2 Aralık 2017 Cumartesi

F Oturumu’nda hasta mahpus Seyran Demir’in tahliyesi istendi..!


Hasta mahpusların durumuma dikkat çekmek anacıyla İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishane Komisyonu tarafından düzenlenen “F Oturumu” Galatasaray Meydanında 297. kez düzenlendi.
Hasta mahpusların fotoğraflarının taşındığı eylemde “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “İnsan haklarıyla insandır” sloganları atıldı. 
“297. F Oturması hasta mahpus Seyran Demir serbest bırakılsın”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın“ pankartlarının açıldığı eylemde basın açıklamasını insan hakları aktivisti ve sanatçı Nur Sürer okudu.
‘SEYRAN DEMİR 56 KİLODAN 36 KİLOYA DÜŞTÜ’
Tarsus C Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan hasta mahpus Seyran Demir’in 2006’da lenf kanserine yakalandığını bu hastalığın da maddi olanaksızlıklar yüzünden ilik kanserine dönüştüğünü anlatan Sürer, “Demir, yardımlarla 2009 yılında Ankara’da tedavi altına alınır, sağlığı düzelir. 2013 yılında tutuklanarak Muş A Tipi Hapishanesine gönderilir. Hapishane koşullarında sağlığı hızla bozulan Demir,40 gün içinde 56 kg’dan 30 kg’a düşer. Ağustos 2014’te yapılan duruşmada tahliye edilir. Dışarıda tedavisine başlanır” dedi.
Demir’in 25 Kasım 2015’te tekrar tutuklandığını aktaran Sürer, “Seyran Demir, derneğimize gönderdiği mektubunda: ‘Hasta olmama rağmen ring aracı ile hapishaneye getirildim. Sevk sırasında baskı, işkence gördüm ve darbedildim. Geldiğim günden itibaren de gardiyan veya askerler tarafından sürekli hakaret, küfür ve psikolojik baskı uygulanmaktadır.’ İki yıldır hapiste olan mahpus bu süre içinde kendisine verilen disiplin cezaları nedeniyle sadece iki kez ailesiyle görüşebilmiştir. Önceki hastalıklarına ilaveten, boyun fıtığı, solunum yetmezliği, ağızda sürekli yara oluşmakta bu nedenle mama ile beslenmek zorunda kalmaktadır. Demir 112 acil servis çağrıldığında bile hasta mahpusların durumun ciddiye almadığını söylemektedir” şeklinde konuştu.
Sürer, Demir’in hapishane koşullarında zamanında ve gerekli bir şekilde tedavisi yapılamadığı için serbest bırakılarak tedavi edilmesi gerektiğini söyledi

Direniş Zafere Götürür Nuriye Gülmen tahliye edildi:İlk sözleri; "Sizleri gördüğüme inanamıyorum" oldu !

Olağanüstü hâl (OHAL) uygulaması kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilen ve "İşimizi geri istiyoruz" diyerek açlık grevine başlayan akademisyen Nuriye Gülmen ve sınıf öğretmeni Semih Özakça'nın yargılandığı davada karar açıklandı.
Nuriye Gülmen, örgüt üyeliğinden 5 yıl hapis cezasına, cezanın artırımla 7,5 yıla çıkmasına, indirimle 6 yıl 3 ay cezasına karar verilerek, tahliyesine karar verildi.
Kararın ardından tedavi altında bulunduğu Numune Hastanesi'nden taburcu edilen Gülmen, ambulansla Altındağ ilçesindeki bir arkadaşının evine getirildi. Gözyaşları ve alkışlar ile karşılanan Gülmen, ambulanstan inerken zafer işareti yaptı.
Kardeşi Beyza Gülmen refakatinde hastaneden çıkan Gülmeni Yüksel Caddesi eylemcileri evinin önünde bekledi. Ambulanstan inen Gülmen’in morali iyi görünürken ilk sözleri “Sizi gördüğüme inanamıyorum” oldu. Kendisi için hazırlanan odada Semih ve Esra Özakça, Gülmen’i karşıladı.
Açlık grevinin 269. gününde gelen tahliye
Eskişehir'de (KHK) ile kamudaki görevinden ihraç edildikten sonra 'işimi geri istiyorum' diyerek Ankara'da açlık grevine başlayan akademisyen Nuriye Gülmen, açlık grevinin 269'uncu gününde, davanın 6'ncı duruşmasında tahliye edildi. Nuriye Gülmen'in tahliye haberini alan yakınları da tedavi altında bulunduğu Numune Hastanesi'ne akın etti. Hastane çevresinde geniş güvenlik önlemi alan çevik kuvvet ekipleri, gelen yaklaşık 200 kişiyi olası bir eyleme karşı uzaklaştırdı. Hastanenin önünde etten duvar oluşturan çevik kuvvet ekipleri basın mensuplarının da burada görüntü almasına izin vermedi.
Ambulansla hastaneden çıkarılan Nuriye Gülmen, Altındağ ilçesinde bulunan bir arkadaşının evine getirildi. Alkışlar ve gözyaşları içinde ambulanstan inen Gülmen, kendisi ile birlikte açlık grevi yapan ve daha önce tahliye edilen Semih Özakça ile zafer işareti yaparak basın mensuplarına poz verdi.
Nuriye Gülmen'in annesi Cemile Gülmen, tahliye haberini aldıktan sonra büyük bir mutluluk yaşadıklarını ifade ederek "Kızımıza kavuştuk diye seviniyoruz. İnşallah açlığının bitmesini istiyoruz. Açlık grevi ile ilgili bir şey konuşmadık, ama işine dönmediği sürece bırakmaz. Daha çok yakından göremedik ama şu anda zayıf, yani bitkin durumda" dedi.

Baba Şaban Gülmen ise, "Tahliye olduğu için sevinçliyiz. İnşallah bu zor günleri de atlatıp daha iyi günlere kavuşmak istiyoruz. Daha çocuğumuzla konuşmadık, ama zannediyorum ki işine dönene kadar açlık grevine devam edecek. Fiziki olarak bitkin. Vücut yapısı çok zayıf, bitkin durumda. İnşallah düzelir" diye konuştu.

Cumartesi Anneleri Akipa ve Demir’in akıbetini sordu..!

Cumartesi Anneleri, kayıp yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması için 662’nci kez Galatasaray Lisesi önünde bir araya geldi. Üzerine kımızı karanfillerin bırakıldığı “Failler belli kayıplar nerede” pankartı açılan eylemde, kayıpların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşındı.
Bu haftaki eylemde 1991 yılında Şırnak’ta gözaltında kaybedilen Agit Akipa ve İbrahim Demir'in akıbeti soruldu. Katledilişinin 2. yılında kayıpların avukatı Tahir Elçi de anıldı.
Eyleme Tahir Elçi'nin eşi Türkan Elçi, Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, CHP Milletveki Mahmut Tanal, HDP Milletvekilleri Garo Paylan, Filiz Kerestecioğlu, HDP eski milletvekili Hasip Kaplan, Cumartesi İnsanları avukatlarından Kemal Aytaç, Emek Partisi MYK Üyesi Levent Tüzel, kayıp yakınları ve çok sayıda yurttaş katıldı.
‘ELÇİ BARIŞ İSTERKEN KATLEDİLDİ’
İlk sözü 1980’de kaybettirilen Hayrettin Eren’in ablası İkbal Eren aldı. Eren, “Tahir Elçi faili meçhul cinayetlerin peşinde koşarken, barış isterken, bu coğrafyada silahlar gömülsün dediğinde katledildi. 2 yıldır failleri bulunamadı, sözüm ona onca polisin içinde, faili bulunamadı” diye konuştu.
Eren, “Elçi ailesinin bizden tek farkı çiçek koyacak bir mezarları var ama Bunun dışında bir fark yok Tahir Elçi’nin de bizim gibi dosyası açılmadı ve faili meçhul durumda” dedi.
'BARIŞ KAZANACAK'
Daha sonra Agit Akipa’nın oğlu Fehmi Akipa söz aldı. Akiba, "26 yıldır adalet arayışımız devam ediyor. Tahir Elçi boyunca 24 yıldır adalet arayışında bulundu. İki yıl önc Tahir Elçi’yi de katlettiler. Adalet ararken Barış elçimizi katlettiler. Adalet ararken mezarlarımızı yıktılar, harap ettiler. Adaletin olmadığı bir ülkede adalet arayışındayız. Biliyoruz barış kazanacak” diye konuştu.
'FAİLLER BELLİ’
Akipa’nın konuşmasının ardından Demir ailesinin gönderdiği mektup okundu. "Biz o zaman daha çocuktuk büyüdük ve şuan çocuklarımız var" denilen mektupta şunlar söylendi: "Ölüm, hayatın bir gerçekliğidir ama bizim yaşadığımız ölümler, kayıplar bir gerçeklik değil bir zalimlik, bir acımasızlık ve vicdansızlıktır. Öldürülen, kaybedilen, sevdiklerimizin katledildikleri yetmiyormuş gibi adeta alay eder gibi kayıtlara ‘faili meçhul’ olarak geçirilmesi bizler açısından ayrı bir yara, ayrı bir acıdır. Bunlar faili meçhul cinayetler değil failleri belli cinayetlerdir. Yatağında ölmek bu coğrafyada az görülen bir olay, Azrail'in keyfine diyecek yok doğrusu, görevini eli kanlı cellâtlara devretmiş, daha iki yıl önce Tahir Elçi de olduğu gibi. Barışın elçisi ve bu davanın avukatı olan Tahir Elçi yine aynı oyunla katledildi. Tahir Elçi, babamın davasının da avukatıydı. Onun kaderi de babama benzedi. İkisi aynı kaderi paylaştılar. İkisinin de faili ayni. Daha önceki cellatları korudukları gibi Tahir Elçi’nin de cellatlarını koruyorlar."
Eylemde söz alan İbrahim Demir’in kızı Deniz Demir ise şunları söyledi: "Henüz babamın katillerini ortaya çıkarmış değiller. 'Katil belli değil' diyorlar. Babamın katili belli. Devlettir. Faili ortaya çıkarmadığı için. Katilleri unutmayacağız, unutturmayacağız. Ne biz ne çocuklarımız unutturmayacak."
Ardında Demir ailesinden torunları adına Zilan Demir söz aldı. Demir, Agit Akipa ve Tahir Elçi için adalet istediğini söyledi.
Son olarak basın açıklamasını Cumartesi İnsanlarından Maside Ocak okudu.
Tahir Elçi katledildiğinde dönemin Başbakanı ve Adalet Bakanı’nın “Failler bulunacak” dediğini hatırlatan Ocak, “Bugüne kadar yürütülen adli ve idari soruşturmalarda somut hiçbir bir ilerleme kaydedilmedi. Yaşanan süreç, ömrünü cezasızlıkla mücadeleye adamış avukatımızın infazının da cezasız bırakılmak istendiğine dair kuşkularımızı destekler nitelikte” diye belirtti.
İBRAHİM DEMİR VE AGİT AKİPA’NIN AKIBETİ SORULDU
Ardından İbrahim Demir ve Agit Akipa’nın hikayelerini anlatan Ocak, “36 yaşındaki İbrahim Demir ve 39 yaşındaki Agit Akipa, Şırnak’ın İdil ilçesine bağlı Çukurlu (Xenduk) Köyü’nde yaşıyordu. Agit Akipa aynı zamanda köyün muhtarıydı. Köylüler üzerinde ağır bir koruculaştırma baskısı vardı. Köye giriş ve çıkışlar asker kontrolü altındaydı. Köy okulu karakol haline getirilmiş, bazı köylülerin evlerine el konmuş ve askerler yerleştirilmişti. Bu ortamda İbrahim Demir ve Agit Akipa defalarca gözaltına alındı, ağır işkence gördü. 12 Aralık 1991 tarihinde İbrahim Demir ve Agit Akipa İdil’den köye dönmek için diğer köylülerle birlikte traktöre bindiler. Traktör yolda askerler tarafından durduruldu. İbrahim Demir ve Agit Akipa traktörden indirildi. Dargeçit Anıtlı Tabur Komutanlığına bağlı Ağaçlı mezrasında bulunan Piyade Bölük Komutanı ve askerleri tarafından gözaltına alındılar” diye konuştu.
CENAZELER MAĞARADA BULUNDU
Ocak, sözlerini şöyle sürdürdü; “Traktördeki diğer kişiler köye ulaşınca durumu ailelere anlattılar. Jandarma karakoluna giden ailelere, Karakol Komutanı ‘Onları hiç görmedik’ dedi. Bir asker gizlice aileleri ‘mağaralara gidin’ diye yönlendirdi. Bölgeyi köylülerle birlikte karış karış arayan aileler, 13 Aralık 1991 günü girişi taşla örülerek kapatılmış bir mağarada kayıpların cansız bedenlerine ulaştı. Gözleri ve elleri bağlanmış halde bulunan İbrahim Demir işkence edilerek, Agit Akipa da başından silahla vurularak öldürülmüştü.”
İbrahim Demir ve Agit Akipa dosyasının kaybedilmek istendiğini söyleyen Ocak, “26 yıldır yürütülen soruşturmalardan bugüne kadar bir sonuç alınmadı. Dava ailelerin avukatı Tahir Elçi tarafından 2012 yılında AİHM’e taşındı” dedi. Ocak, kayıpların yerel sorumlularını saydıktan sonra “İbrahim Demir ve Agit Akipa’nın kaybedilmesinden Süleyman Demirel’in Başbakan, İsmet Sezgin’in İçişleri Bakanı olduğu 49. hükümet ve dönemin Genel Kurmay Başkanı Doğan Güreş sorumludur” sözlerini kaydetti.


1 Aralık 2017 Cuma

AKP İktidarı Türkiyeyi Zindana Çevirdi; Her 100 bin kişiden 251'i cezaevinde..!

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü kayıtlarından oluşturduğu veri yayınladı.
Ceza infaz kurumlarının 31 Aralık 2016 tarihindeki nüfusunun yüzde 63.8’ini hükümlüler ve yüzde 36.2’sini tutuklular oluşturdu. Bu kişilerin yüzde 95.8’ini erkekler, yüzde 4.2’sini ise kadınlar oluşturdu.
Cezaevlerindeki nüfus artış hızı, genel nüfus artIş hızından çok hızlı olduğu için, her yılın 31 Aralık tarihi itibarıyla Türkiye’de yüz bin kişi başına düşen ceza infaz kurumundaki kişi sayısı 2012 yılında 181 olurken, bu sayı yıllar itibarıyla sürekli artarak 2015 yılında 225’e ve 2016 yılında 251’e ulaştı. Diğer taraftan 2016 yılında 12 ve daha yukarı yaştaki her yüz bin kişiden 311’i ceza infaz kurumunda yer aldı.
Bir hükümlünün aynı yıl içinde bir veya daha fazla giriş kaydı dikkate alındığında, 1 Ocak-31 Aralık 2016 tarihleri arasında ceza infaz kurumlarına 187 bin 730 hükümlü giriş kaydı yapıldı. Yine bir hükümlünün aynı yıl içinde bir veya daha fazla çıkış kaydı dikkate alındığında, aynı tarihler arasında 198 bin 832 hükümlü çıkış kaydı yapıldı. Giren hükümlülerin yüzde 96.2’sini, çıkan hükümlülerin ise yüzde 96.3’ünü erkekler oluşturdu.
982 ÇOCUK HÜKÜMLÜ
Ceza infaz kurumuna hükümlü statüsünde giriş kaydı olanlardan ceza infaz kurumuna girdiği andaki yaşa göre çocuk (12-17 yaş grubu) olanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 13 artarak 982 olurken, suç işlediği andaki yaşı çocuk yaşta olanların sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2.3 artışla 9 bin 201 oldu.
Ceza infaz kurumuna giren hükümlülerin birden fazla suç işlemesi durumunda en ağır cezayı gerektiren suç esas alınmakta olup, bu esasa göre değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumuna 1 Ocak-31 Aralık 2016 tarihleri arasında giren hükümlülerin yüzde 16.9’u hırsızlık, yüzde 12.6’sı yaralama, yüzde 9.3’ü İcra İflas Kanunu’na muhalefet, yüzde 7.7’si uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ve yüzde 4.0’ü ise öldürme suçu işledi.
İcra İflas Kanunu’na muhalefet edenlerni yüzde 29.2’si lise ve dengi meslek okulu, yüzde 23.9’u ilköğretim, yüzde 22.1’i ilkokul mezunu hükümlüler oldu. Cinayet işleyenlerin yüzde 29.7’si lise ve dengi meslek okulu, yüzde 25.1’i ilköğretim, yüzde 22.8’i ilkokul mezunuyken, cinsel suçları işleyenlerin yüzde 35.3’ü ilköğretim, yüzde 23’ü ilkokul, yüzde 20.2’si lise ve dengi meslek okulu mezunu hükümlüler olarak gerçekleşti.

Yükseköğretim mezunları en çok İcra İflas Kanunu’na muhalefet etti.

Zarrab’İtirafçı oldu AKP İktidarı siyasi casusluk suçlamasıyla Zarrabın Mal varlığına el koydu... İşte 23 kişilik o liste..!

ABD’nin İran’a yönelik ambargosunu deldiği iddiasıyla tutuklanan ve ardından itirafçı olan Rıza Sarraf’ın ve yakınlarının mal varlıklarına el konulması kararı verildi. Mal varlıklarına el konulan isimler arasında Rıza Sarraf ile Ebru Gündeş’in kı- zı Alara Sarraf ve 21 kişinin ismi geçiyor. Listede eşi Ebru Gündeş’in olmaması dikkat çekti.
Mal varlığına el konulan Sarraf hakkında avukatından açıklama: Ebru neden yok?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Hasan Yılmaz’ın talimatıyla Mali Suç- larla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gönderilen yazıda,“Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri yabancı devlet lehine siyasal ve askeri casusluk maksadıyla temin ettiği” gerekçesiyle Rıza Sarraf’ın mal varlıklarına el koyma kararı verildiği belirtildi. El koyma kararında Sarraf’ın kızı Alara Sarraf’ın da ismi yer alırken, Sarraf’ın yakın çevresi ve akrabaları da bulunuyor.
Mal varlıklarına el konulan isimler arasında Rıza Sarraf ile Ebru Gündeş'in kızı Alara Sarraf ve 22 kişinin ismi geçiyor.
İSİMLER ŞÖYLE
Rıza Sarraf
Alara Sarraf
Hüseyin Sarraf
Şebnem Sarraf
Can Sarraf
Mehmet İbrahim Burhanettin
Behruz Büyükoğlu
Mehmet Mehdi Culazade
German Ghanbarı Arablou
Hüseyin Karabeyli
Bahram Dargahi Moghaddam
Aydın Harezi
Serdar Güneş
Ali Hosein Zadeh
Göksel Kum
Perviz Leki
Ahmet Saygın
Omıd Mohagilegh Eromi
Moshtaghl Mohammad Ali
Babak Nahani
Hüseyin Nobari
Mohammad Reza Pashapournıku
Ali Polat
Mal varlıkları
Yaklaşık 300 milyonluk gayrimenkule sahip olduğu tahmin edilen Sarraf’ın İstanbul Boğaz’ında Kanlıca’da iki adet yalı ve Kandilli’de bir köşkü bulunuyor. 12 milyon dolar değerinde özel jeti, 1 milyon 50 bin lira değerindeki Nazmi Ziya’nın ‘Kendi Evi’ tablosu, Büyükçekmece’de 47 adet dairesi, 1 milyon 850 bin değerindeki yazlığı; yine İstanbul’da 4 milyon liralık dairesi, Bakırköy’de üç süper lüks dairesi, Metroport Busidence Plaza’da iki ofis katı, Tuzla’da fabrikası bulunuyor. Ayrı- ca Zarrab’ın Roysar Denizçilik Endüstriyel Makine ve kıymetli madenler sanayi ticaret ananom şirketi, Roysar Holding anonim şirketi, Roysar gıda dış ticaret limited şirketi, Roysar altın ticarete ithalat ve ihracat limited şirketi ve Are havacılık ananomi şirkettlerinde ortaklığı bulunuyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'ndan Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne gönderilen yazı şöyle:


"OHAL'de zırhlı araç çarpması, polis ve asker kurşunu 64 can aldı"..!

15 Temmuz darbe girişimi sonrası toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla 20 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) devam ediyor.
Mezopotamya Ajansı'nda yer alan habere göre; Geçtiğimiz Ekim ayında 5’inci kez uzatılan OHAL süresi boyunca asker ve polisler tarafından açılan ateş, zırhlı araç çarpması, mayın ve cisim patlamaları sonucu birçoğu çocuk ve yaşlı olmak üzere en az 64 kişi yaşamını yitirdi, 62 kişi ise yaralandı.
23 KİŞİ ZIRHLI ARAÇ ÇARPMASI SONUCU ÖLDÜ
Yaşamını yitirenlerden 23’ü zırhlı araç çarpması sonucu, 29’u ise ya “Dur” ihtarına uymadığı gerekçesiyle ya da karakollardan açılan ateş ve ev baskınlarına katılan polislerin silahından çıkan kurşunlar sonucu öldürüldü. Ayrıca OHAL dönemi boyunca özellikle sokağa çıkma yasağı ilan edilen merkezlerdeki TOKİ konutlarının yükseldiği alanlarda temizlenmeyen patlamamış cisimlerden dolayı 12 çocuk yaşamını yitirdi, 28’i yaralandı. Birçoğu bölgede yaşanan olaylarda yaşamını yitirenlerin ve yaralananların failleri hakkında ise bugüne kadar etkin bir soruşturma yürütülmedi.
FAİLLERE İLK DURUŞMADA TAHLİYE
Hükümet yetkilileri ve ilgili valilikler yaşanan birçok olay hakkında açıklama yapmaması dikkat çekti. Hakkında açıklama yapılan olaylarda yaşamını yitiren bazı kişiler için “işbirlikçi” açıklaması yapan yetkililer, “sorumlular yargılanacak” açıklaması yaptığı birçok olayın failleri ise ilk duruşmalarda tahliye edildi.
Yaşanan olayların bazıları şöyle:
* 24 Temmuz 2016 tarihinde Van’a bağlı İpekyolu İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde hareket halindeki polis panzerinin altında kalan 4 yaşındaki Taha Kılıç yaşamını yitirdi. Polisler hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmadı.
* 26 Temmuz 2016 tarihinde Van'ın Hacıbekir (Xaçort) Mahallesi'nde bulunan Bayırlı Sokak'ta 75 yaşındaki Tahir Çaylak'ı özel hareket timleri tarafından açılan ateş ile öldürüldü.
* 2 Ağustos 2016 tarihinde Dersim’in Hozat ilçesi Pakire (Dal Ören) köyünde babasını imza atması için karakola götüren Mesut İlkbahar’ın aracına asker tarafından ateş açıldı. Ağır yaralanan İlkbahar hastanede yaşamını yitirdi.
* 9 Ağustos 2016'da bombardıman alanına zorla gönderilen Türk Telekomçalışanlarından Şükrü Abay, nereden geldiği belli olmayan tek kurşunla yaşamını yitirdi. İşçilerin, "Tüm güvenliği sağladık. Her yerde sadece bizim özel birliklerimiz var” zorlamasıyla alana gittiği öğrenildi.
* 30 Ağustos 2016 tarihinde Van'da bir adrese yapılan baskın esnasında evinin bahçesinde otururken zırhlı araçtan etrafa rastgele açılan ateşle başından vurularak ağır yaralanan Mustafa Duman (17) hayatını kaybetti.
* 2 Eylül 2016 tarihinde Kobanê sınırında, polis ve askerlerin açtığı ateş sonucu ağır yaralanan 21-22 yaşlarındaki Bozan Heci isimli genç, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
* 6 Eylül 2016 tarihinde Dersim kent merkezi Seyit Rıza Meydanı’nda yoldan karşıya geçmeye çalışan 71 yaşındaki Naciye Özdemir, polise ait Kobra tipi zırhlı aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi.
* 12 Eylül 2016 tarihinde Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde akrep tipi zırhlı araç tarafından "dur" ihtarına uymadığı gerekçesiyle taranan araçta bulunan Caner Tayfur ağır yaralandı.
* 20 Eylül 2016 tarihinde Dersim’deki Munzur Vadisi’nde operasyona çıkan askerlerin taradığı minibüsün şoförü Ersin Demir (28) yaşamını yitirdi. Yine Venk köyünde ikamet eden İrfan Top ise askerlerin açtığı ateş sonucu ayağından yaralandı.
* 29 Eylül 2016 tarihinde Van’ın Gürpınar ilçesinden Başkale ilçesine bağlı Saçax Mahallesi’ndeki evine giderken aracı taranan İyeç Çakır (25), başından vurularak ağır yaralandı. Çakır, hastanede yaşamını yitirdi.
* 8 Ekim 2016 tarihinde Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde, Kobra tipi zırhlı polis aracından açılan ateş sonucu Serhat Buldan (15), Rahmi Safhalı, Necdet İşözü (27) ve Aydın Tümen adlı yurttaşlar yaşamını yitirdi, Şemsettin Çakmakçı ve Memet Ali Kaya adlı yurttaşlar ise yaralandı. Yetkililerin “Gereği yapılacak” açıklamasının ardından tutuklanan polis memuru ilk duruşmada tahliye edildi.
* 9 Ekim 2016 tarihinde Adana'da, PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik uluslararası komplo protestosu sırasında 15 yaşındaki Ö.Ö. adlı çocuk ağır yaralandı.
* 24 Ekim 2016 tarihinde Şırnak'ın Cizre ilçesine bağlı Nur Mahallesi’nde, zırhlı polis aracının ezmesi sonucu 5 yaşındaki Hakan Sarak yaşamını yitirdi.
* 18 Kasım 2016 tarihinde Van’ın Erciş ilçesi Çelebibağı Mahallesi’nde, asker ve polislerce evi ateşe verilen Hediye Ataman yaşamını yitirdi.
* 17 Aralık 2016 tarihinde Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Gündoğdu Mahallesi’nde ikamet eden 2 çocuk babası Murat Eren, evine polisler tarafından baskın düzenlendiği sırada yaşamını yitirdi. Eren’in yakınları, Eren’in polisler tarafından darp edildikten sonra kalp krizi geçirdiğini iddia etti.
* 18 Aralık 2016 tarihinde Şırnak Belediyesi Evlendirme Dairesi’nde taşeron işçi olarak çalışan ve Şırnak Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi birinci sınıf öğrencisi Şeyhmus Uğur, kente bağlı Aydınlıkevler Mahallesi'nde polis kurşunu sonucu yaşamını yitirdi. Valilik, Eğur’u “örgüt mensubu” ilan etti.
* 9 Şubat 2017 tarihinde Mardin’in Dargeçit ilçesinde okuldan eve giden ilkokul öğrencisi 7 yaşındaki Berfin Dilek, zırhlı polis aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Olaya ilişkin halen hukuki bir gelişme yaşanmadı.
* 15 Şubat 2017 tarihinde Van’ın merkez Edremit ilçesine bağlı Şabaniye Mahallesi’nde sürat yaptığı belirtilen zırhlı polis aracı, yolcu minibüsüne çarptı. Minibüste bulunan 7 kişi yaralandı.
* 16 Şubat 2017 tarihinde İstanbul Esenyurt’ta, hırsızlıktan sabıkası bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınan ve sağlık kontrolünde polisin silahından çıkan kurşunla başından vurulan lise öğrencisi Ömer Barış Topkara (16) yaşamını yitirdi. Topkara’yı vuran polis 11 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.
* 4 Mart 2017 tarihinde Siirt-Batman yolu üzerinde polis arama noktasında geri geri gelen zırhlı araç, Kerem Arslan’ın (34) ölümüne neden oldu.
* 20 Mart 2017 tarihinde Şırnak'ın İdil ilçesinden Cizre ilçesine giden sivil bir otomobil zırhlı araç çarptı. Otomobilde bulunan Okan İnce, Bahadır Beyazlıoğlu ve ismi öğrenilemeyen bir kişi yaşamını yitirdi.
* 21 Mart 2017 Diyarbakır Newroz’una katılmak için Malatya’dan gelen Kemal Kurkut, polis tarafından öldürüldü. Valilik, üzeri yarı çıplak olmasına rağmen Kurkut’un “canlı bomba şüphesi” sonucu vurulduğunu açıkladı. Ortaya çıkan fotoğrafların ardından olaya ilişkin 7 ay sonra hazırlanan iddianamede, sanık polis Y.Ş. için “Olası kastla öldürme” suçundan müebbet hapis cezası istendi. Y.Ş. tüm itirazlara rağmen halen tutuksuz yargılanıyor.
* 29 Mart 2017 tarihinde Diyarbakır’ın Ofis semtinde Kirpi tipi askeri zırhlı araç, yolcu durağında bekleyen minibüse çarptı. Çarpma sonucu 4 yolcu yaralandı.
* 14 Nisan 2017 tarihinde İstanbul Sultangazi’de polis “dur” ihtarına uymadığı ileri sürülen otomobile ateş açtı. Araçta yaralanan 3 kişiden Oğuzhan Erkul (17) ve Barış Kerem (18) yaşamını yitirdi. Savcı 4 polisin “meşru savunmada bulunduklarını” savunarak, “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermekten” yargılanmalarını istedi.
* 18 Nisan 2017 tarihinde Van kent merkezinde zırhlı aracın çarptığı 2 kişiden Abdulvahap Taş ağır yaralandı.
* 27 Nisan 2017 tarihinde Diyarbakır kent merkezi Gevran Caddesi’nde askeri zırhlı aracın çarptığı 55 yaşındaki Hatun Elhuman yaşamını yitirdi.
* 28 Nisan 2017 tarihinde Van’da zırhlı polis aracının çarptığı 2 yurttaştan Sami Uçan kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
* 4 Mayıs 2017 tarihinde Şırnak'ın Silopi ilçesinde zırhlı bir polis aracının bir eve çarpması sonucu Furkan ve Muhammed Yıldırım adlı iki kardeş hayatını kaybetti. Yıldırım kardeşlerin ölümüne neden olan zırhlı araç sürücüsü polis, davanın ilk duruşmasında tahliye edildi.
* 21 Mayıs 2017 tarihinde Bursa'da merkez Yıldırım ilçesine bağlı Beyazıt Mahallesi’nde 19 yaşındaki Mert Atar ile bölgede denetim yapan polis ekipleri arasında arbede yaşandı. Bu esnada polisin silahından çıkan kurşun ile yaralan Atar, hastanede yaşamını yitirdi.
* 9 Haziran 2017 tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesindeki Midyat Yolu Caddesi’nde, özel hareket polislerini taşıyan zırhlı araç bir motosiklete çarptı. Çarpma sonucu M.Ş.B. (17) adlı çocuk ağır yaralanarak İlçe Devlet Hastanesine kaldırıldı.
* 14 Haziran 2017 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesinde askeri zırhlı aracın sokakta yürüyen Pakize Hazar (85) adlı kadına çarptı. Hazar, olay yerinde yaşamını yitirdi. ATK’nin, “uzman çavuş kusurlu” raporuna rağmen kimse hakkında soruşturma başlatılmadı.
* 19 Haziran 2017 tarihinde Diyarbakır-Bingöl karayolunda özel harekât polislerini taşıyan zırhlı polis aracının bir yolcu minibüsüne çarpması sonucu araç şoförü Remzi Menteşe ile birlikte ismi öğrenilemeyen 8-10 yaşlarında bir çocuk yaşamını yitirdi.
* 20 Haziran 2017 tarihinde Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde kent girişinde akrep tipi zırhlı askeri aracın karşı yönde gelen otomobile çarpması sonucu 3 yurttaş yaralandı.
* 20 Haziran 2017 tarihinde Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Fis köyü ovasında polise ait zırhlı aracın, sivil bir otomobile çarpması sonucu 5 yurttaş yaşamını yitirdi.
* 25 Haziran 2017 tarihinde Van'ın İpekyolu ilçesine bağlı Selimbey Mahallesi’nde, Birol Özkesici ile ismi öğrenilmeyen bir kişi polisler tarafından öldürüldü. Görgü tanıkları çatışmanın çıkmadığını söyleyerek, “infaz”a dikkat çekti.
* 17 Temmuz 2017 tarihinde Hakkari'nin Yüksekova ilçesi Güngör Mahallesi’nde Necmettin Fendik adlı kişi, evine baskın düzenleyen polisler tarafından öldürüldü. Konu hakkında resmi hiçbir açıklama yapılmadı.
* 21 Temmuz 2017 tarihinde Dersim’de bombalanan Han köyünde, minibüs şoförü Ercan Güneş yaşamını yitirdi.
* 1 Ağustos 2017 tarihinde Okmeydanı’nda 8 yaşındaki Raşid Oso adındaki Kobanêli çocuk zırhlı polis aracı altında kalarak yaşamını yitirdi.
* 31 Ağustos 2017 tarihinde Hakkari kent merkezine 20 kilometre uzaklıktaki piknik alanı olarak kullanılan Kanireş Çeşmesi'nde bulunan Mehmet Temel (35), İbrahim Sak (54), İsmail Aydın (43) ve Musa Tarhan (54) adlı yurttaşlar, Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) ile bombalandı. Bombalama sonucu Temel yaşamını yitirdi, diğer 3 yurttaş ise yaralandı. Valilik, öldürülen Temel’in “işbirlikçi” ilan etti.
* 30 Eylül 2017 tarihinde Van'ın Erciş ilçesi Yeşilova Mahallesi’nde polisler tarafından bir araca açılan ateş sonucu taksici Zafer Ceyhan yaşamını yitirdi.
* 10 Ekim 2017 tarihinde Yüksekova-Şemdinli yolu üzerinde bulunan Durak Karakolu'ndan bir araca ateş açıldı. Araçta bulunan Çetin Başer adlı yurttaş yaşamını yitirdi, Kerimhan Verender ise ağır yaralandı. Valiliği’nin “kaza” dediği olay hakkında soruşturma açılmadı.
* 19 Ekim 2017 tarihinde Siirt'in Çal Mahallesi’nde zırhlı araç tarafından ezilerek ağır yaralanan Felek Batur (6) yaşamını yitirdi.
* 19 Ekim 2017 tarihinde Bitlis’in Hizan ilçe merkezinde, zırhlı polis aracın çarptığı 55 yaşındaki Gülten Yaraşlı yaşamını yitirdi.
* 5 Kasım 2017 tarihinde Batman-Diyarbakır karayolunda zırhlı araç bir otomobile çarptı. Çarpma sonucu 3’ü asker 5 kişi yaralandı.
* 5 Kasım 2017 tarihinde Batman’ın Korik Mahallesi’nde bir asker özel aracıyla arkadaşına araba öğrettiği sırada sokakta oyun oynayan Burak İlhan’a (5) çarptı. İlhan yaşamını yitirdi.
*19 Kasım 2017 tarihinde Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı Saray Mahallesi’nde devriye gezen zırhlı polis aracının çarptığı Fatma Nure Dursun adlı kadın yaralandı.
* 22 Kasım 2017 tarihinde Şırnak’ın Cizre ilçesi Sur Mahallesi Pira Deştê yakınlarında oyun oynayan 8 yaşındaki Ruken Cansırı, zırhlı polis aracı çarpması sonucu yaralandı.

* 24 Kasım 2017 tarihinde Diyarbakır’ın Çınar ilçesinin Başaklı (Hucetî) köyünde bir eve yapılan operasyonda, evde bulunan Cebrail Karçı askerlerce açılan ateş sonucu öldürüldü.

"OHAL'de zırhlı araç çarpması, polis ve asker kurşunu 64 can aldı"..!

15 Temmuz darbe girişimi sonrası toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla 20 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) devam ediyor.
Mezopotamya Ajansı'nda yer alan habere göre; Geçtiğimiz Ekim ayında 5’inci kez uzatılan OHAL süresi boyunca asker ve polisler tarafından açılan ateş, zırhlı araç çarpması, mayın ve cisim patlamaları sonucu birçoğu çocuk ve yaşlı olmak üzere en az 64 kişi yaşamını yitirdi, 62 kişi ise yaralandı.
23 KİŞİ ZIRHLI ARAÇ ÇARPMASI SONUCU ÖLDÜ
Yaşamını yitirenlerden 23’ü zırhlı araç çarpması sonucu, 29’u ise ya “Dur” ihtarına uymadığı gerekçesiyle ya da karakollardan açılan ateş ve ev baskınlarına katılan polislerin silahından çıkan kurşunlar sonucu öldürüldü. Ayrıca OHAL dönemi boyunca özellikle sokağa çıkma yasağı ilan edilen merkezlerdeki TOKİ konutlarının yükseldiği alanlarda temizlenmeyen patlamamış cisimlerden dolayı 12 çocuk yaşamını yitirdi, 28’i yaralandı. Birçoğu bölgede yaşanan olaylarda yaşamını yitirenlerin ve yaralananların failleri hakkında ise bugüne kadar etkin bir soruşturma yürütülmedi.
FAİLLERE İLK DURUŞMADA TAHLİYE
Hükümet yetkilileri ve ilgili valilikler yaşanan birçok olay hakkında açıklama yapmaması dikkat çekti. Hakkında açıklama yapılan olaylarda yaşamını yitiren bazı kişiler için “işbirlikçi” açıklaması yapan yetkililer, “sorumlular yargılanacak” açıklaması yaptığı birçok olayın failleri ise ilk duruşmalarda tahliye edildi.
Yaşanan olayların bazıları şöyle:
* 24 Temmuz 2016 tarihinde Van’a bağlı İpekyolu İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde hareket halindeki polis panzerinin altında kalan 4 yaşındaki Taha Kılıç yaşamını yitirdi. Polisler hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmadı.
* 26 Temmuz 2016 tarihinde Van'ın Hacıbekir (Xaçort) Mahallesi'nde bulunan Bayırlı Sokak'ta 75 yaşındaki Tahir Çaylak'ı özel hareket timleri tarafından açılan ateş ile öldürüldü.
* 2 Ağustos 2016 tarihinde Dersim’in Hozat ilçesi Pakire (Dal Ören) köyünde babasını imza atması için karakola götüren Mesut İlkbahar’ın aracına asker tarafından ateş açıldı. Ağır yaralanan İlkbahar hastanede yaşamını yitirdi.
* 9 Ağustos 2016'da bombardıman alanına zorla gönderilen Türk Telekomçalışanlarından Şükrü Abay, nereden geldiği belli olmayan tek kurşunla yaşamını yitirdi. İşçilerin, "Tüm güvenliği sağladık. Her yerde sadece bizim özel birliklerimiz var” zorlamasıyla alana gittiği öğrenildi.
* 30 Ağustos 2016 tarihinde Van'da bir adrese yapılan baskın esnasında evinin bahçesinde otururken zırhlı araçtan etrafa rastgele açılan ateşle başından vurularak ağır yaralanan Mustafa Duman (17) hayatını kaybetti.
* 2 Eylül 2016 tarihinde Kobanê sınırında, polis ve askerlerin açtığı ateş sonucu ağır yaralanan 21-22 yaşlarındaki Bozan Heci isimli genç, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
* 6 Eylül 2016 tarihinde Dersim kent merkezi Seyit Rıza Meydanı’nda yoldan karşıya geçmeye çalışan 71 yaşındaki Naciye Özdemir, polise ait Kobra tipi zırhlı aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi.
* 12 Eylül 2016 tarihinde Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde akrep tipi zırhlı araç tarafından "dur" ihtarına uymadığı gerekçesiyle taranan araçta bulunan Caner Tayfur ağır yaralandı.
* 20 Eylül 2016 tarihinde Dersim’deki Munzur Vadisi’nde operasyona çıkan askerlerin taradığı minibüsün şoförü Ersin Demir (28) yaşamını yitirdi. Yine Venk köyünde ikamet eden İrfan Top ise askerlerin açtığı ateş sonucu ayağından yaralandı.
* 29 Eylül 2016 tarihinde Van’ın Gürpınar ilçesinden Başkale ilçesine bağlı Saçax Mahallesi’ndeki evine giderken aracı taranan İyeç Çakır (25), başından vurularak ağır yaralandı. Çakır, hastanede yaşamını yitirdi.
* 8 Ekim 2016 tarihinde Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde, Kobra tipi zırhlı polis aracından açılan ateş sonucu Serhat Buldan (15), Rahmi Safhalı, Necdet İşözü (27) ve Aydın Tümen adlı yurttaşlar yaşamını yitirdi, Şemsettin Çakmakçı ve Memet Ali Kaya adlı yurttaşlar ise yaralandı. Yetkililerin “Gereği yapılacak” açıklamasının ardından tutuklanan polis memuru ilk duruşmada tahliye edildi.
* 9 Ekim 2016 tarihinde Adana'da, PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik uluslararası komplo protestosu sırasında 15 yaşındaki Ö.Ö. adlı çocuk ağır yaralandı.
* 24 Ekim 2016 tarihinde Şırnak'ın Cizre ilçesine bağlı Nur Mahallesi’nde, zırhlı polis aracının ezmesi sonucu 5 yaşındaki Hakan Sarak yaşamını yitirdi.
* 18 Kasım 2016 tarihinde Van’ın Erciş ilçesi Çelebibağı Mahallesi’nde, asker ve polislerce evi ateşe verilen Hediye Ataman yaşamını yitirdi.
* 17 Aralık 2016 tarihinde Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Gündoğdu Mahallesi’nde ikamet eden 2 çocuk babası Murat Eren, evine polisler tarafından baskın düzenlendiği sırada yaşamını yitirdi. Eren’in yakınları, Eren’in polisler tarafından darp edildikten sonra kalp krizi geçirdiğini iddia etti.
* 18 Aralık 2016 tarihinde Şırnak Belediyesi Evlendirme Dairesi’nde taşeron işçi olarak çalışan ve Şırnak Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi birinci sınıf öğrencisi Şeyhmus Uğur, kente bağlı Aydınlıkevler Mahallesi'nde polis kurşunu sonucu yaşamını yitirdi. Valilik, Eğur’u “örgüt mensubu” ilan etti.
* 9 Şubat 2017 tarihinde Mardin’in Dargeçit ilçesinde okuldan eve giden ilkokul öğrencisi 7 yaşındaki Berfin Dilek, zırhlı polis aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Olaya ilişkin halen hukuki bir gelişme yaşanmadı.
* 15 Şubat 2017 tarihinde Van’ın merkez Edremit ilçesine bağlı Şabaniye Mahallesi’nde sürat yaptığı belirtilen zırhlı polis aracı, yolcu minibüsüne çarptı. Minibüste bulunan 7 kişi yaralandı.
* 16 Şubat 2017 tarihinde İstanbul Esenyurt’ta, hırsızlıktan sabıkası bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınan ve sağlık kontrolünde polisin silahından çıkan kurşunla başından vurulan lise öğrencisi Ömer Barış Topkara (16) yaşamını yitirdi. Topkara’yı vuran polis 11 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı.
* 4 Mart 2017 tarihinde Siirt-Batman yolu üzerinde polis arama noktasında geri geri gelen zırhlı araç, Kerem Arslan’ın (34) ölümüne neden oldu.
* 20 Mart 2017 tarihinde Şırnak'ın İdil ilçesinden Cizre ilçesine giden sivil bir otomobil zırhlı araç çarptı. Otomobilde bulunan Okan İnce, Bahadır Beyazlıoğlu ve ismi öğrenilemeyen bir kişi yaşamını yitirdi.
* 21 Mart 2017 Diyarbakır Newroz’una katılmak için Malatya’dan gelen Kemal Kurkut, polis tarafından öldürüldü. Valilik, üzeri yarı çıplak olmasına rağmen Kurkut’un “canlı bomba şüphesi” sonucu vurulduğunu açıkladı. Ortaya çıkan fotoğrafların ardından olaya ilişkin 7 ay sonra hazırlanan iddianamede, sanık polis Y.Ş. için “Olası kastla öldürme” suçundan müebbet hapis cezası istendi. Y.Ş. tüm itirazlara rağmen halen tutuksuz yargılanıyor.
* 29 Mart 2017 tarihinde Diyarbakır’ın Ofis semtinde Kirpi tipi askeri zırhlı araç, yolcu durağında bekleyen minibüse çarptı. Çarpma sonucu 4 yolcu yaralandı.
* 14 Nisan 2017 tarihinde İstanbul Sultangazi’de polis “dur” ihtarına uymadığı ileri sürülen otomobile ateş açtı. Araçta yaralanan 3 kişiden Oğuzhan Erkul (17) ve Barış Kerem (18) yaşamını yitirdi. Savcı 4 polisin “meşru savunmada bulunduklarını” savunarak, “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermekten” yargılanmalarını istedi.
* 18 Nisan 2017 tarihinde Van kent merkezinde zırhlı aracın çarptığı 2 kişiden Abdulvahap Taş ağır yaralandı.
* 27 Nisan 2017 tarihinde Diyarbakır kent merkezi Gevran Caddesi’nde askeri zırhlı aracın çarptığı 55 yaşındaki Hatun Elhuman yaşamını yitirdi.
* 28 Nisan 2017 tarihinde Van’da zırhlı polis aracının çarptığı 2 yurttaştan Sami Uçan kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
* 4 Mayıs 2017 tarihinde Şırnak'ın Silopi ilçesinde zırhlı bir polis aracının bir eve çarpması sonucu Furkan ve Muhammed Yıldırım adlı iki kardeş hayatını kaybetti. Yıldırım kardeşlerin ölümüne neden olan zırhlı araç sürücüsü polis, davanın ilk duruşmasında tahliye edildi.
* 21 Mayıs 2017 tarihinde Bursa'da merkez Yıldırım ilçesine bağlı Beyazıt Mahallesi’nde 19 yaşındaki Mert Atar ile bölgede denetim yapan polis ekipleri arasında arbede yaşandı. Bu esnada polisin silahından çıkan kurşun ile yaralan Atar, hastanede yaşamını yitirdi.
* 9 Haziran 2017 tarihinde Mardin’in Nusaybin ilçesindeki Midyat Yolu Caddesi’nde, özel hareket polislerini taşıyan zırhlı araç bir motosiklete çarptı. Çarpma sonucu M.Ş.B. (17) adlı çocuk ağır yaralanarak İlçe Devlet Hastanesine kaldırıldı.
* 14 Haziran 2017 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesinde askeri zırhlı aracın sokakta yürüyen Pakize Hazar (85) adlı kadına çarptı. Hazar, olay yerinde yaşamını yitirdi. ATK’nin, “uzman çavuş kusurlu” raporuna rağmen kimse hakkında soruşturma başlatılmadı.
* 19 Haziran 2017 tarihinde Diyarbakır-Bingöl karayolunda özel harekât polislerini taşıyan zırhlı polis aracının bir yolcu minibüsüne çarpması sonucu araç şoförü Remzi Menteşe ile birlikte ismi öğrenilemeyen 8-10 yaşlarında bir çocuk yaşamını yitirdi.
* 20 Haziran 2017 tarihinde Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde kent girişinde akrep tipi zırhlı askeri aracın karşı yönde gelen otomobile çarpması sonucu 3 yurttaş yaralandı.
* 20 Haziran 2017 tarihinde Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Fis köyü ovasında polise ait zırhlı aracın, sivil bir otomobile çarpması sonucu 5 yurttaş yaşamını yitirdi.
* 25 Haziran 2017 tarihinde Van'ın İpekyolu ilçesine bağlı Selimbey Mahallesi’nde, Birol Özkesici ile ismi öğrenilmeyen bir kişi polisler tarafından öldürüldü. Görgü tanıkları çatışmanın çıkmadığını söyleyerek, “infaz”a dikkat çekti.
* 17 Temmuz 2017 tarihinde Hakkari'nin Yüksekova ilçesi Güngör Mahallesi’nde Necmettin Fendik adlı kişi, evine baskın düzenleyen polisler tarafından öldürüldü. Konu hakkında resmi hiçbir açıklama yapılmadı.
* 21 Temmuz 2017 tarihinde Dersim’de bombalanan Han köyünde, minibüs şoförü Ercan Güneş yaşamını yitirdi.
* 1 Ağustos 2017 tarihinde Okmeydanı’nda 8 yaşındaki Raşid Oso adındaki Kobanêli çocuk zırhlı polis aracı altında kalarak yaşamını yitirdi.
* 31 Ağustos 2017 tarihinde Hakkari kent merkezine 20 kilometre uzaklıktaki piknik alanı olarak kullanılan Kanireş Çeşmesi'nde bulunan Mehmet Temel (35), İbrahim Sak (54), İsmail Aydın (43) ve Musa Tarhan (54) adlı yurttaşlar, Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) ile bombalandı. Bombalama sonucu Temel yaşamını yitirdi, diğer 3 yurttaş ise yaralandı. Valilik, öldürülen Temel’in “işbirlikçi” ilan etti.
* 30 Eylül 2017 tarihinde Van'ın Erciş ilçesi Yeşilova Mahallesi’nde polisler tarafından bir araca açılan ateş sonucu taksici Zafer Ceyhan yaşamını yitirdi.
* 10 Ekim 2017 tarihinde Yüksekova-Şemdinli yolu üzerinde bulunan Durak Karakolu'ndan bir araca ateş açıldı. Araçta bulunan Çetin Başer adlı yurttaş yaşamını yitirdi, Kerimhan Verender ise ağır yaralandı. Valiliği’nin “kaza” dediği olay hakkında soruşturma açılmadı.
* 19 Ekim 2017 tarihinde Siirt'in Çal Mahallesi’nde zırhlı araç tarafından ezilerek ağır yaralanan Felek Batur (6) yaşamını yitirdi.
* 19 Ekim 2017 tarihinde Bitlis’in Hizan ilçe merkezinde, zırhlı polis aracın çarptığı 55 yaşındaki Gülten Yaraşlı yaşamını yitirdi.
* 5 Kasım 2017 tarihinde Batman-Diyarbakır karayolunda zırhlı araç bir otomobile çarptı. Çarpma sonucu 3’ü asker 5 kişi yaralandı.
* 5 Kasım 2017 tarihinde Batman’ın Korik Mahallesi’nde bir asker özel aracıyla arkadaşına araba öğrettiği sırada sokakta oyun oynayan Burak İlhan’a (5) çarptı. İlhan yaşamını yitirdi.
*19 Kasım 2017 tarihinde Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı Saray Mahallesi’nde devriye gezen zırhlı polis aracının çarptığı Fatma Nure Dursun adlı kadın yaralandı.
* 22 Kasım 2017 tarihinde Şırnak’ın Cizre ilçesi Sur Mahallesi Pira Deştê yakınlarında oyun oynayan 8 yaşındaki Ruken Cansırı, zırhlı polis aracı çarpması sonucu yaralandı.
* 24 Kasım 2017 tarihinde Diyarbakır’ın Çınar ilçesinin Başaklı (Hucetî) köyünde bir eve yapılan operasyonda, evde bulunan Cebrail Karçı askerlerce açılan ateş sonucu öldürüldü.