
Okmeydanı Cemevi bahçesinde cenaze
bekleyen Uğur Kurt’u ateş edip öldüren polis Sezgin Korkmaz’a, 12 bin lira para
cezası verildi. Uğur Kurt’u ateş edip öldüren polis Sezgin Korkmaz, kendisine
verilen 12 bin lira para cezasını fazla bulup itiraz etti.
Şırnak Silopi’de gece zırhlı polis
panzeri bir eve çarptı. İki çocuk uykusunda öldürüldü.
Ragıp Zarakolu ile Ayşenur Zarakolu’nun
kurduğu, 40 yıldır yayıncılık yapan Belge Yayınları polis tarafından basıldı.
Polis, 2 bin kitaba el koydu.Batman’da iki çocuk evde uyudukları sırada korucu
tarafından silahla vuruldu.
Nisan ayında 30 kadın öldürüldü, 33
çocuğun cinsel istismara uğradı.
Diyarbakır’ın iki ilçesinin 16 köyünde,
Bingöl’ün bir ilçesinin 19 köyünde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Kadir Topbaş’ın damadı “uyku apnesi”
teşhisi ile tahliye edildi, Tekirdağ Cezaevi doktoru ateşi 40 dereceye çıkan
kalp hastası Bülent Özdemir için “soğuk suyun altına girsin” dedi.
162 gazeteci hapiste…
Danıştay Başkanı Zerrin Güngör,
“KHK’larla kişi hak ve özgürlüklerine, amaç dışında herhangi bir sınırlama
getirilmemiştir” dedi.
Kanun hükmünde kararnamelerle ihraç
edilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevlerinin 65. Gününe girdi.Bu
pazar Anneler günü… Binlerce annenin evladı ölü, hapiste ve kayıp…
Yukarıda yazdıklarım son on beş gün
içinde yaşananların sadece birkaçı… Hepsi kepazelik. Hepsi rezillik. İnsan
emeğinin, onurunun, sağlığının hiç sayıldığı adaletten, haktan, hukuktan bir
haber günler yaşıyoruz.
“Bu kadar da olmaz” dediğimiz her şeyi
yaşıyoruz. Bu kadar da olmaz dediğimiz her şey oluyor. Bazılarımız bu durumu
suskunlukla, bazılarımız ilgisizlikle izliyor, bazılarımız umutsuzlukla
izliyor.
“Bunlara şaşırıyor muyuz?” Diyor
bazılarımız. Bazılarımız bunların yaşandığını bile bilmiyor.
Bazılarımız bunlara alıştı, alışıyor. Ve
bütün bunlardan azade kendi dünyasında bir yerlerde duymadan, görmeden yaşıyor,
yaşadığını sanıyor.
Kötülüğe, zorluğa, zorbalığa, zalimliğe
bize karşı olmadığı zaman ses çıkarmamakla, görmezden gelmekle iyi olmayız. İyi
insan kalamayız. Çocuklarınıza anlatacağınız ya da gece yattığınızda yastık
yaptığınızda vicdanınıza vereceğiniz cevap en büyük ve en kabarık hesaptır.
İki çocuk uykusunda öldürüldü. İki insan
açlık grevinde.
“Bizimle ne ilgisi var canım” deyip
rahat rahat uyuyamayız.
“Yapmasınlar canım açlık grevi” deyip
lokmaları ağzımıza rahatça atamayız…
Ne suskunluğa, ne ilgisizliğe ne de
umutsuzluğa hakkımız ve vaktimiz yok. Çünkü; bu ülke ve bu dünya bizi öldürmek
isteyenlerin değil bizim ülkemiz, bizim dünyamız!
Madenlerinde biz öldük…
Kömürün tozunda, demirin hasında bizim
terimiz var.
Fabrikaların bacalarını tüttüren biziz.
Motorları çalıştıran bizim ellerimiz.
Topraksa bizim terimiz, vatansa bizim
kanımız var…
Bu ülke ve bu dünya bizim…
Cennet ise bizim cennetimiz, cehennem
ise cennet haline getirecek olan yine ve hala biziz…
Gidecek başka bir yerimiz bırakacak
başka bir mirasımız yok!
Bu dünyayı rezil bir hale getirmelerine
izin vermeyeceğiz…
Leyla Alp
Kaynak: T24