29 Ekim 2016 Cumartesi

CUMARTESİ ANNELERİ 605.HAFTA HÜSEYİN TORAMAN İÇİN BULUŞTU: ‘CEVAP VER MEHMET AĞAR, HÜSEYİN TORAMAN NEREDE?’

Cumartesi Anneleri, 605’inci haftada 25 yıl önce Mehmet Ağar döneminde kaybolan Hüseyin Toraman’ın akıbetini sordu.
Galatasaray Meydan’ında 605 hafta önce adalet arayışına çıkan Cumartesi Anneleri, bu hafta 27 Ekim 1991’de Kocamustafapaşa’daki evinden ekmek almaya çıktığı sırada silahlı ve telsizli kişilerce kaçırılan ve bir daha ulaşılamayan Hüseyin Toraman’ın dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mehmet Ağar’a nerede olduğu soruldu. Bu haftaki basın açıklamasına Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve kayıp yakınları katıldı.
Basın açıklamasından önce Rıdvan Karakoç’un ağabeyi Hasan Karakoç söz aldı. 21 yıldır meydanlarda olduklarını belirterek her gün yeni katliamlara tanık olduklarını ve Şırnak, Cizre’de yaşanan katliamları hatırlatarak “Bin yıl da olsa bu mücadeleyi bırakmayacağız” dedi.
Kaya: Hakikatin sesi olmaya devam edeceğiz
HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya darbe komisyonunda yaşanan itirafları dehşet ile dinlediklerini ifade ederek Mehmet Ağar’ın söylediği sözlerine yönelik “Ne diyor: ‘Biz zannediyorduk ki Solcular şiddetin içindeler ve bizim düşmanımız. Bunlar hep dışarıdan desteklenen insanlar sanırdık. Halbuki bunlar temiz fikirli insanlar, ellerine silah dahi almamışlar.’ Aradan 30 yıl geçtikten sonra bunu itiraf ediyorlar. Hakikatten korkuyorlar. Ama biz hakikatin sesi olmaya devam edeceğiz” diye ekledi.
Tanrıkulu: Bu Cumhuriyet, bu annelerle barışmadığı sürece eşit olamayacak
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, cumhuriyeti, herkesin insan haklarını savunan, laik ve demokratik cumhuriyet yapana kadar mücadele edeceklerini belirterek “Bu Cumhuriyet bu meydandaki annelerle barışmadığı sürece eşit olmayacak, demokratik olmayacak ve herkesin cumhuriyeti olamayacak. Biz herkesin birlikteliği ve barışı için bu meydanda olmaya devam edeceğiz” diye ifade etti.
Anne Toraman: Bu ülkede barış için uçacak güvercin bırakmadılar
HDP ve CHP milletvekillerinin konuşmaların ardından Galatasaray Meydan’ına gelemeyen Hüseyin Toraman’ın annesi Hatice Toraman'ın gönderdiği mektubu Mine Naziri okudu.
"25 yıldır kurban olduğum yavrumu arıyorum. Yaşadığım sürece de onu aramaktan asla vazgeçmeyeceğim. Devletin bunca yıldır yaptığı yetmiyor mu ki çıkıp Mehmet Ağar katilini konuşturuyorlar.
"Yezid kendi ağzıyla bizim çocuklarımızın elinde bıçak dahi olmadığını itiraf ediyor. Bu devletin savcısı hakimi yok mu niye bir şey yapmıyorlar. Yoksa solcuları öldürmek sizin kanunlarınızda suç değil mi?
"Ellerinden kan damlıyor, o kanlı ellerinle ekmeği nasıl tutuyorsun? Birde Hasan Ocak'ı sorduklarında 'bilmiyorum' diyorsun. Oğlum Hüseyin kaçırıldığında, üzerindeki sahte kimlikteki adını milletvekiline söyleyen sen değil miydin? Bu ne demek biliyor musunuz? Bu canımızı yakıp yakıp karşımıza geçip gülmektir. Sana ölüm bulmaya, Allah'tan ölüm dilenesin de Kenan Evren gibi ölmeyesin.
"Çeyrek asır olmuş yavrumu benden alalı. 'Git yavrum git buralardan git' dedim 'seni öldürecekler' dedim. 'Yok annem' dedi 'gitmem gidemem. Ben bütün insanların barış için yaşayacağı bir memleket için mücadele ediyorum. Zalimler gitsin, korkma anam sen bana bir şey olmaz' dedi. Ah oğul yüzüne bakmaya kıyamadığım oğlum. Bir bilsen bu ülkede barış için uçacak güvercin bırakmadılar."
Abla Toraman: Kanla bu örülmüş tarihi okuyun
Toraman’ın ablası Sakine Toraman da Mehmet Ağar’a tepki göstererek ülke tarihinin kanlı katliamlarını sıraladı.
“Senin Emniyet Müdürü olduğun dönemde bir sürü insan gözaltında kaybedildi. Hangi birini sayayım! Biz senin yaptıklarını iyi biliyoruz” diye konuştu.
Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına da değinen Toraman,
“Ben öğretmenim. Cumhuriyeti çocuklarıma nasıl anlatayım. Cumartesi meydanına bakın tarih burada yazılı. Kurulduğundan beri kanla örülmüş bu tarihi okuyun bu meydanda. Bir uçtan bir uca toprakları faili meçhullerin kanıyla örülmüş. Elimiz hep yakanızda olacak. Kuşaktan kuşağa devam edecek” dedi.
Pamuş: Hüseyin Toraman beyaz Toros'a bindirilerek kaçırıldı
Bu haftaki basın açıklamasını da Ayşe Pamuş yaptı. Pamuş, “Marmara Üniversitesi’nden yeni mezun olan 24 yaşındaki Hüseyin Toraman sosyalist kimliği nedeniyle polisin hedefindeydi.
“Hüseyin Toraman, 27 Ekim 1991 sabahı evinin önünden mahallelinin gözü önünde silahlı, telsizli, sivil giyimli kişiler tarafından 34 ATZ 56 plakalı beyazToros’a zorla bindirilerek kaçırıldı.
“Her 27 Ekim’de ısrarla söyledik, söylemeye devam edeceğiz; Hüseyin Toraman’ın kaybedilmesinden, başında Mehmet Ağar’ın bulunduğu İstanbul Emniyeti ve başında Orhan Kaya’nın bulunduğu Gebze Emniyeti sorumludur.
“Mesut Yılmaz Başbakanlığındaki 48. Hükümet ve Süleyman Demirel Başbakanlığındaki 49. Hükümet sorumludur.
“Her 27 Ekim’de ısrarla söyledik, söylemeye devam edeceğiz; 25 yıldır Hüseyin’in akıbetini açığa çıkarmayan, faillerini yargılamayan tüm hükümetler bu insanlığa karşı suçtan sorumludur.
“Hatice Toraman’ın, “ 25 yıl önce bize ‘oğlunuz emniyettedir, merak etmeyin, evinize gidin’ diyen Mehmet Ağar cevap ver; oğlum nerede?” diyen sesi bugün bizim de sesimizdir. Cevap ver Mehmet Ağar Hüseyin Toraman nerede?” diyerek basın açıklamasını sonlandırdı.

DİHA editörü Sedat Yılmaz: Gerekirse kendi evimize büro kuracağız

Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ajans, dergi ve gazeteler arasında yer alan Dicle Haber Ajansı’nın (DİHA) editörlerinden Sedat Yılmaz, Sendika.Org’a konuştu.
Yılmaz, özgür basın olarak bu saldırılarla ilk kez karşılaşmadıklarını, bu yöntemlerin kendilerini yıldırmayacağını, bir yolunu bulup mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi:
“Alternatifsiz değiliz. Gerekirse herkes kendi evinde büro kuracak. İnterneti de kesse, telefonu da kesse, 21. yüzyılda yol yöntem bitmez.”
“Bizi Cemaat’le karıştırıyorlar”
AKP’nin Cemaat’e karşı uyguladığı yöntemlerle kendilerini bastırmasının mümkün olmadığını vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:
“AKP iktidarı bizi Fethullah Gülen Cemaati’yle karıştırıyor herhalde. Aynı yöntemlerle Kürtleri de susturabileceğini zannediyorsa yanılıyor. Kürtler, Cemaat gibi iktidarla kafakol ilişkisine girerek var olmadı. Beyhude bir çaba içindeler.”
“Türkiye halklarına yönelik, 21. yüzyılda olmaması gereken absürd bir durumla karşı karşıyayız. Türkiye halklarına yazık oluyor.”
Irak ve Suriye’deki yenilginin yansıması
“Musul’dan kovuldu, Suriye’de yenildi. Dışarıda dayak yedikçe, içerde çocuğuna karşı terör estiren bir baba, bir reis gibi davranıyor. Ama o çocuk bir isyan üretmiştir.”
“Devam edeceğiz. Gerekirse evimizi, işyerimizi, parkı, bahçeyi kullanacağız. Sonuna kadar gideceğiz, direneceğiz. Umudumuzu yitirmedik.”
48 kez engellendi, yetmeyince kapatıldı
DİHA’nın internet sitesi 25 Temmuz 2016’dan bu yana 48 kez erişime engellendi. Bu yolla başarılı olamayan iktidar şimdi de ajansı toptan kapatma yoluna başvurdu. DİHA emekçileri “Bu da bizi susturamayacak” diyorlar.

675 sayılı KHK ile KESK üyesi en az 615 kişi ihraç edildi

Bakanlar Kurulu bugün (29 Ekim) 675 ve 676 sayılı iki yeni Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yayımladı.
Yayımlanan KHK’lerle KESK’e bağlı Eğitim Sen üyesi en az 528 kişi ihraç edildi. Diyarbakır Eğitim Sen sosyal medya hesabından Diyarbakır’da 100, Antep’te 59, Dersim’de 53, Van’da 57, Şırnak’ta 41, Urfa’da 33, Siirt’te 34, Muş’ta 33, Mardin’de 52, Malatya’da 55, Hakkari’de 9 olmak üzere toplam 528 kişi ihraç edildiğini duyurdu.
Ayrıca Diyarbakır’dan SES üyesi 87 sağlık emekçisi de ihraç edildi.
Bölgede;
Amed100
Antep59
Dersim53
Van57
Şırnak41
Urfa33
Siirt34
Muş33
Mardin52
Malatya55
Hakkari9 olmak üzere toplam 528 kişi ihrac edildi.
— Diyarbakır EğitimSen (@egitimsen21) 29 Ekim 2016

Demirtaş: Açın interneti halk bize tepki göstersin

Polisin plastik mermiler, biber gazı ve tazyikli su ile saldırısına direnişle karşılık verdiler. Polisin saldırısı sonucu bazı öğrenciler yaralansa da, kitle çevrede bulunan dükkanları kullanarak geri çekilmedi ve  direnişe devam etti.
Toplumsal desteği arkasına alan, işçi hareketi tarafından da desteklenen öğrenci direnişi, Güney Afrika’da devasa boyutlara ulaşan gelir eşitsizliğinin ve toplumsal adaletsizliğin kapanabilmesi için parasız üniversite eğitimi talebinde ısrar ediyor.
Bir turizm şehri olan Cape Town’da devlet, öğrencileri sokakta daha fazla görmek istemediği için bir an önce okullarına dönmelerini istiyor. Öğrenciler ise “Ailelerimizden herhangi bir destek alabilecek durumda değiliz, okullara nasıl döneceğiz?” diye cevap veriyorlar.
Maliye Bakanı öğrencilere “Şiddeti durdurun” çağrısı yaparken, yüksek eğitime daha fazla ek kaynak ayıracakları sözü verdi.
Öğrenciler, Temsilciler Kurulları oluşturup her fakülte ve üniversitede tabandan başlayarak yapılan tartışmalar sonucu geçen yıl parasız yüksek eğitim için direnişle hükümeti karar almaya zorlama stratejisini benimsediler.
Siyah öğrencilerin çoğu yoksul ailelerden geldiklerini ve ailelerinin bu paraları ödemelerinin mümkün olmadığını, öğrenime devam edebilmek için için parasız eğitimin kendileri için tek yol olduğunu söylüyorlar.
(Isyandan.org)

Berkin için ıslık çalan avukata 10 ay hapis..!

Gezi protestoları sırasında 16 Haziran 2013 tarihinde polisin attığı gaz fişeği sonu komaya giren 15 yaşındaki Berkin Elvan, 269 gün boyunca komada kalmış, vücut ağırlığı 16 kiloya düşmüştü. Elvan, yattığı hastanede tedavilere yanıt vermeyerek, 11 Mart 2014 tarihinde,  15 yaşındayken hayatını kaybetmişti. Elvan’ın hayatını kaybettiği gün ise Ankara Güvenpark’ta protesto eylemi yapılmıştı.
Güvenpark’taki eyleme katılan 40 kişi hakkında çeşitli suçlamalarla Ankara 32. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davanın karar duruşması ise geçtiğimiz gün görüldü. 40 sanığa çeşitli gerekçelerle 5-7-10 ay arasında cezalar verildi.
“Islıkla polise mukavemet”
Kararda en dikkat çekeni ise ÇHD Ankara Şube Başkanı Murat Yılmaz’a verilen oldu. Yılmaz iddianameye Berkin protestoları sırasında ıslık çaldığı için girmiş ve “toplantı gösteri yürüyüşlerine muhalefet, görevli memura mukavemet”le suçlanmıştı. Yılmaz’a iki ayrı suçlamadan toplam 10 ay hapis cezası verildi. Hakim bu hapis cezasının infazını erteledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan olduğu 14 Mart 2014 tarihinde katıldığı Gaziantep mitinginde Berkin Elvan’ın annesi hakkındaki sözleri üzerine mitinge katılanlar acılı anneyi yuhalamıştı. Elvan, AKP iktidarına yakın karikatür dergisi Misvak tarafından da hedef alınmıştı.

Gültan Kışanak'tan haber var: “Sağlığı da morali de iyi”

HDP ve DBP’li belediyelere yönelik operasyonlar kapsamında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorgusu devam ediyor.
OHAL nedeniyle 5 günden önce avukat yapılamaması nedeniyle Kışanak’la avukatı Mehmet Emin Aktar bugün görüşebildi.
Aktar, Twitter'dan “Gültan Kışanak ile 4 gün sonra avukatları olarak görüşebildik. Sağlığı da morali de yerinde…” mesajını paylaştı.
Davet üzerine Meclis Darbeyi Araştırma Komisyonu’nda konuşan Gültan Kışanak, Ankara dönüşü Diyarbakır Havalimanında, Fırat Anlı ise evinde gözaltına alınmıştı. Savcılık, Kışanak ve Anlı’nın ‘PKK soruşturmas’ kapsamında gözaltına alındığını açıklamıştı.

Mahkeme Değil Adeta Oyuncak Şeriatçı Tekmeci Yeniden tutuklandı..!


İETT otobüsünde yolculuk eden hemşire Ayşegül Terzi’ye saldırına Abdullah Çakıroğlu tutuklanarak yeniden cezaevine konuldu. Çakıroğlu, başsavcılığın itirazı ve mahkemenin kararı üzerine önceki gün yeniden gözaltına alınmıştı.
Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan Çakıroğlu’nun dün sabah saatlerinde emniyetteki işlemleri tamamlandı. Çakıroğlu, 11.30 sıralarında Anadolu Adalet Sarayına gönderildi. Burada nöbetçi mahkemeye çıkan Çakıroğlu’nun hakkındaki tutuklama kararı yüzüne okundu. Daha önce 44 gün tutuklu kalan Çakıroğlu, yeniden cezaevine gönderildi.
NE OLMUŞTU?
İstanbul Çekmeköy’de, bir belediye otobüsünde hemşire Ayşegül Terzi’ye şort giydiği için saldıran Çakıroğlu, güvenlik kamerası görüntülerinden tespit edilerek gözaltına alınmış ancak mahkemece serbest bırakılmıştı. Mahkeme kararı kamuoyunda infiale neden olurken, savcılığın itirazı üzerine ikinci kez gözaltına alınan Çakıroğlu tutuklanmıştı. Ancak, Çakıroğlu 26 Ekim’de görülen davanın ilk duruşmasında tahliye edilmişti.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı Fehmi Tosun’un talimatı üzerine harekete geçen Başsavcı vekili Abdurrahman Üşenmez, Çakıroğlu’nun yeniden tutuklanmasını talep etti. Abdurrahman Üşenmez tahliye kararına itirazını İstanbul Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesi’ne iletti. “İnanç düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme”, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama”, “Kasten yaralama” ve “Hakaret” suçlarından toplamda 2 yıl 7 aydan, 9 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Çakıroğlu bu akşam yeniden tutuklandı.