12 Ağustos 2016 Cuma

Eğitim-Sen: Haksız açığa almalar ve sözleşmeli istihdamdan vazgeçilsin

KESK'e bağlı Eğitim-Sen Genel Başkanı Kamuran Karaca, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından açığa alınanların yerine atanacak 15 bin öğretmenin sözleşmeli ve mülakatla alınmasına ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Eğitim-Sen Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısına Karaca'nın yanı sıra sendika Genel Mali Sekreteri Mesut Fırat ve Merkez Kadın Sekreteri Ebru Yiğit katıldı.
Eğitim-Sen Genel Başkanı Karaca yaptığı açıklamada, darbe girişimi gerekçesiyle başlatılan haksız açığa almalara son verilmesini ve eğitimde sözleşmeli istihdamdan vazgeçilmesi gerektiğini kaydetti.
Darbe girişimi sonrasında kamuda onbinlerce memurun açığa alındığını hatırlatan Karaca, "Uygulama giderek yaygınlaşmış, darbe girişimi ile hiç ilgisi olmayanlara doğru genişletilmiştir. Darbe girişimi soruşturması kapsamında kamuda açığa alınanların sayısı 70 bini aşarken, Milli Eğitim Bakanlığı’nda 33 binin üzerinde eğitim çalışanı açığa alınmıştır. Kısa süre içinde bu kadar geniş bir kitlenin açığa alınması, darbe girişimi öncesinde 'siyasi fişleme' üzerinden kapsamlı bir hazırlık yapıldığını göstermektedir" ifadelerini kullandı.
Hükümetin açığa aldığı memurların bir bölümünün sosyal medya paylaşımları ya da banka işlemleri gibi darbeci olmakla ilişkilendirilemeyecek nedenlere dayandırıldığına dikkat çeken Karaca, "Aralarında sendika üyelerimizin de olduğu çok sayıda eğitimci açığa alınmıştır" dedi. Karaca'nın verdiği bilgilere göre; Milli Eğitim Bakanlığı genelinde açığa alınan Eğitim-Sen üyesi sayısı 142, üniversitelerde ise 37.
Bu süreçte barış bildirisine imza atan kimi akademisyenlerin darbe süreciyle ilgili olmamalarına rağmen açığa alındıklarını anımsatan Karaca, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde itiraz üzerine akademisyenlerin görevlerine döndüklerini ancak Anadolu Üniversitesi'nde 21 ve Gazi Üniversitesi'nde 3 akademisyenin hala açığa alınmış durumda olduğunu ifade etti. Karaca, "Hangi siyasi görüşten ya da düşünceden olursa olsun, darbe girişimi ile somut bağlantısı olmayan kamu personelinin en kısa sürede görevlerine başlamaları sağlanmalı" uyarısında bulundu.

'KAMUDA GÜVENCESİZLİĞİN KAPISI ARALANIYOR'

Karaca, siyasi iktidarın 657 sayılı yasada yapılan değişikliklerle kamu emekçilerinin zaten sınırlı olan iş güvencesine göz diktiğini vurguladı, "sözleşmeli istihdam ve 'sözlü sınav'ın ön plana çıkarıldığı, hükümetin memuru olmayanların kolayca kapı önüne konulabileceği bir sistem üzerinde çalışılmaktadır. Darbe girişimi süreci etkisiyle de olsa 'gri memurluk' gibi kamusal ve kişisel hakların ihlali anlamına gelecek düzenlemelerin gündeme getirilmesi hukuksal çerçeveden uzak ve kabul edilemez bir yaklaşımdır" diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz'ın kamuda temel istihdam biçiminin sözleşmeli ve güvencesiz olacağının işaretlerini verdiğini belirten Karaca şunları söyledi: "Eğitimde 2007-2011 yılları arasında başvurulan sözleşmeli öğretmenlik uygulaması eğitim-öğretim ortamında ve eğitimin niteliğinde bozulmaya neden olmuş, eğitim emekçileri arasında statü farkı oluşmuş ve ekonomik ve sosyal hak kayıpları yaşanmıştır. MEB’in darbe girişimi sonrasında çalışma koşullarını daha da ağırlaştırarak sözleşmeli öğretmenliği yeniden gündeme getirmiş olması düşündürücüdür."
Bakanlığın açıkladığı "Sözlü Sınav"ın siyasal kadrolaşmayı kolaylaştıracağını belirten Eğitim-Sen Genel Başkanı Karaca, uygulamanın öğretmen istihdamında uygulanmak istenmesini kabul edilemez bulduklarını dile getirdi.
Eğitim politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğinin altını çizen Karaca şöyle devam etti: "Türkiye'de darbe zemini gerçekten ortadan kaldırılmak isteniyorsa yapılması gereken, başta eğitim alanı olmak üzere, kamuda her türlü vesayete ve dışlayıcı yaklaşımlara son verilerek, demokratikleşme adımlarının atılması gerekmektedir. Bunun için öncelikle eğitimde bugüne kadar benimsenen dayatmacı, dışlayışı ve kendileri gibi düşünmeyen birey ve kurumların görüşlerini yok sayan anlayışa son verilmesi gerektiği açıktır. Eğitim-Sen, eğitimde yaşanan çürümenin ve çöküşün durdurulması için eğitim sisteminin gerçek anlamda laik, bilimsel ve demokratik bir içerikte, eğitimin tüm bileşenlerinin katkılarıyla yeniden düzenlenmesini savunmakta ve bu konuda üzerine düşen her sorumluluğu yerine getirmeye hazırdır."

'EĞİTİM SİSTEMİ YENİDEN DÜZENLENMELİ'

Karaca açıklamasının devamında Eğitim-Sen'in önerilerini de açıkladı:

-15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kamuda başlatılan açığa alma ve soruşturmalar fırsata dönüştürülmemeli, hukuk kuralları içinde yapılmalı ve darbe girişimi ile somut bağlantısı olmayan kamu personeli en kısa sürede görevine başlatılmalıdır.
-Eğitimin niteliği, öğretmenin niteliği ile doğru orantılıdır. Sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerin mevcut çalışma koşulları ile öğrencilere ve genel olarak eğitim sistemine hiçbir faydasının olmadığı geçmiş uygulamalarla somut bir şekilde görülmüştür. MEB, eğitimde esnek, güvencesiz ve performansa dayalı çalışma uygulamalarını yaygınlaştırmaktan başka bir sonuç vermeyecek olan sözleşmeli öğretmen uygulamasından derhal vazgeçmelidir.
-Hükümet sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına geri dönüşün gerekçesi olarak, "kalkınmada öncelikli yerler" olarak ifade edilen bölge ve illerde öğretmenlerin uzun süre çalışmak istemediğini göstermektedir. Bu sorun çeşitli teşvik politikaları (yüksek hizmet puanı, ek ücret vb.) ile çözülebilir iken, MEB’in bu durumu sözleşmeli öğretmenliğe gerekçe yapması doğru değildir. Bölgede görev yapan öğretmenlerin sürekli batıya tayin istemlerinin temel nedeninin, yeniden başlatılan çatışmalı süreçten duyulan endişe olduğu gerçeğini görmeden atılacak hiçbir adım öğretmen açıklarını kapatmak için yeterli olmayacaktır.
-Kamu hizmetlerinin sürekliliği, düzenliliği ve halka daha nitelikli olarak sunulması için her türlü güvencesiz istihdam uygulamalarından derhal vazgeçilmeli, herkese kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmalıdır.
-Kamuda siyasi kadrolaşma uygulamalarına son verilmeli, kamu istihdamında torpil ile eş anlamlı hale gelen mülakat yerine, liyakat ilkesi benimsenmelidir. Kamu istihdamında hiç kimse siyasi düşünce, inanç ve etnik kimliği nedeniyle ayrımcı uygulamaya tabi tutulmamalıdır.
-Eğitim politikalarının belirlenmesi ve uygulanması sürecinde bugüne kadar benimsenen tekçi, dayatmacı ve dışlayıcı anlayıştan vazgeçilmeli, eğitim sistemi kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkını gözeten bir anlayışla yeniden düzenlenmelidir.