3 Mayıs 2018 Perşembe

ETA'dan fesih karar..! İspanyol El Diario gazetesinin haberine göre, ETA (Bask Ülkesi ve Özgürlük anlamına gelen Euskadi Ta Askatasuna) gazeteye yolladığı mektupta kendini tamamen feshettiğini ve bütün bileşenlerini devre dışı bıraktığını açıkladı. Mektupta "ETA, tarihi döngüsünü ve işlevlerini sona erdirmeye karar verdi ve yolculuğunu sona erdirdi" ifadelerine yer verildi. Bask Ülkesi Terör Kurbanları Derneği'nin (Covite) toplantısında konuşan South East Fermanagh Foundation (SEFF) vakfının başkanı Kenny Donaldson ise, ETA'nın tarihi bir açıklamayla varlığına son vereceğini belirtti. Kuzey İspanya, Güney Fransa arasında kalan bölgede varlığını sürdüren ETA, 50 yıllık faaliyeti boyunca en az 850 kişinin ölümüne sebep olmuş, 7 sene önce ise kalıcı ateşkes ilan etmişti. Yarın (Perşembe 3 Mayıs) Cenevre'de gerçekleşecek basın toplantısından sonra, cuma günü (4 Mayıs) Fransa-İspanya sınırındaki Cambo-les-Bains'de Bask Ülkesi'ndeki çatışmanın çözüme ulaştırılması" amacıyla uluslararası bir toplantı düzenlenecek.


İspanyol El Diario gazetesinin haberine göre, ETA (Bask Ülkesi ve Özgürlük anlamına gelen Euskadi Ta Askatasuna) gazeteye yolladığı mektupta kendini tamamen feshettiğini ve bütün bileşenlerini devre dışı bıraktığını açıkladı. Mektupta "ETA, tarihi döngüsünü ve işlevlerini sona erdirmeye karar verdi ve yolculuğunu sona erdirdi" ifadelerine yer verildi.
Bask Ülkesi Terör Kurbanları Derneği'nin (Covite) toplantısında konuşan South East Fermanagh Foundation (SEFF) vakfının başkanı Kenny Donaldson ise, ETA'nın tarihi bir açıklamayla varlığına son vereceğini belirtti.
Kuzey İspanya, Güney Fransa arasında kalan bölgede varlığını sürdüren ETA, 50 yıllık faaliyeti boyunca en az 850 kişinin ölümüne sebep olmuş, 7 sene önce ise kalıcı ateşkes ilan etmişti. Yarın (Perşembe 3 Mayıs) Cenevre'de gerçekleşecek basın toplantısından sonra, cuma günü (4 Mayıs) Fransa-İspanya sınırındaki Cambo-les-Bains'de Bask Ülkesi'ndeki çatışmanın çözüme ulaştırılması" amacıyla uluslararası bir toplantı düzenlenecek.

2 Mayıs 2018 Çarşamba

‘Kürt anasını görmesin’ diyen AKP ortakları..!


‘Cumhur İttifakı’ seçim kararı alınmadan çok önce açıklanmıştı. Nasıl kattıkları hala belli değil ama Bahçeli’yi aşınca AKP ile MHP’nin yanına sadece BBP’yi katabildiler.
Sonra 3 parti, yani CHP, İyi Parti, Saadet Partisi HDP’yi görmezden gelerek Abdullah Gül’ün adaylığı için gidip gelmeye başladılar.
HDP dışındaydı, ancak ortak aday çıkarılması girişimine ilişkin niyetini de ifade etti. “Yapın, kapsayıcı olsun, içinde olmasak bile biz de destekleyelim” dedi. İyi Parti açıktan, CHP de yandan yandan HDP’yi görmezden gelmeye devam etti. Hatta İyi Parti, sanki HDP çok da Tansu Çiller’in İçişleri Bakanı’na meftunmuş gibi “HDP kesinlikle olmaz” dedi. Bu görüşmelerde bir tek Saadet Partisi, HDP karşıtı bir tutum takınmadı. O da CHP ve İyi Parti’yi aşamadı.
Bu girişimin baş aktörü Abdullah Gül’dü. Onun da belli oldu ki bir helikopterlik canı varmış. Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın Gül’le görüşür görüşmez, 11. Cumhurbaşkanı’nın rengi değişti. “Mutabakat yok” dedi, aday olmadı. Hâlbuki tam tersini yapsa, “Tehdit edildim, bunun için adayım” deseydi, belki de istediğinden çok daha büyük bir mutabakat oluşacaktı. Hal böyle olunca, eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in “Gül’ün adaylığı Erdoğan’ın projesiydi. Aday olsaydı kampanyasını da o sürdürecekti” demesine şaşırmamak, tam aksine bunun gerçekliğine inanmak lazım.
Akşener’in adaylık inadı, Gül’ün siyaseten bitişini ilan etmesi, HDP’nin başlangıçta açıkladığı noktaya gelinmesini sağladı. HDP, ilk tur için “Her parti kendi adayını göstersin. Doğru olan budur” demişti, nihayet öyle oldu. Şimdi eksik kalan sadece CHP’nin adayı. O da açıklayınca, her partinin kendi adayı cumhurbaşkanlığı için sahneye çıkmış olacak.
İşin rengi artık belli olmaya başladı.
Cumhurbaşkanlığı adaylığı için seçmenin karşısına çıkacaklar belli. Bu adaylardan en cesurunun kim olduğu da belli. Edirne Cezaevi’nden aday olan Demirtaş, en cesur, en devrimci aday olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Açıkça demek gerekirse, Demirtaş, artık yalnız Kürtlerin değil Türkiye’nin de Mandela’sıdır.
Bu açık da Erdoğan’ın ‘Tek Adam’ rejimine karşı siyaset yaptıklarını iddia edenler gidişatın nereye doğru gittiğinin farkında mı?
Türkiye, 12 Eylül faşizminin garabeti olan seçim barajını hala aşabilmiş değil. Bu utanç, hala olduğu yerde duruyor.
HDP 7 Haziran’da, hemen sonrasında ise 1 Kasım'da barajı alt üst edince, hepsini telaş sarmıştı. Böylece barajın kime karşı getirildiği de belli olmuştu.
AKP’nin 'ittifak yolunu açarak' baraja ilişkin yaptığı hileli değişiklik, 12 Eylül’ün getirdiği, o günden bu güne solcusundan sağcısına, muhafazakârından liberaline neredeyse her statükocunun memnun olduğu barajın asıl hedefinin kim olduğunu bir kez daha gösterdi. AKP-MHP-BBP’nin ‘Cumhur İttifakı’ ile başını CHP’nin çektiği ‘sıfır baraj ittifakı’ öyle bir tablo ortaya çıkarabilir ki bindelik oyu olan partiler Meclis’e taşınabilecekken, yüzde 9,99 oy alabilecek bir HDP Meclis dışında kalabilir.
Hadi Tansu Çiller’in 2018 versiyonu Meral Akşener’in İyi Parti’si bu riski görmez. Hatta durumdan memnun olabilir. Peki, ‘Tek Adam’ rejimine karşı mücadele ettiğini iddia eden ‘Sosyal Demokrat’ CHP görmez mi?
Bunlar bir gerçeği daha görmek zorundalar.
Kim ne derse desin, HDP’nin güçlü olduğu tüm merkezlerde oy alabilecek bir tek AKP var. Eğer söz konusu risk devleti elinde tutan ve daha şimdiden eş başkanlarından vekillerine ve yöneticilerine kadar tüm kadrolarını cezaevine koyduğu HDP’nin seçim çalışmalarını engellemek için Van ve Hakkari’de OHAL’e sığınarak basın açıklamasını bile yasaklayan AKP iktidarının eliyle yaşama geçerse, HDP’nin blok oy aldığı yerlerde tek bir milletvekilini dahi CHP’nin başını çektiği blok alamaz. Bu durumda HDP’nin en az 80-100 arasında olacağı tahmin edilen milletvekillerinin hiç kuşkunuz olmasın 60-80’i AKP’nin hanesine yazılır.
“Verin 400 vekili bu işi bitirelim” diyen Erdoğan, bu tabloyu 7 Haziran’da, 1 Kasım’da yaşama geçiremedi. Bugün de olağan koşullarda geçiremez. Ancak Türkiye’de olağan ne var ki 24 Haziran’daki seçimin olağan olacağını varsayalım?
Peki, olağan olmayan bu koşullarda söz konusu risk gerçekleşirse CHP ne yapacak?
İyi Parti böyle bir tablo sonrasında Erdoğan’ı nasıl aşacağını varsayıyor?
24 Haziran engelini de aşacak bir Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’nu da, Akşener’i de Demirtaş’ın yanına göndermeyeceğini kim iddia edebilir?
Açık ki tümünün gözünü ırkçılık, milliyetçilik, şovenizm bürümüş. “Kürt anasını görmesin” diye diye kendilerini bitirmeyi bile göze almışlar.
Ancak ne onların, ne Erdoğan’ın hesabı tutmayacak.
HDP, Kürtlerin en geniş kesimi, kendilerini CHP’nin bir vekilliğine satmayacak devrimci, ilerici, namuslu sol, tüm hesapları alt üst edecek.
En başta da yüzde 10 barajını bir kez daha tarihin çöplüğüne atarak hesapları alt üst edecek.
Daha da ötesi, HDP, en cesur aday olduğu tartışmasız olan Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” sözünü, birçok cana mal olan birkaç yıllık bir gecikmeyle de olsa yaşama geçirerek eşitliğin, özgürlüğün, barışın mührünü Türkiye’ye basacak...
Fehim Işık
artı-gerçek


4'lü ittifaka tepkiler: HDP'siz Türkiye karanlığa mahkumdur..!



Cumhur İttifakı ile 24 Haziran seçimlerine birlikte girecek AKP ve MHP’ye karşı, muhalefet kanadında uzun süredir devam eden ittifak arayışları CHP'nin sol yerine İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’yle yapacağını açıkladığı ittifak kararıyla sınırlı kaldı.
Cumhurbaşkanlığı seçimine kendi adayları ile girecek olan 4 parti, milletvekilliği seçimlerine bu ittifakla birlikte girecek. HDP dışarıda tutularak kurulan bu ittifaka dair resmi açıklamanın Perşembe günü yapılması bekleniyor.
'Millet İttifakı' ve 'Demokrasi İttifakı' adlarının tartışıldığı ittifakta HDP’nin dışarıda tutulması her kesimden siyasetçinin tepkilerine neden oldu. Liberal düşünceden sol düşünceye bir çok isim tepkilerini sosyal medya platformu Twitter’dan dile getirdi.
Tepkisini "En kritik seçimde dahi en geniş seçim ittifakını kuramayan ve HDP olmasın diye direterek size altın tepside güçlü bir iktidar sunanlar bir teşekkürünüzü hakediyorlar" mesajıyla dile getiren ANAP eski Genel Başkanı Nesrin Nas, Erdoğan'a "Cumhurbaşkanlığınız ve TBMM çoğunluğunuz 
hayırlı olsun" dedi.
İttfaka tepkiler:
HDP’nin sıfır baraj ittifakından dışlandığı bir seçimde ne seçim güvenliği ne de sandık güvenliği olacağıunı belirten Nas, "Mesele HDP’nin tek başına barajı aşma meselesi değil. Onun çok ötesinde demokrasi meselesidir. Ortadaki enkazı kaldırma meselesidir" dedi.
HDP'yi kapsamayan 4'lü ittifakın HDP'yle eşit ve onurlu bir ilişki kuramadığı sürece ne demokratikleşmenin önünü açılacağını ne de barışa katkıda bulunacağını ifade eden siyaset bilimci Gazi Çağlar, "Madem HDP'li ittifak kurulamıyor, CHP'nin yapması gereken HDP ve sosyalist solla ittifak kurmaktı" dedi.
Erdoğan'a karşı olan herkesin HDP'yi meclise taşıması gerektiğini vurgulayan Çağlar, tepkisini "HDP baraj altı kalırsa, Türkiye karanlığa mahkumdur" sözleriyle dile getirdi.
4'lü ittifak kararının HDP nin dışlanması anlamına geldiğini ve yanlış bir karar olduğunun altını çizen, Mustafa Sönmez, "İyi Parti ülkücü hasaasiyeti diye yan çiziyor. HDP kendi tabanının hassasiyetini göğüslüyor da İyi Parti niye yapamıyor? Kimse kaynaşmıyor. Aynı yöne doğru herkes kendi kabuğunda. Bunun nesini göze alamıyorlar? Yanlış yapılmasın" dedi.
İnsan hakları hukukçusu ve siyaset bilimci Kerem Altıparmak 4'lü ittifak nedeniyle, Avrupa’nın en yüksek ve adaletsiz olan seçim barajının tümüyle ayrımcı bir niteliğe kavuştuğunu söyledi.
4'lü ittafaka tepkisini dile getirenlerden CHP eski Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, Saadet Partisi, DP ve İyi Parti'yi kastederek, CHP'nin sol ve sosyalistler yerine dinci, milliyetçi ve sağ partilerle ittifak yaptığını açıkladığını söyledi.Aygün tepkisini ise "Kılıçdaroğlu 9 yıldır hiç şaşırtmıyor. 
Tebrikler" sözleriyle dile getirdi.
İttifakın tek amacının HDP’yi baraj altına itmek ve HDP’nin Milletvekilliklerini çalmak olduğunu belirten Alevi Bektaşi Federasyonu kurucularından ve HDP eski İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, yaşananları irade gaspı olarak nitelendirdi.
4'lü ittifaka tepkisini "Sosyalistler için şimdi HDP'yle daha sıkı dayanışma zamanıdır" mesajıyla dile getiren Halkevleri GYK üyesi Ferda Koç, CHP öncülüğünde alınan karara "HDP'siz 'Demokrasi İttifakı' 
hayırlı olsun! Ama iktidarın tek bulduğu HDP'yi baraj altına tıkmak için cesaretlendirdiğinizi de unutmayın." dedi.
4'lü ittifaka bir tepki de Cumhurbaşkanlığı için adaylaığını açıklayan ancak daha sonra vaz geçen Levent Gültekin, HDP'nin dahil edilmesi gerektiğini savundu. Gültekin mesajında, HDP de ittifaka dahil edilmeliydi" derken zannediliyor ki tek derdimiz HDP'yi korumak. Bu, hem barışcı,demokrat olmanın gereği, hem de bütünlüğe, birliğe ihtiyaç var" dedi.
HDP ile yanyana gelmeyip Cumhurbaşkanı olma fikri için "Hangi aklın ürünü" diye soran Gültekin, ikinci sorusunu yüzde 50'yi geçmeyi hedefleyenlere yöneltti:
HDP'yi dışarıda bırakan 4'lü ittifakla aynı şeylerin tekrarlandığınıu belirten gazeteci Hayko Bağdat, "Siz hepinin, HDP tekbaşına. Bu maç böyle oynanacak" yorumu yaptı.
'Millet İttifakı' ve 'Demokrasi İttifakı' adlarının tartışıldığı ve HDP’nin dışarıda tutulduğu 4'lü ittifakta bir tepki de hukukçu Ömer Faruk Eminağaoğlu'ndan geldi. Kurulan birlikteliği olumlu bulduğunu ifade eden Eminağaoğlu, bloka HDP'nin de eklenmesini talep etti

Türkiye basın özgürlüğü endeksinde 2 sıra daha geriledi..!

Uluslararası sivil toplum kuruluşu Sınır Tanımayan Gazeteciler tarafından 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününde açıklanan küresel basın özgürlüğü endeksinde Türkiye 180 ülke içerisinde 157'nci sırada yer aldı.
Kuruluşun raporunda Türkiye'de basın özgürlüğünün son 30 yılı aşkın dönemin en kötü seviyelerine gerilediği ifade ediliyor:
"Gazeteciler için dünyanın en büyük hapishanesi konumunda bulunan Türkiye, bu yılki endekste de 2 sıra geriledi. Bir yıldan uzun süre yargılama olmaksızın gözaltında tutulan gazeteciler topluca yargılandı ve Temmuz 2016'daki darbe girişimiyle bağlantılı olmakla suçlandılar.
Neredeyse iki yıldır yürürlükte olan olağanüstü hâl yönetimi sayesinde yetkililer çok sesliliği neredeyse tamamen ortadan kaldırmış durumda. Bu sayede anayasa değişikliğinin ve [Cumhurbaşkanı Recep Tayyip] Erdoğan'ın iktidarını sağlamlaştırmasının önü açıldı.
Artık ülkede hukukun üstünlüğü bir hatıradan ibaret. Ocak 2018'de Anayasa Mahkemesi'nin iki gazetecinin (Şahin Alpay ve Mehmet Altan) tahliye edilmesi yönünde karar almasına rağmen bu kararın uygulanmamış olması, durumu özetliyor."
'En büyük gerileme Avrupa'da yaşandı. 'Sınır Tanımayan Gazeteciler raporunda 2017'ye kıyasla en büyük gerilemeyi kaydeden ülkeler ise Avrupa'dan.
Malta bir yıl öncesine göre 18 sıra birden gerileyerek 65'inciliğe düştü. Kuruluşun raporunda "Gazeteci Daphne Caruana Galizia'nın bombalı saldırıyla öldürülmesi, Maltalı gazetecilerin rutin olarak maruz kaldıkları yargı usulsüzlükleri ve tehditler üzerindeki sis perdesini araladı" deniyor.
Caruana Galizia'nın yıllardır ölümle tehdit edildiği ifade edilen raporda, gazeteci aleyhinde açılmış toplam 47 davanın bulunduğunu da aktarıyor.
Slovakya ise bu yılki endekste 10 basamak gerileyerek 27'nci sırada yer aldı. Sınır Tanımayan Gazeteciler, ülkedeki organize suç şebekeleriyle ilgili haberler yapan 27 yaşındaki gazeteci Jan Kuciak'ın öldürülmesine dikkat çekiyor.
Çek Cumhuriyeti ve Sırbistan da sırasıyla 11 ve 10 basamak gerileyen Avrupa ülkeleri olarak dikkat çekiyor.


'Onu bu hale polisler getirdi'..!


Yıllardır birçok eylem ve etkinliğin, anmaların en önünde yer alan, evinde hazırladığı dövizlerle birçok etkinliğe katılarak tepki gösteren emekli Sayıştay Hakimi Perihan Pulat (77) dün Ankara Yüksel'de yapılan 1 Mayıs etkinliğinde polisler tarafından darp edilerek yerlerde sürüklenmişti.
Pulat'ın maruz kaldığı polis şiddeti sonrasındaki ilk görüntüler medyaya yansımıştı. İlk saldırı anı sonrasında yüzü ile gözündeki şişikler tam belirgin olmayan Pulat'ın yüzündeki morluklar ile darp izleri, aradan geçen süre içinde daha belirgin bir hal aldı.
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIZ
Polis saldırısının üzerinden bir gün geçtikten sonra sağlık sorunları yaşamaya başlayan Perihan Pulat, yaşadıklarını Artı Gerçek'e anlattı. Rapor almak için hastaneye gittiklerini belirten Pulat, "Rapor aldıktan sonra adliyeye gidip polis hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Peşini bırakmayacağız. Sonuna kadar takipçisi olacağız" dedi.
Pulat, sağlık durumuna ilişkin ise şunları söyledi:
"Dün polis saldırısının hemen sonrasında gözüme ilk baktıklarında sadece kızarıklıklar vardı. Bugün yüzüm gözüm tamamen morarmış ve gözlerim kapanmış durumda. Tüm morluklar kocaman bir daire gibi, simsiyah bir biçimde gözümün etrafını sarmış. Sağ taraftaki gözüm neredeyse hiç görmüyor. Sol gözüm biraz görüyor."
Perihan Pulat, bundan sonra da hak arama ve anma etkinliklerine katılmaktan, haksızlığa tepki göstermekten vazgeçmeyeceğini belirterek şunları söyledi:
"Hepimiz bir anadan doğmuş insanlarız. Bize yapılan hiçbir haksızlığı kabul etmeyeceğiz, saldırganların, işkencecilerin peşini bırakmayacağız. Bunu herkes bilsin."
SOSYAL MEDYA KULLANICILARI TEPKİ GÖSTERDİ
Perihan Abla’nın sosyal medyaya yansıyan yeni görüntüleri birçok kullanıcının da tepkisini çekti.
Basın özgürlü

Maaşlardan Afrin kesintisi..!



Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın Türkiye Kömür İşletmeleri, Maden Tektik ve Arama Genel Müdürlüğü ve Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği talimatta, Afrin harekatında yaralanan veya yaşamını yitiren askerlerin ailelerine yardım amacıyla bağış adı altında personel maaşlarından zorunlu kesinti yapacağını duyurdu.
Maaş düzeyine göre kesinti oranı belirlendiğini belirten bakanlık, söz konusu zorunlu kesintiye katılmak istemeyenlerden yazılı gerekçe istedi.
Kesin talimat olarak gönderilen yazıda, kesinti yapılacak 'yardım' miktarı, 7 bin 500 TL ve üzeri olan personelden 150 TL, 4 bin 500 ila 7 bin 500 TL arası maaş alan personelden 50 TL, 3 bin ila 4 bin 500 TL maaş alan personelden 40 TL, 3 bin TL’nin altında maaş alan personelden ise 20 TL olarak belirlendiği açıklandı.
KATILMAK İSTEMEYENLERDEN YAZILI GEREKÇE İSTENDİ
Zorunlu kılınan kesintiye itirazı olan veya katılmak istemeyenlerin yazılı beyanda bulunması istenen yazıda, “Bahse konu kampanyaya katılmak istememeniz veya zikredilen tutardan daha fazla miktarda bağış yapmak istemeniz durumunda tahakkuk birimimize yazılı bildirimde bulunmanız gerekmektedir" uyarısı yapıldı.
SANAYİ VE MADEN KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI KARARA İTİRAZ ETTİ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın maaş kesintisi kararına TKİ Genel Müdürlüğü’ne başvurarak itiraz eden Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası, Bakanlığın yasa dışı bir işlem yaptığını açıkladı:
“TKİ Genel Müdürlüğü tarafından kurum personeline gönderilen Bakanlık mesajında, yardım kampanyası düzenleneceğinden bahisle, kurum personelinin maaşından otomatik kesinti yapılacağı ve kampanyaya katılmak istemeyenlerin yazılı bildirimde bulunması gerektiği bildirilmiştir. Bu yazı ile kurum personelinin ilgili yardım kampanyasına katılımının zorunlu tutulduğu, katılmamamın ise ihtiyari olduğu açıktır. Yardım Toplama Kanunu’nun 4. Maddesi gereği, ‘Yardım isteğe bağlıdır. Kişi ve kuruluşlar yardımda bulunmaya zorlanamaz’ Bu bakımdan kurum tarafından yapılacak aksi yöndeki herhangi bir işlem hukuka aykırılık teşkil edecektir. Yapılması öngörülen işlem bu haliyle de hukuka aykırıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; 2860 sayılı yasaya açıkça aykırı olan yardım toplama kampanyasından ve yardım toplama usulünden vazgeçilmesini talep eder, aksi halde üyelerimizin hak ve menfaatlerini koru

Türkiye'nin silah harcamalar yarı yarıya arttı..!


Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) yıllık küresel silah harcamaları raporunu açıkladı. Rapora göre 2017 yılında silaha harcanan para bir önceki yıla göre yüzde 1,1 oranında artarak 1 trilyon 739 milyar dolara yükseldi.
Silaha en çok para harcayan ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor. 2008 - 2016 döneminde savunma harcamalarını yüzde 46 arttıran Türkiye 2017’de silahlanma için 18 milyar 200 milyon dolar harcadı. Türkiye silahlanma bütçesi sıralamasında bu rakamlarla 15’inci sırada yer aldı.
Listenin ilk sırasında her zaman olduğu gibi yine ABD yer alıyor. Bir önceki yıla göre silahlanmaya ayırdığı bütçeyi yüzde son 8 yılda ortalama 14 azaltsa da ADB 610 milyar dolarlık bütçe ile dünyadaki toplam silahlanmanın yaklaşık üçte birini gerçekleştirdi.
Çin ise en büyük artışı gösteren ülke oldu. 2008-2017 arasında silah harcamalarının iki kattan fazla arttıran Çin, yüzde 110’luk artışla geçen yıl 228 milyar doları silaha yatırdı.
Üçüncü sırada da özellikle İran’a karşı sert mesajlar veren ve hem batı hem de Rusya ile silah anlaşmaları gerçekleştiren Suudi Arabistan yer aldı. Dördüncü sırada yer alan Rusya'nı silahlanma harcamaları ise yüzde 36 artarak 69.4 milyar dolar oldu.
SIPRI’ya göre geçen yıl silahlanmaya en çok para ayıran ülkeler şunlar:
ABD: 610 milyar dolar
Çin: 228 milyar dolar
Suudi Arabistan: 69.4 milyar dolar
Rusya: 66.3 milyar dolar
Hindistan: 63.9 milyar dolar
Fransa: 57.8 milyar dolar
Birleşik Krallık: 47.2 milyar dolar
Japonya: 45.4 milyar dolar
Almanya: 44.3 milyar dolar
Güney Kore: 39.2 milyar dolar
Brezilya 29.3 milyar dolar
İtalya: 29.2 milyar dolar
Avustralya: 27.5 milyar dolar
Kanada: 20.6 milyar dolar
Türkiye: 18.2 milyar dolar
MİLLİ GELİRE ORAN
Silahlanmaya yapılan harcamaların dünya genelinde gayrı safi hasılasının artışı da yüzde 2,2'ye yükseldi. Böylece kişi başına savunmaya harcanan miktar 230 dolara çıktı.
Milli gelirinden savunmaya en fazla kaynak ayıran ülkelerin başında yüzde 10 oranıyla Suudi Arabistan olurken, en düşük olduğu ülke Japonya, gayrı safi milli hasılasının sadece yüzde 0,9'unu savunmaya harcadı.
Milli gelirden savunmaya en fazla kaynak ayıran ülkelerin tümü Asya ve Ortadoğu'da yer alıyor.