DİHA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DİHA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2008 Çarşamba

Sağlık çalışanları da işsizlikle karşı karşıya

Türk Tabipleri Birliği (TTB), SES ve Dev Sağlık-İş Sendikası başkanlarının katılımıyla İstanbul Tabip Odası'nda Sağlıkta Dönüşüm Programı'na ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Sağlıktan yararlanma hakkına ulaşmada sıkıntılar olduğu bunun giderek büyüyeceğine dikkat çeken TTB Başkanı Gençay Gürsoy, "Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın sürdürülmesi mümkün değil, bunu 4 yıl dile getirdik ve itiraz ettiğimiz noktalar bugün yaşanıyor" dedi. Kamu hastanelerinin özelleştirilmesine tepki gösteren Gürsoy, "Biz pazarlık ederken bir taraftan da kamu hastanelerini özelleştirilmeye devam ediliyor. Bu vahim bir çelişkidir. Türkiye bunun altından kalkamaz çok daha ciddi sorunlarla yüz yüze geleceğiz" diye konuştu.

'Başbakan 'ümüğü' IMF'ye uzatmış durumda'

Dev Sağlık-İş Sendikası Başkanı Arzu Çerkezoğlu ise yaptığı açıklamada, "Türkiye, IMF ile 'stand by'da geçen yılların ardından, yeniden Başbakanın ifadesiyle sıkması için 'ümüğü' IMF'ye uzatmış durumda. İzlenen politikaların Türkiye insanının sağlığının korunması, geliştirilmesiyle değil, sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesi, piyasalaştırılmasıyla ilgili olduğunu biliyoruz, yaşıyoruz" diye kaydetti.

Kamuda çalışanların TBMM'de komisyona getirilen Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı kabul edilirse iş güvencesini kaybedeceklerini belirten Çerkezoğlu, "Şimdi bir krizin eşiğinde, içindeyiz. Biliyoruz, bu kapitalizmin krizi ve sorumlusu bizler değiliz. Ve yine biliyoruz ki bu süreçte birçok insan gibi sağlık çalışanları da işsiz kalma, zaten düşük olan gelirlerini yitirme, yarım yamalak da olsa güvencelerinden yoksun olma tehdidi ile karşı karşıyalar. Tüm toplum gibi sağlık çalışanları da bu süreçte daha da fakirleşecek, gelecekleri iyice güvencesiz hale getirilecek, dahası sağlık hizmetleri alanında yaşanacak sorunların sorumlusu olarak gösterilerek suçlanacak" dedi.

TBMM'de görüşülen bütçenin toplumun geniş kesimlerini gözeten taleplerinin dikkate alınmasını istediklerini ve bunun için mücadele edeceklerini söyleyen Çerkezoğlu, şunları kaydetti: "Kamu-özel bütün sağlık çalışanlarının hak kayıplarına uğratılmasına göz yummayacağız. Özel olarak Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısının hızla TBMM'de komisyona getirilmesindeki amacın geri ödemelerde yaşanacak sıkıntılar nedeniyle Sağlık Bakanlığı'nın hastaneleri yani çalışanları üzerinden atma girişimi olduğunu fark ediyoruz. Karşıyız, karşı duracağız."

KESK ve DİSK'in 29 Kasım'da Ankara'da düzenleyeceği miting için de çağrıda bulunan Çerkezoğlu, "Emekçilerin, yoksulların sesi olacağız. Elimizi elinize uzatıyoruz, bir arada olup kenetlenerek sesimizi yükselttiğimiz takdirde başarılı olacağımızı biliyoruz" dedi.

SES Genel Başkanı Bedriye Yorgun ise krizin yaşandığı yerde Başbakanın bayrak edebiyatı yapmasının büyük çelişki olduğuna dikkat çekerek, KESK ve DİSK'in düzenleyeceği mitinge destek verdiklerini belirtti.

14 Kasım 2008 Cuma

BODRUMDA KÜRTLERE POLİS TERÖRÜ

Gözen, polislerden şikayetçi olmak isteyince, polisler sokaktaki iki kişiyi şahit göstererek, “Biz senden davacıyız” diyerek, tutanak tutturdu. Gözaltına alınan Gözen, rapor da alamadı. Sahil bölgelerinde bir yandan linç edilme korkusuyla kimliklerini dahi gizlemek zorunda kalan Kürtler bir yandan da derilerinin rengi nedeniyle polis şiddetine maruz kalıyor. 10 yıldır Bodrum’da esnaflık yapan Mehmetşah Gözen, kendisini azarlayarak kimlik soran polislere “Sizin yetkiniz var mı?” diye sorunca başına gelmeyen kalmadı. Olay şöyle gelişti; Gözen, 6 Kasım akşamı bir arkadaşıyla beraber Bodrum Kalesi’ne yakın yerde bulunan bir restaurant önünde bulunan banklara dinlenmek için oturdu. Halka açık bir yer olan ve onlarca kişinin bulunduğu bankların yanındaki yoldan geçen 2 motosikletli polis, Gözen ve arkadaşına yaklaşarak yüksek sesle “Çıkarın lan kimlikleri” diye azarlamaya başladı.

Sokak ortasında işkence

Gözen polise “Sizin kimlik sorma yetkiniz var mı?” diye sordu. Bunun üzerine polislerden biri sinirlenerek, “Sen kim oluyorsun da bize yetki soruyorsun, seni emniyete götürelim de yetki neymiş gör” diye bağırarak hakaret etmeye başladı. Ardından polisler tarafından dövülen ve aldığı darbelerle yere yığılan Gözen’in nefes almaması için polislerden biri ağzını kapatırken diğeri ise burun deliklerini parmaklarını soktu. Yaklaşık bir saat küfür ve hakaretlerle dövülen Gözen, aynı polisler tarafından polis otosuna bindirilerek, Bodrum Devlet Hastanesi’ne götürüldü.

Doktor: Alın götürün

Bindirildiği arabada da polislerin dövmeye devam ettiğini ve ağzından kan gelmesine rağmen kendisini muayene eden doktorun “Alın bunu götürün bir şeyi yok” dediğini söyleyen Gözen, “Doktor bana şikayetin ne diye sordu. Bende ağzımdan kan geliyor. Kafamda şişlikler oluştu. Kendimi iyi hissetmiyorum dedim. Buna rağmen alın götürün bunun bir şeyi yok dedi” diye konuştu.

Polis şahitleri

Hastanenin ardından arkadaşıyla beraber Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğünü ve burada ifadesi alınırken yanındaki arkadaşını dışarıya çıkaran bazı polislerin arkadaşına “Bu olayı unutun gelin sizi barıştıralım yoksa başınıza iş alırsınız” diye tehdit ettiğini ve bunun üzerine arkadaşının yanına gelerek “Bu olayı unutalım” dediğini de ifade eden Gözen, şikayetinden vazgeçmeyeceğini söylediğini aktardı. İfadesinde polislerden şikayetçi olduğunu söylemesi üzerine polislerin daha önce hiç görmediği iki genci sokaktan alıp getirerek, “Biz de senden şikayetçiyiz, şahitlerimiz de bunlar” dediğini belirten Gözen, “Olay sırasında orada olmayan iki yalancı şahide ‘Evet biz gördük bu kişi polislere hakaret etti, saldırdı’ diye ifade verdirttiler” dedi.

Bodrum’da 10 yıldır esnaflık yaptığını ve son dönemlerde Kürtler üzerindeki baskının her geçen gün arttığını da dile getiren Gözen, “Hiç suçum yokken polisler tarafından herkesin içinde hakarete ve dayağa maruz kaldım. Salt rengimiz esmer olduğu için keyfi uygulamalara maruz kalıyoruz. Kişilik haklarım ve gururum çiğnendi. Polisler hakkında davacı oldum ve bu davamdan vazgeçmeyeceğim” diye belirtti. Gözen, İHD Muğla Şubesi’ne de başvurarak, yardım talebinde bulundu.

Kürtler terketmeye zorlanıyor

Son dönemlerde sahil bölgelerinde Kürtlere yönelik baskıların arttığına dikkat çeken İHD Muğla Şube Yöneticisi İdris Danışlı ise, saldırıların hem sivil bazı kesimler ve hem de polisler tarafından dozunun artırıldığını belirtti. Son bir yıl içinde polis tarafından onlarca kişinin gözaltına alındığını ve çoğu zaman bu gözaltının nedenin Kürtçe konuşmak ya da Kürtçe müzik dinlemek olduğunu da ifade eden Danışlı, Kürtlere yönelik ayrımcılığın iki boyutlu ele alınması gerektiğini söyledi. Yıllardır Bodrum’da yaşayan Kürtlerin hem ekonomik hem de sosyal olarak kıskaca alınmaya çalışıldığını ve kenti terketmeye zorlandıklarını aktaran Danışlı, “İnsan hakları savunucuları olarak son dönemde Bodrum’da yaşananlar bizi kaygılandırıyor. İnsanlar göçe zorlanıyor. Sokakta dahi gezemez duruma geldiklerini ifade ediyorlar. Son olarak Gözen’in yaşadığı olayı düşünün sadece renginden kaynaklı aşağılanıyor. Polislerin hak ve hukuk tanımadan insanlara bu şekilde davranma yetkisini nerden aldıklarının sormak gerekiyor” dedi.

FATMA KOÇAK/DİHA/MUĞLA