
Dünya Tabipleri Birliği'nin 1991 tarihli
Malta Bildirgesi açlık grevindekileri şöyle tanımlıyor:
"Zihinsel olarak ehliyetli, açlık
grevine kendi iradesiyle karar vermiş, bu nedenle belirli bir zaman için
yiyecek ve/veya sıvı almayı reddeden kişi."
İnsan Hakları Derneği (İHD) de, açlık
grevinin temel amacının ölüm olmadığını belirtiyor. Ölümle sonuçlanabileceğini
ekleyerek....
Açlık grevi sırasında günlük belli
miktarlarda su, tuz ve şeker alımı devam ediyor.
'Açlığın yarattığı yıkım çok büyük'
Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) konuyla
ilgili bir raporunda "Her tür açlık grevinin sağlık ile ilgili kısa ve
uzun vadede geriye dönüşü olan ya da olmayan sorunlara yol açacağını
biliyoruz" deniliyor.
TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Selma
Güngör BBC Türkçe'ye, açlık grevinin vücuda etkisini anlattı.
Selma Güngör, "bazal
metobolizma" denen, günlük yaşam için gerekli nerji miktarının "günde
1-1,5 litre su, 4 çorba kaşığı şeker, 2 çay kaşığı tuz, 1 çay kaşığı karbonat
ve 100-500 miligram arası B1 vitamini" olduğunu söylüyor.
"Açlığın yarattığı yıkım çok büyük
bir yıkım" diyen Selma Güngör, her gün vücutta bir miktar dokunun
yıkıldığını ve ihtiyaç kadar dokunun yeniden yapıldığını anlatıyor.
Güngör, "Açlık grevindeki kişiler
doku yapımında kullanılacak proteinleri, mineralleri, vitaminleri, yağları ve
enerji maddelerini reddediyorlar. Vücut kendini yenileyemediği için ve hareket
ettikçe enerji harcadıkları için, çok hızlı doku kaybına yol açıyor"
diyor.
"Vücutta bu ilk olarak kilo kaybı
şeklinde gözlemleniyor" diye konuşan Güngör, sözlerini şöyle sürdürüyor:
"İlk 30 gün içerisinde yaklaşık
yüzde 5-10 arası kilo kaybı bekliyoruz. Daha sonra bu kilo kaybı bu kadar hızlı
olmasa da, çünkü hareketleri de azalıyor bu arada, kilo kaybı devam
ediyor."
'40'ıncı günden sonra kritik günler
başlıyor'
Selma Güngör, kişilerin sağlık durumları
ve açlık grevini yapma koşullarıyla ilgili kritik günün değişebildiğini
belirtse de genel olarak 40'ıncı günden sonra bu zamanın başladığını anlatıyor:
"Bu günden sonra hem doku kaybı,
hem organ yetmezliklerine yol açabilecek kayıplar, daha sonra da hayatın
kaybolmasına yol açabilecek hasarlar oluşuyor."
Dokuların erimesine bağlı olarak zayıf
görünümün yanı sıra daha çok duyu organlarında başlayan bozulmalar da baş
gösteriyor.
Işık hassasiyeti, kulak çınlamaları, tad
almanın bozulması, özellikle kötü kokulara ilişkin artmış koku hassasiyeti bu
tür belirtilerten bazıları.
Açlık greviTelif hakkıAFP
İlk haftada açlık ve yorgunluk hissi
oluşuyor. Mide krampı olabiliyor.
İkinci ve üçüncü haftada, baş dönmesiyle
birlikte gelen kuvvetsizlik hissi artıyor. Dik durmak zorlaşıyor. Açlık ve
susuzluk hisleri kayboluyor. Sürekli üşüme hissi geliyor.
Üçüncü ve dördüncü haftada, yukarıdaki
semptomlar daha da kötüleşiyor. Düşünsel faaliyetler yavaşlıyor.
Beşinci haftada kafa karışıklığı,
uyuşukluk ve uykusuzluk oluşabiliyor. Felçle sonuçlanabilecek istem dışı
hareketler olabiliyor. Kalıcı görme ve işitme kaybına yol açabilecek duyularda
zayıflama mümkün. Kanama görülebiliyor. (Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü)
'60'ıncı günden sonra hayati organlar
etkileniyor'
Selma Güngör, açlık grevinde 60. günden
sonra hayati organların etkilenmeye başladığını, kalp ve böbrek yetmezliği gibi
sonuçları olabildiğini ya da aşırı zayıflamaya bağlı olarak kalp kasının
zayıflamasının ani ölümlere yol açabildiğini belirtiyor.
Bu aşamada kanamalar da görülebiliyor.
Kanamalar tabloyu daha da ağırlaştırıyor, çünkü kanamalara bağlı olarak oksijen
taşıyıcısı kan hücreleri azalıyor.
Açlık grevleri: Rehavet içinde ölümleri
beklemek
'1996 ölüm orucunda ilk ölüm 60. günde
oldu'
Güngör açlık grevi yapanların tedaviyi
kabul etmeleri halinde ilk aşamada yapılması gerekenleri ise şöyle sıralıyor:
"Açlık grevi yapanlar tedavi olmaya
karar verdiklerinde belli bir aşamadan sonra ilk önce enerjinin yerine konması
için bir tedavi alacaklar, yani şekerli su verilecek kendilerine. Bu
verilirken, B1 vitaminin eksikliği, diğer vitamin ve minerallerin eksikliğinin
de saptanıp bunları kapatacak bir tedaviye geçilmesi çok önemli.
"Özellikle B1 açığı kapatılacak
biçimde beslenmeye geçilmesi çok önemli, çünkü enerjinin vücutta kullanılması
için B1 vitamini gerekli. B1 vitamini olmadığında beyni etkileyen ara
moleküller ortaya çıkıyor ve onlar da Wernicke-Korsakoff psikozu (nörolojik
bozukluklar) adını verdiğimiz tabloya yol açıyor."
İlk haftada açlık ve yorgunluk hissi
oluşuyor. Mide krampı olabiliyor.
İkinci ve üçüncü haftada, baş dönmesiyle
birlikte gelen kuvvetsizlik hissi artıyor. Dik durmak zorlaşıyor. Açlık ve
susuzluk hisleri kayboluyor. Sürekli üşüme hissi geliyor.
Üçüncü ve dördüncü haftada, yukarıdaki
semptomlar daha da kötüleşiyor. Düşünsel faaliyetler yavaşlıyor.
Beşinci haftada kafa karışıklığı,
uyuşukluk ve uykusuzluk oluşabiliyor. Felçle sonuçlanabilecek istem dışı
hareketler olabiliyor. Kalıcı görme ve işitme kaybına yol açabilecek duyularda
zayıflama mümkün. Kanama görülebiliyor. (Kaynak: Dünya Sağlık Örgütü)
Berza Şimşek
BBC Türkçe