26 Şubat 2017 Pazar

Yürek İşçisi Hasan Hüseyin Korkmazgil Ölümünün 33.Yılında Kavgamızda Yaşıyor..!.

Evvelinde TKP’li, sonrasında TİP’lidir; sol cenahın yüreklerinde yer edinmiş emekçileirn şairidir…
‘Kızılırmak’ın ruhu, Anadolu’nun hakiki sesi; ömür boyu mücadelenin öyküsünün özetidir yaşamıdır…
Saçları uçuşan halkçı devrimci şair; içtenlik, bitmez bilgeliktir…
Ve baştan ayağa aşk, isyan, mücadele ve umuttur…
“Gel benim darmadağın direncim/ gücüm/ emeğim/ çilem gel/ gel benim büyük acım/ gel ve bitir şu işi!/ kalaylardan mı gelirsin bolivya’lardan/ rio’nun favelalarından mı/ ispanya’dan mı viyetnam’dan mı/ zonguldak kömürlerinden mi gelirsin/ çukurova’lardan mı/ yellerle mi gelirsin ateşlerle mi/ uçarak mı koşarak mı yırtınarak mı/ gel işte gel gayrı/ gel/ gel/ gel de bitir şu işi,” dizeleriyle umutludur; memleketten, hayattan, topraktan, dünyadan
1927’de Sivas’ın Gürün ilçesinde doğdu
Yedi kardeşi vardı; tek okuyabilen o oldu. İlkokulu babasının hademelik yaptığı mektepte okudu. Ortaokula gidemedi; Ziraat Bankası şubesinde getir götür işlerinde çalışmaya başladı. 20 Kasım 1979’da faşistlerce katledilen Dr. Necdet Bulut’un babası bankanın müdürüydü. Hasan Hüseyin’le yakından ilgilendi. Parasız yatılı okul sınavlarına girmesine sebep oldu.
Sınavın yapıldığı Sivas’a gitmek için, komşularından ödünç alınan ayakkabıyla 60 km yolu yürüyerek gitti. Kazandı. Niğde ortaokulu ve sonra Adana erkek lisesi’nde okudu.
Okulda dünya edebiyat klasikleriyle tanıştı. Şiir yazmaya başladı.
Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirip Türkçe öğretmeni oldu.
Maraş-Göksüne öğretmen olarak atandı.
Nâzım Hikmet şiirlerini okuduğu için ihbar edildi. Adı, 1951’deki TKP davası dosyasındaydı. Üç yıla mahkûm oldu. Bütün kamu hakları elinden alındı. Elbistan ve Nevşehir cezaevlerinde yattı.
Cezaevinden çıktıktan sonra ekmek parası kazanmak için İstanbul’a gitti. Bu kez askere alındı; üniversite mezunu olmasına rağmen er olarak 27 ay askerlik yaptı.
Askerlik sonrası baba ocağına döndü. Kahvelerde karakalem portre ressamlığı yaparak, tabela boyayarak ve okuryazar olmayan ailelerin askerlik mektuplarını yazarak geçimini sağladı.
Şiirden hiç kopmadı. İlk şiiri 1959’da ‘Dost Dergisi’nde çıktı. Ayrıca yazdığı iki oyun radyoda piyes oldu.
1960 sonrası Ankara’ya yerleşti. ‘Akis Dergisi’nde düzeltmen/redaktör olarak çalıştı. Basın-İş Sendikası’nın genel sekreterliğini yaptı.
Doğan Avcıoğlu’nun çıkardığı ‘Yön’ ve TİP’in yayın organı ‘Sosyal Adalet Dergisi’nde makaleler yazdı.
İlk yapıtı ‘Kavel’ 1963 yılında çıktı. Yeditepe şiir ödülü’nü kazandı. Sadece şiir değil, mizah öyküleri de yazıyordu. 1966 yılında ‘Kızılırmak’ kitabından dolayı yargılandı. Beraat etti.
1969 seçimlerinde Çorum’dan TİP milletvekili adayı oldu. Kazanamadı. Partide Mehmet Ali Aybar’a yakındı.
1973 yılında çıkardığı ‘Acıyı Bal Eyledik’ şiir kitabıyla daha da ünlendi.

1983 yılında evinde çalışırken beyin kanaması geçirdi. 6 ay hastanede, 6 ay evde (376 gün) yoğun bakımda kaldı. Ve 26 Şubat 1984 yılında Ankarada yaşama gözlerini kapadı. Anısı emekçilerin kavgasında yaşıyor,yaşayacaktır.

Müjde


Bir selamı ola
gele kuşun kanadında bahar
kanlı kavgalı
yiğit dövüşenlerin soluğunda
akan kızıl kanda çimlenip yeşere gül
adını özlem koya
sıvışıp kara gecenin altından
toprağa erişe güneş
umudu sağa
memesinden vere köküne
Her bitki kendi kökleri üzerinde yeşerir.''
 Kendi kökleri üzerinde yeşermeyen her bitki köksüzdür,
 köksüzlükte kültürsüzlüktür.
Kültürel değerini yitirmek kendi köklerini yitirmektir.
 Kendi köklerini yitiren ya kurur ölür,
ya da başka kökler üzerinde yeşerir ki ,
 buda piçleşmedi.
Bu açıdan başka bir kültür içinde erime,
 kültürel, ulusal , siyasal ve kimliksel açıdan
bir yabancılaşmadır, piçleşmedir..


Partizan ve Özgür Gelecek Burosunun İşgali ve Çalışanlara Yönelik Saldırıyı lanetliyoruz..!

Halkın Birliği Gazetesi Olarak TKP-ML saflarında bir ayrışma-kopuşma yaşandığını kamuoyunu yansıdığı kadarıyla biliyoruz. Gelinen durumda bu ayrışma şiddete dönüşmüş durumda. Gerçek TKP-ML kendilerinin olduğunu iddia ederek Partizan ve Özgür Gelecek dergi bürosuna saldırıp işgal eden ve dergi çalışanlarına şiddet kullanılmasını açıklamalarda öğrenmiş bulunuyoruz. Hangi gerekçeyle olursan olsun,devrimciler arası sorunların çözümünde devreye şiddet unsurunun sokulmasını yanlış ve aynı zamanda tehlikeli buluyoruz. Daha önceden bu türden yöntemler devrimci saflarda uygulandı ve bunda devrimci hep hareket zarar gördü. Buradan hareketle Partizan ve Özgür Gelecek dergi bürosunun zoraki işgal edilip, devrimcilere şiddet kullanılmasını lanetliyor ve sorunların eleştir-öz-eleştiri ve tartışma yoluyla halkın,devrimcilerin ve kadroların denetiminde çözüme kavuşturulmasını ve devrimci harekete daha fazla zarar verilmemesini için, tüm devrimci ve demokrat akım ve çevreleri duyarlı olmaya ve karşı durmaya çağırıyoruz.
Partizan ve Özgür Gelecek dergi çevreleri geçmiş süreçte MLKP-KP-İÖ ayrışmasında ilkeli bir tutum yerine güçlüden yana tutum alarak MLKP'nin saldırılarıyla uzlaşma ve çanak tutmuştu.Elbette Halkın Birliği dergisi olarak bizler onlar gibi küçük hesap ve faydacı bir yaklaşım içinde olmayacak,sosyalist ilklere bağlı hareket edeceğiz. TKP-ML ayrışmasında şiddete başvurmaktan uzak durulsun ve telafisi güç olan olaylara geçit verilmesin.
Halkın Birliği dergisi
PARTİZAN VE ÖZGÜR GELECEK’TEN ORTAK AÇIKLAMA..!
Ocak 2017 tarihinde saflarımızdan ayrıldığını ilan eden sağ tasfiyeci hizip, bügün itibari ile Özgür Gelecek ve Partizan dergisinin Aksaray’daki merkez bürosunu basarak iki yoldaşımızı dövmüş ve büromüz işgal edilmiştir. Bu unsurlar yoldaşlarımızı döverek bir yere varacaklarını sanıyorlarsa fena halde yanılıyorlar. Bu saldırı ve taciz ilk defa yapılmıyor. Bundan bir süre önce de aynı unsurlar defalarca büromuza gelerek aynı yöntemle yoldaşlarımızı tehdit edip gitmişlerdi. Biz devrimci sorumluluğumuz gereği bu durumu kamuoyuna yansıtmamıştık.
Devrimci kamuoyuna açık ve net olarak ifade ediyoruz ki, geleneğimiz ve ilkelerimiz devrimciler arası şiddeti kesin olarak red etmektedir. Devrimciler kendi aralarındaki şiddetten çok zarar gördü. Biz tüm taraftarlarımızı sükünete davet ettiğimizi bir daha belirtiyoruz. Ancak, tüm iyi niyetimize rağmen sabrımızı test edenler bunun da bir sınırının olduğunu bilmelidirler.
Büromüzü işgal edenlere sesleniyoruz; seçtiğiniz yöntem düşmana hizmet etmektedir. Devrimci olmayan bu tutumunuzdan vazgeçin ve büromuzu derhal terk edin
Tüm devrimci dergileri, parti ve örgütleri uygulanan bu şiddete karşı tavır almaya çağırıyoruz!
Gazetemizin sosyal medya hesabı gasp edildiği için orada yayınlanan Boykot vb. açıklamalar bizi bağlamamaktadır!
PARTİZAN / ÖZGÜR GELECEK / YENİ DEMOKRAT GENÇLİK

KESK’: “İhraçlara, OHAL’e, KHK’lara Hayır” Diyerek Sokaklara Çıktı..!

OHAL kararnamesi ile ihraç edilen kamu emekçileri ve akademisyenler, işlerine geri dönmek için çok sayıda kentte eylemler yapt
OHAL kararnamesi ile ihraç edilen kamu emekçileri ve akademisyenler, işlerine geri dönmek için Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Kayseri ve Düzce’de eylemler yaptı.
ANKARA
Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Ankara Şubesi Platformu, “Açığa alma ve ihraçlara direneceğiz. Biz kazanacağız” ile “OHAL hukuksuzluğuna hayır” pankartları açıldı. Grup sık sık “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Direne direne kazanacağız!” ve “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganlarını attı.
Eylemde, Çukurova Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Ekonometri Bölümü 50/d statüsünde araştırma görevlisi olarak çalışırken “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza attığı için sözleşmesi yenilenmeyerek işten atılmasının ardından yaşamına son veren Mehmet Fatih Traş anısına saygı duruşu yapıldı.
“İktidar OHAL’i fırsata çevirmiştir”
Platform adına basın açıklamasını SES Ankara Şube Eşbaşkanı Rona Temelli okudu. Temelli, iktidarın darbe bahanesiyle neo-liberal politikaları hayata geçirmek için OHAL’i fırsata çevirdiğine dikkat çekerek, “Sarayın diktasında AKP karşı darbesini örgütleyerek neo-liberal politikaların hayata geçirilmesinde, emek rejiminin buna uygun olarak dönüştürülmesinde, mezhepçi, faşist rejimin inşası için bütün muhalif seslerin susturulmasında OHAL’i fırsata çevirmiştir” dedi.
“Kamu hizmetlerinde kuralsızlığa son verin”
AKP hükümetine seslenen Temelli, “Baskıcı ve faşizan politikalarınızdan vazgeçin. İhraç ettiğiniz, açığa aldığınız arkadaşlarımız derhal göreve iade edilsin. İfade ve örgütlenme özgürlüğüne, demokrasi güçlerine, muhaliflere, kadınlara ve çocuklara saldırmaktan vazgeçin. Kamu hizmetlerinde kuralsızlığa son verin” diye belirtti.
Erdoğan’a: İstediğin bedel bu muydu?
Temelli’nin açıklamasının ardından kısa bir konuşma yapan ihraç edilen Ankara Üniversitesi akademisyenlerinden Yasin Durak da, tüm emekçilerle birlikte mücadeleye devam edeceklerini söyleyerek, intihar eden akademisyen Yaşlı için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a şöyle seslendi: “Recep Tayyip Erdoğan çıkmış, ‘Profesör de olsa, asistan olsa bedelini verecekler’ diyor. Soruyoruz, istediğin bedel bu muydu?”
Yine KHK ile işinden yaklaşık üç ay önce ihraç edilen SES üyesi Mahmut Konuk da, önümüzdeki Pazartesi günü ihraç edilmesi nedeniyle Dikmen Çankaya Toplum Merkezi önünde oturma eylemi başlatacağını ve eyleminin bireysel olmadığını, tüm kamu emekçilerinin yanında yer almasını istedi.
İSTANBUL
KESK İstanbul Şubeler Platformu ihrazlara karşı Kadıköy ve Bakırköy’de eylemler yaptı. Kadıköy Altıyol’da bir araya gelen KESK üyeleri eylemlerini alkışlarla başlattı. Kitleye seslenen kamu emekçileri, bir gecede işlerinden edildiklerini ifade ederek bu haksızlığa, hukuksuzluğa boyun eğmeyeceklerini belirtti. Parasız eğitim ve sağlık, vergide adalet istediklerini, çocuk istismarcılığına, tacize, tecavüze ‘hayır’ dediklerini ve bu sebeple işten atıldıklarını vurgulayan emekçiler, “Bir kenara geçerek sinemize çekmeyi değil, direnişi seçiyoruz. Ve bugün direnişi seçen tüm kamu emekçilerine Kadıköy’den selam yolluyoruz” diye konuştu.
BEKSAV, Dev Tekstil, DGB de eyleme destek verdi. BEKSAV Tiyatro İmge’nin sunduğu tiyatro gösterimi ilgiyle izlendi. Yoğun alkış alan tiyatronun ardından BEKSAV Müzik Topluluğu eşliğinde halaylar çekildi.
Bakırköy’de Özgürlük Meydanı’nda eylemlerini sürdüren kamu emekçileri oturma eylemi boyunca çevreye seslenerek konuşmalar yaptılar. “FETÖ” bahanesiyle kamu emekçilerini işten atan iktidarın “FETÖ”yü yıllar boyu desteklediğine dikkat çeken kamu emekçileri, onlarca yıllık emeklerinin yok sayılmaya çalışıldığına, ihraç edildikten sonra intihar eden kamu emekçileri olduğuna dikkat çekti. Yandaş Memur-Sen ve Türk Kamu-Sen’i teşhir eden emekçiler kapalı hapishanelerin boşaltılarak, buralara devrimciler ve sosyalistler doldurulmak istendiğinin altını çizdi.
Kamu emekçileri direnişi büyütmeye ve başka alanlara da yaymaya çağrı yaptılar, “Emeğin iktidarını kurmak için yola çıkmışız. Bizi böyle korkutabilir misiniz” dediler.
Oturma eylemi Grup Munzur’un söylediği şarkılar ve halaylarla sona erdi.
İZMİR
KESK İzmir Şubeler Platformu, ihraçlara ilişkin Narlıdere Demokrasi Meydanı’nda eylem yaptı. “İhraçlarınıza açığa almalarınıza sürgün ve cezalarınıza teslim olmayacağız” pankartının açıldığı eylemde, “İhraçlara, OHAL’e KHK’lara Hayır”, “Boyun eğmeyeceğiz teslim olmayacağız” dövizleri taşındı.
HDP İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün de katıldığı eylemde konuşan Eğitim-Sen İzmir 6 Nolu Şube Başkanı Necla Akgün, 15 Temmuz’dan buyana muhalif kesimlerin cezalandırıldığını söyleyerek yayınlanan son kararname ile 4 bin 464 kamu personelinin ihraç edildiğini hatırlattı. Bu güne kadar yayınlanan OHAL kararnameleri ile 3 bin 115 KESK üyesinin ihraç edildiğine dikkat çeken Akgün, “KHK’ler aracılığıyla barış akademisyenlerinin, KESK üyelerinin, siyasi iktidara muhalif kişilerin kitlesel ihracı göstermektedir ki yaşananlar kurulmaya çalışılan korku ve baskı rejiminin bir tür yıldırma harekatı ve örgütlü mücadeleye yönelik tasfiye girişimidir” dedi.
DİYARBAKIR
KESK Diyarbakır Şubeler Platformu, OHAL kararnameleri ile gerçekleşen ihraçlara ilişkin 7. eylem BES Diyarbakır Şubesi’nde yapıldı. KESK üyeleri “OHAL’e hayır”, “İhraçlara hayır”, “İşimizi istiyoruz” yazılı beyaz önlükler giydi. Oturma eylemine Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel ve Diyarbakır Tabip Odası yöneticileri destek verdi.
Oturma eyleminde konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, haksız ihraçların ve açığa almaların önünü alabilmek için bir komisyonun kurulması gerektiğini belirtti. Emek ve meslek örgütleriyle hükümete böyle bir teklif sunacaklarını ifade eden Tükel, “Komisyon tarafından verilen karar dışında yargı yolu açık olmalı, komisyon şahsa dair herhangi bir işlem gerçekleştiremezse görevine devam etmeli, hak kaybı olmamalı, mutlaka komisyonda ele alınacak kişilerin, yüz yüze görüşülmesi sağlanmalı, kişinin neyle suçlandığı bilinsin, kanıt olarak gösterilsin, kişi de savunmasını yapabilsin” dedi.
“‘Hayır’ı örgütleyeceğiz”
Ardından konuşan Tüm Bel-Sen Diyarbakır Şube Eş Başkanı Üzeyir Evrenk ise, ihraç edilen arkadaşlarıyla maddi manevi her türlü dayanışma ve birliktelik içinde olduklarını söyledi. Evrenk, “Demokrasinin aksak işlediği yerlerde seçim hem iktidarın hem de muhalefetin kendisini görmesi için bir fırsattır. Referanduma giden bu anayasayla 80 milyon insana tek bir kişinin gömleğinin giydirilmek istenmesi antidemokratiktir. Biz bu anayasa referandumunda muhaliflerin, gençlerin, emekçilerin, demokratların, kadınların tavrının ‘Hayır’ı belirlemede etkili olacağını biliyoruz. ‘Hayır’ın kazanacağına olan inancımızla mücadeleyi büyüteceğiz ve ‘Hayır’ı örgütleyeceğiz” diye konuştu.
KAYSERİ
KESK Kayseri Şubeler Platformu, Eğitim-Sen Şube binası önünde yaptığı eylemde ihraçları protesto etti. Eylemde konuşan Orhan Karakaya, OHAL kapsamında darbe fırsatçılığıyla yürütüldüğünü söyledi. İşten atılma saldırısını teşhir eden Karakaya, AKP iktidarını hukuksuz uygulamalardan vazgeçmeye çağırdı.
DÜZCE
Düzce’de 6 Ocak 2017 tarihinde yayınlanan OHAL kararnamesi ile ihraç edilen mimar Alev Şahin, “İşimi, ekmeğimi geri istiyorum” talebiyle başlattığı oturma eylemini 26 gündür sürdürüyor.
Alev Şahin, 30 Ocak’ta başlattığı eylemine bugün TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu üyeleri de destek verdi. Kalabalık, “Alev Şahin yalnız değildir” sloganı attı. Eylemde konuşan Burçin Kuz, kamuda olağanüstü hal koşullarında hız verilen tasfiye dalgalarının, KHK’lar aracılığıyla yargısız infaz biçiminde sürdürüldüğünü söyledi.

Mimar Alev Şahin’i her platformda desteklediklerini ve yalnız bırakmayacaklarını söyleyen Kuz, “Bugüne kadar çıkan tüm KHK’ler bize gösterdi ki, hedefte darbecilerden çok barış talebini dillendiren akademisyenler, üstlerinin baskılarına boyun eğmeyen kamu emekçileri, hakları için örgütlenen öğretmenler, emekçiler var. Meslektaşı olmaktan onur duyduğumuz mimar Alev Şahin’i ve olağanüstü halin yarattığı bu kasvetli ortamda içimizi ısıtan direnişini selamlamaya İstanbul’dan geldik” dedi.

EMEKÇİ KADINLAR HER YERDE OHALA ERKEK ŞİDDETİNE TACİZ VE TECAVÜZE HAYIR DEDİLER..!

“Tek başına olmaz hayır, kadınlar birlikte güçlü” diyen kadınlar İstanbul, Ankara, İzmir, Muğla, Bursa, Manisa, Çanakkale, Mersin ve Eskişehir’de sokağa çıktı. 8 Mart uluslararası grev çağrısına bugünden yanıt veren kadınlar, “Tek başına olmaz hayır, kadınlar birlikte güçlü” dedi.
Çanakkale
Çanakkaleli kadınlar, İskele Meydanı’nda düzenlenen eylemde bir araya geldi.
“OHAL’de hayır” yazılı pankartın açıldığı eylemde kadınlar 8 Mart programlarını coşkuyla paylaştılar. Etkinlik boyunca Tek Adam rejimine teslim olmayacaklarını haykıran kadınlar, şarkılar söyleyip halay çektiler.
Meydanda kurulan #Hayır kürsüsünde konuşan kadınlar eşitlik ve özgürlük için birlikte mücadele etmenin önemini dile getirdiler. “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” diyen kadınlar, 8 Mart uluslararası grev çağrısına değinerek dünya kadın mücadelesine selam gönderdiler.
İstanbul
8 Mart’a doğru giderken İstanbul’da kadınlar Avcılar, Sarıyer, Beşiktaş, Bakırköy, Maltepe, Şişli ve Kadıköy ilçelerinde meydanlarda buluştu. “Tek Adam’a karşı birlikte güçlüyüz” diyerek Sarıyer meydanında bir araya gelen kadınlar, savaş politikalarına karşı barış talebini haykırarak “Barış içinde komşunun komşuya düşman olmadığı bir ülkede yaşamak istiyoruz” dedi.
Avcılar Kadın Platformu da Avcılar meydanında “Tek başına olmaz hayır”, “Kadınlar sömürüye, diktatörlüğe karşı birlikte daha güçlü” yazılı pankart taşıdı.
Avcılar
Beşiktaş Özgürlük Meydanı’nda ise üniversiteli kadınlar renkli döviz ve pankartlarıyla, referandumda Tek Adam rejimine, diktatörlüğe, erkek egemenliğine karşı birlikte olma ve kadın dayanışmasını yükseltme çağrısı yaptı.
İstanbul Beşiktaş'ta üniversiteli kadınlar 8 mart'a doğru #KadınlarBirlikteGüçlü diyerek basın açıklamasına başladı
Kadıköy Bahariye Caddesi Süreyya Operası önünde toplanan kadınlar ise, “Tek başına olmaz, hayır. Kadınlar birlikte güçlü” yazılı pankart açtı, “Erkek şiddetine hayır”, “Göçmen kadınlar yalnız değildir”, “Kadınlar birlikte güçlü” yazılı dövizler taşıdı. Yapılan açıklamanın ardından grup yürüyüş düzenledi, sloganlarla eylemi sonlandırdı.
Ankara
Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla kadınlar Kuğulu Park’ta buluştu. Ellerindeki kurdeleler ve kartonlar ile “Hayır ağacı” oluşturan kadınlar, bir yandan da “Kadınlar birlikte güçlü” yazılı pankart hazırladı.
Daha sonra kadınlar ağacın etrafına mor kurdele çekerek çember oluşturdu. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde birçok ülkede greve çıkacak olan kadınları selamlayan Ankaralı kadınlar, 8 Mart’ta sokağa çıkarak greve destek olacaklarını belirtti. Parkta bulunan kadınların da katılımıyla, “Hayır” sloganları eşliğinde parkı dolaşan kadınlar “Kadın cinayetlerine, homofobiye transfobiye, gericiliğe, başkanlığa hayır” dedi. Etkinlik şarkılarla ve halaylarla son buldu.
Muğla
Bodrum Kadın Dayanışma Derneği, ortak olarak okuduğu basın açıklamasıyla, 8 Mart’ta çoğalarak meydanlarda olacaklarını duyurdu. Eş zamanlı eylemlerle 8 Mart’a doğru gittiklerini söyleyen kadınlar, “Buradayız, sokaklardayız, evlerde her yerdeyiz. 8 Mart’ta çoğalarak meydanlarda olacağız” dedi.
Yapılan açıklamada, 8 Mart’a doğru erkek şiddetine, tacize tecavüze, istismarları meşrulaştırmalara karşı birlikte güçlü olduklarını belirten kadınlar, “Susmuyoruz, hiç bir yere gitmiyoruz. Boşanmaya çalışırsan, ayrılırsan, barışmazsan seni öldürürüm diyenlere, ailelere, devlet kurumlarına bir çift sözümüz var. Hayır’ın hayır demek olduğunu, istemediğimiz hiçbir şeyi kabullenmek zorunda olmadığımızı ısrarla söylemekten vazgeçmeyeceğiz” ifadesini kullandı.
Açıklamanın ardından eylem sloganlarla sonlandırıldı.
Eskişehir
Eskişehir’de Kanatlı AVM önünde bir araya gelen kadınlar zincir oluşturarak Doktorlar Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçtiler.
Polisin engelleme girişimine rağmen “Faşizme karşı kadınlar birlikte güçlü” sloganıyla barikatı aşan kadınlar Doktorlar Caddesi boyunca yürüdü.
Venedik Pastanesi önünde yapılan açıklamanın ardından eylem sonlandırıldı.
Bursa
Bursa’da 3 Fidan Parkı’nda dilek ağacı kurdu. “Kadınlar birlikte güçlü” diyen kadınlar, dilek ağacına taleplerini yazdı.
Mersin
Mersinli kadınlar Mezitli’de düzenledikleri etkinlikte bir araya geldi.
Etkinlikte “hayır”ı nasıl örgütleyeceğini tartışan kadınlar, 8 Mart’ta neler yapacaklarını konuştu. “AKP’nin hayatımıza müdahale etmesine izin vermeyeceğiz; tecavüz yasasını nasıl geri çektirdiysek aynı mücadele ile referandumda ‘hayır’ı yükselteceğiz” diyen kadınlar, daha sonra “hayır” şarkıları söyledi.
Kadınlar ayrıca, “Hayır hatırası” pankartına sözlerini yazdı. Etkinliğe katılan Suriyeli kadınlar da erkeklerin birden çok kadınla evlenmesine karşı Arapça “Başka kadın istemiyorum” yazdı.


İşte 15 yıllık AKP yıkımı..

CHP, AKP’nin 15 yıllık iktidarının ekonomik sonuçlarını hazırladığı “15 Yılın Faturası- AKP’nin Ağır Tahribatı’’ raporuyla ortaya koydu. D Cumhuriyet gazetesinin aktardığı habere göre AKP her alanda yıkımın öncüsü oldu.
2 CHP Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak sorumluluğunda hazırlanan rapora göre 15 yılda 52 yılın toplam cari açığı 10’a katlandı. Son 7 yılda borcunu ödeyemeyen 852 bin kişi ceza aldı, hapse düştü. Tüketicinin banka borcu 70 kat yükseldi. Aileler, evlerine giren paranın yarısından fazlasını borca öderken, son 5 yılda milyonerlerin sayısı 32 binden 108 bine çıktı. Ekmek, su, elektrik, benzin, motorin, doğalgaz ve tüp fiyatları katlandı. CHP, Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak sorumluluğunda “15 Yılın Faturası- AKP’nin Ağır Tahribatı’’ başlıklı rapor hazırladı. Raporda AKP’nin 15 yıllık iktidarında Türkiye’ye ekonomik olarak nereden nereye getirdiği ortaya kondu. Rapordan dikkat çekenler şöyle:
3 ‘Borcu 3’e katladılar’
Aralık 2002’de 242.7 milyar TL olan devlet borcu 2016 Aralık’ta 759.6 milyar TL’ye ulaşarak neredeyse 3’e katlandı.
4 ‘Özel sektör zorda’
AKP’nin sözde büyüyen ekonomisi, yoksuzlluğu ve işsizliği küçültmüyor, büyütüyor. Aralık 2002’de özel sektörün dış borcu 43 milyar dolardan Aralık 2016’da 293.7 milyar dolara ulaştı. 1988-2002 arası ortalama işsizlik yüzde 8 iken, 2016’da işsizlik oranı yüzde 12.1 olarak gerçekleşti.
5 ‘Memleket süpermarket’
Aralık 2002’de 52 yılda verilen cari açık 43.7 milyar dolar iken AKP iktidarında verilen cari açık 526.3 milyar dolar oldu. Memleketi tüm rafları ithal mallarla dolu dev bir süpermarkete dönüştüren, 15 yılda 52 yılın toplam açığını 10’a katlayan politikalar kimin eseri? Aralık 2002’de 80 yıllık dış ticaret açığı 247 milyar dolar iken, 15 yıllık dış ticaret açığı 888.9 milyar dolara yükseldi.
6 ‘Borçlar ödenmedi’
Aralık 2002’de karşılıksız çek tutarı 2.2 milyar TL iken, Aralık 2016’da karşılıksız çek tutarı 27.7 milyar TL oldu. Yanlış politikalar nedeniyle son 7 yılda borcunu ödeyemeyen 852 bin kişi ceza aldı, hapse düştü. Aynı tarihlerde 0.8 milyar TL olan protestolu senet tutarı, 12.3 milyar TL oldu.
7 ‘Banka borcu 70 kat arttı’
Her aile evine giren paranın yarısından fazlasını borcunu ödemek için kullanıyor. Tüketicinin 2002’de 6.6 Milyar TL olan banka borcu, Aralık 2016’da yaklaşık 70 kat artarak 419.6 milyar TL’ye ulaştı. 15 yıl önce aile gelirinin borca oranı yüzde 4.7 iken, 15 yılın sonunda yüzde 57 oldui
8 ‘Ekmek 3.5 kat arttı’
Aralık 2002’de çiftçilerin 5.1 milyar TL olan banka borcu, Aralık 2016’da 14 kattan fazla artarak 73.4 milyar TL oldu. Aynı tarihlerde 1 kilogram ekmeğin fiyatı 1.03 TL iken, 3.5 kat artarak 3.89 TL’ye ulaştı.
9 ‘Yata var traktöre yok’
Lüks yatlardaki KDV’yi, ÖTV’yi sıfırladılar ancak çiftçinin mazotunu unuttular. Aralık 2002’de benzin 1.66 TL, motorin ise 1.30 TL idi. Aralık 2016’da benzin 5.44 TL, motorin ise 4.74 TL oldu.
10 Elektrik, su, tüp ve diğerleri:
Aralık 2002’de 1 metreküp su 144 Kuruş, 1 kilovat elektrik 16 kuruştu. Aralık 2016’da bunlar sırasıyla 408 kuruş ve 42 kuruş oldu. Aynı tarihlerde 1 metreküp doğalgaz 39 kuruştan 110 kuruşa, 12 kilogramlık tüp 21.4 TL’den 64.5 TL’ye çıktı. 15 yılda devletin ödediği faiz 700 milyar TL, vatandaşın ödediği faiz ise 317 milyar TL oldu.
11 Ahlaksızlık kat kat arttı

Hukukun üstünlüğü endeksinde Türkiye, 113 ülke arasında 99. sıraya düştü. Basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke içinde 151. Sırada yer aldı. Son 5 yılda 600 bin çocuk suça sürüklendi. 550 bin çocuk mağdur oldu. Çocukların cinsel istismarı yüzde 434, kadına şiddet yüzde 1400, boşanmalar yüzde 38, fuhuş yüzde 790, tutuklu ve hükümle sayısı yüzde 231, uyuşturucu bağımlılığı yüzde 678 , adam öldürme yüzde 261, cinsel taciz yüzde 499 arttı.

İstanbul Samatya, Yedikule ve Silivrikapı’da Hayır’Ola Çaşılmaları Artarak Sürüyor..!

İstanbul’un Fatih ilçesinde çalışmalarına devam eden Hayır’Ola Fatih gönüllüleri Samatya, Yedikule ve Silivrikapı’ya çıkarma yaptı. Gönüllüler, bildiri dağıttı, esnaf ve dernek ziyaretinde bulundu, mahallelilerle sohbet ederek herkesi “Hayır”a davet etti
İstanbul’un Fatih ilçesinde, Tek Adam rejiminin oylanacağı referandumda “Hayır” kampanyası yürütmek kurulan ve 18 Şubat’ta alanlara inen Hayır’Ola Fatih çalışmalarına devam ediyor.
İlk hafta çalışmasını Kocamustafapaşa’da başlatan Hayır’Ola Fatih, bugün de (25 Şubat) Samatya, Yedikule, Silivrikapı’da bildiri dağıttı, esnaf ve mahalleliyle temaslarda bulundu.
Samatya Meydanı’nda bir araya gelen Hayır’Ola Fatih gönüllüleri, esnaf ve mahalleliyi “Hayır”a davet ederek Yedikule’ye doğru ilerledi.
Genç Yedikuleliler Taraftar Dayanışma Derneği’ne ziyaret
Yedikule’de uyuşturucuya karşı verdiği mücadeleden dolayı, geçtiğimiz Perşembe akşamı (23 Şubat) uyuşturucu satıcıları tarafından Genç Yedikuleliler Taraftar Dayanışma Derneği’ne bir saldırı düzenlenmişti.
Genç Yedikuleliler Taraftar Dayanışma Derneği’ne ziyaret eden Hayır’Ola Fatih gönüllüleri, saldırıda yaralanan Yılmaz Kahraman’a ve tüm dernek üyelerine geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Yedikule gençliğiyle karşılıklı olarak “Hayır” demenin önemini konuştuktan sonra gönüllüler, Yedikule Kültür Evi ve Süryani Kültür Derneği’ne ziyarette bulundu.
Ardından Silivrikapı’ya yürüyen Hayır’Ola Fatih gönüllüleri, yol boyunca bildiri dağıtımı yaptı ve tüm esnafı “Hayır”a çağırdı.