18 Ağustos 2017 Cuma

Almanya Komünist Partisinin Önderlerinden Enst Thalmann Kavgamızda Yaşıyor.!


18 Ağustos 1944 Weimar Buchenwald Toplama Kampında katledildi.
Alman proletaryasının yiğit oğlu, 
Alman Komünist Partisi'nin (KPD) Başkanı, 
Marksizm-Leninizm'in kararlı savunucusu,
Enternasyonalist büyük devrimci Ernst Thelmann, 1933 yılında Gestapo tarafından Berlin'de tutuklandı. ve 11 yıllık hücre hapisinin ardından Veimar'da bulunan Buchenwald Boplama Kampı'nana nakledildi ve 18 Ağustos 1944 tarihinde Hitlerin emriyle kurşuna dizilerek katledildi.
Katledilişinin 73'üncü yılında onu saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.

"Gülmen ve Özakça'nın sağlık durumları önemli eşikte"

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevlerinin 163’üncü gününde yapılan destek eyleminde sağlık durumları hakkında bilgi veren avukat Oya Aslan, sağlık durumlarının önemli eşikte olduğunu ve artık her şeyi beklediklerini ifade etti.
Nuriye ve Semih İçin Dayanışma Platformu üyeleri, Kadıköy Süreyya Operası önünde bir araya gelerek Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevlerinin 163'üncü gününde destek eylemi gerçekleştirdi. "Açlık grevi 163'üncü gününde! İşimizi geri istiyoruz" pankartının açıldığı eylemde "Nuriye Semih yalnız değildir", "KHK'lar gidecek biz kalacağız", "Nuriye ve Semih yaşasın" sloganları atıldı.
'SAĞLIKLARI ÖNEMLİ EŞİKTE’
Eylemde konuşan Gülmen ve Özakça'nın avukatı Oya Aslan, Gülmen ve Özakça'nın 163 gündür açlık grevinde olduğunu hatırlatarak, açlık grevi eylemcilerinin inanç ve umut taşıdıkları için kendilerinin de onların sesi olmaya çalıştıklarını söyledi. Gülmen ve Özakça'nın sağlık durumlarına ilişkin bilgi veren Aslan, “Nuriye’nin sağlık durumu önemli bir eşikte ve Nuriye açısından artık her şeyi bekleyebilir bir pozisyondayız. Vücut direnci yeterince güçlü değil enfeksiyon kapma riskiyle karşı karşıya.
En son kardeşi iki gün önce refakatçi olarak kabul edildi. Semih’in vücut direnci yine biraz daha güçlü ama o da önemli bir eşikte” dedi. Sağlık durumlarının kritik olması sebebi ile avukat görüşlerinin sınırlandırıldığını aktaran Aslan, günde sadece 2 saat avukatları ile görüşebildiklerini ifade etti.
Aslan'ın ardından konuşan insan hakları savunucusu Rahim Noz ise kendilerine sokakları kapatmaya çalışanlara karşı sokaklarda olmaya devam edeceklerini ve umudu yükselteceklerini söyledi.
Açıklamanın ardından eylem sonlandırılırken ara sokaklarda sloganlar eşliğinde Gülmen ve Özakça'nın taleplerinin yer aldığı bildiriler dağıtıldı.

AKP Tarımın Dibine kibrit Suyu Döktü: Borca yetmeyen destek..!


Çiftçiye verilecek tarımsal destek, giderleri karşılamaktan uzak kalacak. Çiftçi bu yıl da maliyetlerini borçla karşılayacak. Mazotta ödenen vergiyle alınan destek geri veriliyor.
Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
Bakan Fıkıbaba: 3 yıl içinde et ithal etmeyen bir ülke haline geleceğiz
Ucuz sebze anılarda kaldı 
Kaydet Kaydettiklerim Zaman Tüneli Tünel amblem
Gamze Bal Yayınlanma tarihi: 18 Ağustos 2017 Cuma, 20:56
Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) dahil olan çiftçilere bu yıl dekar başına verilecek mazot desteği, yetiştirdiği ürüne göre 9- 36 TL arası değişirken; verilecek gübre desteği da 4 lira olarak belirlendi. Bu desteklerin çiftçinin maliyetini karşılamaya yetmeyeceğini anlatan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, hükümetin bu yıl ki mazot maliyetlerinin yüzde 50’sini karşılayacağına yönelik açıklamalarını hatırlatarak, “Verilecek mazot destekleri yüzde 50’yi değil, yüzde 30’u ancak karşılıyor. Çiftçi, mazot harcaması için yıllık 10 milyar lira vergi ödüyor. Bir tek mazotta ödediği vergiyle aldığı desteği iade ediyor. Kaldı ki, Türkiye’de son 14 yılda 17 milyon dönüm buğday arazisi ekilmez oldu. 4-5 milyon ton buğday ithal eder olduk. Sağlanan destek, dışa bağımlılığı da bitirecek cinsten değil” dedi.
‘Çile devam edecek’
Belirlenen tarım desteklerinden ancak ÇKS’ye dahil olan çiftçilerin yararlanabildiğine dikkat çeken Atalık, “Şahıs malı olup da kiralayarak üretim yapan bir sürü kiracı üretici var. Onlar ne olacak?” dedi. Desteğin, üreticiyi canlandırmak bir yana borcuna fayda sağlamayacağını aktaran Atalık, "Kayda değer bir destek değil. Çiftçinin çilesi devam edecek" dedi.
Çiftçi yoksullaşıyor
Türkiye’nin çiftçiye verdiği desteğin toplamını 12 milyar TL olarak açıklayan Atalık, AB’nin ise çiftçisine 55 milyar Avro’luk destek verdiğini aktardı. Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş ise, “Avrupa çiftçisiyle Türkiye’deki çiftçi tabi ki yarışamaz” dedi. Avrupa’daki çiftçilerin maruz kaldığı KDV ya da ÖTV olmadığını ifade eden Demirtaş, AB’de girdi maliyetlerinin de uygun fiyatta olduğunu söyleyerek, “Bizde ise hasat zamanı ithalat kararı alınıyor. Türkiyeli çiftçi yoksullaşıyor” diye konuştu
Sendikalı işçi sayısını azaltmak için işten atmaları sürdüren AKKİM patronu, Petrol-İş üyesi işçilere kendi istekleriyle işten ayrılmaları durumunda tazminatlarını ödeme teklifinde bulunuyor. Bu teklifi kabul etmeyen işçilerin ise sosyal medya paylaşımları dahil olmak üzere herhangi bir gerekçe gösterilerek tazminatsız işlerine son veriliyor. İstanbul Hadımköy’de kurulu olan kimyasal fabrikasından atılan işçi sayısı 50’yi geçerken, bu işçilerin 30’unu baskılara dayanamayarak ayrılan işçiler oluşturdu.
Sosyal medya paylaşımları, işten atma gerekçesi oldu
Evrensel’den Vedat Yalvaç’ın haberine göre, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek işten atılan işçilerden biri de Emre Yiğitoğlu. “Bana para teklif ettiler. Ben de satılık olmadığımı Facebook sayfamdan paylaştım” diyen Yiğitoğlu şöyle devam etti: “İnsan kaynakları çağırıp ‘Sana tazminatını verelim işten kendi isteğinle ayrıl’ dediler. Baskılara dayanamayıp kabul eden arkadaşlarımız oldu ama ben kabul etmedim. Bunun üzerine işten çıkarılanlar listesine adımı yazmışlar. Açığımı aramaya başladılar daha sonra. Sosyal medya paylaşımımda küfür ve hakaret olmamasına, üstelik yapılan paylaşım çalışma saatleri dışında olmasına rağmen paylaşım gerekçe gösterilip işten kovdular beni. Onlar da zaten ihtarname de, ‘Hakaret eder gibi, tehdit eder gibi’ yazmışlar. İhtarnamede yazdıkları bir diğer gerekçe ise izin almayarak işe gelmemek. Cuma günü hastaneye gitmem gerekiyordu. İzin istedim amirden, ‘İzin kağıdı yok’ dedi. Sonra ben gitmeyince tutanak tutmuşlar hakkımda. Allah’tan ben bunların böyle oyunlar oynayabileceğini düşünerek rapor almıştım.”
İlgili: Petkim'deki TİS görüşmelerinde anlaşma imzalandı
TİS yetkisi alınmıştı
AKKİM’de çoğunluğu sağlayarak Çalışma Bakanlığına başvuran Petrol-İş Sendikası toplu sözleşme yetkisi almıştı. Patron ise karara itiraz ederek davayı Yargıtaya taşımış, işçiler patronun işçi atarak sendikanın yetkisini düşürmeyi hedeflediğine dikkat çekmişti.

Yüksel’de çok sert polis saldırısı: Veli Saçılık’ın ampute kolu yeniden kırılmış olabilir!


KHK ile işlerinden edilen kamu emekçilerinin mücadelesinin simgesi haline gelen Yüksel direnişinde 283. gün akşam açıklamasına polis çok sert saldırdı.
DİHABER’in aktardığına göre, Yüksel Caddesi’nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması yapmak isteyen KHK ile işlerinden ihraç edilen Veli Saçılık, Adnan Vural, Mehmet Dersulu ve diğer yurttaşlar eyleme katıldı. “Nuriye Semih yaşasın” yazılı pankart açtıkları için tutuklanan Beşiktaş taraftarlarına destek olmak isteyen Veli Saçılık Beşiktaş forması giyerek eyleme katıldı. “
Polis slogan atarak kol kola giren eylemcileri iterek sokaktan uzaklaştırırken Mehmet Dersulu’yu darp ederek gözaltına aldı.
Kadınların saçlarını yoldular
Yaşanan kargaşada polis Adnan Vural’ı da darp ederek yere düşürürken kadınların da saçlarından tutarak yerlere attı. Eylemciler Konur Sokağın sonuna geldikten sonra biber gazı atan polis eylemcilere tekrar saldırdı. Polis bir kişinin boynunu bir dakika sıktıktan sonra nefesi kesilen eylemci yerden kalkmakta zorlandı.
Polis işkenceyi kabul etti
Kadın eylemcilere tekme tokat saldıran polis yakaladığı 6 eylemciyi sokağın bir bölümünü kalkanları ile kapatarak içeri aldı. Kalkanların arasına basın mensuplarını almayan polis yurttaşları çok sert şekilde darp etti. Bir eylemcinin saçlarından tutarak kafasını yere vuran polis basın mensuplarının fotoğraf çekmesine de izin vermedi. Polis “Sokağı kapatıp sokak ortasında insanlara işkence yapıyorsunuz” diyen bir yurttaşa işkence yaptığını reddetmeyerek “Onlar bize vurdu biz de gereğini yapıyoruz” diye cevap verdi.
İlgili: Okmeydanı'nda cezaevi firarisi ile polis arasında silahlı çatışma
‘Veli Saçılık’ın kolu tekrar kırılmış olabilir’
Veli Saçılık’ın ampute olan kolunu daha önce kıran polis Saçılık’ı yine aynı kolunun üzerine düşürdü. Acı içinde yerde kalan Saçılık için ambulans çağırıldı. Veli Saçılık’ı olay yerinde tedavi eden sağlık emekçisi Adnan Vural, Saçılık’ın kolunun tekrar kırılmış olma ihtimalinin olduğunu belirtti.

Venezuela’da Kurucu Meclis seçildi: Şimdi ne olacak?

Venezuela’da Kurucu Meclis seçildi: Şimdi ne olacak?
Venezuela’ya karşı yaptırımların duyurulmasının ardından askeri seçeneğin de masada olduğunun ilan edilmesi Trump’ın tehditlerinin ekonomik yönden askeri yöne evrildiğini gösteriyor. Bu hamlenin zamanlaması ise demokratik yolla seçilmiş Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu, süregelen şiddet olaylarını körükleyerek devirmeyi amaçlayan Amerikan destekli Venezuela muhalefetine verilen destekle eş zamanlı görünüyor.
Şiddet olayları Başkan Maduro’ya şu anki sosyoekonomik krizin çözülmesini sağlamak amacıyla yeni bir anayasa yazılması yetkisini verecek olan Ulusal Kurucu Meclis seçimlerinin yapılmasını engellemek için Amerikan destekli muhalefet tarafından tırmandırıldı.
Kurucu Meclisin ülkedeki en güçlü hükümet organı haline getirilmesi planlanıyor. Maduro’nun Kurucu Meclisi toplamasında Amerikan destekli muhalefetin Venezuela Parlamentosunda kontrolü ele geçirmesinin ülkeyi içine soktuğu siyasi çıkmaz etkili oldu.
Trump seçimin iptal edilmemesi halinde ekonomik yaptırım tehdidinde bulunurken Venezuela’daki mülk sahibi sınıfın önderlik ettiği muhalefet, aynı amaç doğrultusunda hareket etme sözü vermişti. Kurucu Meclis başarılı olursa Amerikan destekli muhalefetin yenilgiye mahkum olduğunu idrak eden Batılı hükümetler ve ‘sivil toplum kuruluşları’nın yanı sıra Latin Amerika karşı devrimlerinin olağan şüphelileri İspanya, Vatikan ve Amerikan Devletleri Örgütü de Kurucu Meclis seçimleri aleyhinde cephe aldılar.
Kurucu Meclis seçimlerini lanetlemekte birbirleriyle yarışan Batılı medya kuruluşları, seçimleri engellemek amacıyla sandık alanlarına saldıran, yolları kapatan, ekonomik sabotajlarda bulunan ve sözde ‘genel grevler’ örgütleyen Amerikan destekli muhalefetin sokaklarda yarattığı şiddet sarmalına karşı en ufak bir kınamada bulunmadılar.
Ne var ki seçimler Chavezciliğin geleneksel tabanının oluşturan milyonlarca emekçi ve yoksulun sandıklara akın edip Chavezci solu desteklemesiyle muhalefetin sinirlerini harap edecek derecede yüksek katılımla gerçekleşti .
ŞİMDİ NE OLACAK?
Uluslararası basın Venezuela’nın yoksul mahallelerindeki coşkuyu tamamen görmezden geldi. Seçimleri takip etmek için Birleşik Devletlerden Venezuela’ya gelen bir emekçi heyeti yoğun katılıma ve yoksul mahallelerdeki sandık merkezlerinin önünde oluşan uzun kuyruklara dikkat çekiyor. Sağlık Emekçileri Sendikası Başkan Yardımcısı Estela Vasquez Batılı medya kuruluşlarının ikiyüzlü tutumuna işaret ediyor: “Orada uluslararası basından kimseyi görmedim. Ne New York Times muhabirleri ne de CNN veya Fox TV kameraları bu ülkedeki devrimci sürecin belkemiği olan yoksul işçi sınıfı mahallelerine ilgi göstermediler.”
Vasquez’in seçimlerin emekçiler üzerinde yarattığı coşku üzerine sözlerini Maduro’ya sıklıkla soldan eleştiriler getiren Stalin Perez Borges de doğruluyor: “30 Temmuz seçimleri ülkedeki ve yurt dışındaki sağa karşı emperyalizme teslim olmayacağımız ve muhalif iktisatçılarının hazırladığı neoliberal planların önünde diz çökmeyeceğimiz mesajının verildiği, Chavezciler arasında hükümetten memnun olmayanların dahi yeniden kenetlenmesini sağlayan bir fırtına gibiydi. Seçim sonuçları Chavezcilere yeniden öz güven kazandırdı ve kendilerine bir kez daha çoğunluk adına söz sahibi olmalarının olanağını sundu.”
KURUCU MECLİS KİMLERDEN OLUŞUYOR?
Muhalefet seçimleri boykot ettiği için ortaya farklı devrimci görüşleri içeren, büyük çoğunlukla solun temsil edildiği bir Kurucu Meclis çıktı. Kurucu Meclisin üçte biri sendikaların, mahalli meclislerin, yerli topluluklarının, çiftçilerin, öğrencilerin, emeklilerin ve önce Chavez liderliği altında, daha sonra muhalefetin şiddet eylemleri karşısında giderek radikalleşmiş tüm kesimlerinin temsilcilerine tahsis edildi.
Shamus COOKE

Global Research

İşçileri taşıyan traktör devrildi, yedi mevsimlik işçi hayatını kaybetti: ‘Kaza değil açık bir katliam’..!

Sakarya’nın Hendek ilçesinde fındık işçilerini taşıyan traktör, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarında bulunan dere yatağına devrildi.
Traktörün devrilmesi sonucu aracın römorkunda bulunan yedi işçi hayatını kaybederken, 9 kişi de yaralandı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bunun üzerine olayın incelenmesi amacıyla müfettiş görevlendirdi.
DİSK Başkanı: Sakarya’da yaşanan açıkça bir katliam
7 işçinin hayatını kaybettiği, 9 işçinin ise yaralandığı olaya ilişkin açıklama yapan DİSK Genel Başkan Kani Beko, “Sakarya’da yaşanan açıkça bir katliamdır” dedi.
Beko’nun yazılı açıklamasın şöyle:
60 lira yevmiye için açık römorklarda tıka basa taşınan bu insanlarımız, yaşamlarını kazanmak için çıktıkları yolda yaşamlarını kaybettiler. Öncelikle, ölen işçi kardeşlerimizin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Traktör römorkunda işçi taşınırken gerçekleşen bir olaya “kaza” demek, konuyu “fıtrat” diyerek geçiştirmek mümkün değil. Sakarya’da yaşanan açıkça bir katliamdır. Ve bu tarım işçilerinin öldüğü ilk katliam da değildir. İki yıl önce Manisa Gölmarmara’da ve öncesinde Isparta Yalvaç’ta yaşanan katliamların ardından, bu katliamların önlenmesi için yapılması gerekenler DİSK tarafından ifade edilmiştir.