17 Ekim 2017 Salı

100.YILINDA SOSYALİST EKİM DEVRİMİ İLKELERİ VE DEĞERLERİYLE YAŞIYOR..!


Emperyalizm ve Onların uşağı kalemşor ve döneklerin artık “devrimler döneminin bittiği” üzerine fetva verilen uğursuz dönemin sona erdiği ve dünyanın dört bir yanında işçi ve emekçi halkların yeniden başlarını yukarı kaldırarak, emperyalizme ve faşizme karşı devrim ve sosyalizm için mücadele istemlerinin canlanıp-gelişmeye yöneldiği, Türkiye de AKP dinci faşizminin nezdinde faşist sermeye düzenine karşı artık yeter diyerek Haziran direnişiyle milyonların ayağa kalkarak, eşitlik-adalet ve özgürlük için sokağa çıktığı ve rüzgarın emekçilerden yana esmeye yöneldiği koşullarda ezilen ve sömürülenleri ilk olarak iktidara taşıyan ve 40 yıl işbaşında kalmasının önünü aralayan Sosyalist Ekim devriminin 96. yıldönümünü kutluyoruz. Lenin ve Stalin yoldaşlarının önderliğindeki SBKP-B’nin önderliğinde ayağa kalkan Sovyet halklarının kan-can pahasına mücadelesiyle zafere ulaşan Ekim Sosyalist Devrimi’nin yaşayan ilkeleri, kazanımları proleter devrimleri çağını pratikleştiren önderliğiyle Ekim’in ruhu, Ekim’in coşkusuyla kutluyoruz bugünü. 1917 Ekiminden bugüne Ekim Büyük Sosyalist Devriminin 100. yıllık birikimi, bize yol gösteren, ışık tutan yanlarıyla-değerleriyle kutlamalı, M-L ‘in eylem klavuzluğuyla ülkemiz devriminin görevlerine sıkı sıkıya sarılarak, Rusya’da Ekim’e giden yolun yolumuz olduğunu bilmeliyiz.
Sınıfımızın ölümsüz öğretmeni Lenin ‘in işaretiyle Stalin ve diğer yoldaşların komutasındaki ayaklanmayla o büyük kıvılcımın dünyayı sarstığı günden bu yana 100 yıl geçti. Geçen 100 yıllık süreçte, Ekim Sosyalist Devrimi’nin ilke ve kazanımları başta Troçki, Buharin, Kamenev’in olmak üzere, M-L ‘e düşmanca saldırıları, Stalin yoldaşın ölümünden sonra, Lenin ve Stalin’in şanlı SBKP (B) nin başına sinsice çöreklenen Kruşçev-Brejnev revizyonizmiyle sürdü ve Gorbaçov’la da doruğa ulaştı. Sınıf  mücadelesini ret, proletarya diktatörlüğünü rafa kaldırıp, günümüzde geçersizliğini savunarak açıkça programlarından çıkarma, çok partili sosyalizm, vs. türünden saldırılarla Büyük Ekim Sosyalist Devrimi’nin özüne ihanet ettiler ve Sovyetler Birliğini dağıtarak emperyalist kapitalizme teslim oldular.
Böylece, ilk kez Sosyalist Ekim Devrimi’nin şahsında. devrimci Marksizm, teoriden pratiğe geçti; teorinin griliği yaşamın yeşilinde hayat buldu ve aynı zamanda pratikte de doğrulandı. Bu görkemli zafer, Marksizm’in, Marksizm-Leninizm’in bir ütopya olduğu, bilimsel olmadığı, vb. türündeki burjuvazinin, oportünizmin, revizyonizmin, reformizmin iğrenç, demagojik saldırılarını, kara çalmalarını boşa çıkardı. Marksizm-Leninizm’in bilimsel bir dünya görüşü olduğunu, tarihsel ve toplumsal gelişmenin nesnel yasalarını ve gelişme yönünü doğru saptadığını… bütün yakıcılığıyla, berraklığıyla, derinliği ve zenginliğiyle dışa vurdu. Bu olgu, tarihin sayfalarına altın harflerle yazıldı.
devamı: halkinbirligi.net


Cezaevleri çocuk dolu..!

CHP Milletvekili Murat Emir’in bilgi edinme talebini yanıtlayan Adalet Bakanlığı, cezaevlerindeki çocuklarla ilgili istatistikleri açıkladı. Buna göre, cezaevlerinde annesinin yanında kalan 0-6 yaş arası çocuk sayısı 668. Bu çocukların 344’ü erkek, 324’ü ise kız. 149 çocuk ise yalnızca 0-12 aylık. Bu çocukların 140’ı bir, 124’ü iki, 117’si üç, 77’si dört, 44’ü beş, 6’sı ise altı yaşında. 11 çocuğun yaşı ise bilinmiyor.
Bakanlık: Bilmiyoruz

Murat Emir, bu çocuklardan kronik bir hastalığı bulunan olup olmadığını sordu. Bakanlık, bu soruya, “Anneleri tutuklu ya da hükümlü olduğu için ceza infaz kurumunda bulunan çocuklardan kronik hastalığı olanlara dair herhangi bir veri bulunmamaktadır” yanıtını verdi. Adalet Bakanlığı ayrıca, cezaevlerinde 2 bin 886 çocuk tutuklu ve hükümlünün bulunduğunu bildirdi. Bu çocukların 1133’ü hükümlü, yani cezası kesinleşmiş. 1587 çocuk ise tutuklu.

İstanbul Dünya'da kadınlar için en tehlikeli 10. mega kent..!

Nüfusu 10 milyonun üzerinde olan 19 mega kentin ele alındığı anket çalışmasında, İstanbul kadınlar için en tehlikeli 10. şehir olurken, cinsel şiddet ve taciz tehlikesinde 6. sırada yer aldı.
BBC Türkçe'de yer alan habere göre, Thomson Reuters Vakfı'nın yaptığı ankette 1 Haziran-28 Temmuz tarihleri arasında nüfusu 10 milyonun üzerindeki 19 büyük kentte 380 uzmanla görüşüldü.
Bu kentlerde kadınlara yönelik cinsel şiddet, zararlı kültürel uygulamalar ve sağlık hizmetleri ile kadınların ekonomik güçleri ve eğitime erişimleri incelendi.
Puanlama en kötü 1, en iyi 19 şeklinde yapıldı. Ankete göre kadınlar için dünyadaki en tehlikeli mega kent ise Mısır'ın başkenti Kahire. Kahire'yi Pakistan'ın Karaçi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin başkenti Kinşasa ve Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi izliyor.
Kadınlar için en güvenli kentler ise Londra, Tokyo ve Paris.
İstanbul tecavüz, cinsel saldırılar ve taciz konusunda kadınlar için dünyadaki en kötü 6. kenti.
Kadın sünneti, çocuk gelinler ve çocuk öldürme gibi kültürel uygulamalarda ise en kötü kentler arasında 8. sırada.
İstanbul eğitim, toprak ya da mülk sahibi olma, banka hesabı gibi mali hizmetlere erişim konusunda da 8. sırada yer aldı.
Araştırma sonucunda kadınlar için en kötüden en iyiye doğru kentler şöyle sıralandı:
Kahire, Karaçi, Kinşasa, Delhi, Lima, Meksiko, Dakka, Lagos, Cakarta, İstanbul, Sao Paolo, Buenos Aires, New York, Manila, Şangay, Moskova, Paris, Tokyo ve Londra.


16 Ekim 2017 Pazartesi

İki kişilik koğuşta sayım işkencesi..!

Cezaevlerinde hak ihlalleri ve kötü muamele örneklerine her gün bir yenisi ekleniyor. Adana Barosu Cezaevi Komisyonu Başkanı avukat Tugay Bek, “Keyfi uygulamalar ve sistematik bir baskı ortamı var. Bunun tüm cezaevlerinde aynı anda olması merkezi bir karar olduğunun göstergesi. KHK ile belirlenen sınırları bile aşan keyfi bir gerilim politikası uygulanıyor cezaevlerinde. İktidar sınır ötesine öfkesini içeride baskı ve zor uygulamalarıyla gösteriyor” dedi.
Tarsus 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde idarenin tutuklu ve hükümlülere ayakta sayım vermeyi dayattığını ve buna karşı çıkan tutukluların darp edildiğini belirten Tugay Bek, “Adana’dan sevk edilen Soncan Gedik ve aynı koğuşta bulunan Kasım Elçik, iki kişilik koğuş olmasına karşın ayağa kalkıp sayım vermedikleri gerekçesiyle darp edilmiş. Tutuklu ve hükümlülerin sıraya geçerek askeri nizamda komut vermesi gibi bir dayatmayla otorite tesisi, rencide etmek ve onur kırmak gibi bir yaklaşım var. Sırf bu şekilde sayım vermediği için Soncan Gedik gardiyanlar tarafından darp edilerek, ters kelepçe takılarak, soyularak süngerli odaya götürülmüş. 10 gündür kolunda şiddetli ağrı var. Revire çıkmasına izin verilmediğini anlattı” dedi.
Çıplak arama ve tecrit
Tutuklulara çıplak aramanın dayatıldığını ifade eden Bek, “Soncan Gedik’in anlatımına göre yüksek tansiyon hastası olan koğuş arkadaşı Kasım Elçik, bir gece hastalanarak hastaneye götürülüyor. Jandarma gözetiminde götürülüp getirilmesine karşın yeniden çıplak aramadan geçirilmek isteniyor. Buna karşı çıktığı için darp ediliyor. Kişiye özel olarak, keyfi olarak çıplak arama yapılıyor. Kişiye özel diyorum çünkü diğer müvekkillerimde görmedim. Tarsus No’lu 2 Cezaevi’ne sürgün edildiklerinde Soncan Gedik 13 gün, Kasım Elçik 25 gün tek kişilik hücrede tutulmuş” dedi.
Vejetaryensen rapor al
Tarsus Kadın Cezaevi’nde de benzer sorunların yaşandığını belirten Bek, “İki kişi vejetaryen beslenme talep ediyordu. Cezaevi idaresi ‘sizi hastaneye götürelim hasta olduğunuza dair rapor alın, diyet yemek verelim’ demiş. 3-5 aylık cebelleşmenin sonucunda müvekkile vejetaryen menü temin edilmiş” dedi. Aynı cezaevinde müvekkillerine kışlık kıyafetlerinin de verilmediğini anlatan Bek, düz siyah ve düz beyaz tişörtlerin de hiçbir gerekçe gösterilmeden tutuklu ve hükümlülere verilmediğini belirtti. Bek, “Müvekkilim koyu Beşiktaş taraftarı, hayattaki tek aidiyetinin Beşiktaş taraftarlığı olduğunu söylüyor. Ailesi tarafından kargoyla gönderilen çubuklu standart bir Beşiktaş forması gerekçesiz olarak alınmamış” dedi.


MGK'da OHAL VE GÜNEY KÜRDİSTANA YAPTIRIM ÇIKTI...!

Cumhurbaşkanlığı sarayında yapılan Milli Güvenlik Kurulu sona erdi. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yapılan toplantı 3 saat 10 dakika sürdü. Toplantı sona erer ermez bir bildiride yayımlandı.
OHAL uzatılsın tavsiyesi
MGK toplantısının ardından yayımlanan bildiri şöyle;
“FETÖ/PDY, PKK/PYD-YPG, DEAŞ başta olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadele kapsamında yurt bütününde uygulanan olağanüstü hal değerlendirilmiş, demokrasimizin, hukuk devleti ilkesinin ve vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin devamlılığını sağlamak üzere hükümete, olağanüstü halin uzatılması tavsiyesinde bulunulması kararlaştırılmıştır.
3 saat 10 dakika süren Milli Güvenlik Kurulu (MGK) sonrası bakanlar kurulu toplantısı yapıldı. Toplantı MGK’nin aksine çok kısa sürdü. Yarım saat süren toplantının ardından Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ kameraların karşısına geçti.
OHAL’in 3 ay daha uzatılmasının yanında MGP toplantısında Türk hava sahasının Federe Kürdistan Bölgesi’ne kapatıldığı kararı çıktı .hükümet sözcüsü Bakan Bozdağ, Habur Sınır Kapısı'nın Bağdat hükümetine devredilmesi için çalışma başlatıldığını da söyledi. Böylece 3 saat gibi kısa süren MGK toplantısında Kürtlere gözdağı yaptırım ve tehdit çıkarken, iç politikada şeflik rejimini tesisi için OHAL rejiminin 3 ay daha uzatılması kararı çıktı. AKP faşizmi halk ve Kürt düşmanlığına devam edeceğini birkez daha ortaya koymuş oldu.

OHAL’e ve Güney Kürdistan’a Yönelik Yaptırımlara Hayır..!

Baydemir: Kürtler zorla ve zulümle başını hiç kimsenin önünde eğmeyecektir..!

HDP Sözcüsü Osman Baydemir, Kerkük’e saldırının demokrasiye, insanlığa ve Kürtlerin haysiyetine saldırı anlamına geldiğini ve hiçbir Kürt’ün bunu kabul etmeyeceğini söyledi.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) 25 Eylül'deki bağımsızlık referandumu sonrası bazı noktaların hükümete iade edilmesini isteyen Irak ordusu, dün Kerkük'e operasyon başlattı.
Kerkük operasyonuyla ilgili Rûdaw’a açıklama yapan HDP’li Baydemir, "Ortadoğu’daki herkes şunu iyi bilsin; Kürtler zorla ve zulümle başını hiç kimsenin önünde eğmeyecektir. Değerlerine, toprağına ve iradesine sahip çıkacaktır. Koşulsuz bir şekilde Kürtlerin iradesinin tanıması gerekiyor. Demokrasi, insanlığa ve halkın isteğine saygı gösterenlerin, Kerkük halkının iradesine de saygı göstermesi gerekiyor. Kürt halkı 25 Eylül’de iradesini ortaya koydu. Herkesin buna saygı göstermesi gerekiyor” dedi.
Kürt halkının savaş çığırtkanlığı yapmadığını belirten Baydemir, şöyle devam etti:
“Kürt halkı Kerkük, Diyarbakır, Efrin, Mahabad, Sine ve Ortadoğu’nun diğer bölgelerinde hiçbir zaman savaş istemedi. Özgürlük ve eşitlik istiyorlar. Kürtlere karşı her kim düşmanlık besliyorsa şunu çok iyi bilsin, Kürtler hiç kimsenin önünde eğilmedi, köle olmayı kabul etmedi. Kerkük’ün savunulması, halkın iradesinin korunduğu anlamına geliyor. Kerkük’ü desteklemek Kürt ve Kürdistan halkının haysiyetini korumak anlamına geliyor. Kerkük’te sadece Kürtler sandığa gidip oy kullanmadı. Türkmen ve Arapların da sandığa gittiğine inanıyorum. Tüm halk iradesini gösterdi. Herkesin buna saygı göstermesi gerekiyor.”

Baydemir, “Kerkük’e saldıranlar özellikle de Kerkük’te kaos yaşanmasını isteyen Ankara, şunu bilsin, fitne ve fesatla hiçbir güç başarılı olamadı, onlar da başarılı olamayacak. Kürtler ölümle kentlerinden vazgeçseydi, Halepçe’de, Koçgiri’de, Efrin’de ve Kobani’de vazgeçerlerdi. Bu mümkün değil, sadece diyalog yoluyla sorunlar çözülebilir. Bir kez daha herkesin Kürtlerin iradesine saygı göstermesi çağrısında bulunuyoruz.”

85 bin lira maaş alan sendika başkanını Veli Saçılık açıkladı..!


Yüksel Caddesi'nde 'işimi geri istiyorum' eylemlerini sürdüren sosyolog Veli Saçılık, OHAL'in uzatılmasını destekleyen Hak-İş Konfederasyonuna bağlı Öz İplik-İş Sendikası Genel Başkanı Murat İnanç'ın 85 bin TL maaş aldığını iddia etti.
Kişisel Twitter hesabından Öz İplik-İş sendikasının OHAL'e destek açıklamasını alıntılayan Saçılık, paylaşımına "85 bin TL maaş alan "sendika" başkanı OHAL'e sahip çıkmış. 85 bin TL dışında kim bilir neler alıyordur" notunu düştü.
Veli Saçılık'ın paylaşımına yanıt veren Öz İplik-İş Sendikası, "Bu zihniyetin neyine cevap verilmeli... Beklediğin bahar hiç gelmeyecek" ifadelerini kullandı.
Öz İplik-İş'in yanıtına cevap veren Saçılık ise "Öz İplik-İş sendikası başkanı 85 bin TL maaş alıyor yazdım, yalanlayamadılar. Cumhurbaşkanı'nın iki katı maaş alıyor herifler" diye yazdı.