30 Nisan 2018 Pazartesi

Emeğin Sermayeye Karşı Birlik Dayanışma ve mücadele Günü 1 Mayıs Bütün Emekçilere Kutlu olsun..!


Bugün bundan tam 132. yıl önce işçi sınıfının yaşanılacak bir dünya için grev bayrağını açtığı Amerikanın Şikago kentinde 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü'nde işçi ve emekçiler, yurdun dört bir yanında OHAL ve sömürüye karşı emek, barış ve demokrasi için alanlara çıkacak. Dünyanın ve Türkiyenin dört bir yanında 1 Mayısta emekçiler alanları kuşatacak.
İşçiler, Emekçiler, Gençler, Kürdistan’ın yoksulları, Emekçi Kadınlar:
Amerikan işçilerinin kanlarını akıtma pahasına açtıkları 1 Mayıs kavga bayrağı altında dünya işçileri ve emekçilerinin birleşip burjuva kapitalist sömürücü düzene karşı savaşmalarının 145. yıldönümündeyiz. 131 yıldır, İşçi sınıfını birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs dünya işçi sınıfını uluslararası sermaye ile savaşım ve sermayeye karşı güç gösterisi günleri oldu. 1 Mayıs'larda dünyanın ezilen ve sömürülen halkların ve ulusların savaşımlarıyla, işçi sınıfını birleşik mücadelesiyle dayanışma içinde oldular; 1 Mayıs’ları, emperyalizme, faşizme ve gericiliğe karşı mücadele günleri yaptılar.
İşçiler, Emekçiler, Devrimciler, Gençler, Kadınlar; İşçi ve emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 2018’de 1 Mayıs'ı emperyalizme, faşizme ve sermayeye karşı mücadele günü yapabilmek ve onun devrimci özünü yaşatabilmek için; 1 Mayısın içeriğinin boşaltılmasına, düzen sınırlarına hapsedilmesine ve sendika ağalarınca sisteme bağlanma çabalarına karşı, 1 Mayıs’ta tüm gücümüzle alanlara çıkalım ve 1 Mayıs’ın, 1 Mayıs Taksim Alanı’nın özgürleşmesi ve yasakların kırılması savaşımını, demokrasi ve özgürlük savaşımının geliştirilmesi, şeflik rejiminin önüne barikat kurmak, OHAL kuşatmasını dağıtmak için için manivela yapalım.
Çeşitli ulus ve ulusal azınlıklardan Türkiye işçi ve emekçiler olarak, 1 Mayıs’ta alanlara çıkarak gücümüzü faşizme ve sermayeye düzenine karşı gösterelim, İstanbul’da “1 Mayıs Taksim Alanı’nın yüz binlerin sesini buluşturmak için 1 Mayıs’ta Taksim’deyiz” şiarıyla güçlerimizi birleştirip, 1 Mayıs’ı faşizme ve sermayeye karşı baskı, sömürü ve zulüm zincirlerinin kırıldığı mücadele günü yapmak ve faşist kuşatmayı yarmak için  her yerde alanlara çıkalım.
Yaşasın 1 Mayıs!
Biji yek Gulan!
Faşizme ölüm halka özgürlük!
Yaşasın hakların kardeşliği!
Kahrolsun emperyalizm kapitalizm!
Yaşasın sosyalizm!
Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!

Son seçim anketi sonuçlarında partilerin oy oranları..!


Mediar Analiz şirketi 24 Haziran son seçim anketi sonuçlarında partilerin oy oranlarını açıkladı.
26 – 29 Nisan 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilen anket çalışmasında “24 Haziran seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz?” sorusu soruldu. Şirket anketinin sonucunda Cumhur İttifakı’nın yüzde 42,5, CHP’nin yüzde 22.9, İYİ Parti’nin yüzde 17.1, HDP’nin yüzde 13.2, Saadet Partisi’nin ise yüzde 3.1 oy alacağı ifade edildi.
Cumhurbaşkanlığı seçimi için yapılan çalışmada ise şu sonuçlar ortaya çıktı:
Recep Tayyip Erdoğan: Yüzde 42.11
CHP adayı: Yüzde 20.11
Meral Akşener: Yüzde 19.70
Selahattin Demirtaş: Yüzde 13.38
Temel Karamollaoğlu: Yüzde 3.08
Mediar, CHP, İYİ Parti, HDP ve Saadet Partisi seçmenlerine, “CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı” sorusunu da yöneltti
Mediar’ın ulaştığı sonuçlar şöyle:
Kemal Kılıçdaroğlu: Yüzde 25.00
Abdüllatif Şener: Yüzde 19.12
Muharrem İnce: Yüzde 11.76
Yılmaz Büyükerşen: Yüzde 9.22
İlhan Kesici: Yüzde 8.76
Abdullah Gül: Yüzde 6.4
Diğer: Yüzde 19.72
CHP seçmenlerine, partilerinin Cumhurbaşkanı adayının kim olması gerektiği sorulduğunda ise şu sonuç ortaya çıktı:
Kemal Kılıçdaroğlu: Yüzde 36.29
Abdullatif Şener: Yüzde 14.45
Muharrem İnce: Yüzde 20.36
Yılmaz Büyükerşen: Yüzde 13.96
İlhan Kesici: Yüzde 8.21
Abdullah Gül: Yüzde 0.16
Diğer: Yüzde 6.57
Anket çalışması kapsamında diğer parti seçmenlerine CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının kim olması da soruldu. HDP ve İYİ Parti seçmeni CHP’nin adayı olarak listede yer almayan bir ismin olmasını isterken Saadet Partisi’nin seçmeni ise Abdullah Gül’ün CHP’nin adayı olmasını istedi.
ANKET ARAŞTIRMASININ KÜNYESİ
Bu araştırma, 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleri ile CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı olması düşünülen isimlere yönelik kamuoyu eğilimlerini açığa çıkarmayı amaçlamaktadır.
ARAŞTIRMA EVRENİ
Türkiye'de seçmen dağılımı ve 16 Nisan 2017 referandum sonuçları gözetilerek belirlenen toplam nüfusu 53.833.947 olan 26 ilde yaşayan, TÜİK 2017 verilerine göre 18 yaş ve üstündeki toplam 38.887.524 seçmen araştırma evreni olarak belirlenmiştir.
ÖRNEKLEM VE UYGULANAN KOTALAR
Bu araştırmada örneklem büyüklüğü %1.9 hata payı ile 2660 olarak hesaplanmış ve seçmen sayısı oranına göre illere dağıtılmıştır.
Görüşmeler her bir ilde, kırsal ve kentsel alanların nüfusu ağırlığına göre yürütülmüş, kadın ve erkek olarak eşit sayıda
(bölgede örneklem büyüklüğünün tek sayı olması halinde tesadüfi olarak bir cinsiyetten fazla görüşmeci alınmıştır) görüşmeci seçilmiştir.
Kaynak: Sözcü


Komünist Başkan'a çevre ödülü..!



İzmit'te, 4'üncü Uluslararası Özkan Mert Onur Ödülleri'nde Dersim’in Ovacık ilçesinin Komünist Partili belediye başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu çevre ödülüne layık görüldü.
İzmit'te şair Özkan Mert adına düzenlenen Özkan Mert Onur Ödülleri töreni kent merkezinde bulunan Tarihi Taş Bina'da yapıldı.
Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu çevre ödülüne, Hanri Benazus onur ödülüne, Niculina Oprea şiir ödülüne, Julia Bartha kültür ödülüne, 360 Derece Tarih Araştırmaları Derneği bilim ödülüne layık görülürken, 118 E Lions Dernekleri Federasyonu adına Celil Vardar'a ve Kandıra bezi dokumacısı Fahriye Yaşar adına ailesine teşekkür belgeleri verildi.
Maçoğlu törende yaptığı konuşmada, "İnsanı onurlandıran törenlerde olmak gerçekten çok güzel. Bugün bu vicdanı gören siz dostlarıma teşekkür ediyorum. Bu bir üretim. Doğumla başlayan ve hayat boyu süren bir üretim. Sanat ve edebiyat gibi onurlu bir işi sürdüren arkadaşlarıma da teşekkür etmek istiyorum" dedi.
Ödül töreni sonrasında Nikomedya Hoşgörü Topluluğu Korosu mini bir konser verdi.


Beştaş "Demirtaş’ı alanlarda görmeye cesaretiniz varsa serbest bırakın" dedi.


Beştaş'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:
Sözde yargılama konusu Demirtaş’ın ve Sırrı Süreyya Önder’in 2013’te Newroz'da yaptıkları konuşmalar. Çözüm sürecinde yapılan konuşmalar bugün suç olarak gösteriliyor. Ama nafile AKP ve ortağı batacak. Kendilerine Silivri Cezaevi önünden çağrı yapıyoruz. Siyasete yargıyı dahil etmeyin, siyaset mahkeme salonlarında değil meydanlarda yapılır. Demirtaş’ı alanlarda görmeye cesaretiniz varsa serbest bırakın. 
Karşımızdaki güç, korkaklıkla tarihe yazılacak. Bugün yargıyı bir enstrüman olarak kullanıyor. Bugün savcı ceza istedi ama bu savcı cezayı kendi özgür iradesi ile istemedi. Hitler döneminde bile savcılar bire bir talimatlandırılamazdı. Bugün Türkiye’deki tablo daha vahimdir. Bir yargılama yapılmamaktadır.
2 çağrımız daha var. Buradan Beştepe’ye ve Bahçeli'ye söylüyoruz bu panik seçiminize, korku seçiminize bir nebze olsun adalet katmak istiyorsanız Demirtaş’ı derhal serbest bırakın. Demirtaş özgür koşullarda alanlarda sizinle karşı karşıya gelsin, diğer vekil arkadaşlarımız için de aynı çağrımız geçerlidir. Rakipleri rehin alarak yapılan siyaset, siyaset değil faşizmdir. Demirtaş’ı hapiste rehin tutarak halkı teslim almaya çalışıyorsanız, yanılıyorsunuz. Hepimiz Demirtaş’ız, Yüksekdağ’ız, Gültan Kışanak’ız. Bu bayrağı asla yere düşürmeyeceğiz.

Orak çekiçli yeleğiyle namazlık dokuyan işçi: 1 Mayıs'ta kapalıyız


Babasından öğrendiği kilim dokumacılığını sürdüren Agit Geyik, çocukluğundan bu yana namazlık dokuyor. 
Batman'ın İpragaz Mahallesi’nde babasından öğrendiği mesleği sürdüren Agit Geyik (23) çocukluğundan bu yana seccade (namazlık) dokuyor. 
Metin Yoksu’nun Mezopotamya Ajansı’nda yer alan haberine göre Geyik, imkansızlıklar nedeniyle okumayı yarıda bırakmak zorunda kalmış. Küçük atölyesinde ailesini geçindirmeye başlayan Geyik, günde 12 saat dokuma tezgahının başında üstündeki orak çekiç yelek ile namazlık yapıyor.
'SOSYALİST BİRİYİM'
Orak çekiç yeleğinin kendisi için özel bir anlamı olduğunu ifade eden Geyik, orak çekiç felsefesi ile kendisini var ettiğini dile getirdi.
Günde ortalama 100 namazlık yaptığını anlatan Geyik, "Burada geçirdiğiniz zaman önemli değil, ürettiğiniz kadar kazanıyorsunuz. Üç dokuma tezgahı burada var. Birinde sürekli ben oluyorum. Diğer ikisinde bazen küçük kardeşim bazen de bir işçi duruyor. Bu atölyede patron bulunmuyor. Herkes burada işçi, ben de öyleyim. Ben sosyalist bir kişiyim. Ve bu atölye de o şekilde sosyalist bir üretim var. Kim ne kadar üretirse o kadar kazanıyor" dedi.
En fazla üç işçinin çalışabildiği küçük atölyede sadece namazlık yapılabildiğini belirten Geyik, "Gün içinde bu yelek sürekli üstümde, çünkü ben bir işçiyim. Burada başka yerde de çalışsam yine bu üstümde olacak. Orak çekiçli halimle namazlık ürettiğimi görenler bazen şaşırıyor. Kimsenin şaşırmasına gerek yok. Biz burada emeğimiz ile çalışıp kazanıyoruz. Dediğim gibi ben sosyalist biriyim ve o felsefe ile burada üretim yapıyoruz" diye konuştu.
'DEVRİM İÇİN ÇALIŞMALIYIZ'
Haftanın her günü üretim yapmadıklarını ifade eden Geyik, şöyle devam etti: "Her gün çalışıyoruz. Ama Ekim devriminin yıl dönümünde, Newroz’da, özellikle de 1 Mayıs'ta kapalıyız. Çünkü burası sosyalist üretim mantığı bulunuyor. Belki şu an sosyalizmi kuramadık, ama mantığı ile biz çalışabiliriz felsefesiyle çalışıyoruz. 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı, mücadele günü; yani dayanışmanın günüdür. Biz de o gün alanlarda oluyoruz. Meydanlarda taleplerimizi dile getirip bir aradayız. O gün çalışmak olmaz, illa da çalışacaksak devrim için çalışmalıyız."

29 Nisan 2018 Pazar

Hasan Cemal: Akar Paşa, Gül'ü ziyaret etti, sıra Akşener'e gelebilir mi?


Hasan Cemal'in "Akar Paşa, Gül'ü ziyaret etti, sıra Akşener'e gelebilir mi?" başlıklı yazısı şöyle;
Yıl 1938
Atatürk'ün ölümü üzerine yeni cumhurbaşkanı seçilecek. Ordu Komutanı Fahretttin Altay, "Birinci Ordu’da kolordu ve tümen komutanlarıyla bir toplantı yaptık ve ve İsmet İnönü üzerinde karara vardık" der.
Yıl 1961
27 Mayıs darbesi sonrasında Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Adalet Partisi, anayasa profesörü Ali Fuat Başgil'i aday göstermeye hazırlanıyor ama asker karşı. Bazı paşalar, Ali Fuat Başgil'i Başbakanlığa çağırır ve "Orduda yeni bir cunta kurulmuştur, size cuntadan aldığımız emri tebliğ ediyoruz" diyerek anayasa profesörünü adaylıktan vazgeçirirler.
Yıl 1973
12 Mart darbesi sonrasında Cumhurbaşkanlığı seçimleri. Genelkurmay Başkanı Gürler Paşa Çankaya'yı istiyor. Hava Kuvvetleri Komutanı Batur Paşa jetlerini Çankaya Köşkü üzerinde uçuruyor. Ama iki sivil lider Demirel'le Ecevit, büyük paşaların oyununu bozup Moskova Büyükelçisi Fahri Korutürk Paşa'yı cumhurbaşkanı seçiyor.
Yıl 1996
Başbakanlık Konutu. Başbakan Çiller'in önemli bir ziyaretçisi vardır: Genelkurmay Başkanı Karadayı Paşa. Genelkurmay Başkanı, Çiller'i ziyarete sivil araba ve sivil kıyafetle gizlice gelmiştir. Erbakan'ın koalisyon ortağı olmasına ordunun karşı olduğunu söyler, gider.
Yıl 2007
Asker, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı olmasına karşıdır. Zamanın Genelkurmay Başkanı Büyükanıt Paşa gece yarısı bir muhtıra yazar ve 27 Nisan Muhtırası Genelkurmay sitesinde yayınlanır. Ama Erdoğan-Gül ikilisi sağlam durunca, Gül'e Çankaya yolu açılır. (*)
Bütün bunlar yaşandı.
Yine yaşamaya devam ediyoruz.
Yine bir Genelkurmay Başkanı, Hulusi Akar Paşa, bir gece vakti, sivil giysileriyle Abdullah Gül'ü gizlice ziyaret etti ve anlaşılan o ki, Gül'ün Cumhurbaşkanı adaylığından vazgeçmesini istedi
Siyaset yaptı
Erdoğan adına politika kulisine girdi ve siyasete derin bir müdahalede bulundu Akar Paşa...
Devlet memuru olarak suç işledi.
Eskiden askeri vesayet vardı
Bugün de sivil vesayet, daha doğru deyişle, Erdoğan'ın sivil darbesi var.
Eskiden sivil paşalar vardı, askerin emrinde..
Bugün de asker paşalar var, Erdoğan'ın emrinde...
Evet, bu memlekette geçmiş geçmiş olamıyor, tarih de tarih...
Olamadığı için de tarih paçalarımızdan çekmeye devam ediyor
Nedeni malum
Bazı sorunlarımız var, bir türlü çözemiyoruz.
"Asker sorunu"nu çözseydik, Akar Paşa'nın gizli Gül ziyaretini yaşamazdık.
Ya da Türkiye din ve laiklik sorununu demokrasi içinde yerli yerine oturtabilseydi, bugün Erdoğan darbesi yaşanmıyor olurdu.
Kılıçdaroğlu, Akar Paşa'nın Gül ziyareti için "28 Şubat'tan daha ağır, daha beter bir vesayet" derken haklı.
Sorunları biriktiriyoruz, zaman da intikamını alıyor.
Hiç aklınızdan çıkmasın.
Erdoğan'ın gözü fena hâlde kara.
Aklıma takılıyor
Gizli bir "paşa ziyareti" de Meral Akşener'e olmasın?..
Daha açık sorayım:
Akar Paşa, Gül'ü ziyaret etti, şimdi sıra Akşener'e gelebilir mi?.
Muhalefet sağlam durmalı!
İyi pazarlar!
* 2010 yılında çıkan Türkiye'nin Asker Sorunu isimli kitabımda bunların renkli hikayeleri okunabilir.
Hasan cemal


El Kaide liderleri İstanbul’a davet edildi: AKP, İdlip operasyonunu önlemek için hülle öneriyor..!


Rusya ve İran’ın “İdlip’i terörden ardındır” baskısı karşısında harekete geçen AKP, Suriye’deki El Kaide liderlerini İstanbul’da topladı ve mevcut örgütsel yapılarını dağıtıp diğer fraksiyonlara katılmalarını istedi.
Arap medyası AKP iktidarının İdlip’e yönelik olası bir operasyonu engellemek için Heyet’i Tahrir’uş Şam (HTŞ) örgütü ile temaslarda bulunduğu haberlerine yer verdi.
El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi’nin kurduğu cihatçı çatı örgütü Heyet’i Tahrir’uş Şam, uluslararası alanda “terörist örgüt” olarak kabul ediliyor ve Rusya-İran destekli Suriye ordusunun İdlip’e yönelik olası operasyonlarının en büyük gerekçesi halinde.
TSK Suriye ordusu ile cihatçıların arasında
İdlip’in Hatay’a sınır bölgelerini büyük ölçüde kontrol eden bu örgüt merkezi cihatçıların elinde kalan son vilayet olan İdlip’teki temel güç halinde. Öte yandan TSK de Astana Anlaşması çerçevesinde İdlip çevresinde kurduğu gözlem noktaları ile Suriye ordusu ile cihatçılar arasına girmiş durumda.
El Arabi el Cedid (Al-Arabi Al-Jadid) gazetesi Türkiye’nin HTŞ ve diğer cihatçı gruplar arasındaki çatışmaların durdurulması için arabuluculuk yaptığını, Rusya ve İran’dan gelen basınç nedeniyle de HTŞ’yi kendi kendini tasfiye etmek için ikna etmeye çalıştığını yazdı.
İdlip terörden arındırılmazsa
AKP iktidarı, İdlip’teki HTŞ varlığı nedeniyle büyük baskı altında çünkü Astana süreci gereğince Türkiye’nin terörden arındırmaya söz verdiği bul bölgede uluslararası alanda “terörist” sayılan HTŞ halen hakim güç olmayı sürdürüyor. Rusya ve İran, şayet İdlip “terörden arındırılmazsa” anlaşmanın geçersizleşeceğini ve Suriye ordusunun olası bir operasyonuna destek vereceklerini söylüyor. Gazete bu basıncın son dönemde yoğunlaştığını belirtiyor.
Gazetede yer verilen kritik bir iddia da şu: “Türkiye HTŞ liderlerinin çoğunu İstanbul’a çağırdı ve onlara yalnızca iki seçenekleri olduğunu söyledi: HTŞ kendi kendini dağıtacak ve bireysel katılımla diğer cihatçı fraksiyonlara dahil olacak ya da Türkiye hala HTŞ olarak devam etmek isteyenlere karşı savaşan diğer cihatçı grupları destekleyecek.”