27 Kasım 2017 Pazartesi

Nuriye ve Semih davası: Savcı, Nuriye’nin tahliyesini istedi!..!

İşlerine iade talebiyle 264 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen'in tutuklu, öğretmen Semih Özakça ile ihraç edilen öğretmen Acun Karadağ'ın tutuksuz yargılandığı davanın 5'inci duruşması bugün Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başladı. Duruşmayı CHP Milletvekilleri Ali Haydar Hakverdi, Mahmut Tanal, Hilmi Yarayıcı, Ali Şeker ile Bağımsız Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, ÖDP Eş Genel Başkanı Alper Taş, KESK Eş Başkanları, akademisyen Baskın oran ile Veli Saçılık izledi. Numune Hastanesi, sağlık durumu nedeniyle Gülmen'in duruşmada hazır edilemeyeceğini bildirdi. Özakça ve Karadağ'ın katıldığı duruşmaya Gülmen ise tutulduğu Numune Hastanesi'ndeki mahkum koğuşundan SEGBİS aracılığıyla bağlandı.
Semih Özakça: Karar aceleye getirilmeye çalışılıyor
Duruşmada yaşananları anlık olarak cumhuriyet.com.tr'den takip edebilirsiniz...
12.30: Saat 14.00'a kadar duruşmaya ara verildi.
12.20: Tanık Pelin Tuştaş: Nuriye'yi yakından tanırım. Örgütle ilişkili bir şey olmadığını biliyorum. İkimiz de Eğitim-Sen'liyiz. Birçok problem yaşadık, her şeyi konuşurduk. Bu nedenle kesinlikle böyle bir şey olmadığını biliyorum.
12.00: Gülmen'in avukatı Murat Yılmaz, CHP Milletvekili Ali Haydar Hakverdi'nin tanık olarak dinlenilmesini talep etti. Mahkeme heyetinin bu talebi kabul etmesi üzerine Hakverdi, tanık kürsüsüne geçti. 15 Temmuz sonrasında çıkan KHK'lar ile çok sayıda kişinin kamudan ihraç edildiğini anlatan Hakverdi, bu süreçte çok sayıda kişinin mağdur olduğunu savundu. Çok sayıda kişinin CHP'ye başvurması üzerine "mağdur komisyonu" oluşturduklarını belirten Hakverdi, "15 Temmuz gecesi bomba atan uçağın pilotunun eşi de bize başvuruyordu, hiçbir şeye bulaşmamış kişiler de başvuruyordu. Nuriye Gülmen ve Acun Karadağ Meclis'e bize geldiler ve dertlerini anlattılar. Kendilerine 'Komisyona başvurdunuz mu?' diye sorduğumda, 'Evet, başvurduk ama bir sonuç alacağımızı düşünmüyoruz' cevabını verdiler. Ne yapacaklarını sorduğumda ise Yüksel Caddesi'nde oturma eylemi başlatıp kamuoyu oluşturmaya çalışacaklarını söylediler" diye konuştu.
HAKVERDİ: İLK GÜNDEN SON GÜNE KADAR MASUM BİR ŞEKİLDE EYLEMLERİNİ YAPTILAR
Hakverdi, sanıkların böyle bir ortamda oturma eylemine başladıklarını, oturma eylemi ile kamuoyu oluşturamazlarsa açlık grevine başlayacaklarını söylediklerini aktardı. Gülmen ve Karadağ'a, "Peki, bizden ne istiyorsunuz" diye sorduğunu belirten Hakverdi, "Bana, 'OHAL var, eylem yapıyoruz, polis bizi gözaltına alır. Siz yanımızda olursanız bize fazla müdahale edilmez' dediler. Eylemin ilk gününde ben son dakika yetişebildim. Kendimi polislere tanıttım ve Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne gidip süreci takip ettim. İlk günkü eylemde sosyal medyadan paylaşımlar yaptım 'bunlar suçsuz' diye. Eylemleri yoğun bir gündeme denk geldiği için pek kamuoyu oluşturamadılar, bu yüzden açlık grevine başladılar diye düşünüyorum. Ben şuna şahidim; ilk günden son güne kadar masum bir şekilde eylemlerini yaptılar. Bugün geldiğimiz nokta son derece üzücü, böyle bir şeye tanıklık yaptığım için utanıyorum" ifadelerini kullandı.
11.30: Avukat Murat Yılmaz savunma yaptı: Esas hakkındaki savunma için süre ve kovuşturmanın genişletilmesi talebimiz var. Savcının talebini olumlu karşılıyoruz ama geç kalınmış bir taleptir. İki celse arasında olumlu olumsuz bir değişiklik olmadığı için keyfi tutulduğunu anlıyoruz. Geçen celsenin çözümü daha bugün Uyap'a yüklendi. Dolayısıyla inceleme şansımız olmadı. Bu çözümler alınmadan bizim esas hakkında savunma yapmamız mümkün değil. Mahkeme 7 nolu ara kararında müdafileriyle uygun saatlerde görüşme kararı verdi. Savcılık, biz bu talebin nereye gideceğini anlamadık dedi, işi yokuşa sürdü. Yine koridorda ve kısa süreli olarak görüş yaptırıldı. Ayrıca cumartesi ve pazar da görüşmek istedik ama savcı tarafından reddedildi, hem de hükümlüler için geçerli olan yasa dayanak gösterilerek. Sizi aşan bir irade var. Savcılık sizi takmıyor. Başhekim ben savcıya sorarım, mahkeme kararını dinlemem diyor. Eğer anayasa uygulanıyorsa, CMK uygulanıyorsa mahkeme kararları kesinlikle uygulanmalıdır. Ama buna rağmen Numune Hastanesi ve Savcılık bunu dikkate almıyor, kararlarınızı dikkate almıyor. Tutuklu olduğu için müvekkille vekaletnamesiz görüş yapabiliriz. Bize vekaletname ve yetki dayatıyorlar. Sunuyoruz. Ertesi gün tekrar vekaletname ve yetki dayatılıyor. Mahkeme kararlarınız, savcılık eliyle, hastane eliyle, jandarma eliyle uygulanmıyor. Hiç kimse mahkemenin üstünde değil.
"SAVCI MÜTAALASINI BURADA HAZIRLAMADI"
Fatih Solak'ın beyanından sonra bize sormadan savcıya sorup mütalaa istediniz. Halbuki delillerin ortaya koyulması ve tartışılması gerekiyordu. Mütalaaya karşı beyanlarımızı sormadınız. Bu açık bir usule aykırılık, usul ihlal edilmiştir. Savcı mütaalasını burada hazırlamadı. Dolayısıyla Fatih'in ne söylediğinin, Nuriye'nin ne söylediğinin, bizim ne söylediğimizin önemi yok. Savcılık hazır gelmiş. İtirafçı beyanları hakkında tanıkların Nuriye Gülmen hakkında iftira atmakta yararı yok dediniz. Bu şahıslar itirafçıdır, dolayısıyla iftirada menfaatleri var.
RIZA SARRAF GÖNDERMESİ
İktidar Reza Zarrab davası hakkında bunun siyasi dava olduğunu, itirafçılık hususunun zorla Türkiye'ye zarar vermek için yapıldığını, Reza Zarrab'ın kullanıldığını söyledi. Beyanları aynen ondan alıyorum. Bunu neden okudum? Biz bunu çok dikkate aldığımızdan, ABD yargısını çok sevdiğimizden değil. Bekir Bozdağ diyor ki itirafçıların beyanlarına itimat edilemez. Biz de bu konuda Berk Ercan ve Fatih Solak'ın beyanlarında menfaatleri olduğunu söylüyorum. Peki Berk Ercanın yararı nedir? Berk Ercan 30 Ekimde tahliye oldu. Uzun namlulu silahlarla yakalanan, örgüt üyeliğinden ceza alan Berk Ercan buna rağmen tahliye oldu. İşte menfaat budur. Polis tutanaklarına göre protestoya 15 bin kişi katılmış. 58 kişi yargılanıyor. Peki bu dosyalarsa Nuriye'nin patlayıcı yaptığına, attığına, polise direndiğine ilişkin bir şey var mı? Yok. Resimleri sunuyorum, en önde pankartı tutuyor.
Bizm de bazı tanıklarımız var. Bunlardan biri CHP milletvekili Ali Haydar Hakverdi. Nuriye 9 Kasımda işi için eyleme geçmeden Hakverdi ile görüşüyor, bilgi alışverişinde bulunuyor. Vekil bilgi sahibidir. Dinlenmesi gerekmektedir, talep ediyoruz.
11.10: Duruşmaya SEGBİS sistemiyle katılan Nuriye Gülmen de tahleyisini istedi. Gülmen, cezaevi koşullarının ağır olduğunu ve savunma yapabilmek için koşulların sağlanmadığını söyledi. Gülmen şöyle konuştu:
Sizden tahliyem ile bir lütuf beklemiyorum, sadece hukukun gereklerini yerine getirmenizi istiyorum.
11.00: Duruşma başladı. Savcı, Nuriye Gülmen'in kaçma şüphesi olmaması ve delilleri karartma ihtimali olmaması gerekçesi ile adli kontrolle serbest bırakılmasını istedi.
10.10: Duruşma öncesi konuşan Semih Özakça "Tarihsel olarak umutluyuz. Emekçiler her zaman kazanır. Umudumuzu yitirmek için hiçbir nedenimiz yok. Nuriye hocayı da oradan alabiliriz. Umut edelim" dedi.
10.00: Semih Özakça ile eşi Esra Özakça, öğretmen Acun Karadağ, sosyolog Veli Saçılık duruşma için Sincan Cezaevi'ne geldi. Nuriye ve Semih Özakça'ya destek olmak için milletvekilleri, avukatlar ve çok sayıda yurttaş da Sincan Cezaevi önüne geldi.
Ne olmuştu
KHK ile ihraç edildikten sonra açlık grevine başlayan, ardından tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça'nın yargılandığı davanın 4'üncü duruşmasında, Semih Özakça'nın elektronik kelepçe şartıyla tahliye edilmesine, Nuriye Gülmen'in ise tutukluluğunun devamına karar verilmişti.
Cazibe merkezleri
AKP'nin Kürdistan’ın 23 İlinde Uygulamaya Soktuğu Cazibe Merkezleri tutmadı..!
Kürt sorunu ekonomik kalkınma yada gelişmiş sorunu olarak gören gösteren AKP, devlet eliyle ekonomik teşvik paketleriyle çözmeye çalışıyor. Yıllardan bu yana devlet eliyle uygulanan adları farklı olsada “ Şevkat paketleri” bir kısım yandaşları zenginleştirmek için Kürt sorununun çözüne  katkıda bulunamadı. AKP İktidarının , Kürdistan’ın 23 ilinde süper teşvikler diye 2016 Eylül ayında tanıttığı ‘Cazibe Merkezleri’ programında henüz bir ilerleme sağlanamadı. Toplam 92 milyar liralık yatırım ve 365 bin kişilik istihdam öngören yatırım başvurularının geçen ağustos ayında Başbakan Binali Yıldırım tarafından açıklanması bekleniyordu. Ancak, 24 Ocak-27 Şubat döneminde yapılan başvurulara ilişkin aradan geçen sürede herhangi bir açıklama yapılmadı. Bu durum yatırım için başvuran iş insanlarını da umutsuzluğa sevk etti.
Yatırımlar ertelendi
Bölgedeki iş insanları Cazibe Merkezleri programının tamamen rafa kalkabileceğini ifade ediyor. Ayrıca bu programı bekleyen birçok iş insanı da yatırımını erteledi. Bu sürenin uzaması da her geçen gün 23 ile eksi yazıyor. Doğu ve Güneydoğu’daki illerin neredeyse hepsinde her dört kişiden biri işsiz. Programla en azından işsizlik konusunda bir nebze de olsa mesafe kaydedilmesi bekleniyordu.
Yatırımlara verilecek destekler için 2017 yılı bütçesinden de kaynak ayrılmıştı. Cazibe Merkezlerinin koordinasyonu ilk olarak Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’a verilmişti. Başvurular için öngörülen süre dolduktan sonra ise Başbakan Yardımcılığı bünyesindeki, Kalkınma Bankası’nın uzmanları sahaya inerek başvuruların tamamını yatırım yeri ve firma bazında incelemeye tabi tuttu. Bu incelemeler de geçen haziran ayında tamamlanarak sonuçlar Başbakanlık’a iletildi. Bu süreçte, kabinede yapılan değişikliğin ardından, 8 Ağustos’ta Başbakanlık Genelgesi ile Cazibe Merkezleri programının koordinasyonu görevi Başbakan Yardımcısı Fikri Işık’a bağlandı.
Rafa kalkabilir
Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DİSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Burç Baysal, ‘Cazibe Merkezleri’ programının sonuçlarının açıklanmaması nedeniyle herkesin kaybettiğini vurgulayarak, “Birçok üyemiz programı beklediği için yapacakları birçok yatırımı da erteledi. Entegre tesise dönmek için belki teşvik olur beklentisi vardı. Artık programın uygulanacağına dönük umut da kalmadı” diye konuştu.
Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane, Hakkâri, Iğdır, Kars, Malatya, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van’ı kapsayan programla verilmesi hedeflenen bazı destekler şöyle:
* Yatırımcılara Hazine arazisi dahil yatırım yeri tahsisi.
* TOKİ aracılığıyla bina inşaatı.
* 10 milyon liraya kadar faizsiz yatırım desteği.
* Üretim yerini kapsamdaki illere taşıyanlara 1 milyon liraya kadar destek.
Belirsizlik giderilmeli
Van Ticaret Ve Sanayi Odası Başkan Necdet Takva, Cazibe Merkezleri programı kapsamında Van’da 200 firmanın 2 milyar TL yatırım başvurusu olduğunu belirterek, “Bir yılı aşkın süredir bekliyoruz. Bu belirsizliğin giderilmesi gerekiyor. 23 ildeki yatırımlar buna endekslenmiş. Artık beklentiyi karşılayacak hızda hareket edilmeli” dedi. Takva, program için 2017’de yaklaşık 1.5 milyar TL bütçe ayrıldığını anımsatarak, en azından her kent için 2-3 projenin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Şu anda mevcut yatırımların da ertelendiğini, bir yıldır herkesin beklenti içinde olduğunu anlatan Takva, “Hükümetin bütün hazırlıkları tamamlayıp sonra bu programı açıklaması gerekiyordu. Ancak maalesef bizde önce açıklama yapılıyor, sonra mevzuat, altyapı çalışmalarına bakılıyor. Yıl bitmeden sonuçların açıklanmasını istiyoruz” diye konuştu.
Sekiz aydır yanıt yok
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Ahmet Sayar, Başbakan’ın, geçen yıl Diyarbakır’da açıkladığı ‘Cazibe Merkezi’ programı kapsamında kentte 375 firmanın toplam 6.5 milyarlık yatırım yapmak için sekiz ay önce yaptıkları başvuruya henüz yanıt verilmediğini söyledi.

DHA’ya konuşan Sayar, “Cazibe merkezi programı tanıtıldığı zaman bir yatırım ortamının oluşmasını sağlanmıştı. Kamuözel sektör açısından önemli bir projeydi. Şubat ayında başvurular alınmaya başlandı. Diyarbakır ile birlikte toplam 23 ili kapsıyordu. Oluşan o olumlu atmosfer, Cazibe Merkezi programının açıklanmamasıyla beraber yatırımların önünde bir engel olmaya, yanı sıra yatırıcımlara bir belirsizlik yaşatmasına neden oldu. Cazibe Merkezi programlarının ivedi bir şekilde açıklanması gerekiyor” dedi.