8 Nisan 2018 Pazar

'Zenginler nasıl yaşıyor'un hesabını çıkardı

Emperyalizme bağımlı yeni sömürge ülkelerin kronik sorunlarından biri olan zenginle-fakir arasındaki gelir uçurumu kendini eğlence dünyasının görsel zevklerinde daha derin ve güçlü bir şekilde gösteriyor.
Gösterişli, lüks tüketime dayalı hayatlar bir yanda, asgari ücretle günü kurtarmaya çalışan ve karın tokluğuna çalışan milyonlar öte yanda.
Aydınlık Gazetesi yazarı Yıldırım Koç, zenginlerin hayatlarının ekrana getirildiği dizileri izlediğinde Türkiye'deki zenginlik anlayışının, sade yaşamı önceleyen halk geleneği ile taban tabana çeliştiği tespitinde bulunuyor.
"Aklıma, asgari ücretin ayda 1603 lira olduğu bir ülkede zenginlerin nasıl yaşadıklarına bakmak geldi. İnternette bazı sitelerde yer alan çeşitli ürünlerin fiyatlarına baktım" diye yazan Koç, bir lüks konut markasından örnek veriyor ve şu satırlarla devam ediyor gözlemlerine:
"Bu evlerin fiyatları, bugünkü kurdan hesaplanırsa, 2.5 milyon liradan (eski parayla 2.5 trilyon liradan) başlıyor. Buna göre, asgari ücretli bir işçinin, asgarisi 2.5 milyon liradan satılan bu evlerden birini satın alabilmesi için 1532 ay veya 128 yıl sürekli çalışması ve başka hiçbir yere para harcamaması gerekiyor.
İnternette bir araba satış sitesine girdim. Ferrari 2015 F12 Berlinetta arabanın fiyatı 970 bin avro, diğer bir deyişle, yaklaşık 4.9 milyon lira. Vatan Partisi’nin yeni aldığı genel merkez binasının tadilatı dahil toplam maliyeti ancak bu kadar. Porsche 2016 911 GT3RS ise daha ucuz, 545 bin avro, 2.7 milyon lira. Mercedes 2016 G500 de aynı fiyattan satılıyor; 545 bin avro veya 2.7 milyon lira. Biraz daha ucuz arabalar da var ancak Türkiye’de zengin dediğiniz insanın bindiği araba herhalde bunlardan biridir.
Asgari ücretli bir işçinin bir Ferrari alabilmesi için 3057 ay veya 255 yıl aralıksız çalışması ve hiç para harcamaması gerekiyor."
Çok ünlü bir markaya ait bir eşarbın fiyatının 399 lira olduğunu yazan Koç, aynı markanın el çantasının ise bin 295 liradan satıldığını belirtiyor ve ekliyor:
"Asgari ücretle çalışan bir kadın işçi, bir ayda kazandığı parayı Vakko’ya yatırsa, bu eşarbı ve çantayı alamıyor; 90 lira kadar açığı kalıyor.
Erkek giyim eşyalarına baktım.
Gri Mono Mont Montecore olarak sunulan basit bir mont var. 4990 liraymış. Bunlar benim gözüme çarpanlar. Allah bilir bunları da “banal” görüp, Paris’ten giyinenler neler ödüyor.
Zenginin parası züğürdün çenesini nasıl yormasın?"