IMF’yi bekliyoruz gözlerimiz kapalı.
Önce hafiften bir paket geçiyor;
Adına “önlem paketi” dedikleri..
Açmıyorlar bir türlü, sımsıkı sarılı
Uzaklarda çok uzaklarda Goldman Sachs’ın,
Moodys’in ‘anlaşma yapmazsanız durgunluğa girersiniz’ uyarıları...
IMF’yi bekliyoruz gözlerimiz kapalı.
İnsanlar akıyor sokaklardan işsiz güçsüz...
Peş peşe kapanıyor fabrikaların kepenkleri.
Önce “kriz bizi teğet geçer” diyen Başbakan;
Bu kez “inişe geçti” fetvasını veriyor.
OECD üyesi bütün ülkeler kendi önlem paketlerini açıklarken
Biz IMF’yi bekliyoruz gözlerimiz kapalı...
***
Her ülkenin istisnasız o ya da bu şekilde etkilendiği bir ekonomik küresel kriz söz konusu olan. Finansal, sosyal, psikolojik, siyasi boyutları ile alabildiğine derin, alabildiğine çetrefil...
Ulusal strateji ve planlamaların çok daha fazla önem kazandığı bir dönem. En liberal ekonomiler bile devletlerinin korumacı şemsiyesi altına sığınmış durumda. Ülkelerin her biri, Avrupa Birliği üyesi olanlar da dahil, kendi kriz önlemlerini kendileri alıyorlar.
Türkiye’de ise çıkış yolu her zaman olduğu gibi “IMF ile yapılacak olası anlaşma üzerine” kurulu.
“Mali boyutun da ötesinde, zamanlaması ve piyasalara güven vermesi açısından” önemi dillendiriliyor sürekli. İç seslere kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen dış sesler de eklendi. Koro bir ağızdan “IMF de IMF” diye bağırıyor.
Tamam; iyi hoş da, niye IMF?
Kendi zaafiyetimizin koskoca yeni bir kanıtı olarak mı?
TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ önceki gün sorunun yanıtını bir konuşmasında verdi: “Gelişmiş ülkelerde hızla harekete geçildi? Türkiye’de ise küresel krizin yansımaları ile ilgili olarak spekülatif değerlendirmelerle karşı karşıya kaldık. Siyasi iradenin gerçekçi, zamanlı ve bütüncül bir yaklaşımla tespit ve çözümleri şekillendirmemesi, piyasada güven zafiyeti yarattı...”
Açıkçası, bizim kendi hükümetimizin vermekte aciz kaldığı güveni IMF’den bekliyoruz. Üstelik IMF’yi beklerken bile/ya da beklediği için, en ufak bir adım atmıyor hükümet. Paketi açıklayamıyoruz çünkü önce IMF’nin onayı gerek; işsizliğe karşı da somut bir önlem yok haliyle... 37 milyar YTL’lik büyüklüğe sahip olan İşsizlik Sigortası Fonu’nun istihdam sağlamak için kullanılıp kullanılmayacağı hâlâ aylardır tartışılıyor.
Sonuçta kendi insanının kendi üreticisinin derdine deva olmak için en küçük çözüm bile üretemiyor bu hükümet. Sektörleri tek tek ele alıp, el birliği ile ortak çözüm önerileri geliştiremiyor, “Kardeşim krizi en rahat atlatman için ne gerek? Ben şunları sağlarım ama sen de şu şu kriterleri yerine getirmelisin. Taşın altına hepimiz elimizi sokacağız” diye karşılıklı bir görüş alışverişinde bulunamıyor.
Bu işin bir boyutu. Sorgulanması gereken bir diğer boyut IMF’nin kurum olarak kendisi. Bugüne kadar küresel krizlerde ülkeleri kobay olarak kullandığı bilinen bir kuruma yeniden kurtarıcı gözüyle bakmak niye?
IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn’ın Le Monde gazetesinde yayımlanan bir röportajı önümde. Yaklaşık bir yıldan beri kuruma çekidüzen vermekle meşgul olduklarını ve belli bir aşamaya geldiklerini belirterek “Artık IMF eskisi gibi değil. Örneğin oy hakları yeniden düzenlendi. Etkin sonuçlarını birlikte göreceğiz. 500 ücretli çalışanımız işten ayrıldı. Yerlerine 100 yeni eleman aldık. Yeni misyonumuzu ve görevlerimizi yerine getirmede bize yardımcı olacaklar. IMF geçmiş hatalarından dersler çıkardı. Aynı hataları tekrarlamayacağız. IMF artık daha pragmatik: Borç para verirken kendi ideolojik çizgimiz ve kriterlerimiz kadar ülkelerin kendi ihtiyaçlarını da göz önünde bulunduracağız. Eğer küreselleşmenin hataları düzeltilmezse bu sistemden bir yarar beklemek imkânsız” diyor.
İtirafların açıkça yer aldığı söyleşi, yeni yapılanma ile yeni politikaların da geliştirileceğinin sinyalini veriyor. Bundan 10 sene sonra “Aaa bu da hataymış. Kusura bakmayın, özür diliyoruz” sözleri karşımıza çıkabilir. Sakın şaşırmayalım...
Özlem Yüzak
Cumhuriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumhuriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Aralık 2008 Perşembe
29 Kasım 2008 Cumartesi
Emekçiden AKP'ye uyarı
Başkentteki “İşşsizliğe, Yoksulluğa ve Zamlara Karşı, Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi”nde on binlerce emekçi hükümeti protesto etti.
‘Krizin bedelini ödemeyeceğiz’
Miting için otobüslerle Türkiye’nin dört bir yanından gelen emekçiler saat 09.00’da Hipodrom alanında toplanmaya başladı. Yaklaşık 700 otobüsün başkente geldiği belirtilirken, katılımcılar saat 10.00’da kortej oluşturarak ellerinde sendika bayrakları, dövizler ve pankartlarla mitingin gerçekleştirileceği Sıhhiye Meydanı’na doğru yürüyüşe geçtiler. On binlerce emekçinin katılımıyla oluşturulan kortejin önünde DİSK ve KESK’in logoları ve taleplerinin bulunduğu “İşsizliğe, Yoksulluğa ve Zamlara Karşı, Emek, Barış ve Demokrasi İçin Birleştik” yazılı bir pankart taşındı. Yürüyüşte DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve KESK Genel Başkanı Sami Evren’in yanı sıra mitinge destek veren bazı örgütlerin genel başkanları da kortejin önünde yer aldı.
Çulfa ağır yaralandı
Mitingte görev yapan ses aracının Ulaştırma Kavşağı’nda köprü altından geçişi sırasında Eğitim-Sen Ankara 2 No’lu Şube Başkanı Tuğrul Çulfa başını köprüye çarparak ağır yaralandı. Çulfa, kaldırıldığı Ankara Numune Hastanesi’nde ameliyata alındı. Yetkililer, ameliyatın ardından beyin cerrahisi yoğun bakım servisine kaldırılan Çulfa’nın tedavisinin sürdüğünü bildirdi.
‘AKP’nin çöküşü sinemalarda’
Kortejde yabancı uyruklu 4 kişi de yer aldı. Bu kişiler “We won’t pay for your crisis” (Krizin bedelini ödemeyeceğiz) yazılı bir pankart taşıyarak eyleme destek verdi. DİSK’e bağlı Sine-Sen üyesi sinema emekçileri yürüyüş sırasında “90 dakikalık dizi istemiyoruz”, “AKP’nin çöküşü yakında sinemalarda”, “Tayyip bize gel seni ünlü yapalım”, “Sinema emekçisi köle değildir”, “AKP’nin ampülünü ışıkçılar söndürecek” diye slogan atarken, KESK ve DİSK’e bağlı sendikaların pankartlarının yanı sıra mitinge gelen emekçiler ellerinde “Yoksullağa adeletsizliğe hayır”, “Krizi biz yaratmadık bedelini biz ödemeyeceğiz”, “Durdurun kapitalizmi inecek var”, “Üreten biziz yöneten de biz olacağız” yazılı pankartlar taşıdı.
Adalet Sarayı önünde oluşturulan polis kontrol noktasında katılımcılar tek tek aranarak mitingin gerçekleştirileceği Sıhhiye Meydanı’na alındı. Alana sığmayan emekçiler Abdi İpekçi Parkı’nı ve Sıhhiye köprüsünün üstünü tamamen doldurdu. DİSK’e bağlı sendika üyeleri kırmızı sapka ve bayraklarıyla, KESK’e bağlı sendika üyeleri ise beyaz şapka ve bayraklarıyla miting alanında renkli görüntüler oluşturdu. Mitinge Murat Karayalçın, CHP Milletvekili Oğuz Oyan, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, DTP’li milletvekilleri Selahattin Demirtaş, Akın Birdal, Hasip Kaplan, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, TTB Merkez Konseyi Başkanı Gençay Gürsoy, Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol, Alevi Bektaşı Federasyonu Başkanı Ali Balkız da katıldı.
‘Kriz teğet geçmedi kalbimize saplandı’
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi yaptığı konuşmada, artık sözün bittiğini, eylem zamanı olduğunu söyledi. Bütün iş yerlerin, meydanların, mahallelerin, pazar yerlerinin, dükkanların, okulların eylem alanı olduğunu belirten Çelebi, susmak değil, haykırmak zamanı olduğunu belirtti.
KESK Genel Başkanı Sami Evren de, “yoksulluktan sabrı taşanların, pahalılıktan tadı kaçanların, yolsuzluklardan siniri bozulanların, ayrımcılıktan tepesi atanların” mitingde bir araya geldiklerini söyledi. Evren, 12 Eylül askeri müdahalesinin ardından uygulanan ekonomi politikaları yüzünden sürekli kriz yaşandığını belirterek, bir krizin yaraları sarılmadan diğerinin başladığını ifade etti. Evren, sermaye kesimleriyle, küresel şirketlerle, IMF ve Dünya Bankası ile dost olmayı başaran iktidarların, kendi yurttaşlarıyla, işçilerle, kamu emekçileriyle, köylülerle dost olmayı başaramadıklarını söyledi.
Kontrol noktasında arbede
DİSK Başkanı Çelebi’nin konuşmasını yaptığı sırada kontrol noktasında üzerlerini aratmak istemeyen bir grup ile polis arasında gerginlik yaşandı. Polisin tavrını protesto eden göstericiler, pankart sopaları ve su şişeleri ile karşılık verdi. Miting meydanına giren bir grup öğrencinin de geri dönmesi üzerine olaylar daha da büyüdü. Polis gaz bombasıyla karşılık verirken, göstericiler de polise taş attı. Polisin coplu müdahalesi sırasında çevrede bulunan dükkanlar kepenklerini kapatırken, bazı yurttaşlar da çatışmanın ortasında kaldı. Adalet Sarayı önünde başlayan çatışma Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü önüne kadar sürdü. Çatışmada, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü binası ile çok sayıda otobüs durağının camları kırıldı. Taşlı sopalı çatışma ara soraklarda devam etti. Arbede nedeniyle bir kişinin kolu kırılırken, bir kişi de kalp rahatsızlığı geçirdi. Kolu kırılan kişi hastaneye kaldırıldı. Sonrasında yatışan olaylar sırasında çok sayıda gösterici ile 6 polis memuru yaralandı.
29 Kasım 2008
‘Krizin bedelini ödemeyeceğiz’
Miting için otobüslerle Türkiye’nin dört bir yanından gelen emekçiler saat 09.00’da Hipodrom alanında toplanmaya başladı. Yaklaşık 700 otobüsün başkente geldiği belirtilirken, katılımcılar saat 10.00’da kortej oluşturarak ellerinde sendika bayrakları, dövizler ve pankartlarla mitingin gerçekleştirileceği Sıhhiye Meydanı’na doğru yürüyüşe geçtiler. On binlerce emekçinin katılımıyla oluşturulan kortejin önünde DİSK ve KESK’in logoları ve taleplerinin bulunduğu “İşsizliğe, Yoksulluğa ve Zamlara Karşı, Emek, Barış ve Demokrasi İçin Birleştik” yazılı bir pankart taşındı. Yürüyüşte DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve KESK Genel Başkanı Sami Evren’in yanı sıra mitinge destek veren bazı örgütlerin genel başkanları da kortejin önünde yer aldı.
Çulfa ağır yaralandı
Mitingte görev yapan ses aracının Ulaştırma Kavşağı’nda köprü altından geçişi sırasında Eğitim-Sen Ankara 2 No’lu Şube Başkanı Tuğrul Çulfa başını köprüye çarparak ağır yaralandı. Çulfa, kaldırıldığı Ankara Numune Hastanesi’nde ameliyata alındı. Yetkililer, ameliyatın ardından beyin cerrahisi yoğun bakım servisine kaldırılan Çulfa’nın tedavisinin sürdüğünü bildirdi.
‘AKP’nin çöküşü sinemalarda’
Kortejde yabancı uyruklu 4 kişi de yer aldı. Bu kişiler “We won’t pay for your crisis” (Krizin bedelini ödemeyeceğiz) yazılı bir pankart taşıyarak eyleme destek verdi. DİSK’e bağlı Sine-Sen üyesi sinema emekçileri yürüyüş sırasında “90 dakikalık dizi istemiyoruz”, “AKP’nin çöküşü yakında sinemalarda”, “Tayyip bize gel seni ünlü yapalım”, “Sinema emekçisi köle değildir”, “AKP’nin ampülünü ışıkçılar söndürecek” diye slogan atarken, KESK ve DİSK’e bağlı sendikaların pankartlarının yanı sıra mitinge gelen emekçiler ellerinde “Yoksullağa adeletsizliğe hayır”, “Krizi biz yaratmadık bedelini biz ödemeyeceğiz”, “Durdurun kapitalizmi inecek var”, “Üreten biziz yöneten de biz olacağız” yazılı pankartlar taşıdı.
Adalet Sarayı önünde oluşturulan polis kontrol noktasında katılımcılar tek tek aranarak mitingin gerçekleştirileceği Sıhhiye Meydanı’na alındı. Alana sığmayan emekçiler Abdi İpekçi Parkı’nı ve Sıhhiye köprüsünün üstünü tamamen doldurdu. DİSK’e bağlı sendika üyeleri kırmızı sapka ve bayraklarıyla, KESK’e bağlı sendika üyeleri ise beyaz şapka ve bayraklarıyla miting alanında renkli görüntüler oluşturdu. Mitinge Murat Karayalçın, CHP Milletvekili Oğuz Oyan, ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras, DTP’li milletvekilleri Selahattin Demirtaş, Akın Birdal, Hasip Kaplan, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, TTB Merkez Konseyi Başkanı Gençay Gürsoy, Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol, Alevi Bektaşı Federasyonu Başkanı Ali Balkız da katıldı.
‘Kriz teğet geçmedi kalbimize saplandı’
DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi yaptığı konuşmada, artık sözün bittiğini, eylem zamanı olduğunu söyledi. Bütün iş yerlerin, meydanların, mahallelerin, pazar yerlerinin, dükkanların, okulların eylem alanı olduğunu belirten Çelebi, susmak değil, haykırmak zamanı olduğunu belirtti.
KESK Genel Başkanı Sami Evren de, “yoksulluktan sabrı taşanların, pahalılıktan tadı kaçanların, yolsuzluklardan siniri bozulanların, ayrımcılıktan tepesi atanların” mitingde bir araya geldiklerini söyledi. Evren, 12 Eylül askeri müdahalesinin ardından uygulanan ekonomi politikaları yüzünden sürekli kriz yaşandığını belirterek, bir krizin yaraları sarılmadan diğerinin başladığını ifade etti. Evren, sermaye kesimleriyle, küresel şirketlerle, IMF ve Dünya Bankası ile dost olmayı başaran iktidarların, kendi yurttaşlarıyla, işçilerle, kamu emekçileriyle, köylülerle dost olmayı başaramadıklarını söyledi.
Kontrol noktasında arbede
DİSK Başkanı Çelebi’nin konuşmasını yaptığı sırada kontrol noktasında üzerlerini aratmak istemeyen bir grup ile polis arasında gerginlik yaşandı. Polisin tavrını protesto eden göstericiler, pankart sopaları ve su şişeleri ile karşılık verdi. Miting meydanına giren bir grup öğrencinin de geri dönmesi üzerine olaylar daha da büyüdü. Polis gaz bombasıyla karşılık verirken, göstericiler de polise taş attı. Polisin coplu müdahalesi sırasında çevrede bulunan dükkanlar kepenklerini kapatırken, bazı yurttaşlar da çatışmanın ortasında kaldı. Adalet Sarayı önünde başlayan çatışma Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü önüne kadar sürdü. Çatışmada, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü binası ile çok sayıda otobüs durağının camları kırıldı. Taşlı sopalı çatışma ara soraklarda devam etti. Arbede nedeniyle bir kişinin kolu kırılırken, bir kişi de kalp rahatsızlığı geçirdi. Kolu kırılan kişi hastaneye kaldırıldı. Sonrasında yatışan olaylar sırasında çok sayıda gösterici ile 6 polis memuru yaralandı.
29 Kasım 2008
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)