29 Ocak 2018 Pazartesi

Eğitimde Torpil yönetmeliği..!


Milli Eğitim Bakanlığı, okul yöneticisi atamalarında torpilden vazgeçemiyor. Yıllardır yönetici atamalarındaki kadrolaşma tepkilerine karşın bakanlık yeni yönetmelik taslağında da yüzde 50 oranında sözlü sınav adı altında mülakata yer verdi. Eğitim Sen, Eğitim İş ve Türk Eğitim Sen ise mülakat sisteminin devamının yandaş kadrolaşma ve niteliksiz yöneticilerin devamı olacağını belirterek MEB’in yönetmelik taslağını sert bir dille eleştirdi.
‘Yüzde 98’i yandaş’
Cumhuriyetin aktardığı habere göre, MEB, okullara müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı görevlendirilmesine ilişkin esasları düzenleyen “Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği” taslağını değerlendirmeye sundu. Bakanlığın yeni taslağında eleştirilerin temelini yaratan mülakat sisteminin yanına yazılı sınav eklendi. Bakanlık yazılı ve sözlü sınavların ayrı ayrı 100 tam puan üzerinden değerlendirilmesi, 60 ve üzeri alan adayların başarılı sayılması ve iki sınavın aritmetik ortalaması alınarak görevlendirmeye esas puanlarının belirlenmesini planladı. MEB’in yönetici atanmasında yüzde 50 yazılı sınav, yüzde 50 sözlü sınav olarak planladığı değerlendirme sistemi eğitim sendikalarının tepkisine neden oldu. Mülakatın kadrolaşmayı beraberinde getireceğini vurgulayan sendika yöneticileri, mevcut yöneticilerin yüzde 98’inin de yandaş sendikadan olduğunu belirterek yeni taslağın değiştirilmesini istedi. Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, “Taslağın en dikkat çekici boyutu, ‘Sözlü Sınav’ adı verilen aracın bir ‘ölçme ve değerlendirme’ aracı olarak değil bir ‘eleme’ aracı olarak kullanılmasının devam edecek olmasıdır. Sözlü sınav gibi yansızlığı tartışmalı ve bundan dolayı da geçerliliği ve güvenirliği zayıf bir aracın belirleyici olması idarenin kendi istediği isimleri yönetici olarak görevlendirme yöneliminden başka bir şekilde açıklanamaz. Kadrolaşma politikalarının taslağın bu haliyle de devam edeceğinin bir kanıtıdır” dedi.
‘Kayıtlı kadrolaşma’
Proje okullarına yapılacak olan yönetici atamalarının yönetmeliğin kapsamı dışında bırakıldığını belirten Aydoğan, “Böylece bu okullara yapılan öğretmen atamalarında olduğu gibi idareci atamalarında da keyfiyet ve kadrolaşma isteğinin belirleyici olacağı kayıt altına alınmıştır. Proje okulu uygulaması derhal sonlandırılmalı ve bu okullarda, kamu okulları olarak, öğretmen ve yönetici atamalarında genel esaslara tabi olmalıdır” diye konuştu. Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, eski yönetmelikteki asıl problemin mülakat olduğunu ve taslakta da bu uygulamanın aynen devam ettiğini belirterek “Mülakat ve yazılı sınavın yüzde 50, yüzde 50 uygulanması kabul edilemez. Bu uygulamalar ve mülakat aynen devam ettiği sürece, yakın zamanda istekli yönetici bulmak mümkün olmayacak ya da tek özelliği yandaş olmak olan, beceriksiz insanlara meydan terk edilecektir” dedi.
Yanlışlarla dolu
Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım da, taslakla ilgili şu eleştirilerde bulundu: “Bu taslak baştan aşağı yanlışlıklarla, eksikliklerle doludur. Çünkü kariyer ve liyakat ilkeleri hiçe sayılmaktadır. Şu anda yönetici olmayanların yönetim kademelerine geçişte göz boyama maksatlı olarak yazılı sınav getirilmiş fakat ardından getirilen sözlü sınav ile niyet yeniden ortaya konulmuştur. Ne zaman bir yerde mülakat kavramı varsa orada adam kayırmacı, ahbap çavuş ilişkisi, benden senden diye siyasi ve ideolojik ayrıştırmalar otomatik olarak devreye giriyor. Devlete o makamı hak etmeyen kişiler getiriliyor. Bu özellikle AKP döneminde binlerce örneği var. Bunun en güzel örneği olarak MEB’in şu anda atamış olduğu yöneticilere baktığımızda yüzde 98’ini hükümete yakın sendika oluşturuyor. Farklı sendikalara üye olanlar, yazı sınavlardan yüksek not alsa da mülakatlarda düşük not verilerek yandaş olmadığı için eleniyor.’’
Atatürk korkusu
Yıldırım, yönetmelikte Atatürkçülük kriterinin daraltılmasına ilişkin ise “Atatürkçülük konusunu önemsizleştirmeye, ‘bilmeseniz de olur, çok da gerekli değil’ noktasına çekmeye çalışıyorlar. Mülakatlarda zaten Atatürk konusunu sormalarını ters anlamda anlıyoruz. Atatürkçülük sordukları zaman öğretmenler çekiniyor. ‘Eğer Atatürk’ü översek, ülkemizin kurucusu hakkında güzel birşey söylersek, acaba beni elerler mi’ korkusu yaşıyor çalışanlar’’ dedi.
Kriterler yenilendi
Yeni yönetmelikte 100 puan üzerinden değerlendirilecek yazılı sınavın yüzde 10’unu Türkçe ve dil bilgisi, yüzde 6’sını genel kültür, yüzde 5’ini Atatürk İlkeleri ve Türk İnkılâp Tarihi, yüzde 4’ünü resmî yazışma kuralları, yüzde 4’ünü halkla ilişkiler ve iletişim becerileri, yüzde 4’ünü okul yönetimi, yüzde 4’ünü yönetimde insan ilişkileri, yüzde 4’ünü okul geliştirme, yüzde 4’ünü, eğitim ve öğretimde etik, yüzde 5’ini Türk idare sistemi ve protokol kuralları, yüzde 50’sini de mevzuat ve kanun bilgisi oluşturdu. Sözlü sınavı değerlendirme kriterlerini de her biri yüzde 20 ağırlıklı olmak üzere “Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü”, “Temsil kabiliyeti, liyakati, tutum ve davranışlarının göreve uygunluğu”, “Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı”, “Genel yetenek ve genel kültürü”, “Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı” olarak belirlendi. MEB’in yeni kriterlerinde eski yönetmelikte yüzde 10 ağırlığı bulunan Atatürkçülük konularının yeni taslakta daraltılması da dikkat çekti.