23 Kasım 2017 Perşembe

Genç İşsizler Sayısı Giderek Artıyor..!

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Cenevre’de açıkladığı raporda, dünya genelinde işsizlik oranları hakkında bilgi verildi. ILO’ya göre dünya genelinde 15-24 yaş arasında 70 milyon 900 bin insanın işi yok. Bu oran dünya nüfusunun yüzde 13,1’ine tekabül ediyor. 2018 yılında 200 bin genç kadın ve erkeğin de işsizler ordusuna katılacağına dikkat çeken ILO, 2030 yılına kadar ise 26 milyon genç işsizin daha olacağını kaydetti.
Çalışma Örgütü dünya genelinde en fazla genç işsizin yüzde 30’luk payla Arap ülkelerinde bulunduğunu vurguladı.
Göç ediyorlar
Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre işsizler ülkelerinde iş bulamamaları halinde başka ülkelere göç etme eğiliminde. Bu durumdan hem göç veren, hem de göç alan ülke yararlanıyor. Göçmenlerin göç ettikleri ülkede iş bulmaları halinde sosyal sistemin finanse edilmesine ve ülkede üretimin artmasına katkı sağladığını belirten ILO, göçmenlerin terkettikleri ülkedeki yakınlarına mali yardım yapması sebebiyle, göç veren ülkenin de durumdan yararlandığını kaydetti.
Ülkelere çözüm çağrısı
Uluslararası Çalışma Örgütü hükümetlerden genç işsizlerin sorununa çözüm bulmalarını istedi. Örgüt gençlere daha fazla meslek eğitimi olanağı ve maaşı iyi işler yaratılması gerektiğini vurgulayarak, genç nesil için cazip sektörlerin sağlık, hotel ve gastronomi, bilişim, finansal hizmetler ve perakende sektörleri olduğunu belirtti.

2009 yılındaki küresel finans krizi sırasında genç işsizlerin sayısı 77 milyona ulaşarak rekor kırmıştı.

20 yılda 561 kadın gözaltında taciz ve tecavüze uğradığını belirtti..!

Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu, 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü için iki rapor yayınladı. 1997’den beri faaliyet gösteren büronun birinci raporunda 20 yıllık sürede gözaltında resmi devlet şiddetine maruz kalan kadınlar ve trans bireyler hakkında bilgilere, ikinci raporunda ise 2017’ye ilişkin verilere yer verildi.
FAİLLER POLİS, JANDARMA, ÖZEL TİM…
Üç örnek vakanın da sıralandığı rapora göre Avukat Eren Keskin ve Leman Yurtsever’e, 20 senede tecavüz ve cinsel taciz sebebiyle toplam 561 başvuru yapıldı. 20 yıllık raporda sayıca ağırlıklı olarak polis, jandarma/asker, özel tim, infaz koruma memuru gibi kolluk kuvvetleri fail olarak yer aldı. Tecavüz ve cinsel saldırıya uğrayanların 418’i Kürt, 129’u Türk olarak kayıtlara geçti.
20 yıllık rapor, farklı nedenlerle gözaltına alınan 443 kadının 405’inin siyasi veya savaş kaynaklı nedenlerden gözaltına alındığını ortaya koyuyor. Gözaltında cinsel taciz ve tecavüzle ilgili 383 dosya kapanıp arşive kaldırılırken 180 dava dosyası mevcut.
SOKAĞA ÇIKMA YASAKLARINDA NELER OLDU?
2017’de ise 14’ü cezaevinde toplam 30 kadın, tecavüz ve cinsel tacize uğradığı için Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu’na başvurdu. Bu kadınların 25’i siyasi veya savaş kaynaklı, 5’i ise adli kaynaklı nedenlerle gözaltındaydı. Başvurucu 30 kadınla ilgili toplam 9 dava açılabilirken 21 dosya çeşitli sebeplerle kapandı.

Raporda Diyarbakır’da, Nusaybin’de ve Mardin Derik’te yaşanan sokağa çıkma yasaklarında gözaltına alınan başvuruculara uygulanan işkence ve cinsel suçlar örnek vakalar olarak sıralandı.

384 cezaevinde 232 bin 132 mahkum var..!

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonunda Adalet Bakanlığı 2018 yılı bütçe görüşmeleri başladı. Son kabine değişikliğinde adalet bakanlığına getirilen Abdulhamit Gül, bakan sıfatıyla ilk kez katıldığı görüşmelerde bütçe sunumu yaptı. 384 cezaevinde 146 bin 63’ü hükümlü, 86 bin 69’u tutuklu, toplam 232 bin 132 kişi bulunduğunu söyleyen Gül, 2018 yılında 38 cezaevinin daha faaliyete geçeceğini açıkladı. Öte yandan Adalet Bakanlığı bütçesi 2017 yılına göre yüzde 11.45 artışla 13 milyar 714 milyon olarak Gül tarafından Komisyona sunuldu. Adalet Bakanı Gül’ün sunduğu bütçe sunumu kitapçığına göre, AİHM’ye Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Yönelik Kanun ile 2013 yılında kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna 2017 Kasım ayına kadar 8 bin 431 başvuru yapıldı. 3 bin 810 başvuruda ise tazminata hükmedildi. Başvurularda 8 bin 466 kişiye 34 milyon 64 bin lira tazminat ödenmesine hükmedildi. Bakanlık bünyesinde Mağdur Hakları Daire Başkanlığı kuruldu. Kanun tasarısının önümüzdeki süreçte Meclise sunulacağı belirtildi.
‘FETÖ’ SORUŞTURMASINDAN 3 BİN 945 HAKİM SAVCI İHRAÇ EDİLDİ
2002 yılına kadar hakim ve cumhuriyet savcısı sayısında iş yüküyle orantılı bir artış sağlanamadığının belirtildiği bütçe sunumunda, 2002 yılında 9 bin 349 olan hakim ve savcı sayısının yüzde 73 oranında artışla 16 bin 121 olduğu açıklandı. 17 Kasım itibariyle FETÖ soruşturmaları kapsamında ihraç edilen hakim ve savcı sayısı 3 bin 945 olup, görevden uzaklaştırılan hakim ve savcı sayısı ise 13 olarak belirlendi. 16 Kasım 2017 itibariyle tüm adalet teşkilatında OHAL KHK’leri kapsamında ihraç edilen personel sayısı ise 5 bin 920.
38 CEZAEVİ AÇILACAK

Gül, son 15 yılda standartlara uymayan 293 kurumun kapatıldığını, 2017 yılında 9 ceza infaz kurumunun faaliyete geçirildiğini, 2018 yılında planlamaya göre 38 ceza infaz kurumunun faaliyete geçirileceğini söyledi. Bugüne kadar adli yargı mercilerine 3 milyon 50 bin 533 denetimli serbestlik kararı verildiğini söyleyen Gül, Türkiye genelinde 139 denetimli serbestlik müdürlüğünde 489 bin 561 denetimli serbestlik kararının infazına devam edildiğini belirtti. Gül, bu kararların 301 bin 858’inin adli kontrol, 90 bin 757’sinin denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı (şarta bağlı erken tahliye), 50 bin 534’ünün tedavi ve denetimli serbestlik oluşturduğunu kaydetti.

22 Kasım 2017 Çarşamba

Maraş katliamı öncesi de yapmışlardı: Alevi evlerine kırmızı çarpı..!

Malatya’da Alevi yurttaşların yaşadığı Cemal Gürsel Mahallesi’ndeki Gökalp ve Mercan sokaklarda 13 evin kapısına kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından kırmızı boya ile çarpı işareti konuldu. Alevi yurttaşları tedirgin eden işaretlemeye ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Mehmet Topal, PİRHA’ya konuştu.
‘Vatandaşların haberi olmadan polisin burada olması manidar’
İşaretleme olayının kimler tarafından yapıldığının tespit edilmesini isteyen Topal, olayın peşini bırakmayacaklarını söyledi. Alevi yurttaşların ne tür şiddete maruz kalacaklarının şimdiden kestirilebilindiğini belirten Topal, "İnançları, felsefeleri, yaşama biçimleri sürekli bir kalıba oturtulan biz Aleviler, başkalarının inançlarına uymak zorunda değiliz. Biz kendi kültürümüzü, kendi inancımızı yaşayacağız. Bu topraklarda bizler savaşı değil, barışı inşa etmeye çalışacağız. Sabah vatandaşların haberi olmadan polisin burada olması manidardır. Devlet yetkilileri derhal bu sorunun, bu problemin, bu işaretlerin arkasında kimlerin olduğunu derhal açığa çıkartması gerekiyor. Aksi takdirde, güvenlik yetkilileri zan altında kalacaktır ve bizde onlardan bileceğiz" dedi.

Kapıların işaretlenmesi konusunda şikayette bulunulduğunu aktaran Topal, “Zaten bununla ilgili tahkikat devam ediyor. Birileri yakalanmış mı onu da bilmiyoruz. Emniyet müdürüne telefon etti arkadaşlarımız. Görüşemedik. Olayın takipçisi olacağız” diye konuştu. 

Avukatı açıkladı: Zerrab’ın ABD yargısıyla işbirliği yaptığı kesinleşti..!

RS FM’de yayınlanan Yavuz Oğhan’ın programına konuk olan ABD’de yaşayan avukat Cahit Akbulut, “ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımları delmek” suçlamasıyla ABD’de tutuklu bulunan Reza Zarrab’ın davasıyla ilgili konuştu. Reza Zarrab’la 3 hafta önce bir görüşme gerçekleştiren ancak görüşmenin detaylarına “etik” olmadığı için girmeyeceğini belirten Akbulut, Zarrab’ın durumuna ilişkin yaptığı açıklamaların yanı sıra, tutuklu bulunan Halkbank yöneticisi Hakan Atilla’nın da savcılıkla işbirliği yapma ihtimalinin belirdiğini ifade etti.
Duruşmaya katılmayacak…
Kamuoyunun merakla beklediği Reza Zarrab ve Mehmet Hakan Atilla’nın 27 Kasım’daki duruşmasına Zarrab’ın katılmayacağını ifade eden Akbulut, “Bütün gelişmeleri değerlendirdiğimizde, 27 Kasım’daki duruşmaya, sadece Halkbank yöneticisi Mehmet Hakan Atilla katılacak. Önceki duruşmalarda, diğer sanıkların da isimleri sanık listesinde oluyordu. Şimdi yalnızca Hakan Atilla’nın ismi var” dedi. Akbulut, sanık listesinde yalnızca Hakan Atilla’nın isminin olmasının, Zarrab’ın savcılıkla işbirliği yaptığının kanıtı olduğunu şöyle anlattı: “Duruşma listesinde sadece Hakan Atilla’nın ismi olduğu için, Rıza Sarraf’ın savcılıkla işbirliği yaptığı kesinleşti.”
‘Atilla’nın işbirliği yapması supriz olmaz’
27 Kasım’daki duruşmada, Reza Zarrab’ın sanık değil tanık olma ihtimalinin doğduğunu da ifade eden avukat Akbulut, Halkbank yöneticisinin da savcılıkla işbirliğine gidebileceğini ileri sürdü. Akbulut, şunları söyledi: “Halkbank yöneticisi Hakan Atilla’nın çıkacağı duruşmada, Rıza Sarraf’ın şahit olma ihtimali var. Rıza Sarraf savcılıkla anlaştıysa, ki anlaştı, şahitlik yaptığı anda, Hakan Atilla’nın savunmaları çökecek. Rıza Sarraf’ın şahitlik yapması, Hakan Atilla’yı da savcılıkla anlaşma yoluna girmeye iter. Bugüne kadar Rıza Sarraf’ın durumunun bilinmemesi, Hakan Atilla’nın savunma stratejisini belirleyememesine sebep oluyordu. Hakan Atilla’nın savcılıkla anlaşması da sürpriz olmaz.”



Yine zırhlı araç: 8 yaşındaki çocuğa çarptı, yoğun bakımda..!


Şırnak’ın Cizre ilçesi Sur Mahallesi Pira Deştê yakınlarında oyun oynayan çocuğa süratli olan zırhlı polis aracı çarptı. Çarpma sonucu 8 yaşındaki Ruken Cansırı isimli ağır yaralandı. Polis ambulans çağırmak yerine yaralı Cansırı’yı zırhlı araçla Cizre Devlet Hastanesi'ne kaldırdı.
Hastanede tedavi altına alınan Cansırı’nın mide bölümünde kanama meydana geldiği öğrenildi. Hastane yetkilileri, Cansırı’nın 24 saat yoğun bakımda kalacağını ve durumun daha sonra netleşeceğini aktardı.
Olayı duyan Cansırı’nın akrabaları ise hastane önünde toplandı. Hastane önünde toplanan Cansırı'nın akrabaları zırhlı aracın çok süratli olduğunu söyledi. Hastane polis ablukası altına alındı.
Zırhlı aracın Cansırı’ya çarptığı yerde kan izi ve tek ayakkabısı bulundu.
İHD: 20 çocuk öldürüldü
İnsan Hakları Derneği (İHD), 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü vesilesiyle çocuklara ilişkin hazırladığı raporda, sadece bu yıl içerisinde mayın ve sahipsiz bombaların patlaması sonucu 6, güvenlik birimlerinin silah kullanma yetkisini aşması sonucu 6 ve panzerlerin ezmesi sonucu 8 çocuk olmak üzere toplamda 20 çocuğun yaşamını yitirdiğini açıklamıştı.

Tekirdağ Cezaevi’ndeki ihlaller sistematik işkence boyutuna vardı…


İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde artan hak ihlallerine dikkat çekerek, uygulamaların sistematik işkence boyutuna vardığını aktardı
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlalleri şöyle sıraladı:
* Bazı mahpusların hücreleri istekleri dışında idare tarafından dağıtıldı.
* Mahpusların radyoları toplatılmış, geri verileceği söylenmiş ancak henüz verilmedi.
* Tencereler toplatılarak, bunların yerine kantinden plastik olanların alınması söylendi.
* Mahpuslara yönelik saldırılar artarken, en son Hıdır Bakır infaz koruma memurları tarafından darp edilerek süngerli odaya atıldı.
* Spor gibi faaliyetler ve her türlü etkinlik yasaklandı.
* Hücrelere ve havalandırmalara yeniden kamera takıldı.
* Havalandırmalar keyfi olarak kapatılmış. Örneğin; sabah saat 08.00’da açılıyor ancak 1-2 saat sonra kapatılıyor. Bazen bütün hücrelerin havalandırma kapıları kapatılırken, bazı hücrelerinki kapatılıyor, bazılarınınki ise açık bırakılıyor. İnfaz koruma memurlarının keyfine göre uygulanıyor. Ayrıca bu durum tehdit olarak da kullanılıyor.
* İdare ile hiçbir şekilde diyalog kurulamıyor.
* Mahpuslar tarafından yazılan dilekçeler ilgili yerlere ulaştırılmıyor, kaybediliyor.
* Hastane, mahkeme sevklerinde kıyafet araması ve atlet kontrolü dayatması devam ediyor. Mahpusların kıyafetlerinin üstünde yazı olup olmadığına bakılıyor, aynı zamanda atletlerini kameraya göstermeleri isteniyor. Bu uygulamayı kabul etmeyen mahpuslar, hastane veya mahkemeye sevk edilmiyor. Örneğin; hasta mahpus Hasan Gülbahar’ın bu sebeple hastane sevki yapılmıyor.
* Dışarıdan hiçbir şekilde kitap ve dergi alınmıyor.
* Sohbet hakkı idare tarafından 2 ayda 1, haftada 3 saat olarak uygulanmaya çalışılmış ancak birlikte sohbete çıkacak hücreler idare tarafından belirlendiğinden ve bu durum mahpuslar arasında gerginliğe sebep olduğundan kabul edilmemiş ve sohbet hakkı da idare tarafından kaldırılmış, mahpuslar sohbete çıkarılmıyor