27 Kasım 2009 Cuma

Erdoğan'ın demokrat minesi birkez daha döküldü: grev tehditleri...

Kamu emekçilerinin 25 Kasım günü gerçekleştirdiği 1 günlük uyarı grevinin öncesinde "sonuçlarına katlanırlar" diyerek emekçileri tehdit eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı'nın ilk gününde greve yönelik tehditlerini sürdürdü.

Başbakan Erdoğan, uyarı grevi ve KESK Başkanı Sami Evren'in açıklamaları üzerine gazetecilerin sorduğu soruları yanıtladı. KESK Başkanı Sami Evren'in, "Biz Başbakan'ın sözlerine boyun eğecek sendika değiliz" sözüne "devlet gereğini yapar" şeklinde cevap verdi.


Erdoğan'ın grev hazımsızlığı

İlgili kişilerin gerekli yaptırımı uygulayacağını belirten Erdoğan, yasaların çiğnenmesine müsaade edilirse, ülkenin yol geçen hanına döneceğini söyledi.

Böyle bir şeye fırsat vermeyeceklerini ifade eden Erdoğan, herkesin hukuk içinde hakkını aramasını istedi.

KESK Başkanı'nın 25 Kasım grevine ilişkin değerlendirmelerini yorumlayan Erdoğan kamu emekçilerinin haklı ve meşru taleplerle gerçekleştirdiği 25 Kasım grevini karalamaya çalıştı.

Erdoğan, "Biz Sami Evren'den, şunun bunun, Başbakan'ın sözlerine boyun eğmesini beklemiyoruz. Hukuka boyun eğmesini bekliyoruz. Ama hukukun önünde saygılı olmayanlar, yasalar önünde bunun hesabını verirler. Olay bu kadar basittir. Biz onların yasalar çerçevesinde çalışmasını istiyoruz. Yasal çerçeve içinde çalışılmadığı zaman ülkede her şeyin ucu açık devam eder ki bunun bedelini ağır öderiz. Ve gerginliklerin yaşandığı ülke haline döneriz. Buna da kimsenin hakkı yok. KESK yapısı itibariyle yasal hakkını kullansın. Biz de saygı duyalım. Ama yasal olmayan haklarını kullanmaya kalkarlarsa o zaman devlet gereğini yapmak durumundadır" dedi.

Başbakan'ın kamu emekçilerine yönelik tehditleri Tekirdağ'da greve katılan 400 eğitim emekçisine açılan soruşturmanın hemen ardından geldi. Erdoğan'ın bugün yaptığı açıklama ise hükümetin 25 Kasım grevinin yarattığı etkiyi kamu emekçilerine yönelik tehdit ve soruşturma saldırısıyla kırma niyetinde olduğunu gösterdi.

25 Kasım grevini yaptığı yazılı açıklamayla değerlendiren KESK Genel Başkanı Sami Evren ise baskı ve tehditler karşısında geri adım atmayacaklarını söylemişti.

Honduras'da darbecilerden suikast

Foto: Honduras'da darbecilerden suikast
Güney Honduras'da darbeye karşı direniş hareketin liderlerinden Luis Gradis Espinal'in suikast sonucu öldürülmesi Pazar günü yapılması planan darbe seçimleri öncesinde atmosferi iyice gerdi.

İnsan Hakları Örgütünden yapılan açıklamaya göre Darbeye Karşı Ulusal Cephe lideri Espinal göz altına alındıktan bir süre sonra ölü bulundu.

Cepheden alınan bilgiye göre 56 yaşındaki emekli öğretmen Espinal Pazar günü memleketi Valle kentinden başkente doğru yola çıkmıştı, kendisinden o günden beri haber alınamamaktaydı.Espinal ile birlikte yolculuk eden bir görgü tanığına göre Espinal'in aracı başkentte durdurulduktan sonra emekli öğretmen, polis tarafından başına darp edilerek gözaltına alındı.Salı günü ise Espinal'in cansız bedeni başkentin batısındaki Las Casitas'ta bulundu.

Konuyla ilgili yapılan açıklamada Ulusal Cephe, polisin direniş üyelerine karşı uyguladığı şiddete dikkat çekerek darbeci yönetim uyardı.Cephe açıklamasında darbeci hükümet politikalarının sıkıyönetim ilan ederek silahsız halka karşı askeri operasyonlar yapılmasına eşdeğer olduğu belirtildi. Cephe ayrıca, 29 Kasımda darbeci hükümet tarafından yapılması planlanan darbecileri temize çıkarma amaçlı hukuksuz seçimlerin boykot edilmesi çağrısı yaptı. Öte yandan Darbeci lider Roberto Micheletti 29 Kasım seçimlerinin "sağlıklı" gerçekleşmesi için dün 1 hafta boyunca görevine ara verdiğini duyurdu.

Baskılar artıyor

Honduras'da seçimlere günler kala cuntacılar baskıları arttırıyor, yayın organlarının kapatılıyor, hukuksuz tutuklamalar gerçekleştiriliyor ve ülkede tam bir sıkı yönetim havası estiriliyor.

Son olarak, Başkan Manuel Zelaya'ya karşı 28 Haziran'da düzenlenen darbenin ana muhaliflerinden olan "36" isimli TV kanalının yayını durduruldu.

Kanal Müdürü Esdras Amado Lopez, "Darbeci rejimin lideri Roberto Micheletti'yi olanlardan sorumlu tutuyoruz" derken, kullandıkları frekanstan şimdi porno ve kovboy filmi yayını yapıldığını söyledi.

Öte yandan Kayıp Tutsak Akrabaları Komitesi'nden Dina Meza başkentin çeşitli bölgelerinde gerçekleştirilen gece tutuklamalarını teşhir etti.Darbeye Karşı Ulusal Cephe liderleri ve insan hakları savunucuları da seçim günü rejimin baskıyı had safhaya çıkarmayı planladığı konusunda uyardılar.

Halk ve Yerli Örgütleri Konseyi'ne göre ordu tüm illere yeni askeri birlikler gönderirken, 800 paralı asker de ülkenin güneybatısına, olası hareketleri bastırmak için konuşlandırıldılar.Ordu tüm ülkeye yayılmış ve ülke 11 askeri bölgeye ayrılmış durumda.Her bölgenin askeri komutanı, belediye başkanlarından seçim karşıtı kişilerin listelerini teslim etmelerini istiyor. Savcılık da 530 savcıya bu kişileri takip etmeye hazır olmaları emri verdi.

Ülkesine geri döndükten sonra Brezilya Elçiliği'ne kalan yasal Başkan Manuel Zelaya ise, seçimlerin kurumsal düzen tesis edilene kadar ertelenmesi gerektiğini belirtti.

Mültecilere insanca yaşam hakkı



Foto: Mültecilere insanca yaşam hakkı

ALMANYA (27.11.2009)- Almanya`da mültecileri tecrit koşullarında yaşamaya mahkum eden kampların kapatılması için mücadele gelişiyor. Mülteciler, her insan gibi evlerde barınmak istiyor. İnsanlık dışı koşullarda yaşayan mülteciler, ırkçı saldırıların da hedefinde.

Möhlau kampının kapatılması için yürüyüş

Lutherstadt Wittenberg yakınlarındaki Möhlau kampının kapatılması için aylardır süren mücadele, 14 Kasım`da yapılan bir yürüyüşle sürdü. Berlin ve Hamburg´dan birer otobüsle Lutherstadt’a giden antifaşistler, burada Möhlau kampından bir otobüsle gelen mültecilerle buluşarak yürüyüşe geçti.

Yürüyüşe katılanlar hep birlikte içeriği, “Tek kişi de olsak, iki kişi de olsak, mücadele yürütebiliriz” şeklinde olan Togo'dan bir türküyü söyledi, alınlarına kızıl bantlar taktı. Tecrit kamplarının kapatılması ve serbest dolaşım hakkı talep eden pankartların taşındığı yürüyüşte yapılan konuşmalarda, mültecilerin mahkum edildikleri insanlık dışı yaşam koşulları ve baskıların yanı sıra, Alman devletinin sömürgeleştirme, mültecilerin geldikleri ülkelere silah yardımı politikası da eleştirildi. Katılımcılar, kamplar dağıtılıp, insanca yaşam koşulları sağlanıncaya kadar mücadeleye devam edileceklerini haykırdılar.

Yürüyüşten sonra kampa gidilerek, mültecilerin yasam koşulları yerinde incelendi.

Möhlau: Ormanda bir mülteci kampı

Möhlau kampı ormanlık bir arazide bulunan ve muhtemelen 30'li yıllarda yapılmış orduya ait eski binalardan oluşuyor. Kampa en yakın alışveriş olanağı 20 km uzakta bulunan Dessau kenti. Günde sadece iki otobüs seferi olduğundan, kamp sakinleri çoğu zaman ihtiyaçlarını karşılamak için kente yürüyerek gitmek zorunda.

Kampta 200 kişi çok dar bir alanda yaşamakta. Bir kısmı 10 yılı aşkın süredir burada yaşamak zorunda. Faşist saldırılar ve kundaklamalara karşı herhangi bir önlem yok. İki yılda bir kontrol edilmesi gereken yangın söndürme aletlerinin bazılarında hala 1992 tarihi var. Mülteciler, duvarlarındaki sıvaları dökülmüş daracık odalarda farelerin, böceklerin cirit attığı koşullarda yaşıyor.

Kamp sakinlerinin çoğu depresyon geçirmekte ve hasta. Hasta olan birisinin vizite kağıdı alabilmesi 3 gün sürmekte. Kampta sadece bu yıl içinde depresyon geçiren 3 kişi intihar ederek canına kıymış.

Kamptan 30 km dışarıya çıkabilmek için izin almaları gerekiyor. Ancak bunun için de başka bir kent olan Lutherstadt’taki yabancılar dairesine gitmeleri gerekiyor. Yabancılar dairesi ise, istisnalar dışında izin vermiyor.

Mülteciler tecritte, ırkçı saldırıların hedefinde

AB devletlerinin mültecilere kapılarını kapatmak için aldığı önlemler sonucu, Almanya`da iltica başvurusunda bulunan mültecilerin sayısı her gün azalmakla birlikte, kamplara yerleştirilen mültecilerin yaşam koşulları tam bir insanlık dramı. “Asylheim” adı verilen bu kampların çoğu, yerleşim birimlerinin uzağında orduya ait eski barakalardan oluşuyor. Mülteciler, bu kamplarda toplumdan tecrit edilmiş koşullarda yaşıyor.

Yapılan bir araştırmaya göre, Almanya’da 33.000 kişinin iltica süreci devam etmekte ve 105.000 kişi de geçici bir oturuma sahip.

İltica başvuruları yıllarca kabul edilmeyen (kimisi 8-10 yıldır) mültecilerin kamptan 30 km uzaklaşmaları yasak. Yıllarca bu kamplarda sosyal ve kültürel yaşamdan uzak yaşayan mülteciler, başta psikolojik olmak üzere ciddi sağlık sorunları yaşamakta. Mülteciler, para yerine yiyecek karneleri ile geçimlerini sağlamak zorunda. Parasız oldukları için hastalandıklarında veya resmi dairelere gitmek zorunda kaldıklarında yerleşim birimlerine yürüyerek gitmek zorundalar. Güvenlik önlemlerinin olmadığı bu kamplarda kalan mülteciler, ırkçı saldırıların da hedefi olmaktalar.

Son yıllarda mülteci kamplarının kapatılarak mültecilerin evlere yerleştirilmesi, Almanya içinde serbest dolaşım hakkı ve yiyecek karnesi yerine nakit para verilmesi için yürütülen mücadele, bazı kampların boşaltılmasını sağladı. Bu mücadele, esas olarak mültecilerin oluşturdukları inisiyatifler tarafından ve mülteci hakları için mücadele eden The Voice ve Kervan gibi örgütler tarafından da yürütülmekte.

Ancak şimdiye kadar yürütülen mücadeleye rağmen genel uygulama hala geçerli olduğu için, mültecilerin ezici çoğunluğu hala bu kamplarda kalmaktadır. Mülteciler ve onlarla dayanışma içinde olan kurumlar, tecrit kamplarının kapatılması için yürüyüşler yapmakta, toplantılar ve imza kampanyaları ile kamuoyunu bilgilendirmekteler.

26 Kasım 2009 Perşembe

Chavez ve Ahmedinejad güçlerini birleştirdi

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad Venezuela'da Devlet Başkanı Hugo Chavez ile biraraya geldi.

Güney Amerika gezisinin son durağı olarak Venezuela'ya gelen Ahmedinejad'ı sıcak biçimde karşılayan Chavez, iki ülkenin de "aynı imparatorluğun" tehditlerine direnmesinden memnun olduğunu söyledi.Ahmedinejad da Chavez'i, "emperyalizmin saldırılarına bir dağ gibi karşı durduğunu" söyleyerek övdü ve "Kendimizi burada evde ve kardeşlerimizin arasında hissediyoruz. Sonuna kadar birlikte olacağız" dedi.Devlet Başkanlığı sarayı önünde yanında Ahmedinejad'la yaptığı açıklamasında Chavez,İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in bu ay içinde Güney Amerika'yı ziyareti sırasında sarf ettiği "Chavez ve Ahmedinejad'ın iktidardaki günlerinin sayılı olabileceği" yolundaki sözlerine işaret etti.Chavez, "İsrail devletinin neyi temsil ettiğini biliyoruz: Yanki imparatorluğunun kanlı bir kanadı. İsrail Cumhurbaşkanının söylediğini bir tehdit olarak alıyoruz" diye konuştu.Öte yandan, Venezuela'da Ahmedinejad'ın gezisi küçük çaplı protesto gösterilerine de sahne oldu.

Yürüyüş'e kapatma

Sermaye devletinin muhalif basına yönelik sansürcü uygulamalarına bir yenisi daha eklendi. Yürüyüş dergisinin son sayısı toplatıldı. Basına yönelik sansür uygulamalarının öncelikli hedefi konumunda olan devrimci basına yönelik bu yeni saldırıyı kınıyor, Yürüyüş dergisinin konuya ilişkin yaptığı açıklamayı paylaşıyoruz.

"Dergimize yine toplatma ve yeni kapatma
Dergimiz Emperyalizme ve Oligarşiye Karşı YÜRÜYÜŞ’ün 22.11.2009 tarihli 21. Sayısı toplatıldı ve 15 gün süreyle yayını durduruldu.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 22.11.2009 tarihli, 2009/1028 Değişik İş, 2009/2343 Soruşturma sayılı kararında toplatma ve yayın durdurma gerekçesi olarak: “Amerika Defol Bu Vatan Bizim”, “Halk Cephesi İncirlik Yönünde”, “Emperyalizme Karşı Halkların Birliği Sempozyumu”, “Eyüp Baş İçin Anmalar, Mesajlar, Tutsaklıklar ve Mücadele İle Dolu Bir Geçmiş”, “Dev-Gençler Amerika Defol Demeye Devam Ediyor”, “Kürt Milliyetçi Hareketi Özür Dilemelidir”, “5 yıllık Bu Bilanço Hangi Gerekçeye Sığdırılabilir!”başlıklı yazı ve haberlerde terör örgütün propogandasının yapıldığı, suç ve suçlunun övüldüğü gösterilmiştir.

Emperyalizme ve ülkemizdeki ABD varlığına, ABD işgaline karşı çıktığımız, bağımsızlık demokrasi sosyalizm mücadelesinde omuz omuz mücadele ederken şehit düşen Eyüp Baş yoldaşımızla ilgili yazdıklarımız için “ terör propagadandası yaptığımız” , “suç ve suçluyu övdüğümüz” iddia edilmektedir.

Bu iddiaların keyfiyeti, hukuksuzluğu bir yana iktidarın Amerikancı, emperyalizmin kültürüyle yozlaşmış halinin alenen göstergesidir. Emperyalizme karşı çıkmak, bu ülkenin sömürülmemesini, bağımsızlığını istemek, katil ABD’nin Ortadoğu halklarını katletmek için kullandığı üslere karşı çıkmak “suç”sa biz bu “suç”u işlemeye devam edeceğiz. Bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm yolunda şehit düşenleri anmak “suç”sa biz bu “suç”u işlemeye devam edeceğiz. Bu “suç”ların bedeli neyse ödemeye hazırız ve iktidarın hiçbir politikası bizi gerçeklerin, doğrunun, halkımızın yanında yeralmamızı engelleyemez. Gerçeklerin yazılmasından rahatsız olan iktidarın yasak, sansür, baskıdan başka izleyebileceği yol yoktur. Amerikancı, işbirlikçi yüzlerini saklamanın yolunu, çaresini sansür, yasak, baskılarda arasalarda Amerikayla, emperyalizmle işbirliklerinin hesabını ergeç vereceklerdir. Biz bu gerçekleri yazmaya, Amerikancıları, işbirlikçileri teşhir etmeye devam edeceğiz.

Susmayacağız... Bizi Susturamayacaksınız!
EMPERYALİZME VE OLİGARŞİYE KARŞI YÜRÜYÜŞ

Nobel’li Obama’dan ‘Nobel’lik’ karar!

ABD yönetimi, Barack Obama’ya Barış Ödülü veren Nobel Komitesi’nin “vicdanını sızlatacak” iki karar daha aldı.ABD yönetimi, Barack Obama’ya Barış Ödülü veren Nobel Komitesi’nin “vicdanını sızlatacak” iki karar daha aldı.

İlk açıklama bizzat ABD Başkanı Barack Obama’dan geldi. Ülkesinin yeni Afganistan stratejisini yakında açıklayacağını söyleyen Obama, niyetinin 8 yıldır süren savaşın ardından “oradaki işi bitirmek” olduğunu söyledi. Ancak “işi bitirmekle” kast ettiği, işgali bitirip Amerikan askerlerini geri çekmek değil. Obama’nın niyetinin “tek bir Taliban militanı kalmayıncaya kadar işgali sürdürmek” olduğu açık. Obama, Hindistan Başbakanı Manmohan Singh ile Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında bir soru üzerine, “Amerikan halkına bu konuda nasıl bir adım atacağımıza dair çok kısa bir zaman içinde bir açıklama yapacağım” dedi. Afganistan savaşının 8 yıldır devam ettiğine dikkati çeken Obama, “Niyetim, (oradaki) işi bitirmek” dedi.

Bu arada, ABD basını ve uluslararası ajanslarda yer alan haberlerde, Obama’nın Afganistan’a takviye asker kararını 1 Aralık’ta açıklayacağı bildirildi.

34 BİN EK ASKER
Öte yandan, CNN’in haberine göre, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Afganistan’a 34 bin yeni ABD askeri gönderilmesinin planlarını yapıyor. Pentagon’dan bir yetkiliye dayandırılan haberde, Obama’nın nihai kararıyla ilgili henüz kesin bir sonuca ulaşılmadığı, ancak bakanlık yetkililerinin bölgeye 34 bin ek ABD askeri gönderilmesinin hazırlığını yapmakla görevlendirildiği belirtildi. Haberde, yeni birliklerin ülkenin güneyi ve güneydoğusuna yoğunlaşacağı kaydedildi. CNN’in haberinde ayrıca, Pentagon’un Obama’nın onaylamasını beklediği 34 bin askerle, Afganistan’daki ABD birliklerinin komutanı Stanley McChrystal’in istediği 40 bin asker arasındaki boşluğu doldurmak için NATO ülkelerinden yeni asker talep edileceği belirtildi.

TÜDEF: Sahte kutlamalar istemiyoruz

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF), Hükümet tarafından iletilen bayram mesajlarını tüketiciler olarak samimi bulmadıklarını belirterek, "Sahte kutlamalar istemiyoruz. Gerçek ve herkes için kalıcı demokrasi istiyoruz. Gündüzleri, itilip kakılmadan, bizden-onlardan ayrımcılığına uğranılmayan, geceleri aç uyulmayan bir ülke istiyoruz" dedi.

TÜDEF Kurban Bayramı nedeniyle bir kutlama mesajı yayınladı. Siyasi parti liderlerinin bu bayramda da 'bildik ve standart' bayram mesajlarını yayınladıklarını ifade eden TÜDEF mesajında, Eylül ayında kredi kartı borcunu ödemeyenlerin sayısı bir ayda 100 nimi geçerek 103 bin 94 kişi oldu.

Tüketici kredisi borucunu ödeyemeyenlerin oranı yüzde 33,4 oranında arttı. Kredi kartı ve tüketici kredisi borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 1 milyon 896 bin 674 4kişi oldu. Aileleriyle birlikte bu ortalama 8 milyon kişi demektir" açıklamasında bulundu.

TÜDEF, Benzin fiyatlarının 3,5 TL'ye yaklaştığını da belirterek, "Doğalgaza yapılan zamlar yetmiyor gibi kış geliyor diye tekrar yüzde 70 zam yapılacak. Elektrikten kâğıda, otobüsten metrobüse, şekerden suya her şeye zam yapıldı. Yapılmaya devam edilecek. Memur maaşları 2009'da yıllık 3, 75 arttı 2010 için ise yüzde 2,5 artı 2,5 zam yapılacak. Açlık sınırı 760 TL yoksulluk sınırı 2 bin 500 TL, asgari ücret 550 TL" ifadesinde bulundu.

"Başbakan demokratik bir hakkı yasa dışı ilan etti"
Memurların dün gerçekleştirdiği eyleme de değinen TÜDEF, "Memurlar sendikasızlığı, hayat pahalılığını protesto etmek için dün alanlardaydı. Valiliklerin tehdit ve şantaj genelgeleri eylem öncesinden kurumlara gitti. Her kim eyleme katılırsa soruşturulacak ve gerekirse işten atılacak diye. Başbakan açık açık demokratik bir hakkı yasa dışı ilan etti" dedi. TÜDEF, Türkiye tarımının ABD'li tohum şirketlerine feda edildiğini belirterek, 30 domatesten 22'sinin, 20 patatesten 11'inin, mısırın tamamının da GDO'lu olduğunu söyledi.

"Sahte kutlamalar istemiyoruz"
Ülkenin içinde bulunduğu olumsuz koşulların sebebinin hükümet ve hükümet politikaları olduğunu da vurgulayan TÜDEF, şunları kaydetti:"Bu kadar zam ve yoksulluğa karşın tüketici, işsiyle, memuruyla, işsiziyle hangi para ile mutlu bir bayram geçirecek. Demokratik hakkını kullanan memurları işten atmakla tehdit eden bir Başbakanın olduğu ülkede demokrasi nasıl gelişecek. Her alanda ayrımcılık yapan bir iktidarda kardeşlik nasıl boy verecek. Bu nedenle hükümetin bayram kutlamalarını samimi bulmuyoruz. Sahte kutlamalar istemiyoruz. Gerçek ve herkes için kalıcı demokrasi istiyoruz. Gündüzleri, itilip kakılmadan, bizden-onlardan ayrımcılığına uğranılmayan, geceleri aç uyulmayan bir ülke istiyoruz. Gelecek sadakalara umut bağlamadan kendi kazancımızla karın doyurmak ve işsizlik sorunu çözülmüş bir Türkiye istiyoruz. Sağlığımızın ve biyo çeşitliliğimizin yabancı gıda tekellerine peşkeş çekilmesini istemiyoruz. herkes için her yerde ve her zaman güvenli yeterli gıda istiyoruz. Bu koşulların sağlandığı, gerçek demokrasi içinde sağlıklı ve mutlu bir Türkiye özlemi ile tüm tüketicilerimizin bayramını kutluyoruz."