1 Ocak 2018 Pazartesi

Taşerona kadro ‘sürgün’le geldi..!

Taşeron düzenlemesinde izlenecek yol belli olurken, yeni ayrıntılar da ortaya çıktı. Sağlık Bakanlığı’ndaki taşeron işçiler “ihtiyaç yok” denilerek başka kentlere gönderilebilecek.
İşçilerin geçmiş dava ve icra alacaklarından vazgeçmeleri koşulunda da hükümet işi sıkı tuttu. Öyle ki davalardan ve icra takiplerinden vazgeçecek olan işçi, mahkemelerden ve icra müdürlüklerinden vazgeçtiğine dair yazı getirmek zorunda olacak. Kanun hükmünde kararname (KHK) ile çıkarılan taşeron düzenlemesinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Resmi Gazete’de yayımlandı. Ayrıntılar şöyle:
* İdarelerin yurtdışı teşkilatlarındaki taşeron işçilere kadro olmayacak.
* Kadro kapsamında olan ihalelerin hangileri olduğunu yine idare belirleyecek. Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kadro kapsamında olacak. Bir sözleşmenin bu kapsamda sayılabilmesi için ise şu 4 şart aranacak: Çalıştırılacak personel sayısının ihale dokümanında belirlenmiş olması. Personelin çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanılması. Yaklaşık maliyetin en az yüzde 70’lik kısmının asgari işçilik maliyeti ile varsa ayni, yemek ve yol giderleri dahil işçilik giderinden oluşması. Yıl boyunca devam eden ve niteliği gereği süreklilik arz eden işlere ilişkin hizmet alımı niteliğinde olması.
10 günlük süre
* Başvurular 2 Ocak - 11 Ocak günleri (10 gün) arasında yapılacak.
* İşçilerin başvurularını idareler içerisinde oluşturulan komisyonlar değerlendirecek. Burada tüm yetki komisyonlarda olacak.
* Başvuran işçiler hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü ve valilikler tarafından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak.
* Sınav yalnızca yazılı, sözlü, uygulamalı şekilde yapılabileceği gibi yazılı ve sözlü, sözlü ve uygulamalı şeklilerde de olabilecek. Sınavın hangi yöntemle yapılacağına da yine idare karar verecek.
* Yazılı sınavda başarılı sayılmak için en az 50 puan almak gerekecek. Sınavlarda sorulacak sorular, çalışanların “iştigal ettikleri” görevlerle ilgili konularda, yürütmekle yükümlü oldukları vazifelerdeki yetkinliklerini ölçmeye yönelik ve eğitim düzeylerine uygun olarak sınav kurulu tarafından hazırlanacak. Sınav kurullarını da idareler belirleyecek. Sınav sonuçlarına itirazları yine sınav kurulları karara bağlayacak. Kurulun kararları kesin olacak.
* Sınavı geçen işçi, idareye karşı açtığı davalardan vazgeçtiğine dair dilekçeyi mahkemeye sunacak.
Sürgüne gidecek
* Kamu özel işbirliği kapsamındaki tesislere taşınan sağlık kurum ve kuruluşlarındaki taşeron işçiler de Sağlık Bakanlığı’nın ilgili birimlerinde kadroya alınacak. Ancak bakanlığın o ilde bu işçilere ihtiyacı yoksa, işçiler Sağlık Bakanlığı’nın ihtiyacı olan başka bir ile de gönderilebilecek. İşçiler, 5 gün içinde yeni görev yerlerinde işe başlamak zorunda olacak.
Kıdem belirsiz
* İşçilerin kıdem tazminatlarıyla kadroya alınacakları açıklanmıştı. Ancak ne KHK’de ne de dün yayımlanan usul ve esaslarda kıdem tazminatlarına ilişkin düzenleme yer almadı.
* Kadroya geçirilenlerden daha sonra şartları taşımadığı tespit edilenler tazminatsız işten atılacak. Yapılan ödemeler de geri alınacak.
* Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımının “yıl boyunca devam etmediği” yerlerdeki taşeron işçiler, geçici işçi kadrosuna alınacak.
* İşçilerin ücretleri Yüksek Hakem Kurulu’nun daha önce karara bağladığı taşeron sözleşmesine göre belirlenecek.
* Sözleşmelerin feshedilmesi nedeniyle taşeron firmalara tazminat ödenecek.

Patronlara Kıyak Emekçilere Vr ergi Yükü..!

2017 yılının 11 ayında 489 milyar 280 milyon 774 bin lira vergi toplandı. Yıl sonundaki hedef ise 511 milyar 85 milyon 194 bin lira olarak öngörüldü.
Maliye Bakanlığı verilerine göre bu yılın 11 ayında yargı, idari, vergi nedeniyle 8 milyar 335 milyon 39 bin liralık ceza ödemesi yapıldı. Aralık ayı ile birlikte bu tutarın 10 milyar 119 milyon 619 bin lira olması öngörülüyor.
2 milyar trafik cezası
Başak Kaya’nın Sözcü’de yer alan haberine göre, idari olarak trafik para cezası tutarı 33 milyon 583 bin lira, Karayolu Taşıma Kanunu’na göre kesilen ceza tutarı 91 milyon 705 bin lira oldu.
Trafik para cezası ise 2 milyar 1 milyon 925 bin lira oldu. Vatandaşın toplam ödediği trafik cezası tutarı 2 milyar 298 milyon 908 bin lirayı buldu. Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) olarak da 11 ayda 10 milyar 491 milyon 939 bin lira ödendi.
Deprem için 63 milyar lira
Deprem vergisi adı altında vatandaştan 2000 yılından bu yana yaklaşık 63 milyar liratoplandı. Deprem sonrası, ilk olarak cep telefonundan bankacılık işlemleri ve vergi beyannamelerine, Spor Toto kuponlarından Milli Piyango biletlerine, uçak biletlerinden gümrük ve pasaport işlemlerine kadar birçok hizmete “depreme özel vergi” getirildi.
Bunlara “Özel İşlem Vergisi” ve “Özel İletişim Vergisi” denildi. Özel İşlem Vergisi kaldırıldı ancak Özel İletişim Vergisi (ÖİV) kalıcı hale geldi. 2004 yılında kaldırılan Özel İşlem Vergisi ile vatandaştan 1.7 milyar lira toplandı. Maliye Bakanlığı verilerine göre, deprem vergisi olarak alınan Özel İletişim Vergisi her yıl biraz daha katlanarak artıyor ve bu yılın tamamında tutar 4 milyar 796 milyon 132 bin lira toplandı.
Şans oyunlarından 895 lira
Bütçe gelirleri arasında yer alan şans oyunlarından alınan vergi aralık sonu itibariıyla 895 milyon 882 bin lirayı buldu. Yılın tamamında hedeflenen ise 1 milyar 28 milyon 522 bin lira. Alkollü içkilerden alınan vergi yıl sonu hedefi olan 8.6 milyar lirayı 11 ayda aştı. Alkollü içkiler için ödediğimiz vergi tutarı 8 milyar 984 milyon 632 lira oldu. Tütün mamülleri için ise 33 milyar 901 milyon 882 bin liralık vergi ödedik.


İHD: Hasta tutuklular listesine her ay 100 kişi ekleniyor..!

İHD Eş Genel Başkan Yardımcısı Necla Şengül, kanser hastası Nazliye Erkan ve yüzde 77 engelli Ufuk Kişin’in tutuklanmalarının “kasten öldürmeye teşebbüs etmek” ile eşdeğer olduğunu söyledi. Şengül, hasta tutuklular listelerine her ay 100 kişinin eklendiğini belirtti.
İzmir’de 19 Aralık’ta yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 58 kişiden tutuklanan 44 kişi arasında yüzde 77 bedensel engelli Ufuk Kişin ve kanser hastası Nazliye Erkan da yer alıyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkan Yardımcısı Necla Şengül, Ufuk Kişin ile Nazliye Erkan’ın tutuklanmalarının kasten öldürmeye teşebbüs etmekle eşdeğer olduğunu söyledi. Kişin’in sağlık sorunlarıyla ilgili raporlarına bakıldığında cezaevinde yaşamını sürdürebilmesinin mümkün olmadığını ifade eden Şengül, “Ufuk Kişin, sabah ne yediğini hatırlamayacak durumda. Gerçekten böyle birinin tutuklanması kaygı verici bir olaydır. İnsan hakları adına çok dramatik bir vaka. Günlük ihtiyaçlarını karşılayamayacak ve günlük yaşadığını bilemeyecek bir insanın nasıl ifadesi alındı ve tutuklandı?” diye sordu.
ERKAN’IN TUTUKLANMASI KABUL EDİLEMEZ’
Nazliye Erkan’ın ışın tedavisi gördüğünü hatırlatan Şengül, hakkında “ihbar” olmasının tutuklanmasına gerekçe yapılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Erkan’ın tedavisinin dışarıda yapılması gerektiğinin altını çizen Şengül, sağlık koşullarının iyileştirilmesi için adımlar atılmasının tutuklanmasından daha önemli olduğunu dile getirdi. Bandırma 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde rahatsızlanmasının ardından ring aracıyla kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren tutuklu yazar Murat Saat’i hatırlatan Şengül şunları söyledi: “Bu tür uygulamalarla cezaevindeki insanların bir an evvel ölmesi isteniyor. Cezaevindeki hasta tutukluların ölümüne sessiz kalınıyor. Listemize her ay 100 tane hasta mahpus ekliyoruz”dedi.
KELEPÇELİ TEDAVİ EDİLİYORLAR
“85 yaşında insanlar var. Yani toplumda gerçekten sağlık sorunlarıyla uğraşmaya başlayan insanların tutuklanmasında hızlı bir artış var” diyen Şengül sözlerine şöyle devam etti: “Bu insanların tutuklanması ciddi anlamda kaygı verici. Hasta mahpusların tedavilerinin önünde engellerin çıkması, kelepçeli tedavi edilmeleri kaygı verici. Hastayı radyasyon aletine alırken, ultrason çekerken bile cihaza kelepçeyle sokan bir ortamda endişelerimiz gün geçtikçe artmakta”


Açlık Direnişi Sürüyor Nuriye ve Semih işe dönsün..!


#NuriyeSemih onur açlığında 300., #EsraÖzakça 225., #MehmetGüvel186., #FeridunOsmanağaoğlu açlık grevinin 143. gününde!

TÜRKİYE’DE 2017 YILINDA 409 KADIN, ERKEKLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ..!

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2017 yılında 409 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü açıkladı. Platformun 2017 raporuna göre yıl boyunca 387 çocuk cinsel istismara uğradı, 332 kadına cinsel şiddet uygulandı.
2017 yılında kadın cinayetlerinde artış yaşandığına değinilen açıklamada OHAL ve kanun hükmünde kararnamelerle yurttaşların haklarına yönelik saldırıların artmasıyla kadın cinayetlerindeki artışın paralellik gösterdiği vurgulandı.
Aralık ayında 45 kadının öldürüldüğü belirtilirken OHAL’le birlikte devam eden savaş politikalarının da kadın cinayetlerinin artmasına neden olduğu, faili belli olmayan kadın cinayetlerine rastlanmaya başlandığı ifade edildi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun açıklaması şöyle devam etti:
“Koruma altında kadınlar öldürüldü. Yaş aralığı düştü, çocuklar öldürüldü. 2017 yılında kadın cinayetinin en çok artmasının sebepleri devletin kadın cinayeti ve kadına yönelik şiddete karşı önlem alması yerine daha çok artıracak uygulama ve yasaların getirmeye çalışmasından dolayıdır. Çocuk yaşta evliliklerin önünü açacak olan ‘Müftülüklere resmi nikah yetkisinin’ verilmesi bir gecede apar topar ‘isteseniz de istemeseniz de geçecek’ denilerek yürürlüğe girdi, arabuluculuk gibi hukuk dışı uygulamalar getirilmeye çalışıldı, 6284 zedelenmek istendi. Bu gibi yasa ve uygulamaların geçirilmeye çalışıldığı ekim ayında kadın cinayetinde ciddi oranda bir artış yaşanmış, 40 kadın öldürülmüştü. 2017 buna karşın kadınların örgütlü mücadelesinin de arttığı bir yıl oldu. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü dolayısıyla kadınların meydanları doldurduğu kasım ayında, ‘kıyafetime karışma’ dediğimiz temmuz aylarında ise en düşük kadın cinayeti yaşandı.

Artan kadın cinayeti, çocuk istismarı ve cinsel şiddete rağmen kadın mücadelesinin sürdüğü bir yılı geride bıraktık. Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’ne göre kadın cinayeti verilerinin derlenmesi ve nedenlerinin açığa çıkartılması devletin görevidir. Ancak bunu yapmayan yetkili merciler yerine Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak basından aldığımız bilgilere göre bu verileri hazırladık; sizler için paylaşıyoruz.”

ENFLASYON VE KUR ARTIŞI MAAŞLARI ERİTTİ: ASGARÎ ÜCRET 25 EURO AZALDI..!

Türkiye’de 6 milyona yakın çalışan 1 Ocak 2018’den itibaren net 1.603 lira maaş alacak. Brüt asgarî ücret ise 2 bin 29 lira oldu. Yüzde 14,3 zam zahiren yüksek gibi gelse de enflasyonun yüzde 13, kur artışının yüzde 10’dan fazla olduğu bir ekonomide çalışanların gelirlerini artırmaktan uzaktır.
Asgarî ücret 1 Ocak 2017’de o günkü Euro/TL kuruna (3,72 TL) göre 377 Euro’ya tekabül ediyordu. Hükûmetin ‘bütçede büyük fedakârlık yaptık’ diye takdim ettiği zammı müteakip yeni asgarî ücret, sefalet ve açlığa mahkumiyete son verdi mi?
Suâlin cevabını vermeden evvel açlık sınırını hatırlayalım… Türkiye’de dört kişilik bir ailenin açlık sınırını devletin resmî istatistik dairesi (TÜİK) bile 1.940 lira olarak ilan etti. Türk-İş de 1.540 lira olarak kabul ediyor. İkisinin ortalaması alındığında 1.740 liranın altında geliri olanların mevcut iktisadî şartlarda refahtan pay alabilmesine imkân ve ihtimal yoktur.
1.603 TL asgarî ücret ortalama açlık sınırının altında kalmıştır. Hal-i hazırdaki Euro/TL kuru ile (4,55 TL) 2018 asgarî ücreti 352 Euro. 1 Ocak 2017’de 377 Euro (1.404 TL) olan maaş yüzde 14,3 zamma rağmen 352 Euro’ya geriledi. Maaşlar bir senede 25 Euro erimiş. Hal böyle iken hakikî ücret artışından bahsedilebilir mi? Böyle bir tabloda fedakârlık yapan bir taraf varsa o da işveren ya da hükûmet değil çalışanlardır.
Hükûmet çalışanların kayıplarını telafi etmek bir tarafa ücretlerin gerilediğini görmezden gelmiştir. Üstelik büyümenin yüzde 11,1 olduğunu iddia ettiği bir devirde habbeyi kubbe yapmaya kalkmıştır. Madem millî gelir (GSYH) çift hane artıyor o halde çalışanların alım kuvvetini artıracak cömert ve hakikî bir zam niye yapılmaz?
Zam oranı tek başına yüksek gibi gelebilir. Aileleri ile 20 milyondan fazla nüfusu teşkil eden 6 milyon çalışan hakikatte enflasyonun altında ezilmeye, millî gelirden aldıkları dilim küçülmeye devam ediyor…
Dünyada Çin’den, Avrupa’da da Romanya ile Bulgaristan’dan hallice bir ücreti milyonlara reva görmekle iftihar edilemez. Bilakis taaccüp edilir…
Zamma rağmen refahından 25 Euro çalınan asgarî ücretlinin sesini duyuracak ne gazete ne de sendika kaldı.
Müzakerelerde asgarî ücretin 1.893 TL olmasını isteyen Türk-İş’in Başkanı Ergün Atalay, talep ettikleri tutardan 200 lira daha az tutar için şunları söyledi: “Fakat maalesef bu 14.17 bizim için yeterli değil. İşverenlerimiz bu ülke şartlarında bizim açıkladığımız rakamın çok fazla olduğunu söylüyordu. Biz de bin 603 liranın da ülke şartları için az olduğunu ifade ediyoruz. Geçinilebilecek bir rakam olmadığını belirtiyoruz. Keşke mükemmel bir haber verseydik ama maalesef olmadı.”
Madem içinize sinmiyor o mukaveleyi niye imzalıyorsunuz? Çekilin müzakere masasından, sendikacılığın icaplarını yerine getirin. Emekten gelen avantajınızı netice alana kadar kullanın.
En demokratik bir hakkı kullanmak bir yana hükûmetin manüplasyonlarına teşne olanların ‘içimize sinmiyor’ meyanındaki sözleri de asgarî ücretlinin içine sinmemiştir. Çalışanların zararı bunlarla da mahdut kalmayacak. Dahası var. Bahsettiğim kayıp 1 Ocak 2017’den 1 Ocak 2018’e kadar olan dönemi ihtiva ediyor.
Euro ve ABD Doları’ndaki her artış ve yeni zamlar malî kayıpları katlayacak. Asgarî ücretliler zamlı maaşları almadan elektrik birim fiyatı yüzde 8,8 arttı.
Köprü, otoyol, Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), pasaport, ehliyet ve kimlik harçları başta olmak üzere onlarca kalemde devletin alacağı ücretler 2018’de yüzde 14,4 ila yüzde 40 arasında artacak. Kaşıkla verilen kepçe ile geri alınıyor.
Asgarî ücretli gibi işçi, memur ve emekliler de maaşlarının erimesinden muzdarip. Onların zammı yüzde 7,5 civarında kaldı. Çalışanlara enflasyon kadar bile zam veremezken Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri ve Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan, Sinop’ta partisinin kongresinde zammı tenkit edenleri kast ederek, “Elinize dilinize dursun.” sözlerini sarfetti.
Asgarî ücretin 2002’den beri sekiz-dokuz kat artmış olması doğru, mamafih eksik bir tespittir. TL olarak oran öyle olabilir. Dolar ve Euro esas alındığında, diğer devletlerde ödenen asgarî ücretle mukayese edildiğinde Türkiye’nin hali içler acısıdır.
Erdoğan aynı konuşmasından şu satırların altını çizdim: “Bugün kişi başına düşen millî gelirimiz ne oldu? 11 bin dolar. Asgari ücret çok daha büyük bir artışla bin 603 lira. Milli gelirimiz, 2023 için hedeflediğimiz 25 bin dolara ulaştığında asgari ücretin nereye çıkacağını varın siz hesap edin.”
Erdoğan beş sene içinde fert başına gelirin 25 bin dolara çıkacağını iddia ediyor.
Millî geliri 15 senede 3 bin 800 dolardan ancak 10 bin dolara (TÜİK’in formül değişikleri de dahil) getirebilen Erdoğan, GSYH’nin beş senede net 15 bin dolar artacağını söylüyor.
Böyle bir artışın nasıl olacağını sorgulayan yok tabiî
Türkiye’de her şeye karar veren Erdoğan’ın ifadesi ile asgarî ücretin 2023’te ne olacağını varın siz hesap edin…
AVRUPA’DA ASGARÎ ÜCRET*
DEVLET EURO TÜRK LİRASI
İrlanda 1.563 7 bin 100
Almanya 1.498 6 bin 814
Britanya 1.397 6 bin 354
Slovenya 805 3 bin 661
Malta 736 3 bin 348
Yunanistan 684 3 bin 111
Estonya 470 2 bin 138

Türkiye 352 1.604

'Filistin'in cesur kızı' Temimi'nin gözaltı süresi üçüncü kez uzatıldı..!


İsrail askeri mahkemesi, işgal altındaki Batı Şeria'da görülen duruşmada, "Hanzala Cesaret Ödülü" sahibi Ahed Temimi ile annesi Neriman'ın gözaltı süresini 8 gün uzattı.
Ramallah kentinin batısındaki Ofer Askeri Mahkemesinde görülen duruşmada, 16 yaşındaki Filistinli Temimi ile annesi Neriman'ın, sorgusuna devam edilmesi için üçüncü kez gözaltı sürelerinin 8 gün uzatılmasına karar verildi.
İsrail ordu sözcülüğünden yapılan yazılı açıklamada, "Ahed et-Temimi, İsrail askeri ve subayına saldırmanın yanı sıra, güvenlik güçlerine saldırmak ve taş atmak gibi 5 suçla suçlanıyor" denildi.
'ORDUNUN ÇALIŞMALARINA KARŞI KOYMAKLA SUÇLANIYOR'
Temimi ile annesinin sorgusuna devam edilmesi için gözaltı sürelerinin uzatılmasına karar verildiği belirtilen açıklamada, "Ahed ayrıca, ordunun çalışmalarına karşı koymak, isyan eylemlerine katılmak ve başkalarını bu eylemlere katılmaya teşvik etmekle suçlanıyor. Annesi Neriman da aynı olaylara karışmak ve Facebook hesabından olaylara katılımı teşvik etmekle suçlanıyor" ifadelerine yer verildi.
İsrail askerleri, Temimi'yi, 19 Aralık'ta Ramallah'ta ailesiyle yaşadığı eve baskın düzenledikten sonra gözaltına almıştı.
Temimi'nin annesi Neriman'ın ise kızıyla ilgili bilgi almak üzere gittiği Ramallah'ın doğusundaki gözaltı biriminde İsrail askerleri tarafından gözaltına alındığı kaydedilmişti. Ofer Askeri Mahkemesi, geçen perşembe günü Temimi ailesinin gözaltı süresini 5 gün uzatmıştı.
Kaynak: Sputnik