29 Ocak 2017 Pazar

Nancy de Devrim Şehitlerini Anma etkinliği Gerçekleştirdik..!

Fransanın Nancy Halkın Birliği okurları olarak 29 Ocak Pazar günü ACTİ derneğinde "Şehitlerimizin anılarını devrimi kavgayı büyüterek yaşatacağız " şiarıyla anma etkinliği gerçekleştirdik. Onlarca göçmen emekçilerinin katıldığı anma etkinliği, devrim ve sosyalizm savaşımında kaybettiklerimizin anısına saygı duruşuyla başladı. Ardından bir yoldaş devrim ve sosyalizm savaşımında kaybetmiş olduğumuz şehitleri anmak ve Onların değerlerini yaşatmanın ne anlama geldiği ilişkin yapmış olduğu konuşma ve başka yoldaşların soruları ve konuşmalarıyla devam etti.
Yoldaş konuşmasında; içinde geçmekte olduğumuz politik sürecin zorluğunun ancak , devrimci görevlere sıkıca sarılarak, sorumluluk bilinci içinde öne atılıp, şehitlerden öğrenerek aşılacağına vurgu yaparak, sözlerine başladı. Ardından, devrimci ve komünistlerin yürüyüşünde ölümleriyle simgeleşen şehitlerimiz anmak ve onlardan öğrenmenin, Onlar gibi feda ruhu içinde ileriye atılmak, buz kıran rolünü oynamanın her zamandan daha bir önem taşıdığına vurgu yaptı. Bu bakımdan şehitlerimizin devrimci ideallerini ve erdemlerini işçi sınıfı ve emekçi kitlelere, yeni genç kuşaklara taşıma görevi omuzlarımızda duruyor." sözleriyle konuşmasına devam etti.
Biliyoruz ki, Onların anılarına bağlı kalmak, onların amaç ve ideallerine bağlı kalmaktır! ". şehitlerimizi anma ve Onlara sahip çıkmada bize yol gösterecek olan anlayış budur. Bu içerik, engelleri sakınmasızca ve yaratıcılıkla aşma örgüt/devrim yolunda istikrarlı ve sıçramalı bir ilerleme, faşist karşı,devrime karşı militan proleter devrimcilik kişiliğini kuşanma olarak var edilmelidir.
Şehitlere tutkulu bağlılık, güçlü bir devrimci gelenektir. En zorlu etaplarda dahi, şehitlerin anılması, onların devrimci anılarının komünistler ve kitleler nezdinde körüklenmesinden asla vazgeçilmemiştir. Bu sayede şehitlerde simgelenen komünist ve temiz yoldaşlık değerlerin etkisinde kalarak pek çok kişi devrimci saflara katılmıştır. Onlarla birlikte anılan "ilk kurşun", işkencede ser verip sır vermeme gibi İbrahim Kaypakkaya yoldaş gibi militan tutumlar devrimci istikrar ve ataklık kavgasının seçkin sembolleri ve mücadele çağrıları olarak Türkiye devrimci hareketinin belleğinde silinmez izler bırakmışlardır.
Şehitlere bağlılık kazanılmış bir değer ve bir gelenek olmakla birlikte, ona daha yüksek bir bilinç, yoğunluk, kapsam ve içerik kazandırmak zorunludur. En başta onların daha derinden kavranması gerekiyor. Ölümü kucaklayışlarındaki ikircimsizlik ve devrimci netliği büyük bir sadelik ve doğallıkla yaratan proletaryanın sosyalizm davasına adanmışlık ve burjuva dünyasını kendi içinde en ince kıvrımlarına dek reddetme, yıkma eylemi özümlenmelidir. Her türlü tabulaştrmadan uzak, seçkin komünist kimlikleri ve kurucu özellikleriyle devrim ve komünizm davası için ortaya koydukları yaratıcılık, engel tanımazlık ve kilitlenmişlik özümlenmelidir. Yalnız faşist karşı-devrime değil onun ve ideolojisinin karşımıza çıkardığı her türlü güçlüğe karşı teslim olmak bilmeyen çemberleri bir bir yaran komünist irade ve başeğmezlikleri özümlenmelidir. Hangi yaş ve konumda olursa olsun, yenilenmeyi, devrimci tazelenmeyi, yüzü ileriye, her açıdan ileri, bilimsel ve gelişkin olana dönük olmayı nasıl simgeledikleri iyi kavranmalıdır. Şehitlerin yalnızca "son anları"yla değil bütün bu karakteristik özellikleriyle kavranışı, faşist karşı-devrim ve liberal reformist akımlar tarafından silikleştirilmeye çalışılan devrimci komünist kimliğe bir kez daha çifte su verecek ve çelikleşmesini sağlayacaktır.
Kuşkusuz şehitlere duyulan saygı ve bağlılık belirli an ve günlere sıkıştırılamaz. Ancak bu, onların ölüm yıldönümlerini her yıl daha güçlü bir biçimde anma, her buluşmada daha ileri bir kitleselIik ve militanlıkla yer alma görevini de dışlamaz. Her komünist, komünizm sempatizanı ve antifaşist, şehitlerin devrime bağlılıklarını, ödedikleri bedeli, onlara olan borcun ölçüye vurulamaz olduğunu asla unutmamalıdır. Şehitleri anma etkinliklerine katılım faşist karşı-devrimin saldırısı ne kadar yoğun olursa olsun, şehitlere layık biçimde katılarak sürdürülmelidir. Anmalar örgütü ve devrimi örgütlemenin , geliştirmenin kaldıracı, yeni komünist çevreler oluşturmanın ebesi olarak değerlendirilmelidir.
Çünkü Onların inancı, en yok edici silahlardan daha güçlüydü. İşkencehanelerde, idam sehpalarında, çatışmalarda, gösterilerde, direnişlerde, ölüm oruçlarında, barikatlarda, feda eylemlerinde ve dağlarda, işçi sınıfı ve halklarımızın kurtuluşu için feda ettiler hayatlarını. Korkuyu ve ölümü paçavraya çevirdiler. Çaresizliğin, boyun eğişin, suskunluğun zincirlerini paramparça ettiler. Kalplerindeki büyük devrim ve halk sevgisinin ve cesaretin ateşiyle tutuşturdular hayatı.
Oğullarınız ve kızlarınızdı onlar. Arkadaşlarınız ve kardeşlerinizdi. Umudunuz ve yüz akımıızdı. Onurumuz ve gülüşümüzdü Lenindi,Roza Lüksemburgdu, M.Suphi ve 14 yoldaşıydı,Mahir Çayamdı, Deniz gezmişti,Simnan Cemgildi, Mzlumdoğandı, .AliHaydardı, Kaypakkayaydı,İrfandı, Münirdi, Yüceldi, Aliydi, Mustafaydı, Meraldi, Ahmet Muharremdi, Nuraydı, Toramandı, Altılardı, Kemaldi, Ali Ekberdi,Neclaydı, ve daha burada adlarını ı burada sayamadığımız onlarca şehidimiz, yok edilememiş insanlığımız ve kirlenmemiş vicdanımızdılar.
Örgütümüz Ocak ayında , devrim ve sosyalizm kavgasının o ölümsüz bayraktarlarını birkez daha anıyor.
Onları anmak; sömürüye zulme, işsizliğe, yoksulluğa baş kaldırmaktır. Onları anmak, umudu ve özgürlüğü bir bayrak gibi dalgalandırmaktır.
Öyleyse, işçiler,emekçiler,emekçi kadınlar ,gençler, yoldaşlar!
İşçi sınıfımızın, yoksul emekçilerin, çile çekenlerin, zulüm ve eza görenlerin, boyunduruk altında tutulanların kurtuluşu uğruna ölümsüzlüğe yürüyen devrim şehitlerimizin anılarına sahip çıkıp onlardan öğrenmeli ve onların ideallerine sıkıca sarılmalıyız.
Ve onların yaktığı devrim ateşini harlamak için ,Onların yaşamlarında öğrenerek ideallerini zafere taşımak için devrimci görevlere sıkıca sarılarak ileri atılmalıyız. Ve en önemlisi de, onların şerefle taşıdığı devrim ve komünizm bayrağını cesaretle yükseltmeliyiz. KP-İÖ saflarına katılarak halklarımızın faşist diktatörlüğe ve emperyalist düşmanlarına kahredici darbeler vurmak için silkelenip ayağa kalkmalı ve gidişata dur demeliyiz.. sözleriye konuşmasını sonlandırdı.
Devrim Ve Sosyalizm İçin Toprağa Düşenler Ölümsüzdür!
Şehitlerimiz Devrim Ve Sosyalizm savaşımımızda Yaşıyorlar!
Dökülen her damla kanın Hesabını, Mutlaka Soracağız !
Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!

Fransa-Nancy Halkın Birliği Okurları 

‘Gözaltılar ‘Evet’ kampanyasının bir parçası’..!

Bugüne kadar dokunulmazlıkları kaldırılan 54 HDP’li vekilden 26’sı gözaltına alındı, 12’si ise tutuklandı. Gözaltına alınıp bırakılan HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, HDP’li vekillere yönelik operasyonların AK Parti’nin “Evet” kampanyasının bir parçası olduğunu söyledi.
Meclis’ten geçtiğimiz Mayıs ayında kabul edilen ve Haziran’da onaylanarak yürürlüğe giren “dokunulmazlıkların kaldırılması” düzenlemesi, HDP’li milletvekilleri için gözaltı ve tutuklamalara dönüştü. AK Parti, MHP ve CHP’li vekillerin de yüzlerce dosyası bulunmasına rağmen yargı sadece HDP’liler için harekete geçti. 4 Kasım 2016’da eşzamanlı başlatılan operasyondan bu yana dokunulmazlığı kaldırılan ve aralarında eş genel başkanların da bulunduğu 54 HDP’li vekilden 26’sı gözaltına alındı, 12’si tutuklandı.
11 VEKİL HALA TUTUKLU
4 Kasım’da gece yarısı evlerine düzenlenen polis baskınıyla gözaltına HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, Grup Başkanvekili İdris Baluken, Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, Mardin Milletvekili Gülser Yıldırım, Şırnak milletvekilleri Ferhat Encu ve Leyla Birlik, Hakkari milletvekilleri Nihat Akdoğan, Selma Irmak ve Abdullah Zeydan, çıkardıkları mahkemece tutuklandı. 13 Aralık’ta da gözaltına alınan HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel ve Kadın Meclisi Sözcüsü Besime Konca da tutuklanarak cezaevine konuldu.
HDP Şırnak Milletvekili Leyla Birlik, 2 ay tutuklu kaldıktan sonra 4 Ocak'ta tahliye edildi.
Yurtdışında bulunan Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız ve Van Milletvekili Tuğba Hezer Öztürk için ise yakalama kararı çıkartıldı.
BİR HAFTADA 10 GÖZALTI
Anayasa değişikliği teklifinin Meclis’ten geçmesinden sonra HDP’li vekillere yönelik gözaltılar yeniden başladı. Son bir haftada Sırrı Süreyya Önder, İmam Taşçıer, Ayşe Acar Başaran, Mehmet Emin Adıyaman, Osman Baydemir, Ahmet Yıldırım, Hüda Kaya, Meral Danış Beştaş, Altan Tan ve Ayhan Bilgen gözaltına alındı.
Hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında bugün Ankara Esenboğa Havaalanı’nda gözaltına alınan HDP Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen ile birlikte bugüne kadar gözaltına alınan HDP'li vekil sayısı 26'ya ulaştı.
ADLİ KONTROL ŞARTI
Sırrı Süreyya Önder, Ziya Pir, İmam Taşçıer, Ayşe Acar Başaran, Alican Önlü, Mehmet Emin Adıyaman, Nimetullah Erdoğmuş, Osman Baydemir, Ahmet Yıldırım, Hüda Kaya, Meral Danış Beştaş ve Altan Tan ise gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
‘EVET KAMPANYASININ BİR PARÇASI’
Hafta içerisinde gözaltına alınıp serbest bırakılan HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, milletvekillerine dönük operasyonları dihaber’e değerlendirdi.
Referandum sürecine girilen bir dönemde yaşanan bu gözaltıları AK Parti’nin “Evet kampanyasının bir parçası” olarak yorumlayan Yıldırım, dün yaşanan gözaltılarda 6-8 Ekim Kobanê olaylarıyla ilgili olarak o dönem yapılan MYK açıklamasının gerekçe gösterildiği bilgisini verdi. Yıldırım, bunun iki yılı aşkın bir süre önce yapılmış olması bir tarafa dokunulmazlık düzenlemesinin Meclis’ten görüşüldüğü sırada bununla ilgili fezlekelerin olmadığına da dikkat çekti.
Yıldırım, “MYK kararı bir fezleke olarak yoktu, dokunulmazlıklar 20 Mayıs’a kadar hazırlanmış olan dosyalar için fezlekeler vardı. O güne kadar hazırlanmamış bir fezlekenin gözaltı ve operasyon konusu yapılamaz. Başından beri hukuksuz olan bu süreç bir yana bu ayrıntı dahi bunun bir hukuk garabeti olduğunu ortaya koyuyor” dedi.
‘BAŞKANLIK HAYALLLERİNİ SUYA DÜŞÜREN HDP’DİR’
Operasyonlarla partilerinin gücünün kırılmak ve çalışma enerjisinin başka yere dağıtılmak istendiğini ifade eden Yıldırım, “Bu güne kadar başkanlık hayallerine müsaade etmeyen tek parti HDP idi. Ne MHP ne de CHP’de bunu başaramadı. Başkanlık hayallerini suya düşürenin HDP olmasından dolayı da HDP’nin bu süreçte yürüteceği bir kampanyanın yeniden bu hayali suya düşüreceği korkusu yaşıyorlar” dedi.
‘BUNCA OPERASYON AKP’YE YAPILSAYDI...'
Yıldırım, operasyonların sonuç alıcı olamayacağını da belirterek, “Nafile bir çaba içesindedir. Sadece parti yöneticileri ve milletvekilleriyle var olan bir parti değil, bir halk hareketiyiz. 11 milletvekilimiz, binlerce yönetici ve üyemiz tutuklu olmasına rağmen bu halk hareketi halen ayakta ve yılmadan da yürüyüşüne devam ediyor. Eğer bu kadar operasyonlar AKP’ye yapılmış olsaydı emin olun AKP şu an kapısına kilit vurmuş olurdu” ifadesini kullandı.
Yıldırım, 4 Kasım’dan bu yana yapılan tüm operasyonların “başkanlık sistemini” öngören rejim değişikliği sürecinin bir parçası olduğunu kaydeden Yıldırım, “Çalınmak istenen minareye kılıf amacı taşıyor. Gerici bir rejim getirilmek isteniyor. Bunun önünde olan HDP’nin de iradesini kırarak bunu gerçekleştirmek istiyorlar” dedi.


Hüda Kaya: İnançlarıma göre giyinmeme izin verilmedi..!

Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Diyarbakır Adliyesi önünde açıklama yaptı. Kaya, “Müsait olmadığımı belirtmeme rağmen onlarca polis bulunduğum odaya girdi. İnançlarıma, ilkelerime göre giyinmem gerekirken, görevliler buna dahi izin vermeden odama daldı ve şiddet kullandı” dedi.
Evrensel gazetesinin haberine göre, HDP milletvekilleri Feleknas Uca, Sibel Yiğitalp, Ziya Pir ve İmam Taşçıer’le birlikte adliyeden çıkan Hüda Kaya, Diyarbakır Adliyesi önünde açıklama yaptı.
Gözaltına alınmasının 6-8 Ekim Kobani olaylarına ilişkin soruşturma kapsamında olduğunu belirten Kaya, şunları söyledi:
“5 gündür Afyon’da idim. Dün gece kaldığım yerin etrafı sarılarak, müsait olmadığımı belirtmeme rağmen onlarca polis bulunduğum odaya girdi. İnançlarıma, ilkelerime göre giyinmem gerekirken, görevliler buna dahi izin vermeden odama daldı ve şiddet kullandı, kelepçelenerek gözaltına alındım. Saatlerce nerede olduğumu soranlara dahi bilgi verilmedi.”
‘BİZ DEĞİL, ÖNERGELERİ REDDEDENLER YARGILANMALI’
HDP olarak 6-8 Ekim olaylarının araştırılması için önergeler verdiklerini hatırlatan Kaya, “O önergeler bugün bizi bu olaylar nedeniyle mahkum etmek isteyen iktidarın milletvekilleri tarafından reddedildi. Eğer bu olay teklifimiz doğrultusunda mecliste aydınlatılmış olsaydı bugün burada bu manzarayı yaşamış olmayacaktık. Asıl yargılanması gerekenler bu olayların aydınlatılmasının önüne geçenlerdir” şeklinde konuştu.
‘BÖYLE BİR ORTAMDA REFERANDUM SONUÇLARI MEŞRU OLMAYACAKTIR’
Kendisiyle birlikte sırasıyla HDP milletvekilleri Meral Danış Beştaş ve Altan Tan’ın da gözaltına alındığını dile getiren Kaya, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“HDP üzerinde tam da referandum sürecinde muhalif olana, farklı düşünene nasıl bir linç yaşatıldığını biz burada birebir yaşadık, tanık oluyoruz. Böylesine sağlıksız, böylesine özgürlüksüz bir ortamda ortaya çıkacak referandum sonucu da asla meşru olamayacaktır. Çünkü eşit şartlarda sandığa giden taraflar yoktur. Türkiye’nin de manzarası budur.”

‘Hepimiz Müslümanız’..!

7 Müslüman ülkenin vatandaşlarına ABD ’ye giriş yasağı getiren Donald Trump’ın kararına karşı, mahkemenin göçmen ve mültecilerin sınır dışı edilemeyeceğine hükmetmesi, Amerika’da Trump karşıtı protestoları durdurmadı. Havaalanlarında toplanan Amerikalılar, ellerinde “Yasaklara hayır, duvarlara hayır”, “Duvarları yasaklayın”, “Hepimiz Müslümanız” dövizleriyle ayrımcılığa karşı tepkilerini gösteriyor.
Trump’ın Müslüman yasağı, ABD’nin dört bir yanındaki havalimanlarının bir anda eylemcilerle dolup taşmasına yol açtı. Göçmen ve mültecilerin sınırdışı edilmemesi yönündeki mahkeme kararı dahi protestoları dindirmedi.
New York’taki JFK Havalimanı’nda toplanan yaklaşık 2 bin eylemci, gece boyunda “Bırakın gelsinler” sloganları attı. Ellerinde “Biz bundan daha iyiyiz” ve “Göçmenler Amerika’yı büyük yapıyor” yazılı dövizler vardı.
Eylemciler arasındaki David Gaddis(43) “İnsanların harekete geçmesi şaşırtıcı değil. 1939’da yaşamıyoruz. İnsanlar buna direnmeye hazır. Trump’ın ofiste olduğu her gün, ulusal acil durumdayız” diye konuştu.
er görseli
21 Ocak’taki ‘Kadın Yürüyüşü’ne katılmadığını söyleyen Hanna Cowart(21) ise “İnsanların sessiz kalması zorlaşıyor” ifadelerini kullandı. Washington, Chicago, Minneapolis, Denver, Los Angeles, San Francisco ve Dallas havalimanların da geniş çaplı protestolara sahne oldu.

Trump'a 16 eyaletten ortak kınama

ABD'de Kaliforniya, Pensilvanya ve New York'un da bulunduğu 16 eyaletin başsavcıları, Donald Trump'ın vize yasağına karşı ortak bir kınama yayınladı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın 7 ülkenin vatandaşlarının ABD'ye girişini yasaklayan başkanlık kararnamesini imzalamasına tepkiler artmaya devam ediyor.
Kaliforniya, New York ve Pensilvanya dahil 16 eyaletin başsavcısı yayınladıkları bildiride "Bu kaotik ortamda mümkün olan en az sayıda insanın zarar görmesi için gayret edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Ayhan Bilgen:

‘Bizim çalışma yapmamızı engellemeye çalışıyorlar’ Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Ayhan Bilgen: ‘Bizim çalışma yapmamızı engellemeye çalışıyorlar’..!
Ankara Esenboğa Havalimanı'nda gözaltına alınan HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi. Bilgen, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Bilgen'den ilk açıklama

Bilgen, serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklamada referandum çalışmalarının engellenmeye çalışıldığını söyledi ve dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin olarak “Bu belki de başkanlık hesabı çok önceden başladığı için, bizim çalışma yapmamız engellenmek için yapıldı” dedi.

Kadınlar 'hayır' diyor..!

Anayasa değişikliğinin mecliste oylanıp referandum sürecinin başlaması üzerine kadınlar da harekete geçti ve referandumda neden hayır diyeceklerini konuşmak üzere bir araya geldi.
Taksim Hill Otel'de bir araya gelen Hayır Diyen Kadınlar (HayDiKadınlar) neden hayır dediklerini ve referanduma kadar neler yapacaklarını konuştu. Kadın Korosunun müzik dinletişiyle başlayan etkinlikte HayDiKadınlar Platformunun bildirisi okundu. "Biz kadınlar evden meclise, her alanda, tek adam yönetimine HAYIR diyoruz" denen açıklamada, yok sayılmaya, kadınların hayatının ve geleceğinin bir kişinin iki dudağı arasından çıkan söze bağlanmasına, başkanlık sistemine, yasama, yürütme ve yargı sisteminin, bütçe yetkisinin tek kişide toplanmasına ve en çok da savaşa karşı hayır diyeceklerini açıkladılar.
KADINLAR NEDEN ‘HAYIR’ DEDİKLERİNİ ANLATTI
Yüzlerce kadının katıldığı etkinlikte kadınlar tek tek söz alarak neden hayır dediklerini de açıkladı.
Yazar Oya Baydar, "Bu heyecan verici sesi meydanlara taşımalıyız" diye başladığı konuşmasına, "Korkunun ecele faydası yok, bu noktaya geldik, korkmadan sokaklarda olmalıyız" çağrısıyla devam etti. ‘Hayır’ kararının terörle bağdaştırılabileceğinin altını çizen Baydar, "Bizden terörist olmaz. Aksine mafya babaları ‘evet’ destekçisi olarak sahalara ineceğini açıkladı. Biz bu ülkenin en barışcıl insanlarıyız ve mahallelerde, sokaklarda tüm kadınlarla bir araya gelip ‘hayır’ı güçlendirmeliyiz" diye konuştu.
CHP Parti Meclisi Üyesi Canan Kaftancıoğlu da kadınların birlikteliğinin önemine vurgu yaparak diktatörlüğe karşı hayır deme çağrısı yaptı. Kaftancıoğlu, sandıktan hayır sonucu çıkacağına güvendiğini de belirterek "Asıl işimiz hayırdan sonra başlayacak" dedi.
"Yangın yerine çevrilen bu ülkede umut var, umut artıyor" diyen Çiğdem Aydın da "Laiklik ve sosyal devlet olmazsa kadınların kazandığı tüm haklar elden gidecek, bunun için reisliğe hayır diyoruz" diye konuştu.
‘HAYIR BİZE AZ GELİR, BİZİM İŞİMİZ DAHA DA BÜYÜK’
"Biz yaşamı özgürleştirmek için bir aradayız" diyen Akademisyen Beyza Üstün, "Hayır bize az gelir, bizim işimiz daha büyük, biz yaşamı özgürleştireceğiz. Reisliğe de başkanlığa da hayır diyeceğiz" dedi.
Yazgülü Aydoğan, "Bizi ayrıştırmak için yapılan referandum bizi ‘hayır’da birleştirdi" derken, Yurdagül Erkoca da kadınların tüm farklılıklarını bir kenara bırakarak ‘hayır’da birleşmesi çağrı yaptı.
Yazdığı kitap nedeniyle 6 yıl hapis cezası verilen Gazeteci Arzu Demir "Son 1 yıldır yaşadıklarımız bile hayır demek için yeterli. Hakikati gizlemeye, bizim itiraz etmemize engel olmaya, bizi pişman etmeye çalışıyorlar. Ama biz gazeteciler olarak sarayın basın danışmanı olmayacağız. Kadınların ‘hayır’larını yazmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
‘KADIKÖY'DE KHK'LERE KARŞI BİR KADIN DİRENİŞİ YEŞERİYOR’
KHK ile işten atılan ve Kadıköy'de günlerdir direnişe devam eden Betül Celep de "Kadıköy'de KHK'lere karşı bir kadın direnişi yeşeriyor" diyerek tüm kadınları OHAL ve KHK’lere karşı birlikte mücadeleye çağırdı. Betül Celep, ayrıca "Tüm baskılara karşı Gebze'de, Tuzla'da, Çorlu’da, sanayi bölgelerinde asgari ücretle geçinmeye çalışan, sendiklaşma mücadelesi veren işçi kadınların ‘hayır’ını duyuyorum ve taşıyorum" diye konuştu.
Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Komisyonu adına konuşan Sevim Yalıcakoğlu ise Alevi kadınların hayır diyeceğini vurgulayarak, "Yök edilen, katliama uğrayan, kadınlar ve kız çocukları için hayır diyeceğiz" diye konuştu.
"Sizi görünce barışa olan umudum artıyor" diyen Barış annesi Güler Buğday, "Haksız savaşa, kadın katliamına, kadınların bedeninin teşhir edilmesine hayır diyorum. Bütün kadınları da acı çeken annelerin sesinin duyulması için hayır demeye davet ediyorum" diye konuştu.
‘EKMEK VE GÜL KADINLARIN SESİ OLMAYA DEVAM EDİYOR’
Ekmek ve Gül adına konuşan Gizem Örnek de OHAL ve KHK’lerle basının sesinin susturulma çabalarına karşı Ekmek ve Gül olarak kadınların sesi olmaya, kadınların sözünü taşımaya devam ettiklerini vurgulayarak hayır diyen kadınlar olarak hayır deme sebeplerini tüm kadınlara anlatma, her alanda kadınlarla bir araya gelme çağrısı yaptı.
"Hayırları paylaşmak umudu paylaşmaktır" diyen Zeynep Torunbay ise, "Kadınlar hep umuttan yanadır, barıştan yanadır. Bu yüzden eminim ki kadınların tercihi hayır olacak" diye konuştu.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav da 'hayır'ın önde olduğunu ama kadınlar arasında daha da önde olduğunu vurgulayarak "Siyasete geri adım attırabilen sadece kadınlar oldu. Şimdi önümüzde daha karmaşık bir süreç var ama bunu da başaracağız. Hayır diyeceğiz" dedi.
Hayır Diyen Kadınlar, bu etkinliğe katılacak olan HDP Milletvekili Hüda Kaya'nın gözaltına alınmasına tepki gösterdi.