1 Ekim 2017 Pazar

Kadınlar 'Bu yasalar böyle geçmez' diyerek sokağa çıktı..!

Türkiye'nin birçok kentinde eş zamanlı olarak "Eşit ve özgür bir hayat için bu yasalar böyle geçmez" dedi.
Ankara'nın Sakarya Meydanı'nda toplanan kadınların önü polisler tarafından kesildi. Ellerinde renkli balonlarla eylemlerini gerçekleştirmek isteyen kadınlara engel olan çevik kuvvet polisleri, Ankara Valiliği'nin 'Eylem etkinlik yasağı’nı gerekçe gösterdi. Polislere tepki gösteren kadınlar sessiz yürüyüş gerçekleştirerek Konur Sokak'a yürüdü.
'Bize sormadan hiçbir yasa tasarısını meclise sunamazsınız'
Konur Sokak'ta ellerindeki balonları uçuran kadınlar adına açıklama yapan Ankara Kadın Platformu üyesi Derman Gülmez, şunları kaydetti: "Birçok kadının yeni öğreneceği gibi, çünkü bunlar yasak tutuluyor biliyorsunuz, meclise bir yasa tasarısı sunuluyor. Bu yasa tasarısına göre müftülüklere resmi nikah yetkisi verilecek. Çocuk evlilikler, çok eşliliklerin önü açılacak. Bu yasa tasarısını kadınlara sormadan, kadınların hiç bir ihtiyacı olmadığı halde altı boş gerekçelerle meclise sunuyorlar. Biz kadınlar diyoruz ki; bize sormadan hiç bir ihtiyacımız olmadan bu yasa tasarısını meclise sunamazsınız. Bu yasalar böyle geçmez, kadınlar buna izin vermez. Bugün Türkiye'nin birçok ilinde kadınlar sokakta. Ve diyoruz ki; bu hayat bizim, bu karar bizim. Biz bu yasaları kabul etmiyoruz."

Gülmen açıklamasını yarın saat 10.00'da meclis önünde yapılacak eyleme tüm kadınları çağırarak sonlandırdı.

HDP'den Erdoğan'a Kandil yanıtı: Rüyalarının gerçekleşmesine asla izin vermeyeceğiz..!


HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) yeni yasama yılının açılış töreninde yaptığı konuşmanın ardından gazetecilerin 'HDP'nin törene katılmaması' sorusuna "Onların yeri Kandil'dir, biliyorsunuz" açıklamasına tepki gösterdi.
Kemalbay, Edirne Cezaevi önünde yaptığı konuşmada, "AKP Genel Başkanı yerimizin Kandil olduğunu söylemiş. Kendisi her türlü yolu kullanarak muhalefetten kurtulmak istiyor. Biz asla ve asla bu rüyalarının gerçekleşmesine izin vermeyeceğiz. Cesaretimizle her zaman var olduk, var olmaya da devam edeceğiz. Nerede var olacağımız konusunda söz söylemek hiç kimsenin haddi değil. Parlamento’da da sokakta da mücadelemizi sürdüreceğiz. AKP Genel Başkanı, Demirtaş’tan korkmaktadır. Duvarların ardına koyduğu Demirtaş, bizlerin yanında olmaya devam etmektedir. AKP Genel Başkanı korkmaya devam etsin. Bizleri asla durduramayacak. Bu mücadele mutlaka kazanıncaya kadar sürecek" dedi.

Katalonya’daki polis saldırısı Türk polisini aratmadı benzetildi..!

İspanya’nın Katalonya eyaletinde bugün düzenlenen bağımsızlık referandumunda İspanyol polisinin saldırısı sonucu aralarında yaşlıların da bulunduğu en az 38 kişi yaralandı.
İspanya İçişleri bakanlığı, sabah saatlerinde seçim sandıklarına ve oy pusulalarına polis tarafından el konmaya başladığını açıkladı.
Polis sandıkları götürdü
Reuters Barcelona’daki seçim merkezinde polisin seçmenlere fiziki müdahalede bulunduğunu, merkezin dışına atmaya çalıştığını duyurdu. Bir görgü tanığı polisin sandıklara alıp götürdüğünü aktardı.
Aynı saatlerde polis, Girona’da Katalan lider Carles Puigdemont’un oy kullanacağı seçim merkezine de girdi. Katalan hükümeti, seçmenlerin açık buldukları herhangi bir merkezde oy kullanabileceğini duyurdu.
Öğle saatlerinde polisin Barcelona’da oy kullanmakta ısrarlı grupları dağıtmak için plastik mermi kullandığı da kaydedildi. Puigdemont da polisin cop ve plastik mermilerle halka saldırdığını doğrulayarak, ‘haksız şiddet’e isyan etti. Katalan lider İspanya’nın ‘korkunç bir görüntü’ye yol açtığını belirtti.
Katalon sağlık yetkileri, polisi saldırısı sonucu en az 38 kişinin yaralandığını duyurdu.

Polis şiddetine rağmen Katalanlar sandıklara akın etti. Oy merkezleri önünde sabahlayanlar olduğu görüldü.

Mutfağa yüzde 20 zam geliyor

Turşuluk salatalık' olarak da bilinen kornişonda verim yüzde 50'ye yakın azalınca turşu kurmak için ürün de bulunamıyor. Reçel ürünlerinde başta vişne ve karadut olmak üzere aynı sorun yaşanıyor. Ekim ayından itibaren turşu ve reçel fiyatlarının en az yüzde 20 zamlanacağı açıklandı.
Yöresel reçelleri ile ünlü Antalya'da, 100 yılı aşkın süredir reçel ve turşu üretimi yapan bir reçel firmasının yönetim kurulu başkanı ve Antalya Ticaret Borsası Meclis Üyesi Necmi Alpagot, bu yıl hem turşuluk hem reçellik sebze ve meyvede ciddi rekolte sıkıntısı çekildiğini söyledi.
Turşu kurmak için kornişon salatalık tedariğinde zorlandıklarını anlatan Necmi Alpagot, "Bu yıl kornişon salatalık üretiminde kriz görülünce istenilen miktarda ürün elde edilemedi. Bu nedenle fiyatlar da fazla yükseldi. Geçen yıl kornişon cinsi salatalık 50 kuruşken bu yıl 1 lira oldu. Afyonkarahisar, Sandıklı, Denizli gibi bölgelerden alım yapıyoruz ve fiyatlar yüzde 100'e yakın arttı. Türkiye'de üretimi yapılan Ödemiş, Bursa, Çubuk gibi diğer bölgelerde de aynı sorun yaşandı" dedi.
MEVSİMSEL SEBEPLER
Kornişon üretimindeki azlığa mevsimsel sebeplerin yol açtığını anlatan Necmi Alpagot, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Önce çok şiddetli yağmura denk geldi, tam ürün büyümeye başladı kuraklık yaşandı. Burada da 45 dereceyi görmüştük. O dönemde hava çok sıcak geçince ürünleri kuruttu. Üstüne bir daha yağmur geldi derken çok cılız kaldı ve ürün tarlada düştü. Önlem de alınamıyor, dayanıklı tohum da kullanılmıyor. Bu yıl sadece kornişon salatalık değil, birçok üründe rekolte sıkıntısı yaşandı. Biber türleri ve meyvede de var. Vişne 2 değil, 3 katına çıktı. Bahçeden 3.5- 4 liraya kadar alım yaptık. Geçen yıl 1- 1.5 lira arasındaydı. Çilekte de en az fiyat yüzde 50 arttı. Mesela Ege Bölgesi'nde üretimi yapılan karadut dört katına çıktı. Geçen yıl 2.5- 3 liraya satılıyordu, bu yıl 10-12 TL arasında toplandı. Çok pahalı bir şey oldu karadut."
REÇEL VE TURŞU FİYATLARI YÜZDE 20 ZAMLANIYOR
Ekim ayı içerisinde turşu ve reçel fiyatlarının artacağını kaydeden Alpagot, tüm meyve ve sebzelerde aynı sıkıntı çekildiğini kaydederek, şöyle dedi:
"Hem reçel hem turşu fiyatları artar. Ekim ayında, sonunu bulmadan herkes görür fiyatları. Ortalama yüzde 20 civarında bir zam yaşanır. Ambalaj malzemesi artmadı ama girdiler arttı. Karadut reçeli mesela kilosu 6 liraysa şimdi 10 lira. Salatalık turşusu yüzde 20 arttı. Kilogramı 2 lira iken şimdi 2.5 liraya yaklaştı. Bu artışlar tarım ürünlerinde ekim ayı enflasyon rakamlarında da hissedilir. Maalesef tarım ürünleri az çıktığında böyle oluyor. Bu fırsatçılık değil, kimsenin bilerek yaptığı bir şey değil. Adam 10 ton ürün alacağım diye ekim yaptığı tarlasından 5-6 ton ürün alabildi. Verimi azaldı. O da maliyetleri yükseltti."

Cumartesi Anneleri eylemlerinin 653. haftasında, Mahmut Doğan'ın akıbetini sordu...!

Galatasaray Meydanı'nda gerçekleştirilen eylemde ilk sözü, gözaltında kaybedilen Mehmet Taşkaya'nın oğlu Şerif Taşkaya aldı. Devletin gözaltında kaybetme/katletme politikasını teşhir ederek "Bu devlet, bu düzen değişmeli" dedi. Ülkenin hâlâ darbe yasalarıyla yönetildiğine değinen Taşkaya, sadece kayıplarının kemiklerini ve faillerinin yargılanmasını istediklerini belirtti.
Ardından ise Mahmut Doğan'ın kızı Melek Doğan'ın gönderdiği mektup okundu. Babasız kalmanın acısını anlatan Doğan, babalarını bulmak için annelerinin çalmadık kapı bırakmadığını ancak hiçbir sonuç alamadığını anlattı. İki ay sonra babalarının cansız bedeninin bulunduğunu belirterek "Onun Kürt olmaktan başka suçu yoktu" dedi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına basın açıklamasını ise Yeter İştir okudu. Diyarbakır'da yaşayan Mahmut Doğan'ın 27 Kasım 1993 günü öğle yemeğinin ardından taksi durağına gitmek için evinden çıktığı, ancak eve dönmeyince ailesinin telaşlandığı anlatıldı. Karakola başvuran aileye, Doğan'ın arabasında silah yakalattığı için gözaltında olduğunun söylendiği aktarıldı. Yemek getirmek için karakoldan ayrılan aile tekrar döndüğünde ise Doğan'ın gözaltında olmadığının, isim benzerliği nedeniyle karışıklık olduğunun iddia edildiği söylendi. Sonrasında ise tüm başvurulara rağmen ailenin bir sonuç alamadığı anlatıldı.
24 Ocak 1994'te ise Doğan ile uzun süredir kayıp olan Abdülselam Kızmaz'ın cansız bedeninin Karacadağ, Çınar Bellitaş Köyü’ndeki Reçellik mağaralarında bulunduğu anlatıldı.
2000 yılında yakalanan Hizbullah üyesi Tahsin Kara'nın Diyarbakır'da Mahmut isimli taksi şoförü ve Abdülselam Kızmaz'ın da aralarında olduğu 11 kişinin katledilmesinde yer aldığını itiraf ettiği aktarıldı. Ancak dava dosyasının 2007'de kaybedildiği, “yeterli delil olmadığı” gerekçesiyle Kara'ya sadece 12 yıl 6 ay hapis verildiği ve 7 yıl yattıktan sonra serbest bırakıldığı teşhir edildi.
Katillerin korunmasına ve davanın cezasızlık ile sonuçlanmasına tepki gösterilerek Doğan ve bütün kayıplar için adalet arayışının süreceği vurgulanarak açıklama sonlandırıldı.
TV 10 eylemi: “Her yer Kerbela her yer mücadele”
TV 10’un kapatılmasına karşı her cumartesi Galatasaray Meydanı’nda yapılan eylemde bugün Kerbela’da katledilenler anılarak katliamlara karşı mücadele vurgusu yapıldı.
Bir yıldır hem eylemsel hem de hukuki olarak mücadelelerini sürdürdüklerini belirten Veli Büyükşahin, Kerbela'da Alevileri susuz bırakan zihniyetin devam ettiğini söyledi. Demokrasi ve özgürlük isteyenlere baskı ve saldırıların artışını teşhir ederek "Ferman sizin ise alanlar, meydanlar bizimdir" dedi.
Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Tuncer Baş ise TV 10’un talan ve yağma edildiğini ifade etti. Mücadelelerine inanç ve dirençle devam edeceklerini söyleyen Baş, “Bizim için her yer Kerbela her yer mücadele” sözleriyle konuşmasını sonlandırıldı.

Sanatçı Elif Eyidemir de okuduğu mersiye ile eyleme katkı sundu. Ağuçan Ocağı'ndan Aziz Güler Dede’nin Kerbela için okuduğu dua ile eylem sonlandırılırken, Aziz Güler Dede, TMSF eliyle TV 10’un gasp edilen demirbaşların satışa çıkarılmasını teşhir etti.

AB'nin Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı Savunusunun Yalan Olduğu Katalonyada Açığa Çıktı: Katalanlar seçim merkezlerini işgal etti..!

İspanya’nın Katalonya bölgesinde yarın gerçekleştirilmesi planlanan bağımsızlık referandumu öncesi özerk yönetim ile merkezi hükümet arasındaki gerilim tırmanıyor.
Madrid yönetiminin referandumu yasa dışı ilan etmesi ve Anayasa Mahkemesinin oylamayı askıya alması sonrası harekete geçen Katalonlar, sandıkların kurulacağı yerlerin güvenlik görevlileri tarafından kapatılmasını engellemek için bu binaları cuma gününden itibaren işgal etmeye başladı.
DW Türkçe’nin haberine göre kendilerini barışçıl bir şekilde sandıkları koruyan vatandaşlar olarak ifade eden Katalonlar, sandıkların ağırlıklı olarak kurulacağı okul binalarında geceyi geçirdi.
İspanya, bağımsızlık referandumu sandıklarına el koydu
POLİS OY VERME NOKTALARINI KAPATIYOR
Barışçıl işgal eylemlerinin yarın düzenlenmesi planlanan oylamaya kadar devam etmesi bekleniyor. Ancak bugün okullardaki işgalcilerle konuşan İspanyol polisi, velilere pazar TSİ 05.00’e kadar bulundukları yerleri boşaltma talimatı verdi.
Polis ayrıca şu ana kadar 2 bin 315 oy verme noktasının 1300’ünün kapatıldığını açıkladı.
Katalon Özerk Yönetimi Başkanı Carles Puigdemont cuma günü sonlandırdığı kampanyasında “Bu yoğun ve duygusal anlarda, bir zamanlar sadece hayal edebildiğimizin artık erişilebilir olduğunu görüyoruz” ifadesini kullandı.
Bölgeden yayın yapan RAC1 radyo istasyonunun haberine göre İspanyol polisi de Katalon hükümetinin telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri merkezine bir baskın gerçekleştirdi.

İddia İçişleri Bakanlığı tarafından teyit edilmezken, İspanyol bir hakim ayrıca Google’a, yasaklı referandum ile ilgili bilgi sunan bir uygulamanın kaldırılması yönündeki mahkeme kararını iletti. Geçen günlerde Madrid yönetimi oy pusulalarının bir kısmına el koymuştu.

DEVRİMCİ TUTSAKLARIN KAZANILMIŞ HAKLARI GASP EDİLEMEZ...!

Bir ülkenin hangi sistemle idare edildiğini görmek için o ülkenin hapishanelerine bakmak yeterli olacaktır.
T.C devleti kurulduğu günden bugüne bu toprakları hapishanelerle doldurdu. Bu kadar çok hapishanenin olması bu ceberut devletin niteliğini de belirler bir olgudur.
15 Temmuz darbe girişimi, OHAL ile karşı darbe rejiminin hüküm sürdüğü bu topraklardaki hapishanelerde 223 bin 541 (170 gazeteci, 500'ü) çocuk tutuklu-hükümlü bulunuyor.
Hapishanelerde yaşatılan sorunlar günbegün artarken, buna paralel olarak dışarıda da baskı, sindirme politikaları hızına hız verilerek devam ediyor. On ilin nüfusuna denk gelen tutuklu-hükümlü sayısının içerisinde bizimde çocuklarımız, yoldaşlarımız da bulunmakta.
OHAL ve KHK'lerle birlikte tüm toplumun üzerine çöken baskı, sindirme, gözaltı-tutuklama bulutları ancak toplumsal bir karşı koyuş ve mücadele ile dağıtıla bilinir.
Hapishanelerde bugüne kadar yaşanmış birçok katliam ve saldırının önceli durumlar bugün gene hapishaneler ve dışarıda boy vermeye başlamıştır.
Hemen hemen her gün bir hapishaneden saldırı ve hak gaspları haberleri bizlere ulaşmaktadır. Evlatlarımız, yoldaşlarımız dört duvar arasında iradelerine yönelen bu saldırılar karşısında doğal olarak dün olduğu gibi bugünde direniş geleneğini sürdüreceklerdir.
Edirne f tipi hapishanesinden başka yerlere sürgün edilen tutsaklar kayıtları başka yerde olmasına rağmen halen Edirne’de tutuluyor olması neyin ifadesidir bizim açımızdan anlaşılmış değildir. Bununla birlikte hapishanede baskıların arttığı, hiçbir hasta tutsağın tedavisinin keyfi bir şekilde yapılmadan sürgün edildiği görülmektedir. Gönderilen gazete, kitap vb. şeyler “kurum kabul etmiyor” denilerek adreslere iade ediliyor. Tutsakların haber ve bilgi edinme haklarına yapılan bu saldırılar bütün hapishanelerde güncellenerek devam ediyor.
Tarsus kadın hapishanede baskı ve işkenceye karşı sürmekte olan açlık grevi 45’inci gününde kısmide olsa taleplerin kabul edilmesi sonucu açlık grevleri sonlandırılmıştır. Başka hapishanelerden Tarsus'a sürgün edilen tutsaklara çıplak arama dayatılmakta, kabul edilmeyen bu saldırı fiili işkenceye dönüştürülmektedir. Aylık yapılması gereken açık görüş hakları keyfi bir tutumla engellenmekte, telefon, sohbet vb. kazanılmış haklar gasp edilmektedir. Ayakta tekmille sayımın dayatıldığı Tarsus hapishanesinde işkence normal bir işleyişe dönüştürülmüştür.
Bolu f tipi hapishanesinde "yaka kartı" uygulaması bahanesiyle tutsakların tüm kazanılmış haklarına saldırılar yapılmakta, bu hakları gasp edilmek istenmektedir.
Elâzığ hapishanesinde tutsakların sık sık arama adı altında hücrelerin dağıtılmış, kitap ve not defterlerine el konulmuştur. Açık görüşlerin sürelerine müdahale edilmiş ve ailelerin zorla dışarıya çıkartılmıştır.
Tekirdağ f tipi hapishanesinde baskılar artarak devam ediyor. Hapishanede hücreden her çıkışta farklı bahanelerle tutsaklara işkence yapılmaktadır. Diyaliz ve sara hastası olan hasta tutsaklar ölümü bekler duruma sürüklenmek istenmektedir. Hücre aramalarının köpeklerle yapıldığı "devlete itaat edeceksiniz" türü tehditler olduğu bizlere ulaşan bilgiler arasındadır. Hastane randevusu olan, görüş, telefon vb. hücrelerden her çıkışta tutsaklara “beyaz atlet" uygulaması dayatılmakta, tutsaklar bu saldırıya itiraz ederek sloganlarla tepkilerini dile getirmektedirler. Tutsakların bu direncini kırmak adına yapılan işkenceler günlük hal almış durumdadır. Yazılı basın ve kitap girişleri tümden sonlandırılmıştır.
TTE saldırısının gündemde olduğu bugünlerde hapishanelerden gelen bu bilgiler yarın yaşanacak olanların habercisi niteliğindedir. Bizler devrimci-yurtsever tutsakların aileleri, yoldaşları olarak yaşanan ve yaşanacak olan daha kötü sonuçlara karşı toplumun tüm duyarlı kesinlerini hapishanelerde yaşanmakta olan bu işkencelere karşı duyarlı olmaya ve birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz...
Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi.