
Cumhuriyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu
Perinçek'in “Erdoğan İslami Kemalist oldu” sözlerini "uyanmamız
lazımdı" diye değerlendirdi. "Doğruymuş" ifadesini kullanan
Aydıntaşbaş, "Bu yıl iktidar partisinin önde gelen isimleri 10 Kasım’da
'Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anısının önünde saygıyla eğiliyorum' demekten
bir hâl oldu" dedi.
Aydıntaşbaş'ın "AK Kemalizm olur mu?" başlığıyla (12 Kasım 2017)
yayımlanan yazısı şöyle:
Birkaç gündür seyahatteydim. Gittim, geldim, bir de ne göreyim; bir hafta
içinde memlekette herkes Kemalist olmuş!
Aslında Doğu Perinçek birkaç hafta önce “Erdoğan İslami Kemalist oldu”
dediğinde uyanmamız lazımdı. Doğruymuş. Bu yıl iktidar partisinin önde gelen
isimleri
10 Kasım’da “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anısının önünde saygıyla
eğiliyorum” demekten bir hal oldu.
İnandırıcı mı? Hayır. Ama ne yapalım? “Valla ben Kemalist oldum” diyen
adama “Hayır asla değilsin” diyecek halimiz yok. Buna da şükür deyip geçelim!
Ama kuşkusuz Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçek anlamda siyasi ve kişisel
düzlemde sembolize ettiği, iktidar partisinin anladığından bambaşka.
Kemalizm ya da Atatürkçülük’ün ne olduğuna dair büyük bir külliyat var ki
burada buna girmeyeceğim. Cumhuriyetin kuruluş aşamasında ne oldu, ne olmadı
tartışmasını tarihçilere bırakıyorum. Ancak bugün Atatürk’ün önemi, “çağdaş
yaşam” diye adlandırılan seküler hayatı mümkün kılmış ve ideolojik olarak
savunmuş olması. Toplum Atatürk deyince bunu anlıyor. Söz ettiğim, modern,
seküler, özgür yaşayan kadın ve erkeklerin olduğu Batılı bir toplum.
Şimdi Allah aşkına iktidar 14 yıldır bunun için mi yoksa muhafazakâr
tabanda güç konsolidasyonu için mi çabaladı? Herhalde cevabı açık.
Tahminim iktidar partisinin neo-Kemalist kimliğe bu kadar hevesli olmasının
asıl nedenlerinden biri, Atatürk etrafındaki kişilik kültüne özenmesi ve bunda
Erdoğan’la bir paralel kurma çabası.
İkinci önemli neden de, Kemalizmi sadece “devletçilik” olarak algılaması ve
“devleti dönüştürme” niyetiyle yola çıkan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin
geldiği son noktada sadece ve sadece mevcut devlete sahip olma konusundaki
azmi. İktidar partisi muhtemelen Kemalizm deyince güç ve iktidarın tek merkezde
toplanması fikrini seviyor.
Oysa insanların bugün Atatürk’e sarılmasında bambaşka sosyolojik nedenleri
var.
Hiç merak ettiniz mi futbol ya da basketbol maçları sırasında trübünlerin
yarı öfke, yarı gururla “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye bağırmalarının
asıl nedenini? Kuşkusuz bu bir protesto eylemi. Ve özünde bu eyleme katılan
vatandaş, her gün Mustafa Kemal ve erken dönem Cumhuriyet tarihini okuduğu için
değil; Türkiye’nin girdiği istikamet ve otoriter dalgadan mutsuz ve endişeli
oldukları için “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyor. Bu kalabalığın
arzuladığı, içinde kadın-erkek eşitliği, kamusal alanda sekülerizm, fikir
özgürlüğü, demokrasi ve kabaca “Batı medeniyeti” diye tabir edilen siyasi ve
kültürel standartların olduğu bir dünya.
Şimdi siz iktidar partisinin bugüne kadar bunları temsil ettiğini
söylerseniz, inandırıcı olmazsınız.
Gerçek şu ki iktidar partisi, 2017 Kasım’ına kadar Atatürk’ün koyduğu
kültürel norm ve dünyayı algılayabildiğine dair en ufak bir emare göstermedi.
Şehir tiyatrolarına savaş açmaktan tutun da, dini eğitim baskısı, dindar
bürokrasi yaratma sevdası derken, uzun bir liste var karşımızda. İnsanlar bir
gecede mahallelerindeki okulun imam-hatip lisesine dönüştüğüne, işyerindeki
müdürlerin tarikatların referansıyla atandığına tanık oldu. İktidar, “hayat
tarzı” konusunda insanları tedirgin ettirecek onlarca uygulamaya imza attı.
“Ben böyle sanatın içine tükürürüm” diyen siyasetçiler, eğitimi imam hatip
açmaya ve test çözmeye indirgemiş bir mantık, dindar-kindar nesil muhabbetleri,
hepsi hepsi toplumdaki Mustafa Kemal’in algısından çok uzak.
Ezcümle, dini referanslarla kurulan bir siyasi vizyon ya da Mustafa Kemal.
İkisi bir arada olmaz.
Haliyle Meclis Başkanı İsmail Kahraman mı, Tesla’nın CEO’su Elon Musk mı
daha Kemalist derseniz, insiyaki olarak “Musk!” diye haykırmak geçer içimden.
Aslı Aydıntaşbaş,
Cumhuriyet