27 Nisan 2018 Cuma

Kadın İçin AKP’nin Adı: Şiddet, sömürü, taciz, istismarın adıdır..!


16 yıllık AKP iktidarında kadınlar aile kurumuna mahkum edilerek, daha fazla şiddet ve cins ayrımcısı politikalara maruz kaldı. Çocuk istismarının yüzde 700 arttığı AKP döneminde, 14 bin 293 kadın erkek şiddeti sonucu öldürüldü.
Kuşku yok ki, AKP'nin 16 yıllık iktidarı boyunca hayata geçirdiği politikalardan en fazla kadınlar etkilendi. Kadın erkek eşitliğini benimsemeyen ve “eşitsizlik zaten kadın ve erkeğin fıtratında var “diyen faşist dinci  iktidar ilk söylemlerini 2003 yılında Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yapılacak değişiklikler üzerinden çıkan tartışmalarda gün yüzüne çıktı. Dönemin bakanlarından Cemil Çiçek'in danışmanı Doğan Soyaslan'ın, "Kimse bakire olmayan biriyle evlenmek istemez. Kaçıran kişi ırzına geçtiği kızla evlenince daha iyi olmuyor mu?" diyerek AKP'nin kadın yaklaşımlarının sinyalini verdi.
Aileyi teşvik eden AKP, bunun en somut halini ilk olarak 13 Kasım 2004'te Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu yürürlüğe koyarak gerçekleştirdi. 8 Haziran 2011'de Kadın ve Aile Bakanlığı'ndan kadın ismi çıkarılarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı şeklinde değiştirildi. İktidarı boyunca sürekli bakan ve başbakanın açıklamalarıyla dile getirilen "kadın erkek eşit değildir" söylemlerini kadına 3 çocuk doğurması ve kürtajın yasaklanması, evlerde ve yurtlarda kadın-erkek öğrencilerin birlikte kalmayacağı vb.  gibi açıklamalar takip etti.
RESMİ NİKAHI OLMAYAN KADINLARA KORUMA YOK
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun (KCDP) 1 Mart 2011 günü sunduğu tasarı, "Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan; kadınların, çocukların, eşlerin, nişanlıların, yakın ilişki içinde yaşayanların, nişanlılık veya evlilik birliği ya da beraberliği herhangi bir sebeple sona ermiş olan bireylerin veya diğer aile bireylerinin, tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları kapsar" maddesinin "Yakın ilişkidekiler" ibaresi nedeniyle Bakanlar Kurulu'ndan geri döndü.
KÜRTAJ TARTIŞMALARI
Kürtaj yasaklanmasının ilk adımını da 2003 yılında atan AKP bu dönemde Hastanelerde Aile Planlaması Hizmetlerinin Yürütülmesi isimli genelge yayınladı. Genelgede, doktorların uygun gördüğü kürtajlarda kadınların kendi ücretlerini karşılamaları yer aldı. 2012 yılına gelindiğinde ise hükümetin kürtaja yönelik politikaları üst perdeden dile geldi. Her fırsatta "kadın erkek eşitliğine inanmadığını" itiraf eden, kadınlara “üç çocuk doğurun o da yetmez beş çocuk doğurun" talimatı veren dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 2012 yılında, "Kürtaja karşıyım. Her kürtaj bir Uludere'dir" açıklamaları yıla damgasını vurmuştu. Ardından dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın "Tecavüze uğrayan doğursun, gerekirse devlet bakar" açıklamaları kadına yaklaşımı bir kez daha ortaya koydu.
SIĞINMA EVİ OLDU KONUK EVİ
Bunlarla da yetinmeyen iktidar, kadına ilişkin her yeni hamlesiyle kadın kazanımlarına yönelik yeni bir saldırı stratejisi geliştirdi. Kadına şiddetin sonlanması için kadın kurumlarının üzerinde durdurduğu sığınma evlerinin durumu iyileştirilmezken, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın hazırladığı sığınma evleri yönetmenlik taslağında sığınma evlerinin ismi "konuk evi" olarak değiştirildi.
KREŞLER KAPATILDI
Kamu kurum ve kuruluşlarında bulunan kreşlerin kapatılmasından ve Maliye Bakanlığı'nın 21 Ocak 2013'de yayınladığı "Kamu Sosyal Tesislerine İlişkin Tebliğ" ile kreşlere kamu bütçesinden harcama yapılması engellendi.
DİNİ NİKAH MEŞRULAŞTIRILDI
Tüm bunların yanı sıra çocuk yaşta evliliklerinin de artmasını sağlayan hükümetin politikalarının yansıması 2014 yılında 20 bine yakın ailenin 16 yaşından küçük kızlarını evlendirebilmek için dava açmasıyla gündeme geldi. 2015’in Mayıs ayında Anayasa Mahkemesi, resmi nikah kıymadan dini nikah kıyan imam ve çiftlere ceza verilmesini ortadan kaldırdı. Önceden çocuk yaşta evlilikleri yasaklayan yasalar, dini nikahla bu evliliklerin meşrulaştırılmasına zemin hazırlayacak şekilde esnetildi. Bunun akabinde 2017 yılında müftülere nikah kıyma yetkisi verildi.
OHAL İLE KADIN MERKEZLERİ KAPATILDI
2015 sonrası geliştirilen milliyetçi söylemler ve savaş politikaları ise kadına şiddet, taciz ve tecavüzlerin artması olarak döndü. Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte kadınlar polis şiddetiyle daha fazla yüz yüze kalırken, birçok kadın gözaltında işkence ve tacize maruz bırakıldı. Kürt illerinde kayyumların atanmasıyla birlikte ilk olarak kadın kazanımları hedef alındı. Çok sayıda kadın sığınma evi ve kadın merkezleri kapatıldı.
ÇOCUK İSTİSMARI YÜZDE 700 ARTTI
Son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu devletin izniyle evlendirilirken, son 6 yılda 142 bin 298 çocuk dini nikahla evlendirilmesi sonucu doğum yaptı. Türkiye, dünyada çocuk yaşta evliliklerinde ilk onda yerini korurken, kız çocuklarında evlilik yaşı 12'ye düştü. Çocuk istismarı vakaları yüzde 700 artarken, istismar edenlerin sadece yüzde 5'inin ortaya çıktığı görüldü. Adalet Bakanlığı verilerine göre, yılda ortalama 17 bin çocuk istismarı davası açılırken, bunlardan yüzde 45'i mahkumiyetle sonuçlanıyor.
232 BİN 313 ÇOCUK ZORLA EVLENDİRİLDİ
TÜİK verilerine göre, 2011-2016 yılları arasında 232 bin 313 çocuk evlendirildi. 2002’den bu yana 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaparken 15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 15 bin 937 oldu.
OHAL'DE 476 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ
2016 Temmuz'u ile 2018 Mart ayında 476 kadın öldürüldü. 2016 yılında gerçekleşen kadın cinayetlerinin yüzde 50'si OHAL döneminde gerçekleşti. Kadın örgütlerinin verilerine göre, 2017 Ocak ayı dahil son 15 yılda 14 bin 293 kadın erkek şiddeti sonucu öldürülürken, Cinsiyet Eşitliği Raporu’nda, Türkiye'nin kadın-erkek eşitliğinde 142 ülke arasında 125’inci sırada yer aldığı görüldü.
Kadınlar AKP iktidarında oluşan böylesi bir atmosferde sandığa gidecek.
MA / Berivan Altan