ ZİYARET ETTİ
HDP’nin Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne destek için yüzlerce kişi, Yoğurtçu Parkı'na yürüdü. CHP Kadıköy İlçe Başkanı Ali Narin ise nöbettekileri ziyaret etti.
Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) Kadıköy Yoğurtçu Parkı'nda başlatmış olduğu, Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne destek olmak için yüzlerce yurttaş, Kalkedon Meydanı'ndan parka yürümek istedi. Meydan’da bir araya gelen yurttaşlar, "HDP halktır halk burada", "Direne direne kazanacağız" ve "Siyasi tutsaklar onurumuzdur" sloganları eşliğinde Kadıköy sokaklarında yaklaşık bir saat yürüdü. Ardından HDP'li vekillerin bulunduğu yere doğru yürüyüşe geçti. Sokak aralarında yapılan yürüyüşe çevredeki yurttaşlar da alkış ve zılgıtlar ile destek verdi.
‘BUNLAR BİZİ YILDIRAMAYACAK’
Yoğurtçu Parkı’na çıkan tüm ara sokaklar polis bariyerleriyle kapatılmasından dolayı parka gelen yurttaşların önü yüzlerce polis tarafından kesildi. HDP'liler ile polis arasında yaşanan kısa süreli gerginliğin ardından polis barikatının önüne gelen HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, kitleye seslendi. Nöbetin polis ablukasında devam ettiğini belirten Toğrul, "İki yıldan bu yana maalesef milletvekillerimiz, eş genel başkanlarımız, belediye eş başkanlarımız rehin alındı. Biz adaletsizliğe, hukuksuzluğa karşı bu parkta mücadeleyi yükselteceğiz. Bugün buraya geldiniz ve gördüğünüz gibi üç bariyerden oluşan bir durumla karşı karşıyayız. Ama bunlar bizi yıldırmayacak" dedi.
'ÖZGÜRLEŞENE KADAR...'
Kitlenin desteğinden dolayı teşekkür eden Toğrul, "AKP'nin çamur medyası her ne kadar söylerse söylesin, HDP kitlesinin HDP'ye sahip çıktığını biz bir kez daha bu vesileyle görüyoruz. Tüm farklılıklarımıza özgürce bir yaşamı sağlayana kadar mücadelemiz devam edecektir. Eş genel başkanlarımızın içerde yürüttüğü mücadeleyi biz bu alanlara taşıyacağız” diye konuştu.
Toğrul'un konuşmasının ardından kitle sloganlar eşliğinde parktan ayrılırken, polis ablukası ise devam ediyor.
CHP'DEN NÖBETTİKİLERE ZİYARET
Öte yandan, akşam saatlerinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadıköy İlçe Başkanı Ali Narin, nöbettekileri ziyaret etti. HDP’li vekillerle sohbet eden Narin, daha sonra parktan ayrıldı. Narin, nöbete ziyaretlerinin süreceğini aktardı.
YOĞURTÇU’DA SES ÇIKARMA EYLEMİ
HDP'nin Vicdan ve Adalet Nöbeti'nde, "Vicdanın Sesi" eylemi yapıldı. Nöbettekiler, ellerindeki çatallar ile polis bariyerlerine vurarak ses çıkarırken, birçok ilçede de yurttaşlar, ışık açma-kapatma eylemi ile nöbete destek oldu.
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Yoğurtçu Parkı'nda başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde "Vicdan'ın Sesi" eylemi gerçekleştirildi. Nöbettekiler, ellerindeki çatallar ile polis bariyerlerine vurarak alkış ve zılgıtlar eşliğinde ses çıkarırken, İstanbul'un birçok ilçesinde ise yurttaşlar, ışık açma-kapatma eylemi ile nöbete destek oldu.
HDP Parti Meclis (PM) üyesi İlknur Birol’un sık sık, "Sur için, Gever için, Kürdistan için, Soma için, iş cinayetlerindeki işçiler için, Nuriye ve Semih için" diye sloganları atarak ses çıkarma eylemi yapması dikkat çekti.
Ses çıkartma eyleminin ardından halaylar çekildi. Nöbet, sohbetlerle devam ediyor.

Okmeydanı’nda polis akrebi Suriyeli çocuğu ezdi, cesedini götürdü..!

İstanbul’da Okmeydanı sokaklarında terör estiren polis, bu defa bir çocuğu hedef aldı. Akrep tipi zırhlı araç, Seyhan Sokak’a hızla girerek sokakta arkadaşlarıyla kaykay oynayan Suriyeli bir çocuğu ezdi.
Çocuğun ezilmesiyle birlikte mahalleli çığlıklarla sokağa çıkarken, akrepten inen polisler çocuğu hastaneye götüreceklerini söyleyerek aracın arkasına attı ve hızla uzaklaştı.
Polisin çocuğu Okmeydanı SSK Hastanesi’ne götürdüğü öğrenildi. Hastanede ise çocuğun yaşamını yitirdiği kesinleşti.
Karakoldan “Polis adildir, ekip göndermeye gerek yok” yanıtı
Okmeydanı Halkevi üyeleri ise olayın ardından 155’i aradı. Haliç Karakolu’na bağlanan tanıklar, olay yerine bir ekip gönderilip yaşananların tutanak altına alınmasını istedi.
Haliç Karakolu’nda görevli polis memuru ise “Türk polisi adildir. O akrepteki polisler zaten tutanağı tutmuşlardır. Ekip göndermeye gerek yok” karşılığı verdi.

Ürdün’de tecavüzcüleri koruyan yasa değişiyor..!

Ürdün’de ceza kanununda yapılması öngörülen değişiklikleri oylayan Temsilciler Meclisi, tecavüz ettikleri kişilerle evlenmeleri durumunda erkeklerin ceza almamasını sağlayan 308’inci maddenin kaldırılmasını kabul etti. Ürdün resmi haber ajansı Petra, ceza kanunun ilgili maddesinde değişikliğe gidilmesinin oy çokluğuyla onaylandığını bildirdi.
YASA GEÇEN HAFTA TUNUS’TA DA KABUL EDİLMİŞTİ
Değişiklik, ülkede yasama ve yürütme alanında belirleyici olan Kraliyet’e bağlı bir komisyon tarafından şubat ayında önerilmişti. Aynı değişiklik Nisan ayında da hükümet tarafından kabul edilmişti. Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen değişikliğin, parlamentonun üst kanadı olan Senato ve Ürdün Kralı 2’nci Abdullah tarafından da onaylanması gerekiyor. Ürdün’de Senato üyeleri Kral tarafından atanıyor.
Ürdün’de ceza kanununda yapılan değişikliğin aynısı, geçen hafta Tunus Parlamentosu tarafından da kabul edildi. Fas ve Mısır da yasalarında benzer değişiklikler yapmıştı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) aralarında Cezayir, Irak, Kuveyt, Libya ve Suriye’nin olduğu birçok Arap ülkesinde ise mağdurlarla evlenmeleri durumunda tecavüzcülerin ceza almamasını sağlayan maddeler yer almaya devam ettiğine dikkat çekiyor. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde ise tecavüz kurbanlarının, “evlilik dışı cinsel ilişkiye girdikleri” gerekçesiyle tutuklandığı vakalar olduğu belirtiliyor.
Semih Özakça :AİHM kararı etkilenerek olumsuz sonuç çıkarılmak isteniyor Semih Özakça :AİHM kararı etkilenerek olumsuz sonuç çıkarılmak isteniyor
TÜRKİYE’DE CİNSEL İSTİSMAR YASASI TARTIŞMALARA YOL AÇMIŞTI
Türkiye’de, Kasım 2016’da AKP’nin, TBMM Genel Kurulu’nda gündeme getirdiği “cinsel istismar yasası” büyük tartışmaya yol açmıştı.
Tepkiler üzerine geri çekilen önergede, “cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi durumunda hükmün açıklanması geri bırakılırken”, hüküm verilmiş ise infazın ertelenmesine karar veriliyordu. Evliliğin failin kusuruyla bitmesi halinde ise fail


Cezaevinde şiddete karşı odasını ateşe verdi.


1 Ağustos 2017
ANKARA - Silivri Cezaevi'nde tutulan Ulaş Günaçan, yaşadığı hak ihlallerine karşı odasını ateşe verdi. İHD'ye yapılan başvuruda Günaçan'ın sistematik şiddete maruz kaldığı belirtildi.
Silivri Cezaevi’nde bulunan tutuklular, İHD'ye yaptıkları başvuruyla cezaevindeki ihlalleri anlattı. Başvuruda Ulaş Günaçan adlı tutuklunun ihlalleri protesto etmek için odasını yaktığı ve tutukluların gardiyanlar tarafından ölümle tehdit edildiği bilgileri yer alıyor.
Silivri 2 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan tutuklular, cezaevinde yaşanan keyfi uygulama ve hak ihlalleri nedeniyle İnsan Hakları Derneği'ne (İHD) başvuruda bulundu.
Tutukluların avukatları aracılığıyla yaptığı başvuruda, "20 Temmuz'da tutsaklar ortak alanda otururken bir kaç gardiyan gelerek ortak alandaki pencerenin ölçüsünü almış ve pencerenin demir saçla kapatılacağını söylemiş. Bunun üzerine tutsaklar karşı çıkmış. Ortak alanın zaten karanlık ve havasız olduğunu pencereyi kapattırmayacaklarını belirtmiş ve yetkili biriyle görüşmek istediklerini söylemişler. Bunun üzerine gelen baş gardiyanla tutsaklar arasında sözlü tartışma yaşanmış. Gardiyanlar pencereyi demir saçla kapatmışlar" ifadeleri yer aldı.
'HÜCRESİNİ YAKTI'
Tutuklulardan Günaçan'ın yaşanan hak ihlallerine karşı odasını yaktığı belirtilen başvuruda, "Akşam üzeri, zaten hapishanedeki keyfi uygulamalar nedeniyle sıkıntı çeken Ulaş Günaçan son olarak ortak alandaki pencerenin de kapatılması ve sonrasında gardiyanlar tarafından maruz kaldığı hakaretler nedeniyle eylem yapmaya karar vermiş ve hücresini yakmış. Günaçan eylem sonrası gardiyanlar tarafından ellerine ve ayaklarına ters kelepçe takılarak, süngerli odaya götürüldü" bilgileri yer aldı.
'PİS SUYUN İÇİNDE YATIRMIŞLAR'
Başvuruda Günaçan'ın odasını yaktıktan sonra yaşadıkları hakkında şu bilgiler verildi: "Kelepçeler etine batana kadar sıkılmış. Süngerli odada Ulaş Günaçan'ı dövmüşler, daha sonra da yere döktükleri pis suyun üzerine iç çamaşırları ile yüzükoyun yatırmışlar ve saatlerce öyle bekletmişler. Bir süre sonra süngerli odadan alıp hücreye götürmüşler ve tekrar dövmüşler ve daha sonra tekrar süngerli odaya götürüp pis suyun içine yatırmışlar. Bu durum 21 Temmuz günü öğlen saatlerine kadar tekrar etmiş. Gece hücrede demirin üzerine yatırmışlar ve tüm bu süreç boyunca gardiyanların hakaretlerine maruz kalmış. Ulaş, 21 Temmuz günü saat 15.00 civarı koğuşa geri götürülmüş, üzerindekiler dışında tüm kıyafetlerine , eşyalarına, yatağına el konulmuş. Şu an yatağı yokmuş. Ayrıca hücresini yaktığı için idare tarafından koğuştaki birçok eşyaya el konulmuş."
'KULAKLARINDA VE KABURGALARINDA DARBEYE BAĞLI AĞRILAR VAR'
Başvuruda, Ulaş Günaçan ile yaptığı görüşmeden edindiği izlenimleri aktaran avukatın beyanı da şu ifadelerle yer aldı: "21 Temmuz saat 18.00 civarında Ulaş Günaçan ile yaptığım görüşmede bileklerinde kelepçeden kaynaklı morluklar ve şişlikler olduğunu gördüm. Ayrıca özellikle kaburgalarında ve kulağında darbeye bağlı ağrıları varmış. Yere yatırdıklarında sürekli bu bölgelere tekme atmışlar. Ters kelepçe nedeniyle kolları ve omuzlarında da ağrılar varmış. Söylediğine göre ilk gün sağlık raporu için hastaneye götürülmüş ve darp raporu alınmış."

Hani AKP Kürt Asimilasyonuna Son vermişti

Hani AKP Kürt Asimilasyonuna Son vermişti;Şırnaklı çocuklara Türk bayraklı el öpme merasimi, 1930'lara geri dönüldü,Türkçe Konuş,Türk Ol Kamapanyaları kapıda..!
Ordu ve Şırnak Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlükleri arasında imzalanan “Gönül Köprüsü” projesi kapsamında Şırnak’tan bir grup öğrenci Ordu’ya götürüldü.
Ordu Valiliği’ne götürülen judo, güreş, halter ve voleybol gibi değişik branşlardan 45 Şırnaklı çocuk sporcuyu Ordu Valisi Seddar Yavuz karşıladı.
Projeyi hazırlayan yetkililer çocuk sporculara Türk bayraklı tişört giydirirken ziyaret esnasında çocukların Vali Yavuz’un elini öpmesi de dikkat çekti.
Fotoğrafların medyaya servis edilmesi üzerine, geçtiğimiz günlerde milletvekilliği düşürülen Halkların Demokratik Partili (HDP) Faysal Sarıyıldız ise duruma tepki gösterdi.
Sarıyıldız’dan 1938 kıyaslaması
Bu duruma tepki ise geçtiğimiz günlerde vekilliği düşürülen Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’dan geldi.
Sosyal medya hesabından Şırnak’taki yasak ve operasyon ile gelen yıkımı anımsatan Sarıyıldız, 1938 Dersim Katliamı esnasında çekilmiş bir fotoğraf ile Türk bayrağı giydirilen çocukların fotoğrafını paylaşarak “Anne babaları öldürüldüğü için batıdaki ailelere dağıtılan Dersimli çocuklar; evleri yıkıldıktan sonra ‘gezi’ye çıkarılan Şırnaklı çocuklar” mukayesesi yaptı. Aslında T.C. devletinin resmi Kürt politikasında dünden bugüne değişen birşeyin olmadığı görülüyor.

Yoğurtçu Parkı'nda 'HDP' ablukası: En çok korktukları şey mücadele edenlerin bir araya gelmesi..!

Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) başlattığı ve İstanbul'a taşınan "Vicdan ve Adalet Nöbeti" bugün Kadıköy Yoğurtçu Parkı'nda HDP Meclis grup toplantısı ile başladı. Toplantıda HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay konuştu.
Kemalbay'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
Meclis’e kilit vuranlara karşı sokaklarda bir araya geldik, sokaklar da kelepçeleniyor. Neden halkla buluşmamızdan korkuyorsunuz?
Bu kuşatmalardan sonra manşet atıyorlar, "Halk HDP’yi desteklemiyor" diye. Bu kadar yalanla başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Düşünün ki parlamentonun üçüncü büyük partisinin eşbaşkanı yalan fezlekelerle rehin alınmış ve hala yargılama günü verilmemiş!
Erdoğan'ı sözlerini kanıtlamaya davet ettik, hiçbir karşılık alamadık. Demirtaş’a yönelttiğin suçlamayı sana aynen iade ediyoruz.
Değerli yoldaşlarım, mücadele arkadaşlarım...
Onların en çok korktukları, mücadele edenlerin bir araya gelmesi. Birleşik bir mücadelenin gerçekleşmesi AKP-Saray iktidarını en çok korkutan şeydir.
O yüzden HDP 7 Haziran'dan bu yana abluka altında. HDP'yi felç etme peşindeler. HDP'ye yönelik saldırıların altında birleşik mücadele için verdiğimiz mücadele yatıyor.
Başlattığımız Vicdan ve Adalet Nöbetimizle birlikte mücadele edeceğiz. Bizim mücadelemiz, işçilerin, emekçilerin, kadınların, Türkiye halklarının mücadelesidir.
Vicdan ve Adalet Nöbetimizde uzun soluklu bir kutlu direniş yolundayız, zulme karşı dilsiz şeytan olmayacağız.
Bizi açlığa mahkûm etmek isteyenlere karşı ekmeğimizi bölüşüp onurumuzu çoğaltacağız.
Milyonların sesini rehin aldığını sananlar, hapishanelerin adalet dalgalarıyla nasıl silinip anlamsızlaştığına şahit olacak.
Ellerimizi yeni bir dünyayı kazanana kadar birleştireceğiz.
Zulme karşı dilsiz şeytan olmayacağımızı hep beraber göstereceğiz. Türkiye'nin bütün adalet isteyenlerini el ele vermeye çağırıyoruz. Birlikte kazanmak için hep beraber mücadele edeceğiz.
Yaşasın faşizme karşı mücadeleyi yükseltenler.
YOĞURTÇU PARKI'NDA POLİS ABLUKASI
Sabah saatlerinden itibaren Yoğurtçu Parkı'nın polis bariyeriyle çevrildiği Yoğurtçu Parkı Caddesi'nin de araç trafiğine kapatıldığı görüldü. Park içinde ve dışında polis yoğun güvenlik önlemi aldı. Parka girişler için belirlenen noktada çok sayıda polis bekledi.
Polis, ses sistemini kuracak görevlilerin dışında içeriye kimsenin girişine izin vermedi.
Parkın içine asılması için getirilen büyük bir pankart ile bir çadır, polis tarafından kontrol edildikten sonra içeriye sokulmasına izin verildi
HDP milletvekilleri, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ile çok sayıda yurttaş Yoğurtçu Parkı'na doğru yürüyüşe geçti. Halitağa caddesinden çıkıp Süleymanpaşa sokağı üzerinden Yoğurtçu parkına yürüyen vekillerin yolu polis tarafından Hasırcıbaşı caddesinde kesildi. Mithat Sancar ve Filiz Kerestecioğlu polis yetkilileriyle yolun açılması için konuştu anacak barikat kaldırılmadı.
SIRRI SÜREYYA ÖNDER: PROVOKASYON ARAYANLARA FIRSAT VERMEYECEĞİZ
Yürüyüşün barikatla kesildiği noktada HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder bir konuşma yaptı.
"Bu Vicdan ve Adalet Nöbeti medya tarafından sürekli itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Newroz'da da sabahın dokuzunda foto çekip hani nerde halk demişlerdi. Diyarbakır'da da açık hava hapishanesine çevirip 'kimse gelmedi' dediler. Bugün de benzer bir anlayışla karşı karşıyayız. Biz bu nöbeti Edirne'den Hakkari'ye yaygınlaştıracağız. Bir tek yurttaşımız bile burada olsa, bu ülkede barış demokrasi isteyen herkesin gözü kulağı burada olacaktır. Yaşasın dayanışma.
"Bizim seçilmiş belediye meclisi üyelerimizi başkanlarımızı vekillerimizi siyasi imha operasyonuna maruz bıraktılar. Bu irade onların önüne geçmezse bildiklerini okuyacaklar. Biz barış ve demokrasi noktasında durmaya ısrar edeceğiz. Parka girip ilk hazırlığı yapacağız sonra da hepinizin ziyaretini kabul edicez. Buraya kadar gelen herkese dayanışması için teşekkür ediyoruz. Provokasyona, fırsat arayanlara fırsat vermeden bu direnişin katılımını sağlayacağınızı biliyoruz.
"Yaşasın barış ve halkların kardeşliği."
Konuşmanın ardından vekillerin, HDP ilçe yöneticilerinin ve gazetecilerin parka girişine izin verildi.


Narkoz verirken 'Allahu Ekber' diye bağıran dış doktorundan hastaya: Beğenmiyorsan özele git..!

İstanbul Güngören'de Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'na bağlı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde görev yapan diş hekimi Erdinç Şenyüz, bir hastasına narkoz verirken "Allahu Ekber" diye tekbir getirmeye başladı. Hasta "Beyefendi namaz mı kılıyorsunuz narkoz mu veriyorsunuz?" diye tepki gösterince, diş hekimi "Beğenmiyorsan özele git" dedi.
soL Haber Portalından Ahmet Çınar'ın haberine göre Güngören Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ne kanal tedavisi için giden bir hasta, diş hekimi Erdinç Şenyüz'e sevk edildi. Şenyüz, hastaya narkoz verdiği sırada "Allahu Ekber" diye tekbir getirmeye başladı. Peş peşe birkaç kez tekbir getirince, hasta "Beyefendi namaz mı kılıyorsunuz, narkoz mu veriyorsunuz" diyerek tepki gösterdi. Tepki üzerine diş hekimi Şenyüz, "Elim kibar değildir, biraz sertimdir. Beğenmediysen özele gidebilirsin, tabi senin tercihin. Aslında beğenilen de bir doktorum" dedi.
'Kamu görevi yapan bir hekim böyle davranamaz'
Hasta yaşadıklarını şu ifadelerle anlattı:
"Bir kamu hastanesinde, kamu görevi yapan bir diş hekiminin bir takım dinsel sözlerle, cümlelerle, seremonilerle, tekbirlerle tedaviyi gerçekleştirmesi üzücü. Diş hekiminin dinsel inancı ne olursa olsun, bunu kamu görevine taşımaması gerekiyor. Tepki gösterince de 'özele git' denmesi, hastaların özel sektöre sevk edilmesi de piyasacı anlayışa işaret ediyor. Aynı tablo eğitimde de yaşanıyor. Kamuda dinsel eğitim dayatılıyor, 'dinsel dayatma istemiyorsan çocuğunu özel okula gönder' deniliyor. Piyasacılık ile dinciliğin nasıl iç içe olduğunu bu olayda bir kez daha görmüş olduk" dedi.

Yaşanan olay ülkedeki tüm kamu kuruluşlarında yaygınlaşan gericiliğin ve piyasacılığın ne boyutlara geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi.