29 Nisan 2018 Pazar

CIPOML: Sınıfsız, sömürüsüz bir dünya için 1 Mayıs’a!



Ekvador’dan Burkina Faso’ya, Türkiye’den Venezuela’ya kadar 20’yi aşkın komünist parti ve örgütü temsil eden Uluslararası Marksist Leninist Parti ve Örgütler Konferansı (CIPOML), 1 Mayıs bildirisi yayımlayarak dünyanın tüm işçi ve emekçilerine, “Sömürüye ve emperyalist saldırganlığa karşı sesimizi daha gür çıkarmak için alanlara!” çağrısı yaptı.
CIPOML Koordinasyon Komitesi imzasıyla yayınlanan ve “Haydi hep birlikte kendimizi ve haklarımızı sahiplenmeye! Haydi burjuva egemenliğine son vermeye hazırlanmak üzere birleşmeye!” denilen açıklamanın tam metni şöyle:
DAHA ÇOK ÇALIŞIYORUZ, DAHA ÇOK SÖMÜRÜLÜYORUZ
Bütün ülkelerin kadın ve erkek işçileri, emekçiler, ezilen uluslar, kardeşler! Kapitalist sömürüye ve emperyalist saldırganlığa karşı alanlarda taleplerimizi haykıracağımız işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak yeni bir 1 Mayıs yaklaşırken, geçen 1 Mayıs’tan bu yana, ne yazık ki, yaşamımızda olumlu yönde fazla bir değişiklik olduğunu söyleyemiyoruz.
Fabrikalarda, işyerlerimizde, tarlalarda daha çok çalışıyoruz, ama ücretlerimiz artmıyor, çalışma ve yaşam koşullarımız iyileşmiyor. Çoğumuz evimize ekmek götürmekte zorlanıyoruz. Daha çoğumuz daha uzun sürelerle işsiz kalıyoruz. Emeklilik yaşımız arttırılırken emekli maaşımız düşürülüyor. Dinlenmeye, tatile ya hiç ya da daha az zaman buluyoruz. Kadınlarımız önceki sömürü sistemlerinden erkek egemenliğini devralan kapitalizmde erkeklerle eşit koşullara sahip olmadılar. Ne kolaylıkla her sektörde çalışabiliyor, ne eşit işe eşit ücret alıyorlar. Kadına yönelik şiddet, ekonomik ve siyasal baskı ve ayrımcılık ise azalmıyor, hatta artıyor.
Egemen burjuvazinin kabul eder göründüğü ‘gençlik gelecektir’ deyişi pratikte boş bir laftan başka bir şey değil. Okullarında eğitim almak yerine küçük yaşlarda çalışmak zorunda kalan gençlerimiz geleceklerinden kaygılı.
SİYASİ GERİCİLİK VE FAŞİZM EĞİLİMİ YÜKSELİYOR
Demokratik” olanlar da içinde bütün ülkelerde siyasal gericilik ve faşizm eğilimi yükselirken ırkçılık, şovenizm ve aşırı sağ partiler güçleniyor; ifade, toplantı ve gösteri, basın, siyasal ve sendikal örgütlenme özgürlükleri sınırlanıyor. Latin Amerika, Türkiye, İran ve pek çok yerde hükümetlerin yolsuzlukları gözlerden gizlenemez hale geldi. Başta Avrupa olmak üzere var olduğu ülkelerde siyasal hak kısıntılarıyla burjuva demokrasisi giderek güdükleştiriliyor. Tarihsel bakımdan otoritarizmin maddi ve manevi dayanaklarının güçlü olduğu doğu ülkeleriyle görece geri ülkelerde demokratik hak ve özgürlükler zaten pek revaçta değil. Demokrasiyi yalnızca görünüşü kurtarmak üzere uyguluyor görünen birçok ülkedeyse görüntünün bile önemsenmemesi eğilimi gelişiyor.
Suudi Arabistan gibi ülkelerde fazlasıyla sırıtan makyajlarsa bu eğilimi değiştirmiyor. Siyasal gericiliğin yükselmesinin bir nedeni burjuvazinin giderek yönetmekte zorlanması ve olağan olmayan yöntemlere olan ihtiyacının büyümesiyse, bir diğeri de işçi sınıfı ve emekçilerin dünya ölçüsündeki dağınıklığı, örgütsüzlüğü ve kendi bağımsız talepleriyle mücadelesinin düzeyinin düşüklüğü.
EMPERYALİSTLER ARASINDAKİ REKABET SERTLEŞİYOR
Yalnızca kendi ülkelerinde değil başka ülkelerdeki sınıf kardeşlerimizi de sömürmek ve ezilen halkların doğal kaynaklarına el koymakta olan uluslararası tekellerle kapitalist-emperyalist devletler arasındaki rekabet kızışarak sertleşiyor. Bir yönü korumacılığa yönelerek gümrük vergilerini yükselten Trump’la ABD’nin açtığı, Avrupalılarla Çin’in aynı şekilde yanıtlamaya yöneldiği ticari savaş olan bu rekabet yer yer silahlı çatışmalarda yansıyor. ABD-Rusya, ABD-Çin, ABD-Kuzey Kore, ABD-İran gerilimleri büyük bir savaş çıkma endişesini arttırıyor.
Tek kutuplu olmaktan çıkan dünyadaki tartışma götürmez patronluğunu yitiren ABD dünyanın dört bir yanında hissedilen ekonomik, siyasi ve askeri varlıkları ve örneğin silahlanma harcamalarıyla hâlâ en güçlü emperyalist ülke durumunda. Ancak saflaşıp kamplaşma belirtileri görülmekle birlikte henüz Amerika’nın karşısında ikinci bir mihrak oluşmuş değil. İngiltere yanında yer alırken ABD Avrupa’nın geri kalanına kendisini dayatmaya çalışıyor. Ancak Avrupa ülkeleri artık eskisi gibi NATO ve benzeri kurumlar aracılığıyla Amerikan şemsiyesi altında olmayı kabullenmiyor, kendi çıkarlarını ileri sürüyorlar. Rusya çoktandır ABD’nin karşısına dikilmiş durumda. Çin erken karşı karşıya gelişten kaçınmaya çalışarak ekonomik ve askeri bakımdan güçlenmeye bakıyor. Almanya da benzer bir tutum içinde.
Son ay içinde Rusya’nın Suriye ve Ukrayna’daki sert rekabeti, “Batı” tarafından İngiltere’de başlayan ajan zehirleme ve diplomatların sınır-dışı edilmelerinin Duma’da kimyasal silah kullanıldığı ileri sürülerek Suriye’nin füzelerle bombalanmasıyla yanıtlandı. Rusya karşısında ABD, İngiltere ve Fransa yan yana geldiler. Almanya koalisyona katılmadı. Rusya yanıt vermeyerek geri adım attı. Çin kınamayla yetindi. Suriye’de Rusya ile iş birliği yapan Türkiye Batı’nın yanında yer aldı. Bu iki gelişme safların oturmamışlığını ve henüz oynak olduğunu, ama silahların da kolaylıkla çekildiğini ortaya koydu.
KAPİTALİZMİN İNSANLIK DİYE BİR DERDİ YOK!
Ortadoğu’nun petrolleri ve bu alanda egemenlik sağlama çatışmaları son yıllarda Suriye’de düğümlendi. Karşı karşıya gelip çatışan güçler giderek ‘vekiller’den asillere doğru değişiyor. Eskiden büyük emperyalist devletlerle gerici bölge devletleri tarafından desteklenen IŞİD, ÖSO vb. kısa adlarla tanımlanan güçler aralarında çatışırlardı. Şimdi ABD, Rusya, İran, Türkiye, İsrail, (Yemen’de) Suudi Arabistan, İngiltere, Fransa, Almanya bölgede kendi silahlı güçleriyle bulunuyor ve kıyasıya mücadele ediyorlar. ‘Uluslararası toplum’ denen emperyalist kapitalist dünya çatışmalarda milyonlarca Suriyelinin ölmesi ya da ülkesini terk etmesini, Suriye ve Irak’ın harabeye dönmesini umursamıyor. Tek dertleri, deniz ve karadan başta Avrupa’dakiler olmak üzere kendi ülkelerine mülteci akını olmaması ve sınırlardan ‘kaçak’ girişlerin önlenmesi! Ancak bu kolay değil: Ortadoğu, Afrika ve Batı Asya’dan yoksulluk ve savaşlar nedeniyle özellikle Avrupa’ya kitlesel göç durdurulamıyor. Akdeniz’de her gün göçmenler boğuluyor. Kapitalizm her adımda insanlıkla bir ilgisi olmadığını tekrar ve tekrar gösteriyor. Kanıtlardan biri kötüleşen çalışma ve yaşam koşullarıyla yoğunlaşan sömürüyse, diğeri kapitalistlerin barış karşısında savaşa olan düşkünlükleridir. Bir diğeriyse, Trump’ın Amerika’nın imzasını Paris İklim Anlaşması’ndan çekme pervasızlığında bir kez daha görünen, dünyanın gözlerimizin önünde her gün daha fazla kirletilmesi ve kâr hırsıyla doğanın tahrip edilmesiyle geleceğimizin karartılmasıdır.
BURJUVAZİ EGEMENLİĞİNE SON VERMEYE HAZIRLANMAK ÜZERE 1 MAYIS'A
1 Mayıs, alanlara çıkarak, uluslararası burjuvazi ve emperyalizmin sömürü ve saldırganlığına karşı taleplerimizi, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya özlemimizi haykıracağımız gündür.
1 Mayıs, savaşlara son verilmesi ve ezilen halkların kaynaklarının talan edilmesinin son bulması talepleriyle alanlara çıkacağımız gündür.
1 Mayıs, eşit işe eşit ücret, sosyal haklarımız, çalışma saatlerinin azaltılması taleplerini daha gür sesle haykıracağımız gündür.

1 Mayıs, dünyanın her yerinde milyonlar ve milyarlarca emekçi olarak birleşip alanlara çıkarak kapitalistlere gücümüzü göstereceğimiz gündür.
1 Mayıs, işçi sınıfının birlik, mücadele ve enternasyonal dayanışma günüdür.
Haydi hep birlikte kendimizi ve haklarımızı sahiplenmeye.
Haydi burjuva egemenliğine son vermeye hazırlanmak üzere birleşmeye.
Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın işçi sınıfın enternasyonal birliği ve mücadelesi!
Kahrolsun kapitalizm ve emperyalizm!"
CIPOML PARTİ VE ÖRGÜTLERİ
Almanya Komünist İşçi Partisi İnşa Örgütü, Benin Komünist Partisi, Brezilya Devrimci Komünist Partisi, Danimarka Komünist İşçi Partisi, Demokratik Yol – Fas, Dominik Cumhuriyeti Komünist Emek Partisi, Ekvador Marksist Leninist Komünist Partisi, Emek Partisi–Türkiye, Fransa İşçileri Komünist Partisi, Fildişi Sahili Devrimci Komünist Partisi, Hindistan Devrimci Demokrasi Dergisi, İran Emek Partisi (Toufan), İspanya Komünist Partisi ML, İtalya Komünist Platform, Kolombiya Komünist Partisi ML, Meksika Komünist Partisi ML, Pakistan İşçi Cephesi, Revolusjon – Norveç, Tunus Emekçileri Partisi, Venezuela Marksist Leninist Komünist Partisi, Yukarı Volta Devrimci Komünist Partisi- Burkina Faso, Yunanistan Komünist Partisi Yeniden İnşa Örgütü.kaynak evrensel