28 Mayıs 2017 Pazar

İnsan hakları örgütleri: Savaşta ısrar kaybettirir..!

Kürt sorununda savaş politikası ısrarı can kayıplarına neden oluyor. İnsan hakları örgütleri de savaş politikasında ısrarın Türkiye halkına bir şey kazandırmadığına vurgu yaparak, Kürt sorunun çözümü için barışçıl, demokratik çözüm istedi.
İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve HAK İnisiyatif Aktivisti Ahmet Faruk Ünsal’la son günlerde bölge illerinde yapılan askeri operasyonlar nedeniyle artan can kayıplarını konuştuk.
Kürt sorununun Türkiye’nin en temel meselesi olduğunu ve bir kaç cümleyle konuşulacak bir konu olmadığını hatırlatarak gazetemize konuşan Öztürk Türkdoğan, AKP olağanüstü kongresindeki tüzük değişikliğini işaret etti: “Türkiye’yi yönetenler Kürt meselesinde barışçıl çözüm düşüncelerinin olmadığını açıklıyor” dedi. Anayasa referandumunda Türkiye halklarının buna karşı ciddi bir irade gösterdiğini ve bunun önemli olduğunu vurgulayan Türkdoğan, “Fakat YSK’nin şaibeli kararıyla devlet kendini yeniden üretecek bir karar aldı. Bunu sadece basit bir iktidar YSK ilişkisi olarak düşünmemek gerekiyor. Klasik devlet güçlerinin bir müdahalesi olarak görmek lazım” dedi.
Halkın hem 16 Nisan’da hem de sonrasındaki 1 Mayıs’ta emekçilerin kitlesel gösterileri çok önemli olduğunu yineleyen Türkdoğan şunları söyledi: “Şimdi yapılması gereken şey, toplumsal muhalefetin bu çizgide ısrar ederek, savaşı durduracak bir pratik sergilemesi. Yani şu an Türkiye’de savaşı durduracak şey Türkiye halklarının, emekçi sınıfın, devrimci demokratların, savaşa karşı olanların tutum göstermesi. Burada görev muhalefete düşüyor.”
İKTİDAR HALKLARA SAVAŞI DAYATIYOR
“İktidarın çok umrunda değil, kaç asker ölmüş, kaç polis ölmüş, kaç sivil ölmüş. Politikalarında ısrar ediyorlar” diyen Türkdoğan, “Türkiye’nin Suriye’deki ve Irak’taki askeri varlığı zaten çok büyük sorun, bu aynı zamanda daha başka bölgesel sorunlara sebep olabilir” dedi. Türkiye’yi yönetenlerin klasik inkarcı sistemde ısrar ettikleri için savaşın devam ettiğine vurgu yapan Türkdoğan, “Türkiye’yi yönetenler Türkiye halklarının geçmiş tarihine ve sosyolojik yapısına aykırı davranıyorlar. Türkiye halkları geçmişte, barış içerisinde yaşıyordu” dedi. Bunun hem Osmanlı hem Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarında böyle olduğunu anlatan Türkdoğan şunları söyledi: “Daha sonra kendini dayatan bu İttihatçı, tekçi anlayış asimilasyoncu politikalarla halkları inkar ederek, halklar arasında düşmanlık tohumlarını ekmek istedi. Ama buna rağmen halklar direniyor. Türkiye halklarının, âdem-i merkeziyetçiliğe dayalı, federasyon ve diğer çözümler dahil bir itirazı yok. Bu zaten 2013’teki çözüm süreci sırasında ortaya çıkmıştı. Bunlar bizim raporlarımızda hükümete iletilmişti. Burada sorun devleti yönetenlerde, iktidarda olanlar kendini halka dayatıyor.”
Savaşın maliyetinin korkunç olduğuna dikkat çeken Öztürk Türkdoğan, “Çok büyük can kayıpları söz konusu oldu. Bu kayıplar halklar arasında düşmanlık tohumlarının yerleşmesine sebep oluyor ve kırıklıklar yaşanıyor. Bu telafi edilemez sonuçlara yol açabilir. Ekonomik olarak çok büyük kayıpları neden oluyor. Bizzat AK Parti’nin kendisinin yaptırdığı araştırmalar var. 2013, 2014 araştırmalarını okursanız, yüzlerce milyar dolarlık ekonomik kayıptan bahsediyorlar. Doğaya, ekolojiye çok büyük zarar verildi” diye konuştu.
SAVAŞTAN EMPERYALİSTLER KAZANIYOR
Kürtlerin Ortadoğu’da Irak, Türkiye, Suriye ve İran’da yaşadığını hatırlatan Türkdoğan, “Çözüm çok basit, hem etnik hem de inanç temelinde farklı grupların zaten Ortadoğu coğrafyasında, dört ülkede yaşadığını göz önüne alırsak, şimdi bunların birlikte barış içinde yaşamaktan başka bir çözümü yok” dedi. Avrupa Birliğini örnek gösteren Türkdoğan, şunları söyledi: “Ortadoğu’da Türkiye’de Irak, İran, Suriye arasında yeniden âdem-i merkeziyetçi bir idari biçimini kurmak varken, ısrarla ve inatla emperyalistlerin kendilerine dayattığı bu sistemde ısrar etmelerinde zaten problem var. Bunun da bu dört ülkeyi yönetenler bakımından ciddi bir sorun olduğunu görüyoruz. Halkların bir arada yaşama istediğine bizzat yönetenler ket vuruyor. Ortadoğu’daki enerji sahasını halklar kendileri için kullanırlardı. Buradaki savaş buna hep engel oluyor. Sadece bir avuç egemen ve yine o egemenlerle birlikte hareket eden bir avuç burjuvazinin çıkarına yarıyor. Onun dışında hiç kimsenin çıkarına yarayan bir savaş söz konusu değil.”
“Büyük ve hamasi laflarla bu savaşı sürdürmeye çalışıyorlar. Bunun sürebileceğini zannetmiyorum. Çünkü bir çok bakımdan akla ve mantığa uygun gelen bir savaş değil” diyen Türkdoğan şunları söyledi: “Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesiyle ile Ekonomik ve Sosyal Haklar Sözleşmesini hatırlatan Türdoğan, “Her iki sözleşme de halkların kendi geleceğini belirleme hakkıdır. Türkiye bu sözleşmelere taraftır. Yani Türkiye kendi sınırlarında yaşayan etnik ve inançlar tanımak durumundadır. Bu dünya hukukunun ulaştığı bir noktadır. Bunu tanımadan yolunuza zaten devam edemezsiniz.”
ÇOK CİDDİ GERİYE GİDİŞ VAR
AKP kongresindeki tüzük değişikliğin çok ciddi bir geriye gidiş olduğunu anlatan Öztürk Türkdoğan, “Bir partinin devletin klasik güçleri tarafından nasıl dönüştürülüp, kendine benzetildiği bir süreçtir. Hazin bir süreçtir aslında, ne için yola çıkmışlardı nereye geldiler? Maalesef bunun sık sık hatırlatılması gerekiyor. Oysa bizim ihtiyacımız olan şey, daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi, daha fazla barış. Şu an geldiğimiz yer otokrasidir. Türkiye’nin hızla bu otokrasiden çıkması lazım. Bunun için de halkların karşı duruşu örgütlemesi gerekiyor” diye konuştu.
‘BİR AN ÖNCE BARIŞ SÜRECİNE DÖNÜLMELİ’
Hak İnisiyatif Aktivisti Ahmet Faruk Ünsal da şunları söyledi: “Türkiye’nin defalarca denenmiş, sonucu da açıkça belli olan bir sürece tekrar girmiş olması hem siyasi akla uygun değil hem de yaşadığı tecrübelere uygun düşmüyor. Suriye politikasının Türkiye’yi ileride bırakacağı mecburiyetler göz önüne alındığı zaman bir an önce barış sürecinin başlatılmasının hayatini olduğunu söyleyebilirim. Canlarımızı kaybediyoruz, servetimiz gidiyor, toplumsal bütünlüğümüz gidiyor. Türkiye’nin biriktirdiği sosyal ve siyasal sermayenin çok hoyratça harcandığı bir süreç yaşıyoruz.”
BAKAN SOYLU OPERASYON BÖLGESİNDE
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise Türkiye- Irak sınır hattında bulunan, yaklaşık 2 aydır operasyonların sürdüğü Şırnak’ın Beytüşşebap İlçesi’nde bulunan Kato Dağı zirvesine çıkarak, operasyonu yürüten askerlerle ile bir araya geldi.

Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı’na özel uçakla gelen Süleyman Soylu, burada Şırnak Valisi Ali İhsan Su ve diğer yetkililer tarafından karşılandı. Oradan helikopterle Beyteşşübap’a geçen Bakan Soylu, daha sonra yine helikopter ile Türkiye- Irak sınır hattında bulunan ve yaklaşık 2 aydır operasyonların sürdürüldüğü Kato Dağı zirvesine indi. Operasyonu yürüten askerlerle bir araya elen Bakan Süleyman Soylu, komutanlardan operasyon hakkında bilgi aldı.