20 Ekim 2017 Cuma

AMAÇLAR FARKLI OLANLARI AYNI KULVARDA BULUŞMALARI GÜÇTÜR..!

Nerede olursa olsun ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesinin zaferi bir çok uygun ortama aynı kulvarda buluşmasına bağlıdır. Haliyle bu objektif ve sübjektif koşullar oluşmadan, gerek ulus ve gerekse de toplumsal kurtuluş mücadelesi başarıya taşınamaz.  Ulusal ve sosyal kurtuluş savaşımının başarısında ö devrimci önderlik ve emekçi halkların birleşik bir direniş hattında buluşması tayin edici bir rol oynar.  Devrimlerin zaferinde politik önderlik başat rol oynar. Bununla bağlı olarak işçi ve emekçi yığınların birleşik bir hatta buluşturulması zaferin yegane güvencesidir.   Üçüncü olarak objektif koşullar, Yani karşı devrimin içinde bulunduğu durum ve güç dengesi.
Hayati önem arz eden, sübjektif koşullar diye tarif ettiğimiz gereklerin varlığıdır.
Peki mevcut halde dört parçada Kürt ulusal hareketinin durumu nedir?  Dörde bölünmüş işgal ve ardından ilhak edilmiş ve  dört devletin boyunduruğu altına alınmış olan   Kürtlerin geleceği üzerinde söz ve etki etki sahibi olan üç politik  güç mevcuttur.
Bunlar, PKK/PYD, KDP ve YNK’dir. KDP ve YNK’nin fiziki etkisi esas olarak Güney Kürdistan’la sınırlıdır. Bu partilerin Rojava ve diğer parçalarda politika üzerinde- Bazı ülkelerde KDP’nin etkisi olmuş olsa da örneğin Türkiye ve Suriye, İran Kürdistan’ında  KDP’ye yakın oluşumlar var- üzerinde bir etkileri yoktur.
PKK’nin ise Kürdistan’ın bütün parçalarında gücü ve politika  üzerinde önemli etkisi mevcuttur.
Kürdistan dörde bölünmüş olsa da, Kürdistan’ın herhangi bir parçasındaki gelişme mevcut halde Kürdistan’ın bütün parçalarında etki yapmaktadır. Çünkü Kürt sorunu yerel olmaktan  evrensel hale gelmiştir.
Aynı şekilde Kürdistan’ın bir parçasında ilhakçı ve işgalci  devletin tuttuğu zemini kaybetmesi, diğer parçalardaki işgalci ve ilhakçı  devletleri de etkilemekte ve harekete geçirmektedir. Bunu en son referandumda bir kez daha gördük ve yaşadık.
Yazık olan şudur ki, Kürdistan’ın bir mahallesinin bile özgürleşmesi karşısında emperyalist ve bölge geriici devletleri  devletler yekvücut olurken, Kürtlerin refleksi ise tersi yöndedir. İlhakçı ve ilhakçı  devletler safları sıklaştırırken, Kürtler kendileri aralarında daha çok bölünmektedir.
Ulusal kurtuluş açısından hayati önem sahip olan ulusal birlik ve Kürtlerin ortak geleceğini ifade eden politik  önderlik henüz mevcut değildir.
Peki, bu nasıl gerçekleştirilebilir?
Elbette bu, KDP, PKK/PDY, YNK arasında yapılacak masa başı anlaşmalarla başarılamaz. Bu üç parti arasında ulusal birlik sağlanabilmesi için, evvela bu üç partinin ortak stratejik hedefe sahip olması gerekir. Ve aynı hatta buluşması gerekiyor.  Örneğin KDP, kısmen de YNK, er ya da geç bağımsız Kürt devletinden yana bir eğilime sahipken, PKK/PYD, dört parçada da mevcut devletlerin demokratikleştirilmesinden yanadır. Yani ilkesel olarak ulus devleti reddetmektedir. PKK, anti işgalci bir tutuma sahiptir ama ulus devletten, ulusal bağımsızlıktan (zaten bunların ikisi aynı şeydir) yana değildir. Bundan dolayıdır ki Güney Kürdistan’a yönelik saldırılar karşısında Güney Kürdistan’ı savunmakta tereddüt etmezken, Güney’de ulus devletin kurulmasını aynı kararlılıkla savunmamaktadır.
Kürdistan’daki partilerin stratejik olarak farklı amaçlara sahip olmaları dolayısıyladır ki, politik anlamda ulusal birlik sağlanamaz. Tabii ki başka faktörlerde mevcuttur ama bunlar şimdi girmiyoruz.
Bu partiler arasında birlik, ancak koşulların, iç ve dış dinamiklerin zorlamasıyla olabilir. İç dinamikten kastım, Kürt ulusunun aşağıdan baskısı sonucu olarak bu partiler arasında bir birlik sağlanabilir. Bu çok mümkün gözükmüyor, zira tabandaki bölünme de yukarıdaki bölünmeye paralel gelişmektedir ve daha agresif, daha yok edicidir. Bunu en son referandum ve Kerkük’ün işgalinde bir kez daha gördük.
Lakin buna rağmen taban bunu aşıp, siyasal liderlikleri birliğe zorlayabilme potansiyeline sahiptir.
Bunu Kobane kuşatması döneminde tecrübe etmiş bulunuyoruz. Evet, bu mümkündür ve bu, sağlanacak birliğin teminatı olabilir.
Kürtler arası ulusal ve stratejik birliğin yolunu açabilecek dış etken ise, düşmanların topyekûn saldırısıdır. Bu durum Kürt siyasetini er ya da geç aynı safta buluşturacak, bunun karşında duran siyasi güç teşhir olarak saf dışı kalacaktır.
Artık herkesin şunu bilmesi gerekiyor, Kerkük’teki, Afrin’deki, Amed’deki ve Mahabad’ta’ki Kürdün kaderi bir ve aynıdır.
Aksini düşünmek eşyanın tabiatına aykırıdır. Erdoğan’ın, Esad’ın Abadi’nin, Hamaney’in bildiğini, Kürtlerin çoktan bilmiş olması gerekir.
Nasıl ki Kürdistan’da işgal ve ilhaka sıkılan her kurşun dört imhacı ve işgalci  devleti bir araya getiriyorsa, aynı şekilde Kürdistan’ın hangi bir parçasında olursa olsun, Kürtlere sıkılan her kurşun bütün Kürtlere sıkılmış demektir .Kürtler bunu böyle hissetmeli ve kurşun sıkılan yanını sarıp sarmalamalıdır.

Zaten ulusal birlik tam da burada ifadesini buluyor: Önce amaç ve  duyguda birlik yakalanmalıdır