22 Ocak 2018 Pazartesi

KAVGAMIZIN ELE AVUCA SIĞMAYIN KIZIL NEFERİ İLK İDAM ŞEHİDİMİZ ALİ AKTAŞ…!

İster kızsın
İsterse hırsından köpürsün düşmanlarımız
Ve şafak sökerken Çukurova'da
Bizim için hazırladıkları darağaçlarında
Onları sallandıracağız
Onları!"
TKP-M-L Hareketin ilk idam şehidi olan Ali Aktaş yoldaş, Arap milliyetinden bir komünistti. 1976'dan sonra İskenderun'da gençlik mücadelesinin öne çıkardığı bir gençlik önderiydi. 1978'den itibaren profesyonel devrimcilik yapan Ali yoldaş, bölgesinde gelişen tüm eylemlerin örgütlenmesine ve yürütülmesine aktif katıldı. 16 Eylül'de Erdener yoldaşın şehit düştüğü faşist Türkeş'i İskenderun'a sokmayan emekçi halk direnişinin de önderiydi. 9 Haziran 1980'de Ali Kaya Yıldız yoldaşın şehit olduğu faşistlerle girişilen çatışmada da O vardı. Çatışma sonrası Kocatepe'de kendisini pusuya düşüren faşist saldırganlardan birini öldürüp, bir diğerini de ağır yaralayarak gereken cezayı vermiştir. O, direnişlerin, çatışmaların, eylemliklerin hep önündeydi. Korkusuz, kızıl bir kartaldı.
Yiğitliği, cesareti Çukurova'da hala dilden dile dolaşan Aktaş yoldaş, düşmanın eline geçtiğinde de soylu direniş geleneğinin sürdürücüsü oldu, sır vermedi; cellatlara hiç bir zaman boyun eğmedi. Bu büyük direnişi faşist diktatörlüğü korkutuyordu. O'nun için ellerinde hiç bir kanıt olmamasına rağmen, paşalar ferman buyurdu. Ali yok edilmeliydi.
23 Ocak 1983'te katledilmeye götürülürken başı dik özgürlük savaşçılarının gururuyla marş söyleyerek Adana zindanını inletti. O gün Çukurova titredi, Toroslar sarsıldı bir komünistin baş eğmezliği, yenilmezliği karşısında.
İdam edilşinin  35. yılında Ali Aktaş yoldaş yine aramızda yaşıyor, savaşıyorsun…!
Ali Aktas'in yoldaşın zindanda kız kardeşine yazdığı mektubu;
Kimi yalancıktan kimi gerçekten dinler mavişim... ama kimi aldattım sanar, kendini aldatır.
Ama ya sen aldatma mavişim daima gerçeğin mihenk taşını görerek ve bilerek adımını at mavişim. Ama aldatmadan...
Belki gün gün susacaksın, gün gün arayış içinde olacaksın ama belki bulacak belki buklamıyacaksın. Düşün ki insanlara yardım edesin var ama edemiyorsun ve işte o zaman için için eriyeceksin. İçin eriyecek sabredeceksin. Kim bilir belki o anda da sana yardım eli uzatmak isteyenler vardır. Bilemeyeceksin, belki bileceksin sezeceksin. Fakat birşey diyemeyeceksin
Düşün ki mavişim kanayan bir yaran olacak ama herkesten saklayacaksın. kendine merhem bulmaya çalışacaksın ve düşünki bulamayacaksın, bulup da saklayacaksın ve işin mukadderatı acısına katlana katlana kapanmasını bekleyeceksin...
Evet mavişim...acılar içinde düşe kalka yürümeyi, yaşamayı, yaraları en kötü olanaklar içinde olsa dahi sarmayı ve acının içinde gülmeyi öğreneceksin... Acının içinde gülmek hem de içten gelerek gülmek bir başkadır mavişim. Ve tabi ki mavişim biraz neşenin içinde ağlamakta bir başkadır. Ama fark ettirmeden için için belki tebessümle ağlamak daha bir başkadır mavişim... ve deniz mavisi gözlerinden öperim, öperim, bir daha öperim. Mavişim nurayım hadi birde Nuroşum olsun...
Seni sen gibiler olarak seven ben ALİ...


Ali Aktaş yoldaşın İdama giderken, Anne ve babasına bıraktığı son mektup..!
Sevgili anacığım, sevgili babacığım
Bu satırları yazıp bitirdikten sonra hayata veda etmiş olacağım ve belki bu mektubu yazıp bitirdikten sonra sizlere ya ulaşır ya ulaşmaz bu hususta da pek bir güvencim de yoktur. Çünkü, yazıp da size yollayacağım bu veda mektubumun içeriği çok geniş veya kendilerince yasak olacaktır. Ulaşacaksa dahi yine kendilerince politika icabı olacaktır. Sevgili babacığım ve anacığım, ben bir inanç uğrunda gidiyorum. Evet doğruluğuna inandığım bir inanç uğruna fakat bu inancım mevcut düzene karşı olmak sömürü soygun düzenine karşı olmaktır. Ben bir davadan yakalanmış ve yargılanmış isem de bu işin yalnızca formalitesidir. Çünkü benim asılmam için koyulması gereken hukuki bir delil olması gerekir ki durum delil yetersizliğiyle de olmasına rağmen ve karar kanaat üzerine olmasına rağmen ben idama götürülüyorum.
Evet ben söz konusu adamı öldürdüğüm için değil, Emperyalizme, Faşizme, Sosyal-Emperyalizme, Sosyal-Faşizme karşı yılmaz usanmak tavizsiz mücadelemden dolayı asılmaktayım. Evet onlar bizim nefes alışımızdan dahi korkmaktadırlar.
Oysaki ben maddi olarak yok olsam da manevi olarak yok olmayacağımı da biliyorlar. Evet ben ve benim gibiler inandıkları davaları uğrunda madden ölsek de manevi yaşarız yaşayacağız buna inancım tamdır. Ben ölüme gideceğimi delil yetersizliği olmasa da dahi baştan beri biliyordum. Çünkü, onlar kendilerinin yaka mahfa götürecekleri halka ve devrime ihanet etmeyenlerin yüreklerinde derin bir korkudur. Ben yakalanabilirim ama halkımın mücadelesi hiçbir zaman ölmez öldürülemez. Halk bağrında nice tohumu, tohumları türetmiş ve türetecektir.
Evet ben ölüme giderken hayata erken veda etmekte olmama yanmaktayım.
Yoksa öleceğime değil. Her gün her zaman ölümden korkmadım. Korkmayacağım da. Çünkü, ben anamadan babamdan ben, halkımdan korkusuzluğu acı içinde ızdırap içinde yokluk ve kıtlık içinde sabrı, sabretmeyi inançlarımla düşmana .... yaşamayı hem de başı dik ve gururluca yaşamayı ama bir saat daha bir saniye daha.
Size çok şey yazmak istiyordum zaman zaman, ama yazamadım. Nice yazacaklarımdan, nice söyleyeceklerimden ancak söyleyebilip yazabileceklerimden başka bir şey ne söyleyebildim, ne de yazabildimse de bunu anlarsınız inancındayım. Babacığım benim için çok uğraştın. Farkındayım. Belki kar etti, belki etmedi ben baştan bilmeme rağmen yine de seni yanlış düşüncelere kapılmamanız için bir şey demedim. Yine de uğraşılarının borcunu ödeyemedimse de, en azından şerefimle düşmana teslim olmaksızın gitmem, hayata veda etmem dahi umarım sizin için yüzü kara olmaktan da iyidir. Anacığım beni bizi ne sancılar içinde var ettiğini, ama yeniden var edebilmeminde ne kadar güç olduğunu biliyorum ve senin acının derinliğini şimdiden anlayamıyor değilim.
Onun için şimdiden acını paylaşmak istersem de elimden gelen Bir şey yok. Fakat sana birtek şeyim varsa oda oğlunun senden aldığı senin gibilerden aldığı ilhamı ve kuvvetin inancıyla halka ihanet etmeyen biri olarak gitmemdir. Ben şuan yazdığım ve yazamadığım nice dost ve akranlarımın tümünü yüreğimde taşıyarak, bilincimde taşıyarak gidiyorum. Evet Ganime analar, Hatun analar, Hüsne nineler Zehra nineler Hamit amcalar. Abbas babalar, Nursel bacılar, Yusuf kardaşlar ve daha bilmem kimler kimler. Ben sizden gelmiş, ben bağrınızdan türemeş biri olarak sizleri düşünmeksizin nasıl giderim hiç mümkün mü?
Evet sevgili analarım, babalarım. Ben gidiyorum. Giderken şerefimle gidiyorum. Ama onlar sömürücüler sömürü soygun düzeninin sahipleri komprador patron ağa devletinin savunucuları şerefsizlikleriyle her gün ölecekler. Biz halkımız uğrunda girdiğimiz mücadelede inanarak elimden gelen mücadeleyi yaptım ben D.H.B. örgütüne mensup olarak yargılandım ve D.H.B- TKP ML Hareketi örgütü davasına dahil edildim. Ben hiçbir şey kabul etmedimse de yapmadığımı kabul etmedim.
Ama evet ben bu örgüte inandım ve hala inanıyorum. Ona her şeyimle, içten inanıyorum. Benim verdiğim mücadele sizce, halkça takdirini yapacak ve değerini biçeceksiniz. Sizlere bunları dahi yazdımsa da inanın pek de içten geçerek de yazdırtabilirdim.
Beni bağışlayın sizleri, halkımı unutmayacak olan ben oğlunuz Ali Aktaş