23 Kasım 2017 Perşembe

“Alışmıyoruz, itaat etmiyoruz”..!

Kadınlar başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında erkek-devlet şiddetine karşı kendi sözlerini söylemek için sokağa çıkıyor. İstanbul 25 Kasım Platformu, “Erkek devlet şiddetine itaat etmiyoruz, hayatlarımızdan ve mücadelemizden vazgeçmiyoruz” sloganıyla tüm kadın ve LGBTİ’leri Taksim’de yapılacak yürüyüşe davet etti.
Yürüyüş, 25 Kasım günü saat 18.00’de Taksim Tünel’den Galatasaray Meydanı’na doğru yapılacak.
25 Kasım Platformu, OHAL’le birlikte kadın katliamlarının açık bir şekilde arttığına dikkat çekerek, “ “Şiddet, kılık kıyafetimizden tutun da yaşam biçimimiz ve çalışma yaşamına kadar her yerde gözle görülür hale geldi. Bunun en büyük etkisi de OHAL’in kendisidir” diye konuştu.
Her yıl Taksim Meydanı’na doğru yapılan yürüyüş, İstiklal Caddesi’nde devam eden yol çalışmaları nedeniyle bu yıl Galatasaray Lisesi önüne kadar yapılacak.
25 Kasım Kadın Platformu’nun çağrı metni şöyle:
“Nasıl bir hayat yaşayacağımıza, seçimlerimize, bugünümüze, geleceğimize, çalışmamıza, okumamıza, arzularımıza, boşanıp boşanamayacağımıza, erkeklerle ‘aramızı bulmanın’ zorunluluğuna, doğurup doğurmayacağımıza ve kaç çocuğu nasıl doğuracağımıza, sonra da çocukların velayetini kimin alacağına, hangi imam –hatip okuluna yazılmaları gerektiğine, hangi topraklarda, hangi savaşta ölmeleri gerektiğine, haysiyetli bir biçimde gömülüp gömülemeyeceklerine, hangi emeğimiz için ne kadar kazanıp hangisini bedava yapacağımıza, kimi sevip kimi sevemeyeceğimize, kiminle yaşayıp kiminle yaşayamayacağımıza, hatta yaşamayı ‘ ‘hak edip etmediğimize’ karar verme kudretini kendinde gören…”
‘Boşanma oranı artıyor’ yalanıyla bizi şiddete, eşitsizliğe mahkûm etmeyi, OHAL bahanesiyle şiddet karşısında dayanışma için başvurabileceğimiz kurumları kapatmayı, karakollarda, şiddet gören kadınlara, LGBTİ+lara ‘size vaktimiz yok’ derken veya hayatta kaldığına pişman ederken –erkeklere sığınakların yerine dahi ayan beyan söylemeyi, boşanma için ‘önce arabulucu’ deyip barıştırmayı, şiddete uğrayan göçmen kadınlara ise ‘önce delil’ deyip sığınağa yönlendirmemeyi, bizi makbul olan-olmayan kadın diye, müftüde evlenen-müftüde evlenmeyen-hiç evlenmeyen kadın diye, kürtaj yaptıran-kürtaj yaptırmayan kadın diye her gün ayrıştırmayı, ders kitaplarını, gündelik basını, kadınları buzlayan TV ekranlarını cinsiyetçilikle kaplamayı, tecavüzcülere af çıkarmaya yeltenirken kadın milletvekillerini, belediye başkanlarını, siyasetçileri, hak savunucularını hapsetmeyi, ‘isteseniz de istemeseniz de’ diyen tek bir adamın kararlarıyla hayatlarımız hakkında ve bize şiddet olarak dönen yasalar çıkarmayı, kadınlarla ilgili kararları, fetvalarıyla kadın düşmanlığı yayan diyanetin müftü ve imamlarının eline her bir ‘protokol’ le daha fazla teslim etmeyi, mücadelemizle kazandığımız haklarımızı gasp etmeyi alışkanlık edinen erkeklere, erkek-devlete ve şiddetine ALIŞMIYORUZ, İTAAT ETMİYORUZ”


Zırhlı