31 Mart 2018 Cumartesi

Afyonkarahisar'daki bir ilkokulda 13 öğrenci cinsel istismara uğradı..!


Şuhut'ta bir ilkokulda, farklı zamanlarda öğrencilerin eşyalarının çalınması üzerine okulda inceleme başlatıldı.
Öğretmenler okulda inceleme yaparken bazı öğrenciler okula zaman zaman köyde oturan D.C.'nin geldiğini, bu kişinin kendilerine cinsel istismarda bulunduğunu söyledi. Öğrencilerin iddiaları üzerine durum velilere ve jandarmaya bildirildi.
Velilerin şikayetinin ardından istismar iddiasında bulunan 4 erkek çocuk, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Çocuk İzleme Merkezi'nde pedagog eşliğinde ifade verdi.
Çocuklar, D.C.'nin okuldan 5 kız ve 4 erkek öğrenciye daha istismarda bulunduğunu ileri sürdü.
Bu çocuklar da aynı doğrultuda ifade vererek D.C.'nin cinsel istismarı cep telefonu kamerasıyla kaydettiğini belirtti.
Jandarma ekipleri, 13 çocuğun benzer ifadelerinden sonra aynı köyde oturan D.C.'yi geçen Salı günü gözaltına aldı.
D.C., Şuhut İlçe Jandarma Komutanlığı'ndaki işlemlerinin ardından çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince 'çocuğa cinsel istismar' suçundan tutuklanarak Afyonkarahisar Cezaevi'ne gönderildi.
Şuhut Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başla

BM’den küresel ısınma uyarısı..!


Önümüzdeki iki yıl boyunca küresel emisyonları en az yüzde 25 oranında azaltmak için siyasi irade, yenilik ve finansman çağrısında bulunan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres yaptığı açıklamada, “Dünya liderleri tarafından kabul edilen ve Aralık 2015 yılında yapılan Paris Anlaşması yürürlüktedir. Bilim adamları artık 2020'de hızlandırılmış bir eylem yapılmadıkça, Paris hedefinin ulaşılamaz hale gelebileceğinden endişe ediyorlar. 2017'nin iklim kargaşasıyla geçti. Uzmanlar 2018'in daha fazlasını getireceğine dikkat çekiyorlar. Ülkelerin harekete geçmesi için daha ne kadar alarm zilinin çalması gerektiğini merak etmeye başlıyorum” dedi.
“Küresel felaketler 2017’de zirve yaptı”
Guterres, “Bu olayı insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük tehdittir. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), Dünya Bankası ve Uluslararası Enerji Ajansı'nın son bilgileri, iklim değişikliğinin hızının durmak bilmediğini gösteriyor. Enerji ile ilgili karbondioksit emisyonlarının yüzde 1,4 oranında artmış ve 32.5 milyar ton tarihin en yüksek rakamıdır. Dahası, havaya bağlı felaketler sebebiyle 320 milyar dolar ekonomik zarara yol açarak 2017'de zirve yapmıştır. 2017 Atlantik kasırgası en yıkıcı olanıdır. Sosyal ve ekonomik anlamda, bir anda onlarca yıllık gelişim yıkılmıştır. Güney Asya'da, büyük muson selleri 41 milyon insanı etkiledi. Afrika'da şiddetli kuraklık yaklaşık 900 bin insanı evlerinden etti. Kontrol edilemeyen yangınlar dünya çapında yıkıma neden oldu. Kutuplarda kışın deniz buz örtüsü en düşük ve okyanuslarda sıcaklık en üst seviyede seyretmiştir" ifadelerini kullandı.
Gelecek sene New York'ta iklim mücadelesinin düzeyini yakalamaya yönelik küresel mücadeleyi artırmayı amaçlayan bir iklim zirvesini toplayacağını belirten Guterres, “Taş Devri sona ermedi çünkü dünya taşlardan çıktı. Daha iyi alternatifler olduğu için sona erdi. Aynı şey günümüzde fosil yakıtlar için de geçerlidir. 2020 yılına kadar sera gazı emisyonlarının en az yüzde 25 oranında azaltılması şarttır” diye konuştu.


Toprak gününde Filistinde 17 Kişi Katledildi..!


Filistin’in Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisi Riyad Mansour, cuma günü Gazze’de gerçekleşen protestolarda, en az 17 Filistinli’nin hayatını kaybettiğini, bin 400’den fazla kişinin de yaralandığını söyledi. İsrailli yetkililer de, İsrail-Gazze sınırındaki protestolara on binlerce kişinin katıldığını ifade etti. Protestolarda, göz yaşartıcı gaz ve plastik merminin yanı sıra yer yer gerçek mermi de kullanıldığı; protestocuların ise çoğunlukla sınırdan uzak durduğu, şiddet olaylarına karışmadığı, bazılarının ise taş attığı belirtildi.
Filistin’den BM’ye çağrı
BMGK'ya mektup gönderen Filistin temsilcisi Mansour, uluslararası topluma, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı eylemlerini kınaması çağrısı yaptı. Mansur, BMGK'nin uluslararası barış ve güvenliğin korunması sorumluluğu yerine getirmesi, İsrail işgaline son vermesi ve İsrail'i işlediği bütün suçlardan sorumlu tutması gerektiğini vurguladı.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da BM’ye seslenerek, Filistin halkına uluslararası koruma sağlamak için acilen harekete geçmesi çağrısında bulundu. Filistin televizyonunda yayınlanan konuşmasında Abbas, Gazze sınırında yaşanan olaylarda çok sayıda Filistinlinin ‘şehit düşmesinden’ tamamen İsrail'in sorumlu olduğunu belirtti.Abbas, "Bir sonraki Arap Zirvesi'nde mesajımız açık olacak ve ulusal ilkelere bağlılığı temsil edilecek" diye konuştu.
İsrail: Ana azmettiricilere ateş edildi
İsrail Savunma Güçleri’nden (IDF) yapılan açıklamada ise binlerce Filistinli’nin ‘Gazze Şeridi’nde isyan çıkardığı, lastikler yaktığı ve güvenlik çitlerine taş attığı’ bilgisine yer verildi. İsrail ordusu da taş ve molotof kokteyli atan göstericilere, göz yaşartıcı gaz ve ateş ile karşılık verildiğini duyurdu. Yapılan açıklamada 6 farklı yerde "isyanların" başladığı ve "ana azmettiricilere" ateş açıldığı belirtildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Kuveyt’in çağrısıyla dün acil olarak toplanırken; diplomatlar, kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde BMGK'nin ortak bir açıklama kabul etmesi ve yayımlamasının talep edildiğini ancak böyle bir açıklama üzerinde anlaşmaya varılamayınca açık oturumda toplanma kararı aldıklarını bildirdi.
“Durum, önümüzdeki günlerde kötüleşebilir”
BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Tayé-Brook Zerihoun, konseyde yaptığı konuşmada, mart ayı boyunca Gazze’nin farklı yerlerinde 30 bin civarında insanın protesto gösterilerine katıldığını söyledi. Protestoların başlamasının hemen ardından durumun can kayıplarının yaşadığı bir noktaya geldiğini kaydeden Zerihoun, bazı protestocuların hayatını kaybetmesine İsrail askerlerinin gerçek mermi kullanmasının sebep olduğunu ifade etti.
Gazze'de düzenlenen yürüyüşte göstericilerin birçoğunun sınır hattından uzak durduğunu ve şiddet olaylarına karışmadığını, bazı göstericilerin ise taş fırlattığını aktaran BM Genel Sekreter Yardımcısı, “Gazze'deki durum önümüzdeki günlerde kötüleşebilir." uyarısında bulundu. Sivillerin ve çocukların hedef alınmaması yönündeki BM çağrısını yineleyen Zerihoun, "İsrail uluslararası insan hakları ve insani hukuk çerçevesinde sorumluluklarını yerine getirmeli. Ölümle sonuçlanan güç kullanımına sadece son çare olarak başvurulmalı" dedi.
Toplantıda, İsrail güvenlik güçlerinin raporlarına göre Filistinlilerin sınırı geçerek patlayıcı yerleştirme girişimlerinde bulunduğu kaydedildi. Aynı zamanda, Hamas liderlerinin de bazı gösterilere katıldığı bilgisi dile getirildi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de yazılı bir açıklama yayımlayarak, Gazze'deki çatışmalardan derin endişe duyduklarına dikkati çekti. Guterres, bu olaylara ilişkin bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yapılması çağrısında bulundu.
Taraflardan, daha fazla can kaybına yol açabilecek, sivillere zarar verecek her türlü eylemden kaçınmalarını isteyen Guterres, bu trajedinin barış sürecinin canlandırılması aciliyetini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.
Batı Şeria’da da eylemler var
Öte yandan, Batı Şeria’daki Ramallah ve Hebron kentlerinde de 900’e yakın Filistinlinin katıldığı eylemlerin düzenlendiği ve Nablus’ta 27 kişinin çatışmalarda yaralandığı belirtildi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Gazze'de düzenlenen protesto gösterilerine katılan Filistinlilere yönelik orantısız güç kullanımını kınadı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da yaptığı açıklamada, "Gazze'de bugün barışçıl gösterilere katılan sivil ve savunmasız Filistinlilere yönelik İsrail saldırısını en sert biçimde kınıyoruz. Bölgede yaşanan can kayıplarını ve yaralanmaları, insanlık onurunun ayaklar altına alınmasını ve uluslararası hukukun ihlal edilmesini kabul etmek mümkün değildir. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası toplumu göreve çağırıyoruz" dedi.
Ne olmuştu?
İsrail'in 30 Mart 1976'da Filistinlilere ait binlerce dönüm araziye el koymasının ardından yaşanan olayların anıldığı "Toprak Günü"nde, Filistinli grupların günler öncesinden yaptığı ‘Büyük Dönüş Yürüyüşü’ çağrısına katılmak için halk cuma sabah saatlerinden itibaren sınıra akın etmişti.
Filistinliler 6 hafta sürmesi planlanan eylem nedeniyle sınır bölgelerinde çadırlar kurmuştu. Filistin medyası 7 bin kişinin, Fransız haber ajansı AFP ise en az 10 bin kişinin protestoya katıldığını bildiriyor.

"Meclis Başkanlığı'na İsmail Kahraman'ın seçilmesi tesadüf değil; rejim değişikliği sürecindeyiz"..!



Cumhuriyet yazarı Özgür Mumcu, Türkiye'nin bir rejim değişikliği sürecinin göbeğinde olduğunu iddia ederek, "Bu süreç sırasında Meclis Başkanlığı’na İsmail Kahraman’ın seçilmesi tesadüf değil" dedi.
Mumcu, Kahraman için "Öğrenciliğinde Milli Türk Talebe Birliği’nin (MTTB) başkanlığını yapmış, 12 Eylül’ün sunduğu uygun ortamda kurduğu Birlik Vakfı’nın hazırladığı taslakta anayasadan laikliğin çıkarılması gerektiğini yazmış. Kendisi de bunu Meclis başkanlığı döneminde dillendirmiş" diye yazdı.
Mumcu, "Rejim değişiyor" başlığıyla yayımlanan yazısısa şöyle devam etti:
Meclis’te Çanakkale Savaşı anmaları kapsamında düzenlenen tiyatro gösterisinde, Meclis Başkanı’nın talebiyle kadın oyuncuların sahneye çıkması engellenmiş. Bir annenin oğluyla sarılarak vedalaşması sakıncalı bulunmuş, kadın oyuncular sahne yerine yanlarda merdivenlere dizilmiş, Atatürkportreleri de kaldırılmış. Son dakika müdahalesiyle 12 dakikalık temsil 4 dakikaya düşmüş.
Kahraman’ın oyundan önce “Bayan oyuncular çıkmıyor değil mi, aferin” dediği öne sürülüyor.
Oyuncuların ifadeleri ve Meclis Başkanlığı’nın olayı yalanlamamasına bakılırsa, asparagas olmasını umduğumuz bu haber gerçek
Daha önce de bu köşe dahil birçok yerde yazılıp çizildi. Bir rejim değişikliği sürecinin göbeğindeyiz. Bu süreç sırasında Meclis Başkanlığı’na İsmail Kahraman’ın seçilmesi tesadüf değil.
Öğrenciliğinde Milli Türk Talebe Birliği’nin (MTTB) başkanlığını yapmış, 12 Eylül’ün sunduğu uygun ortamda kurduğu Birlik Vakfı’nın hazırladığı taslakta anayasadan laikliğin çıkarılması gerektiğini yazmış. Kendisi de bunu Meclis başkanlığı döneminde dillendirmiş.
100 yıllık parantez olarak değerlendirdikleri bir dönemde, parantezi kapatmak için ilk gençliğinden beri sabırla çalışan biri.
1969 senesinde ABD’nin 6. Filo’sunun İstanbul’a demir atmasını protesto eden öğrencilerin üzerine saldırıldığı, iki kişinin öldürüldüğü Kanlı Pazar’da karşı gösterileri örgütleyenlerden.
Amerikan firkateynlerinin miçoluğunu İslam ve milliyetçilik diye yutturmaya alışmış, Tan Matbaası’nın basılıp yakılıp yıkılmasına alkış tutmuş biri. Şu sözler ona ait: “MTTB daima örnek olmuştur. Komünistlerin en azgın bir devrinde Türk gençliği harekete geçmiş, basını, sokakları, bir nevi işgal altında tutan köstebekleri sahnelerden kovmuş, rotatifini başına geçirmiş, sokaktan yuvasına itmiş ve tarihi Tan hadisesini yapmış, komünistliğin mümessilliğihaline gelen Tan Matbaası’nı uşakları ile birlikte yerle bir etmiştir.”
Karşımızda siyasi hedeflerine ulaşmak için şiddeti övmüş ve iki kişinin ölümüyle sonuçlanan bir eylemi “Artık nush ve nasihat devresini tamamlayan Türk milliyetçiliği önümüzdeki günlerde yeni Tan’lar, yeni hareketlergösterecek, Türkiye’nin sahibinin milliyetçiler olduğunu ispat edecektir” sözleriyle çağırmış biri var.
Anayasadan laiklik ilkesinin çıkarılmasını neden istediği de ortada değil mi? Şimdilik ancak şahsi otoritesiyle kadın oyunculara sahne yasağı getirebiliyor. Laiklik anayasadan çıkarılınca Kahraman’ın zihniyeti kadınları sosyal hayattan uzaklaştıracak düzenlemeleri hayata geçirmek istemeyecek mi?
Laiklik, aynı zamanda bir insan hakları meselesi. Kahraman gibilerinin kadına karşı ayrımcılığı hukuk düzeninin bir parçası haline getirmesinin önündeki anayasal bir engel.
Hele şu cumhurbaşkanlığı seçimi de bir gerçekleşsin. Sayın Erdoğan’ın şimdilik desteğine muhtaç olduğu kesimlere ihtiyacı kalmasın. O vakit İsmail Kahraman’ın gençliğinden beri kurduğu hayale kavuşması işten değil.
1986 senesinde çocuk yaşta Çanakkale’de, sonrasında Kurtuluş Savaşı’nda yer alan Nezahat Onbaşı’ya Meclis başkanı şükran belgesi sunmuştu. Bugün birisi kendisini oynamak istese bugünkü Meclis başkanını aşıp sahneye çıkamayacak.
Eh, rejim değişiyor. O kadar olacak.
Özgür Mumcu
Cumhuriyet

Toprak gününde Filistinde 17 Kişi Katledildi..!

Filistin’in Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisi Riyad Mansour, cuma günü Gazze’de gerçekleşen protestolarda, en az 17 Filistinli’nin hayatını kaybettiğini, bin 400’den fazla kişinin de yaralandığını söyledi. İsrailli yetkililer de, İsrail-Gazze sınırındaki protestolara on binlerce kişinin katıldığını ifade etti. Protestolarda, göz yaşartıcı gaz ve plastik merminin yanı sıra yer yer gerçek mermi de kullanıldığı; protestocuların ise çoğunlukla sınırdan uzak durduğu, şiddet olaylarına karışmadığı, bazılarının ise taş attığı belirtildi.
Filistin’den BM’ye çağrı
BMGK'ya mektup gönderen Filistin temsilcisi Mansour, uluslararası topluma, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı eylemlerini kınaması çağrısı yaptı. Mansur, BMGK'nin uluslararası barış ve güvenliğin korunması sorumluluğu yerine getirmesi, İsrail işgaline son vermesi ve İsrail'i işlediği bütün suçlardan sorumlu tutması gerektiğini vurguladı.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da BM’ye seslenerek, Filistin halkına uluslararası koruma sağlamak için acilen harekete geçmesi çağrısında bulundu. Filistin televizyonunda yayınlanan konuşmasında Abbas, Gazze sınırında yaşanan olaylarda çok sayıda Filistinlinin ‘şehit düşmesinden’ tamamen İsrail'in sorumlu olduğunu belirtti.Abbas, "Bir sonraki Arap Zirvesi'nde mesajımız açık olacak ve ulusal ilkelere bağlılığı temsil edilecek" diye konuştu.
İsrail: Ana azmettiricilere ateş edildi
İsrail Savunma Güçleri’nden (IDF) yapılan açıklamada ise binlerce Filistinli’nin ‘Gazze Şeridi’nde isyan çıkardığı, lastikler yaktığı ve güvenlik çitlerine taş attığı’ bilgisine yer verildi. İsrail ordusu da taş ve molotof kokteyli atan göstericilere, göz yaşartıcı gaz ve ateş ile karşılık verildiğini duyurdu. Yapılan açıklamada 6 farklı yerde "isyanların" başladığı ve "ana azmettiricilere" ateş açıldığı belirtildi.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Kuveyt’in çağrısıyla dün acil olarak toplanırken; diplomatlar, kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde BMGK'nin ortak bir açıklama kabul etmesi ve yayımlamasının talep edildiğini ancak böyle bir açıklama üzerinde anlaşmaya varılamayınca açık oturumda toplanma kararı aldıklarını bildirdi.
“Durum, önümüzdeki günlerde kötüleşebilir”
BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Tayé-Brook Zerihoun, konseyde yaptığı konuşmada, mart ayı boyunca Gazze’nin farklı yerlerinde 30 bin civarında insanın protesto gösterilerine katıldığını söyledi. Protestoların başlamasının hemen ardından durumun can kayıplarının yaşadığı bir noktaya geldiğini kaydeden Zerihoun, bazı protestocuların hayatını kaybetmesine İsrail askerlerinin gerçek mermi kullanmasının sebep olduğunu ifade etti.
Gazze'de düzenlenen yürüyüşte göstericilerin birçoğunun sınır hattından uzak durduğunu ve şiddet olaylarına karışmadığını, bazı göstericilerin ise taş fırlattığını aktaran BM Genel Sekreter Yardımcısı, “Gazze'deki durum önümüzdeki günlerde kötüleşebilir." uyarısında bulundu. Sivillerin ve çocukların hedef alınmaması yönündeki BM çağrısını yineleyen Zerihoun, "İsrail uluslararası insan hakları ve insani hukuk çerçevesinde sorumluluklarını yerine getirmeli. Ölümle sonuçlanan güç kullanımına sadece son çare olarak başvurulmalı" dedi.
Toplantıda, İsrail güvenlik güçlerinin raporlarına göre Filistinlilerin sınırı geçerek patlayıcı yerleştirme girişimlerinde bulunduğu kaydedildi. Aynı zamanda, Hamas liderlerinin de bazı gösterilere katıldığı bilgisi dile getirildi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de yazılı bir açıklama yayımlayarak, Gazze'deki çatışmalardan derin endişe duyduklarına dikkati çekti. Guterres, bu olaylara ilişkin bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yapılması çağrısında bulundu.
Taraflardan, daha fazla can kaybına yol açabilecek, sivillere zarar verecek her türlü eylemden kaçınmalarını isteyen Guterres, bu trajedinin barış sürecinin canlandırılması aciliyetini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.
Batı Şeria’da da eylemler var
Öte yandan, Batı Şeria’daki Ramallah ve Hebron kentlerinde de 900’e yakın Filistinlinin katıldığı eylemlerin düzenlendiği ve Nablus’ta 27 kişinin çatışmalarda yaralandığı belirtildi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Gazze'de düzenlenen protesto gösterilerine katılan Filistinlilere yönelik orantısız güç kullanımını kınadı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da yaptığı açıklamada, "Gazze'de bugün barışçıl gösterilere katılan sivil ve savunmasız Filistinlilere yönelik İsrail saldırısını en sert biçimde kınıyoruz. Bölgede yaşanan can kayıplarını ve yaralanmaları, insanlık onurunun ayaklar altına alınmasını ve uluslararası hukukun ihlal edilmesini kabul etmek mümkün değildir. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası toplumu göreve çağırıyoruz" dedi.
Ne olmuştu?
İsrail'in 30 Mart 1976'da Filistinlilere ait binlerce dönüm araziye el koymasının ardından yaşanan olayların anıldığı "Toprak Günü"nde, Filistinli grupların günler öncesinden yaptığı ‘Büyük Dönüş Yürüyüşü’ çağrısına katılmak için halk cuma sabah saatlerinden itibaren sınıra akın etmişti.
Filistinliler 6 hafta sürmesi planlanan eylem nedeniyle sınır bölgelerinde çadırlar kurmuştu. Filistin medyası 7 bin kişinin, Fransız haber ajansı AFP ise en az 10 bin kişinin protestoya katıldığını bildiriyor

Afyonkarahisar'daki bir ilkokulda 13 öğrenci cinsel istismara uğradı..!


Şuhut'ta bir ilkokulda, farklı zamanlarda öğrencilerin eşyalarının çalınması üzerine okulda inceleme başlatıldı.
Öğretmenler okulda inceleme yaparken bazı öğrenciler okula zaman zaman köyde oturan D.C.'nin geldiğini, bu kişinin kendilerine cinsel istismarda bulunduğunu söyledi. Öğrencilerin iddiaları üzerine durum velilere ve jandarmaya bildirildi.
Velilerin şikayetinin ardından istismar iddiasında bulunan 4 erkek çocuk, Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Çocuk İzleme Merkezi'nde pedagog eşliğinde ifade verdi.
Çocuklar, D.C.'nin okuldan 5 kız ve 4 erkek öğrenciye daha istismarda bulunduğunu ileri sürdü.
Bu çocuklar da aynı doğrultuda ifade vererek D.C.'nin cinsel istismarı cep telefonu kamerasıyla kaydettiğini belirtti.
Jandarma ekipleri, 13 çocuğun benzer ifadelerinden sonra aynı köyde oturan D.C.'yi geçen Salı günü gözaltına aldı.
D.C., Şuhut İlçe Jandarma Komutanlığı'ndaki işlemlerinin ardından çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince 'çocuğa cinsel istismar' suçundan tutuklanarak Afyonkarahisar Cezaevi'ne gönderildi.
Şuhut Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başla

Emekçinin başına yeni çorap: Mesai saatlerinin esnetilmesi masada..!


Kamu çalışanlarını ilgilendiren 3 yeni gelişme yaşandı. Bunlar 3 başlıkta şöyle:
Esnek çalışma masada: Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) yılın ilk toplantısını yaptı. Kamuda doğrudan mesai saatleri içerisinde hizmetine ihtiyaç duyulmayan, örneğin uzman, müfettiş, müfettiş yardımcısı gibi kamu personelinin mesai saatlerinin yeniden düzenlenmesi hedefleniyor. Kamu çalışanları 09.00-17.00 saatleri arasında çalışırken bu personel örneğin 07.00’de işe başlayıp 16.00’da ya da 11.00’de işe başlayıp 19.00’da işten çıkabilecek. Ancak gün içerisinde yine 8 saat çalışmayı tamamlayacak. Mesai başlama ve bitiş saati ise isteğe bağlı olacak.
4-C’de hüsran: Hükümet, kamuda birçoğu kurumları özelleştirildiği için açıkta kalan ve Devlet Memurları Yasası’nın 4-C kapsamında istihdam edilen yaklaşık 21 bin geçici personelin, 4-B sözleşmeli personel statüsüne geçirilmesine ilişkin kararı yayınladı. Ancak karar unvan, ücret, ek ödeme konularında 4-C’lileri memnun etmedi. 4-C’den 4-B’ye geçen personele ek ödeme oranı “yüzde 20” olarak belirlendi.
‘Zam yapılacak’
4-C’lilerin ücret ve ek ödeme eleştirilerine karşın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, “Yüzde 10 ücret artışı ile izin sürelerini düzenleyerek 4-C’den 4-B’ye emekçi kardeşlerimizin geçişini 2 Nisan itibarıyla gerçekleştirmiş olacağız. Ücretlerinde yüzde 10 artış yapıyoruz. İzin sürelerinde de bir düzenleme gerçekleştireceğiz. Dün (önceki gün) yaptığımız KPDK’de de bu konularla ilgili adım attık” dedi.
Memurun kaybı yüzde 9.15
Ekonomi büyüdü, maaş küçüldü: Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi ise ekonomi yüzde 7.4 büyürken, memur maaşlarının yüzde 9.15 küçüldüğüne dikkat çekti. Türkiye Kamu-Sen, TÜİK verilerine göre 4 kişilik bir ailenin ortalama aylık geliri 12 bin 887 lira iken bu rakamın ortalama memur ailesinde 2 bin 978 lira olduğuna vurgu yaptı. Araştırmaya göre, Türkiye’nin gelir pastası enflasyon ve reel büyüme birlikte dikkate alındığında yüzde 20.2; kişi başına düşen milli gelir yüzde 17.5 oranında yükselirken memur maaşları yalnızca yüzde 10.1 arttı. Gelir pastası büyüdü ama memurun pastadan aldığı pay küçüldü. Memurun 2017 yılındaki toplam kaybı ise yüzde 9.15 oldu.