
Üniversite Öğrencileri, Yüksek Öğretim
Kurulu’nun (YÖK) 36'nci kuruluşunu protesto etmek için Beyazıt Meydanında basın
açıklaması gerçekleştirdi. “Özgürlüğümüz ve geleceğimiz için ayaktayız”
pankartının açıldığı eyleme İstanbul’da bulunan devlet ve vakıf
üniversitelerinden çok sayıda öğrenci katıldı. Eylemden önce alanı bariyerlerle
kapatan çok sayıda polis köpek eşliğinde bomba araması gerçekleştirdi. Eylemde
"Eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim", "Üniversiteler
birinin değil, bilimin olacak", "Kışlık saray yıkıldı, YÖK de
yıkılacak", "Nuriye, Semih onurumuzdur” ve "YÖK, Polis, Medya bu
abluka da yıkılacak" dövizleri taşınarak, YÖK ve AKP aleyhine sloganlar
atıldı. Öte yandan alana giren bir grup öğrencinin çantasında Evrensel
Gazetesi’ni bulundurdukları gerekçesiyle GBT sorgusuna alındılar. Gazetenin
fotoğrafları çekildikten sonra öğrencilerin alana girişine izin verildi.
İstanbul’da bulunan üniversitelerde
okuyan öğrenciler tek tek söz alarak, üniversitelerindeki sorunları ve
taleplerini dile getirerek, iktidara biat etmeyeceklerini ve üniversiteler
özgür olana kadar mücadele edeceklerini vurguladı.
‘SALDIRILARI GERİ PÜSKÜRTECEĞİZ’
Açıklamaya telefonla bağlanan KHK ile
ihraç edilen öğretmen Semih Özakça, “6 Kasım YÖK'ü kuruluşunu protesto etmek
için buluştunuz. Faşizm ülkemizde 1950'lerden beri hüküm sürmekte ve
baskılarıyla karşı karşıyayız. Bunun yansımasında 1980'de sonra kurulan YÖK'le
birlikte yaşandı. Eğitim ve bilim alanında yapılan yeni bir yansıma ise
kadrolaşma içinde yaptığı KHK'lerle birlikte yüzlerce akademisyen ihraç edildi.
Bunlardan biri de benim. Öğrencilerimize kalitesiz eğitimi reva gören bu
iktidara karşı bir şeyler yapılmalıydı. Bir ses ve soluk olunması gerekiyordu.
Eyleminin sizlerle birlikte sürüyor. İnanıyoruz biz kazanacağız. Bütün bu
saldırıları geri püskürteceğiz” dedi.
‘BASKILARA BOYUN EĞMEYECEĞİZ’
Daha sonra söz alan KHK ile İstanbul
Üniversitesi’nden ihraç edilen akademisyen Levent Dölek ise, "Bütün
baskıları protesto etmek için buradasınız. Baskılara saldırılara boyun etmedik
ve etmeyeceğiz. Ekim devrimin 100’üncü yılı dolayısıyla sosyalist devrimin
olanca gücüyle selamlıyorum. Bizim üniversiteden atıldığımız birinci yılı.
Fikirlerimiz dolayısı ile ihraç edildik. Emek ve sınıf mücadelesi verdiğimiz
için işimizden Ama biz yalnız değildik. YÖK 12 Eylül’ün ve darbenin bir ürünü
ve sermayelerini üniversiteye girmesinin bir aracı oldu” diye konuştu.
‘BASKI AYGITI OLARAK KULLANILDI’
Açıklamayı öğrenciler adına Roza Kahya
okudu. Kahya, YÖK’ün 6 Kasım 1981’de, darbeciler tarafından ‘üniversitelerde
asayişi sağlamak’ bahanesiyle, bir baskı ve kontrol aygıtı olarak kurulduğunu hatırlatarak,
“Amacı, darbecilerin yarattığı baskı ortamıyla birlikte kitlesel öğrenci
hareketini bastırmak, akademisyenleri susturmak, üniversitelerdeki emek
mücadelesini yok etmek olan YÖK, bilim üzerinde tahakküm kurmak,
üniversitelerin yapısını darbecilerin istediği şekilde yönlendirmek ve akademik
demokratik mücadeleyi denetim altında tutmak için kullanılan bir aygıt olarak
karşımıza çıktı” dedi.
‘DARBECİLERİN YÜKLEDİĞİ MİSYONU
KULLANIYOR’
YÖK‘ü her türlü yetkiyi kendisinde
toplayan, sermayenin ihtiyaçlarını yerine getirmek ve sermaye için ucuz ve
kalifiye işçiler yetiştirmek amacıyla hareket ettiğini kaydeden Kahya,
darbecilerin kendisine yüklediği misyonu tam 36 yıldır sürdürmeye devam
ettiğini ifade etti. AKP iktidarı tarafından YÖK’ün daha da yetkinleştirildiğini
dile getiren Kahya, “YÖK düzeni bugün iktidarın her yönden çıkarları
doğrultusunda görevini yapmayı sürdürüyor. 15 Temmuz’un ardından ilan edilen
OHAL-KHK rejimi ile birlikte iktidarın ve AKP/Saray iktidarı etrafında toplanan
sermayedarların amaçlarına en uygun araçlardan birisi olma görevini üstleniyor”
ifadelerini kullandı.
‘FAŞİZME BİAT ETMEYECEĞİZ’
Karaman'daki Karamanoğlu Mehmet Bey
Üniversitesi'nin öğretim üyesi alım listesinde “Şeytanla mücadele edecek
yardımcı doçent” ifadelerine değinen Kahya, “Benzer örneklerin üniversitelerde
her gün yaşandığı bilinirken YÖK ise bunların ‘fikir özgürlüğü’ olduğunu
savunarak görmezden geliyor, rektör ve dekanlar eliyle bu açıklamaları yapanlar
korunuyor, barış isteyenler ise hiçbir açıklamaya gerek duyulmaksızın
üniversitelerden kapı dışarı ediliyor” dedi. Gençliğin iktidar tarafından hedef
haline getirildiğini belirten Kahya, üniversitelerin karakol haline
getirilmekte, polis ve güvenlik eşliğinde öğrencilere ve akademisyenlere
yönelik baskıların artırılmakta olduğunu vurguladı. İktidarın gençliği baskı
altında tutmaya, susturmaya ve sindirmeye yönelik soruşturma, gözaltı
tutuklamalarla tehditler savurduğunun altını çizen Kahya, “Eşit, özgür,
demokratik, laik bir ülke için, zifiri karanlığa karşı mücadeleyi her geçen gün
yükseltecek, tüm mücadelelerinde en önünde yer almaya devam ederek faşizme biat
etmeyeceğiz” dedi.
'BİZE DEĞİL ÇETELERE BARİKAT'
Açıklamanın ardından öğrenciler, dün
ırkçı bir grup tarafından Vezneciler metro istasyonunda saldırıya uğrayan
öğrenci arkadaşları için “Faşizme Ölüm” pankartını açarak, Vezneciler metro
durağına yürüdüler. Vezneciler metro istasyonunda önleri çevik kuvvet
tarafından kesilen öğrenciler burada bir açıklama yaptı. Açıklama da, "Biz
bu saldırının 3, 5 çapulcunun saldırısı olmadığını biliyoruz. Polis, ÖGB ve
rektör tarafından planlanmıştır. Bize değil çetelere barikat kurun" denildi.
Açıklama sloganlarla son buldu. (İstanbul/EVRENSEL)