23 Nisan 2018 Pazartesi

Osmanen Germania: Bir suç örgütünden çok daha fazlası..!


Stuttgart-Stammheim’da yoğun güvenlik önlemleri altında, 26 Mart 2018’de aralarında Mehmet Bağcı (47), Selcuk Şahin (38), Levent Uzundal (35) ve Toni Wörz’ün bulunduğu, Osmania Germania adlı çetenin 8 sanığının davasına, savcı Michael Wahl ve ekibinin 2 yıl boyunca hazırlandığı, kötülüğün emir komuta zincirinde, zayıf olanın gereğinde öldürüldüğü, kör bir itaatle, para, iktidar ve yanlış bir milli gururun peşinde koşulduğunu gösteren, içinde neredeyse işlenebilecek tüm suçları barındıran iddianamenin bir buçuk saat boyunca okunmasıyla başlanmıştı.
İddianamede özellikle 2 olay öne çıkıyor: 2016 Kasımında Bahoz grubundan birinin, çete üyeleri tarafından hastanelik edilmesi; olay yerinden geçenlerin polisi araması sayesinde saldırıya uğrayan kişi, hunharca katledilmekten kıl payı kurtulmuş. Yerde yatan karşı grup üyesini sopa ve baltalarla yaralamaya devam eden 20 kişinin “Saldırın! Bir daha ayağa kalkamasın!” dendiği söyleniyor. Bu cinayete teşebbüs olayının ardından, Hessen eyaleti savcılığı Osmanen Germania çetesi hakkında soruşturma başlatarak, Bağcı ve Şahin’i bu şiddet olaylarıyla bağdaştırmış.
Kendi karşıtlarına yaptıklarının yanı sıra, iddianamenin ikinci boyutunu, çeteden ayrılmak isteyenlere yapılanlar oluşturuyor: Para cezasının yanında, fiziksel işkence, psikolojik şiddet ve ölüm tehdidi, ayrılanların katlanmaları gerekenlerden bazıları. İddianamedeki bu çerçevedeki bir olay, bu faşist yapının ne kadar insanlık dışı olduğunu gözler önüne seriyor: Bir Kürt’e uygulanacak şiddete katılmayacağını dile getiren bir üyelerine, 3 gün boyunca çeşitli işkenceler edilmiş. Para, değerli eşyalar ve araba gibi şeyleri vermesine rağmen, dişleri kırılmış, çeşitli işkencelere uğramış, bacağına silahla ateş edilmiş. Kurbanın kaçmayı başarmasının ardından Bağcı, polisin dinleme raporlarından anlaşıldığı üzere, olayları çarptırmak için tanıkları satın almaya çalışmış.
Garip olan, olaydan iki gün sonra eyaletin Anayasayı Koruma Dairesi, bu sokak çetesini gözlem altında tutulması için gerekli yasal taban bulunmadığını açıklaması: “Eldeki verilere göre bu sokak çetesi, Almanya özgür demokratik düzenini tehdit edecek bir örgüt değil; ancak bu gruptan çeşitli kişilerin Almanya düzenini bozma girişimleri olup olmadığı mütemadiyen denetlenmekte.”
Tanıklardan Cem S., boks kulübü ararken, bu saldırgan örgütün eline nasıl düştüklerini anlatıyor: Daha ilk günden çeteden ayrılmak isteyen birisinin, bıçakla yaralandığına, dövüldüğüne şahit olunca, kendisi ve arkadaşları derhal ayrılmaları gerektiğini anlamışlar. Ancak korktuklarından, katılma ritüelinin bir parçası olarak, kendi kendileri bıçakla yaralamak zorunda kalmışlar. Sonra katılmama kararlarını bildirince, tekrar şiddete maruz kalmışlar. Toplantının yapıldığı yere, çeteden şüphelenen polisin yerleştirdiği kameranın kayıtlarından, tanığa ve diğer iki genç arkadaşına nasıl işkence edildiği, mahkemede gösterildi. Hatta onlardan PKK bayrağına idrar yapmak ya da kusmanın yanı sıra, bir de 500 Euro dernekten ayrılma harcı şart koşulmuş. Emri veren yerel sorumlu Mustafa Kılınç’ınsa Türkiye’ye kaçtığı düşünülüyor.
Bugün davanın 4. gününde, çeteden ayrılmak istediğini söyleyen ve şiddete maruz kalan diğer iki kurban dinlenecek. Dinlenecek tanıklardan biri, 30 çete üyesinin saldırısına uğrayan iki Kürt’ten biri.
Almanya'daki Türk-milliyetçi intikam grubu: 'Osmanen Germania'
ÇETE SİYASET İLİŞKİSİNİN ALMANYA AYAĞI
Bu davanın en önemli tarafı, sıradan bir ceza davası olmaması. Almanya’daki bu milliyetçi çetenin ortaya çıkışı, ciddi bir siyasi boyuta sahip: Hessen ve Baden-Württemberg’deki müfettişler, uzun zamandır AKP’li yetkililerin bu çeteyi Alman topraklarında kendilerinin sopası olarak kullandıklarından şüphe ediyorlardı. Savcıya göre, davanın hazırlandığı sırada bunun bir kanıtı yoktu. Tüm dinleme protokollerinin değerlendirilmesi gerekiyordu ama savcılık elindeki iddianameyle daha fazla beklemek istemiyordu. Konuyu araştıran yetkililer, Osmanen Germania çetesi ile AKP’nin Avrupa’daki lobi örgütü olan Avrupa-Türk Demokratları Birliği (UETD) arasındaki bağlantıları tespit etmişlerdi. Bu tespitlerde, kamuoyuyla paylaşılan bilgileri önceki yazımda okuyabilirsiniz.
Stuttgart ceza davası, çete, UETD ve AKP arasındaki ilişkiye herhangi bir açıklık getirmeyecek. Ancak, mülteci krizinin en parlak günlerinde Stuttgart’ta çete mensuplarının mülteci kamplarında özel güvenlik olarak çalışıp, iyi paralar kazandıkları ortaya çıktı. Çetenin kasasına taşeron firmanın alt taşeronu olarak 12 bin 500 Euro girmiş. Bir suç çetesinin, ödenen vergilerden kasasına para aktarmış olması, Alman yetkililerin açıklığa kavuşturması gereken bir sorun. Türkiye hükümetiyle ilişkisi olduğu iddia edildiği halde, küçük ölçekte de olsa bu çetenin devlet kurumunun içine sızmış olması, politik açıdan tahrip edici nitelikte. Baden-Württemberg Eyalet Parlamentosu Hür Demokrat Parti (FDP) Meclis Grubu Başkanı Hans-Ulrich Rülke, Almanya Federal Parlementosu’nun çetenin AKP ve UETD arasındaki ilişkiyi araştırması için bir komisyon kurmasını talep etti. Rülke, Baden-Württemberg İçişleri Bakanı Hıristiyan Demokralar Birliği’nden (CDU) Thomas Strobl’u, Osmanen Germania çetesini yalnızca organize suç örgütü olarak ele almakla suçluyor. Rülke, “Strobl açıkça, Şansölye Angela Merkel’in mülteci anlaşmasına yardım etmek için Erdoğan’ı koruyor” iddiasını dile getiriyor.
Ayşegül Karakülhancı Duman