Depremler hep yoksulları vuruyor..!
Biliyoruz ki, depremler, dünyanın farklı
ülkelerinde de en çok yoksulları vuruyor. Kapitalist kentler, her ülkede kar
amaçlı politikalar gibi nedenlerle insanlığı öldürüyor.
Haliyle, dünyanın farklı bölgelerinde
de, yaşanan depremlerde ölenlerin çoğunluğu hep yoksullar.
Kapitalist kentler, her ülkede en başta
alt yapı çalışmalarının eksikliği, kar amaçlı politikalar gibi nedenlerle
insanlığı öldürüyor. Felaketler öncesinde önlemlerinin eksikliği dikkat
çekerken, sonrasında görülen ilk şey ise yardımların sınırlılığı oluyor. Doğal
afetlerin yarattığı zararlara karşı koordinasyonların işlevsizliği, tıbbi ve
temel ihtiyaçların giderilmesindeki eksiklikler de cabası. Açlık ve yoksulluğa
terk edilen milyonlarca mağdur, felaketler nedeniyle barınma yerleri bulamıyor.
İş olanakları alt seviyelere iniyor. Devletler halkın maddi zararlarını
karşılamıyor.
Marmara hala sallıyor
Hatırlanacağı üzere, Türkiye'de 17
Ağustos 1999'da yaşanan Marmara depreminde binlerce insan ölmüştü.
Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi
olan 7,4 büyüklüğündeki depremin üzerinden yıllar geçti. Onbinlerce kişinin
hayatına mal olan büyük yıkımda, Resmi raporlara göre, 17.480 ölüm, 23.781
yaralı oldu. 505 kişi sakat kaldı ve depremin yarattığı travmayı yıllarca
üzerinde taşıdı.
Türkiye'nin yüzde 98’i deprem kuşağı
üzerinde. 15 milyon yapının yüzde 55’i ruhsatsız ve kaçak. Yüzde 60’ının yaşı
20'nin üzerinde. Yüzde 40’ının depreme karşı güçlendirilmesi gerekiyor. Devlet
on yıl önce “Geçici” adı altında kişi başına 375 TL topladı. Bugün deprem
vergisinde toplam 24.1 milyar lira birikti. Toplanan miktar deprem yatırımı
olarak hiç kullanılmadı.
Yapılan prefabrik evler depremzedelerin
başlarına yıkıldı. Dönemin Irak Hükümeti tarafından Arızlı'da yaptırılan deprem
konutları şimdi mağdurların elinden alınmak isteniyor. Deprem konutlarında
oturanlardan fahiş kira bedelleri istendi. Boşaltılan evler bürokratlara peşkeş
çekildi.
17 Ağustos depremi kuşkusuz tüm halkı
derinden sarstı. Deprem bütün ülke halkını derinden üzerken, depremin açtığı
yaralar hala sarılabilmiş değil ve depremlere karşı gereken önlemler alındığı
söylenemez. Herşeyi Allah'a havale eden bir AKP iktidarında doğal afetlere
karşı önlem almanın da mümkün olmayacağını unutmamalıyız.