29 Mart 2018 Perşembe

Kızıldere Devrim İçin Devrimci Dayanışmanın Adıdır..!


Tarih yaprakları 30 Mart 1972’yi gösterirken THKP-C’nin önderi Mahir Çayan ve 7 yoldaşı, THKO’nun iki militanı Cihan Alptekin ve Ömer Ayna  toplam 10 kişinin üzerine, Tokat’a bağlı Kızıldere köyünde faşist namlular yöneldi. Faşistler, dört duvar içinde kıstırılmış 10 devrimciye karşı bir orduyu seferber ederek ne kadar da ''güçlü'' olduklarını gösterdiler. Faşist namlular, sorgusuz sualsiz verilen ölüm kararlarının infazını yerine getirdiler, Ama faşist katiller ne devrimci militanlığı yere gömebildiler, ne de halkın karşısında ebediyen yok olmak üzere mahkum olmaktan kurtulabildiler.
Mahir Çayan ve yoldaşları faşizmin zindanları parçalayarak özürlüğe kavuştuklarında ilk işleri, sorumlu, coşkulu devrimciler olarak, devrimci dayanışmanın en güzel örneğini vererek idam edilmeyi bekleyen THKO önderlerinden Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in kaçırılması için kolları sıvamak oldu. Bunun için Ünye'de Nato'ya bağlı radar üssünden üç İngiliz teknisyen kaldırılıyor rehin olarak. Karşılığında Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un serbest bırakılmasını istiyorlardı.
Ama faşizm 30 Mart 1972’de Mahir Çayan ve yoldaşlarını Kızıldere de kuşattı. Mahir Çayan ve yoldaşları , “biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik” diyerek dilde devrimci sloganları ve elde silahları son kurşunları kadar çatışarak , İngiliz rehinelerle birlikte Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Saffet Alp, Ertan Saruhan, Ahmet Atasoy, Nihat Yılmaz, Hüdai Arıkan, Sinan Kazım Özüdoğru ve Sabahattin Kurt tanksavarlarla açılan ateş sonucu katledildiler.. Tarihe Kızıldere direniş olarak geçen Mahir Çayan ve yoldaşlarının direnişin üzerinde 46. yıl geçmesine rağmen , bugün ille de devrim ve sosyalizm" diyen devrimci ve komünistler ; "On’ların “ Kızıldere Son Değil Kavga Sürüyor ” şiarını kendimize düstur alarak, Onların yukarıya kaldırdıkları devrim bayrağına daha sıkıca sarılarak, anılarını kavgamızda yaşatacağımıza söz veriyoruz.