29 Aralık 2009 Salı

Kara kutu halka açılsın

Özel Kuvvetler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en gizli birimlerinden biri. STK ise oradaki en gizli bölümlerden biri.Özel Kuvvetler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en gizli birimlerinden biri. STK ise oradaki en gizli bölümlerden biri. Soruşturma, Arınç ve bazı başka devlet büyüklerine yönelik suikast, kaçırma, ya da benzeri suç konularını içeriyorsa, bunların Seferberlik Dairesi’nin yasal görev tanımı içinde yeri yok. Peki o zaman o odalardaki gizli dosyalardan, kara kutularda ne aranıyor? Bu sorunun cevabı şimdilik bilinmese de bu kara kutularda neler olabileceği aslında kamuoyu açısından sır değil.

YANIT BEKLEYEN SORU
İşin içine Özel Kuvvetler, adı kontrgerilla faaliyetlerinde sıkça geçen Seferberlik Tetkik Kurulu girince, Türkiye’nin geçmişindeki pek çok karanlık olay da yeniden gündeme geldi. Suikast iddialarının ardından gündeme gelen birim ilk kurulduğu yıllarda da gündemdeydi. Özel Harp Dairesi Eski Komutanı Sabri Yirmibeşoğlu azınlıklara yönelik katliamın yaşandığı 6-7 Eylül olayları için “Özel Harp’in işiydi. Muhteşem oldu” demişti. Şimdi kamuoyunun merak ettiği soru şu: Geceleri geç saatlerde başlayan ve sabahın ilk saatlerine kadar süren aramalar hâlâ aydınlatılamayan 6-7 Eylül 1955 olayları, 1 Mayıs, Gazi, Sivas, Çorum katliamları ve başkaca pek çok olaya ışık tutacak mı? Kamuoyu bu sorunun yanıtını ve sırların halka açılmasını istiyor.
.
ORTAYA ÇIKTI
Son günlerdeki Ankara’da art arda yaşanan ‘flaş’ gelişmeler yıllardır inkar edilen, ‘kapatıldı’, ‘isim değiştirdi’ denilen Seferberlik Tetkik Kurulu’nun işbaşında olduğu ve tüm ciddiyetiyle ‘arşivleme’ faaliyeti sürdürdüğünü gözler önüne serdi. Yok denilen, söylenti denilen kozmik odanın ve kozmik kasanın Özel Kuvvetler Komutanlığı Karargahı’nın bodrumunda olduğu hakimlerin yaptığı aramayla kesinleşti.
.
ODANIN SIRRI NE?
Seferberlik Bölge Başkanlığı, 3’er katlı ve yan yana bulunan üç ayrı binadan oluşuyor. Binaların üst katlarında personelin odaları, alt katlarında da arşiv yer alıyor. Bu birimin ana görevi harekat planları oluşturmak. “Kozmik odaya” girme yetkisi en fazla altı subayda bulunuyor. Kozmik odaların kapısı yüz ve parmak izi tanıyan, 17 haneli şifrelerle açılıyor. Peki kozmik oda olarak da bilinen bu odayı önemli kılan ne?
.
ODADA NELER VAR?
STK, gayrinizami harp planlarının alt yapısını oluşturmakla görevli bir birim. Sivil savcılığın arama yaptığı Genelkurmay Başkanlığı’ndaki kozmik odada savaş durumunda neler yapılacağı, gizli cephaneliklerin yeri gibi çok sayıda önemli bilgi bulunuyor. Ayrıca bu odalarda devlet sırrı olarak tutulan ve Türkiye tarihinin pek çok karanlık noktasını aydınlatacak bilgiler olduğu biliniyor.
.
KALE PLANI...
Bu gizli odalarda tutulduğu bilinen belgelerden birisi de Milli Güvenlik Siyaset Belgesi. Bu belge 31 Temmuz 1992’de yapılan MGK toplantısında kabul edilen yeni konsepte uygun olarak değiştirildi. Yeni konsepte göre baş tehlike olarak ‘bölücü terör’ yazıldı ve bu tespitin altı doldurularak izlenecek yol ve yöntemler belirlendi. Ülke çapında başlatılan bu kontrgerilla savaşının adı da Kale Planı olarak konulmuştu.
.
PLANIN GEREĞİ YAPILINCA...
Korucuların örgütlenmesi, itirafçıların aktif olarak devreye sokulması, özel harekat timlerinin kuruluşu, JİTEM; hep verilen tarihle örtüşüyor. Bu planın ardından Kürt işadamlarının öldürülmesi, köy yakmalar, faili meçhul cinayetler.... ve daha pek çok olay ardı ardına yaşandı. Verilecek bazı rakamlar bile 1992’deki Siyaset Belgesi’yle atılan adımın ne olduğunu ortaya koymaya yetiyor. 1991 yılında 34 olan faili meçhul cinayet sayısı 1992 yılında 350’ye yükseldi. 1998’e gelindiğinde ise faili meçhul cinayet sayısı on beş bine ulaştı.

ALBAYA ‘SUİKAST’ SORGUSU
“Amirallere suikast” soruşturmasında bir asker daha gözaltına alındı. Ergenekon savcısı tarafından sorgulanan albay, ifadesinin ardından serbest bırakıldı.İstanbul Merkez Komutanlığı’na bağlı ekiplerce sivil plakalı 2 araçla Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirilen ve hakim ile savcıların giriş yaptığı kapıdan alınan, albay olduğu belirtilen O.Y’nin, “şüpheli” sıfatıyla Cumhuriyet Savcısı Süleyman Pehlivan tarafından ifadesi alındı.O.Y., savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Soruşturma, “amirallere suikast” ile “operasyon kapsamında ele geçirilen TNT kalıpları ve uyuşturucu maddeleri bulundurma” yönündeki iddialar konusunda yürütülüyor.

BASKINI BU KONUŞMA MI BAŞLATTI?
Serkan T. olaydan 5 gün sonra 24 Aralık Perşembe akşamı babası R.T.’yi telefonla aradı ve iddialara göre karargahta yaşanılanları anlattı. İşte karargahtaki asker oğul ile babası arasında geçtiği iddia edilen görüşme:
.
- Baba R.T.: İyi misin?
- S.T. : İyi, biz de evrak yakıyoruz.
- R.T. : Evrak mı yakıyorsunuz?
- S.T. : Evet evet.
- R.T. : Neden?
- S.T. : Delilleri...
- R.T. : Talimat mı var?
- S.T. : Ya var işte, bir sürü şeyler var onları falan yakıyoruz.
- R.T. : Telefonda söyleme?
- S.T. : Yok yok.
- R.T. : Telefonunu dinlerler...
.
DENİZ BAYKAL: SÖZÜN BİTTİĞİ YER
Arınç’a suikast iddialarını “Doğru ya da yanlış çıksa da vahim” olarak değerlendiren CHP lideri Deniz Baykal, “TSK, bir devlet büyüğüne suikast girişiminde bulunacaksa, bu sözün bittiği yerdir” dedi. Baykal, “Burada söz konusu olan Bülent Arınç’a akli dengesini yitirmiş kötü niyetli birinin suikast yapacağı iddiası değil. Hükümet tarafından TSK’nın böyle bir suikast yapabileceğinin düşünülmüş olmasıdır. Bunun kondurulması bile vahimdir... Düşünün, eğer TSK bir devlet büyüğüne böyle bir suikast girişiminde bulunacaksa, daha fazla bir şey söyleyemeyiz; bu, sözün bittiği yerdir” dedi.
.
AMERiKA iSTEDi KURDUK
İki gündür didik didik aranan Seferberlik Tetkik Kurulu’nun kuruluş amacı ne? Ne zaman ve niçin kuruldu. Dairenin kurucularından Emekli Albay İsmail Tansu, kurulun kuruluşu ve amacını anlattı. Tansu “Türkiye’nin çeşitli yerlerine savaş sırasında kullanmak üzere silah ve telsiz gömdük. Ancak bunu bizim dışımızda yedek subaylar dahil kimse bilmezdi” dedi. İşte kurucusu Tansu’nun ağzından Seferberlik Tetkik Kurulu;
.
RUSLARA KARŞI KURULDU
Kore’de birlikte görev yaptığım Tümgeneral Daniş Karabelen ve ben kuruluş için memur edildik. Amerikan müşavirlerinin teklifinin ardından daire 1953’te Bakanlar Kurulu kararıyla kuruldu. Ruslara karşı faaliyette bulunmak üzere hazırlıklar yapıldı. Zaman içinde Türkiye’nin çeşitli yerlerinde bölge başkanlıkları kuruldu. Adına Seferberlik Tetkik Kurulu dendi.
.
KOZMİK ODALAR
Kozmik odalarda gösterilmemesi lazım gelen dokümanlar bulunur. Bunlar bir savaş anında yapılacak işlerin olduğu belgelerdir. Kozmik yasak demek. Yukarıdan emir verilmezse kimse giremez o odalara. Yukarısı müsaade etmiş demek ki. Benim zamanımda kozmik odalarda hazırlıklarımıza ait dokümanlar bulunurdu.
.
SİLAH GÖMDÜK
1961’de daireden ayrılırken Ankara dışında Kars, İstanbul, Samsun, Trabzon ve İzmir’de bölge başkanlıkları vardı. Mülakat ve testler sonucu belirlenen yedek subaylara olası bir savaşta görev vermek üzere özel harekat tekniğinde teamül dışı savaşı öğrettik. Yedek subaylar gittikleri yerlerde öğretmen, manifaturacı, bakkal neyse işlerine devam ederlerdi. Türkiye’nin çeşitli yerlerine savaş sırasında kullanmak üzere silah ve telsiz gömdük. Ancak bunu bizim dışımızda yedek subaylar dahil kimse bilmezdi.

DENETLENEMİYOR
Gelişen süreci değerlendiren Emekli Askeri Hakim Ümit Kardaş: Öncelikle Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın ne olduğuna bakmak lazım. NATO bağlamında, komünizme karşı kurulmuş, legal olmayan bir kuruluş, tıpkı JİTEM gibi. Daha sonra iç tehdide yönelik faaliyetleri var. Hukuki bir alt yapısı olmadığı için de denetlenemiyor. Gladyo ve kontrgerilla olarak bilinen bu tür yapılanmalara karşı Türkiye dışındaki ülkeler gereken hesabı gördü. Şimdiki soruşturmada da bir suikast girişimi iddiası var. Bu çok ciddi bir suçlama. CMK’ya göre konusu suç teşkil edilen suçlar yönünden devlet sırrı olmaz. Bu kadar illegalite içinde çeşitli toplumsal olaylarda soru işaretlerine neden olan bir yapılanma orası. Özel kuvvetlerde ele geçirilen belgeleri devlet sırrı olarak niteleyemeyiz. Devletin bir birimi diğerinden sır mı saklayacak?(İstanbul/EVRENSEL)

4 eski DTP'li'ye "yakalama" emri

Haklarında "Zorla mahkemeye getirilme" kararı bulunan DTP'li 4 eski vekil bugünkü duruşmalara da katılmayınca haklarında bu kez de "Yakalama" talimatı çıkarıldı. Eski DTP'li Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Selahattin Demirtaş ve Emine Ayna görüldüğü yerde yakalanarak mahkemeye çıkartılacak. Türk, kendisini ve Aysel Tuğluk'u kastederek, "Gerekirse gider ifademizi veririz" derken, Ayna, "İfade vermemekte kararlıyız" şeklinde konuştu.

Milletvekili oldukları gerekçesiyle yargılandıkları mahkemelere gitmeyen eski DTP'li milletvekilleri hakkında verilen ''zorla mahkemeye getirilme'' kararı için polis, DTP'nin eski 4 milletvekili için BDP Genel Merkezine geldi.BDP Genel Merkezi binasına sabah saatlerinde gelen polisler, kapatılan DTP'nin eski milletvekilleri Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk ile BDP milletvekilleri Emine Ayna ve Selahattin Demirtaş'ı sordu. Polis ekibi, söz konusu milletvekillerinin parti genel merkezinde bulunmadığını tutanakla tespit ederek BDP'den ayrıldı. Bu arada bugünkü duruşmalara da gitmeyen 4 milletvekili hakkında günsüz olarak "görüldüğü yerde yakalanarak mahkemeye getirilme" kararı çıktı. Dört eski DTP'li milletvekili Ahmet Türk, Aysel Tuğluk, Selahattin Demirtaş ve Emine Ayna görüldüğü yerde yakalanarak mahkemeye çıkartılacak.

TÜRK, AYNA VE DEMİRTAŞ HAKKINDA ZORLA GETİRME KARARI
Başka illerde yargılandıkları davalar kapsamında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen talimat duruşmalarına Türk, Ayna ve Demirtaş katılmadı.

Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, sanık Türk hakkında çıkartılan duruşma gününü bildirir çağrı kağıdının sekreterine tebliğ edildiğini belirterek, Türk'ün duruşmaya gelmediği gibi mazeret de bildirmediğini ifade etti. Şatır, diğer talimat duruşmalarında ise BDP Milletvekilleri Ayna ve Demirtaş'ın duruşmada hazır edilmesi için yazılan müzekkereye verilen cevapta eski DTP, yeni BDP binasına gidildiği, ancak bahsi geçen kişilerin parti binasında olmaması nedeniyle bu kişilere ulaşılamadığının bildirildiğini aktardı.

Cumhuriyet Savcısı Halil Acıoğlu, mahkemede ifadelerinin alınması için sanıklar hakkında zorla getirme kararı verilmesini talep etti. Mahkeme heyeti, iddianame içeriği, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin konuyla ilgili içtihatları, usulen yapılan tebligata rağmen duruşmaya gelmemeleri karşısında Ceza Muhakemesi Kanununun 146. ve 199. maddeleri uyarınca, savunmalarının alınması için günsüz olarak zorla hazır edilmeleri konusunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına karar verdi.

Mahkeme, duruşmaları 13 Nisan 2010'a erteledi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, önceki celselerde Demirtaş ve Ayna'nın ''duruşma günü'' savunmalarının alınabilmesi amacıyla haklarında zorla getirme müzekkeresi düzenlerken, Türk'e, ikamet adresinin değişmesi sebebiyle yeniden tebligat çıkarılmasına karar vermişti.

''Terör örgütünün propagandasını yaptıkları'' iddiasıyla Demirtaş Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde, Ayna Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinde, Türk ise İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıyor.

AYSEL TUĞLUK DA GÖRÜLDÜĞÜ YERDE YAKALANACAK
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, ''suçu ve suçluyu övdüğü'' iddiasıyla yargılanan kapatılan DTP'nin eski Milletvekili Aysel Tuğluk hakkında da günsüz olarak zorla getirme kararı aldı.

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya katılan olmadı. Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, Van 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/273 esas sayılı dosyasının gönderildiğini bildirdi. Dosyanın incelenmesinde, Tuğluk hakkında, ''PKK-Kongra/Gel terör örgütünün propagandasını yapmak'' suçundan kamu davası açıldığını belirten Şatır, suç tarihinin 21 Mart 2007, suç yerinin ise Van olduğunu, suçlama konusunun, Van'daki Nevruz konuşmasıyla ilgili olduğunu ifade etti.
.
Hasan Şatır, mahkemelerindeki iddianamede ise Van'daki suçlamalar dışında, DTP'nin 28 Şubat 2007'de Kocatepe Kültür Merkezi'ndeki 1. Olağanüstü Kongresindeki konuşması ve 2 Mart 2007'de DTP Genel Merkezi'ndeki basın açıklamasıyla ilgili suçlamaların yer aldığını kaydetti. Cumhuriyet Savcısı Halil Acıoğlu da, Tuğluk'un savunmasının alınması için günsüz olarak zorla getirilmesini talep etti.

Mahkeme heyeti, iddianame içeriği, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin konuyla ilgili içtihatları, usulen yapılan tebligata rağmen duruşmaya gelmemesi karşısında Ceza Muhakemesi Kanununun 146. ve 199. maddeleri uyarınca savunmasının alınması amacıyla Aysel Tuğluk'un, günsüz olarak zorla hazır edilmesi için Cumhuriyet Savcılığına müzekkere yazılmasına karar verdi. İddianamede, Aysel Tuğluk'un, DTP'nin 1. Olağanüstü Büyük Kongresi ve Van'daki Nevruz konuşması ile 2 Mart 2007'de DTP Genel Merkezinde yaptığı basın açıklamasında, ''terör örgütü PKK'nın amacı doğrultusunda suçu ve suçluyu övme'' fiilini işlediği belirtiliyor.

DEMİRTAŞ: ''MECLİS BU İŞE ÇÖZÜM OLMADIKÇA MAHKEMEYE GİTMEYECEĞİZ''
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş, ''Meclis bu işe çözüm olmadıkça biz kendi kararımızla mahkemeye gitmeyeceğiz'' dedi.

Demirtaş, mahkemeye ifade verme konusunda önceki tavırlarının devam ettiğini söyledi. Mahkemelerin yargı yetkisine karşı olmadıklarını anlatan Demirtaş, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını kaydetti. Demirtaş, şöyle konuştu: ''Mahkemeye veya kanunlara kafa tuttuğumuz şeklindeki tespitler de son derece yanlış tespitlerdir. Biz eşitsizlik ve ayrımcılığa karşı duruyoruz. Yolsuzluktan, hırsızlıktan yargılanan vekillere dokunulmayacak, ama siyasi görüşleri ve yaptıkları konuşmalar nedeniyle milletvekilleri zorla mahkemeye götürülecekse, bunu kabul etmek mümkün olmaz. Meclis bu işe çözüm olmadıkça biz kendi kararımızla mahkemeye gitmeyeceğiz.''

"GEREKİRSE GİDER İFADEMİZİ VERİRİZ"
Kapatılan DTP'nin Eski Genel Başkanı Ahmet Türk, ''Mahkemeden kaçma gibi bir durumumuz olsaydı bugün burada olmazdık. Buradayız. Zamanı geldiğinde gideceğiz, ifadelerimizi vereceğiz'' dedi.

Türk, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Merkezi'nden çıkışında gazetecilere yaptığı açıklamada, yargıdan ve yargılanmaktan çekinmediklerini ifade etti. Mahkemeden kaçma gibi bir durumun olmadığını ifade eden Türk, şöyle konuştu: ''Parlamentoda grubumuza, şahsımıza farklı bir yaklaşım biçimi olduğu için, bunun yanlış olduğunu, Anayasa'nın 14. maddesinin zorlanarak yorumlandığını ifade ettik. Bu şekilde yorumlamaya da karşı çıktık. Buradayız. Gerektiği zamanda gider ifademizi veririz. Zaten mahkemeden kaçma gibi bir durumumuz olsaydı bugün burada olmazdık. Bunun için zamanı geldiğinde gideceğiz, ifadelerimizi vereceğiz. Benim ve Aysel (Tuğluk) hanımın durumu farklı. Her zaman gidip ifade verebiliriz. Milletvekilliği devam eden üç arkadaşımızla ilgili böyle bir kararın gerçekten toplumda aykırı olduğuna inanıyoruz. Bir hukuksuzluğu dile getirmek için bugüne kadar gitmedik. Daha önce gideceğimizi söylemiştik, ama bunu bir soruna dönüştüren mantıkla karşı karşıya kaldığımız için de bugün buraya geldik. Gerektiği zaman, uygun bir süreçte de gider ifademizi veririz.''

Bir gazetecinin, ''Polisler sizi zorla götürürse?'' şeklindeki cümlesi üzerine Türk, ''Biz buradayız, gelip götürürlerse götürürler'' dedi. Sırrı Sakık ise aynı cümleye, ''Hayat devam ediyor'' yanıtını verdi.

"İFADE VERMEYECEĞİZ"
BDP Mardin Milletvekili Emine Ayna da partiden ayrılırken basın mensupların yaptığı açıklamada, ''Bizim tek bir kararımız var. O da eşitliktir'' dedi. Çifte standarta karşı olduklarını belirten Ayna, şöyle devam etti: ''Şu anda TBMM'de biz milletvekilleri, DTP'nin grubu olarak siyasi, sosyal, ekonomik her anlamda çifte standarda tabiyiz. Bu çifte standardı teşhir ediyoruz. Bu anlamda ifade vermeyeceğimizi söylüyoruz. Kendimize ayrıcalık istemiyoruz. Şu anda Mecliste DTP'li vekiller dışındaki vekillere ayrıcalık uygulanıyor. Biz onlara uygulanan bu ayrıcalığı teşhir ediyoruz. Bu anlamda 'ifade vermeyeceğiz' diyoruz. Daha önce nasıl zorla götürülme kararı verdilerse onun karşısında durmuşsak bu kararlarının da karşısında duruyoruz. Zorla ifade verme kararı çıksa da, farklı bir karar çıksa da biz ifade vermeye gitmeyeceğiz. Çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Herhangi bir yere de kaybolmuyoruz.'' Bir gazetecinin ''Polisler buraya gelirse ne olacak'' sorusuna ise Ayna, ''Ne olacağını geldiklerinde görürsünüz'' yanıtını verdi. Ayna, daha sonra parti genel merkezinden ayrıldı.

AHMET TÜRK: GEREKİRSE GİDERİZ
Milletvekilliği düşürülen ve hakkında yakalama kararı çıkarılan kapatılan DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, parti binasından çıkarken bir açıklama yaptı. Türk, şunları söyledi: Yargıdan da yargılanmaktan da çekinmiyoruz. Meclis'te grubumuza farklı bir yaklaşım var. Biz buna karşı çıkıyoruz. Mahkemeden kaçmak gibi bir durumumuz olsaydı bugün burada olmazdık. Biz bir hukuksuzluğu dile getirmek için bugüne kadar gitmedik. Uygun bir zamanda gider ifademizi veririz. Gelip götürürlerse götürürlerse de yapılacak bir şey yok.

AYNA: GİTMEYECEĞİZ
Ahmet Türk'ün ardından parti binasından çıkan Emine Ayna ise, ifade vermemekte kararlı olduklarını söyledi.

Markette ilaç kararı Zapsu'nun kepenklerini açacak

İlaçların artık markette de satılacağının açıklamasından sonra dikkatler Zapsu ailesine çevrildi. Başbakan Erdoğan’a danışmanlık da yapan Cüneyt Zapsu’nun ağabeyine ait olan For You şirketi, Nisan ayında astığı afişler ile “Drugstore” olarak hizmete gireceğini duyurmuştu.

Ancak yasal dayanak olmaması nedeniyle bu afişler Sağlık Bakanlığının uyarısı ile kaldırılmıştı. Yurt dışında vitamin ve diğer destekleyici ürünlerin satıldığı ‘’Drugstore’’ mağazalarının yasaya aykırı olduğunu belirten Türk Eczacılar Birliği ‘’İlaç eczane dışında satılamaz’’ diyerek tepki göstermişti. Aziz Zapsu’nun 2003 yılında start verdiği Türkiye’nin ilk indirimli kozmetik ve kişisel bakım ürünleri zinciri For You’nun 204 mağazası bulunuyordu. Ancak daha sonra bu mağazalardan 73’ü kapandı. For You’nun büyük hissedarı olarak Sevenoaks Finance Holding görünüyor. Şirketin ortakları arasında sigorta devi American AIG de bulunuyor. For You, kendini “Kadın-erkek bakım, kozmetik, bebek gıda, bakım, giyim, organik gıda, diyet, diyabetik, bisküvi, çikolata, eğlencelik yiyecek, içecek, ev bakım, evcil hayvan gıda’’ şeklinde tanımlaması nedeniyle daha önce eczacılar ile karşı karşıya gelmişti.
.
A101 VE MEMORIAL SAĞLIK GRUBU
Zapsu Ailesi’nin bir başka hamlesi ise bir süre önce yaptıkları satış işlemi oldu. Aile, sahibi oldukları indirim mağazası zincirlerinden A101'in ortaklık yapısını değiştirdi. Zapsu Ailesi’nin satışa çıkardığı A101 hisselerine önce Türkiye’nin en büyük kimya grubu olan Hayat Holding talip oldu ve A101’in yüzde 30.84'ünü satın aldı. Ancak bu hisseler daha sonra Memorial Sağlık Grubu’un sahibi olduğu Aydın Ailesi’ne geçti. Böylece, Aydın ailesi marketler zincirinin büyük hissedarı oldu. Bugün 410 faal mağazası bulunan A101, 2015 yılına kadar 2 bin mağazaya ulaşmayı hedefliyor.

ABD MODELİ
Türkiye’de halen 24 bin eczane bulunuyor. Toplam ilaç pazarının büyüklüğü 17 milyar lirayı buluyor. Reçeteli ilaç pazarı 15 milyar lira, reçetesiz ilaç pazarı ise 2 milyar lira civarında bulunuyor. ABD’de reçeteli ve reçetesiz ilaçlar, ‘’Drugstore’’ adı verilen hem ilaç hem de market ürünleri satan zincir dükkânlarda satılabiliyor. Buralarda ağrı kesici ve öksürük şurubu gibi reçetesiz ilaçlar satılırken, reçeteli ilaçlar dükkan içinde eczacı gözetiminde ayrı bir bankodan reçete karşılığında dağıtılıyor. Avrupa’da Fransa ve Almanya’da reçeteli ilaç sadece eczanelerde satılıyor. İngiltere’de ise ABD’dekine benzer zincirler bulunuyor.

8 asker adliyeye çıkarıldı

Arınç'a suikast iddialarının ardından Seferberlik Tetkik Kurulu'nda başlayan aramalar devam ederken, gözaltına alınan 8 askeri personel 4 gün sonra adliyeye çıkarıldı.

Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında yeniden arama yapılmasına başlandı. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı ile arama kararını veren yedek yargıç, Kirazlıdere mevkindeki askeri bölgeye saat 10.45'te geldi. Soruşturma kapsamında, Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığındaki üçüncü arama bugün saat 02.25'te sona ermişti. Ankara'da, 19 Aralıkta 2 askeri personelin kuşku üzerine yakalanıp daha sonra serbest bırakılması ve Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında ilk aramanın ardından Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada, 8 askeri personelin gözaltına alındığı bildirilmişti. Genelkurmay Başkanlığından konuya ilişkin bugün yapılan açıklamada da tamamen yasal çerçeve kapsamında yürütülmekte olan bu incelemenin bir müddet daha devam edebileceğinin anlaşıldığı belirtilmişti.

8 ASKER ADLİYEDE
Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında yapılan ilk aramanın ardından gözaltına alınan 8 askeri personel, Merkez Komutanlığından Ankara Adliye Sarayı'na getirildi.
Gözaltındaki askeri personel,Ankara Merkez Komutanlığı'na ait 2 minibüsle saat 13.15'de Ankara Adalet Sarayı'na geldi. Nezarethane girişinden adliyeye alınan askerlerin adliyeye getirilişi ve savcılık katına çıkartılmaları sırasında Merkez Komutanlığı'nda görevli askerler tarafından yoğun güvenlik önlemleri alındı. Askerlerin ifadeleri soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı tarafından alınacak.

Laikler yine kaybetti

MEDYA ANALİZ Medya dünyasının Amiral gemisi olarak gösterilen Türkiye'nin en büyük gazetesi Hürriyet'te tabir yerindeyse bir deprem yaşandı. Uzun süredir medya dünyasında dolaşan kulis gerçekleşti. 20 yıldır Hürriyet'in başındaki isim Ertuğrul Özkök, Aydın Doğan tarafından görevden alındı. Yerine ise Hürriyet Ankara temsilcisi Enis Berberoğlu getirildi.

HÜRRİYET OKUYUCULARI ŞOKTA
Yani Hürriyet medya towers yeni yıla yepyeni bir dönemle girmeye hazırlanıyor. Hürriyet'teki herkesi bir telaş sarmış durumda. Kimler gidecek kimler gelecek totosu çekile dursun, en büyük şoku Hürriyet okuyucuları yaşadı. Hürriyet'in kaptanı Ertuğrul Özkök, laik hassasiyetleri gözardı etmemiş bugüne kadar Ergenekon konusunda hiç mi hiç topa girmemişti. Emin Çölaşan ve Bekir Çoşkun'un gitmesiyle ufak ufak dalgalarla sarsılsa da asla alabora olmadı.. Özkök hala işinin başındaydı ve Yılmaz Özdil, hala Hürriyet'te yazmaya devam ediyordu.

SON KALE DE DÜŞTÜ
Ulusalcı kesimin en büyük dayanağı Hürriyet Özkök'süz kaldı.. AKP'nin iktidarıyla yani ortalama 7 yıldır kaybeden hep laikler oldu. Bütün kaleleri birer birer düştü. Derin devletin sesi Türkiye'nin en büyük gazetesi son kale olarak ayakta kalmıştı. O da hükümetin vergi cezası sopasına daha fazla dayanamadı.

ÖZKÖK GAZETECİLİK YAPIYORDU BAŞBAKAN SİNİRLENİYORDU
Ertuğrul Özkök Türkiye'nin gördüğü en iyi genel yayın yönetmenidir. Onun kadar entelektüel birikime sahip başka bir isim yok. Sosyolog kimliğiyle yaptığı gazetecilikle fark yarattı. O gazetecilik yapıyordu Tayyip Erdoğan sinirleniyordu. Hatta o kadar sinirleniyordu ki "Doğan Grubu gazetelerini boykot edin" çağrısı bile yapıyordu.

ENİS BERBEROĞLU İLE ÇAKTIRMADAN YANDAŞLIK
Amiral gemisi Hürriyet'in koltuğunda artık Enis Berberoğlu var. Aydın Doğan başından beri hükümetle kavga istemiyordu ama ne genel yayın yönetmenlerine ne de köşe yazarlarına sözünü dinlettirebiliyordu. Ödenmesi imkansız vergi cezasıyla Aydın Doğan ipleri eline aldı. Yeni dönemde hükümete yakın bir yayın çizgisi izlenecek. Hürriyet Enis Berberoğlu'yla birlikte hükümetle kavga etmeden, çaktırmadan yandaşlık yaparak yoluna devam edecek.

DİNAZOR KÖŞE YAZARLARI DİRENECEK AMA
Oktay Ekşi, Tufan Türenç gibi devrini tamamlamış -emekli asker ve emekli yargı mensuplarının okuduğu- köşe yazarları değişime bir süre tepki gösterecekler. AKP'ye daha çok çakan yazılarıyla dişlerini gösterecekler ama bu da onların tasviye sürecini hızlandırmaktan başka işe yaramayacak.

ÇAKTIRMADAN YANDAŞLIK NASIL OLUR
AKP yanlısı gazeteler bu işi kör gözüm parmağına şeklinde yapıyorlar. Göstere göstere yandaşlık okuyucuyu da rahatsız eden bir durum. Hürriyet boşuna büyük gazete değil. Oturmuş bir geleneksel yapı var. Her manşeti her haberi olay olan bir gazetenin mutfağında çok iyi gazeteciler var. Hissettirmeden kamuoyu oluşturma, çıkarlar doğrultusunda PR yapma gibi işleri Hürriyet'ten iyi kim yapabilir ki?..

SAĞCIDAN GAZETECİ OLMAZ
Hep söylüyoruz gazetecilik eleştirel gözle bakabilme yeteneğidir. İslamcılık ya da milliyetçilik gibi sorgulanmayan eleştirilmeyen körü körüne bağlılık gerektiren düşünce sistemlerine sahip kişilerden gazeteci olmaz. Cemaatçilerden hiç olmaz.

Son söz: SAĞCI GAZETECİ GÖSTERE GÖSTERE YANDAŞLIK YAPAR. SOL-LİBERAL KÖKENLİLER ÇAKTIRMADAN YAPAR.