
Bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden,
haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre, erkekler Nisan’da
19 kadın öldürdü, en az 10 kadına tecavüz etti, dokuz kadını taciz etti, 30 kız
çocuğuna cinsel istismarda bulundu, 16 kadına şiddet uyguladı/yaraladı.
Çiçek Tahaoğlu imzalı haberde, 2017'nin
ilk dört ayında erkekler 101 kadın öldürdü, 28 kadına tecavüz etti, 40 kadını
taciz etti, 146 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu, 106 kadına şiddet
uyguladı.
CİNAYET
Erkekler Nisan’da 19 kadın ve şiddet
olayına müdahale eden iki erkeği öldürdü. İki kadın ise şüpheli bir şekilde ölü
bulundu. Kadınların yüzde 58’ini partnerleri ve eski partnerleri öldürdü. Altı
kadını kocası, üçünü sevgilisi, birini eski kocası, birini eski sevgilisi,
ikisini ailenin erkek üyeleri (birlikte), üçünü erkek akrabaları, birini
babası, birini kardeşi, birini oğlu öldürdü.
Cinayetlerin yüzde 53’ü ateşli
silahlarla işlendi: Yedi kadın tabancayla, üçü tüfekle, beşi bıçakla, biri
boğularak, biri boğazı kesilerek, biri levyeyle darp edilerek, biri ise satırla
öldürüldü. Cinayetlerin yüzde 16’sı AVM, otel lobisi, sokak ortası gibi kamusal
alanlarda, herkesin gözü önünde gerçekleşti. Öldürülen kadınlardan biri erken
yaşta zorla evlendirilmişti. Kadın katillerinden biri emekli komiserdi.
İki kadın ayrılmak istediği için ya da
barışma teklifini reddettiği için öldürüldü. Kadınlardan biri cinayetten önce
silahlı saldırıya uğramış, suç duyurusunda bulunmuştu. Önlem alınmadı, aynı
erkek kadını öldürdü.
Cinayetlerin ardından katillerden biri
intihar etti, biri intihara teşebbüs etti.
Kadın cinayetlerinin yaşandığı iller
Adana (5), Afyon (1), Antalya (1), Aydın (1), Balıkesir (1), Bursa (2),
İstanbul (3), Siirt (1), Tekirdağ (1), Urfa (1), Van (1), Yozgat (1).
TECAVÜZ
Nisan’da 10 kadına yönelik tecavüz
olayları medyaya yansıdı. Tecavüzcülerin yüzde 30’unu kadınların partnerleri,
yüzde 60’ını kadınların tanıdıkları erkekler oluşturdu.
Bir kadına sevgilisi, birine eski
sevgilisi, birine nişanlısı, birine mahalleden tanıdığı bir erkek, birine
işvereni, birine iş görüşmesi için buluştuğu bir erkek, ikisine
tanıdığı/arkadaşlık ettiği erkekler, birine sosyal medyadan tanıştığı bir
erkek, bir kadına ise tanımadığı bir erkek tecavüz etti.
Tecavüzlerin yüzde 60’ı kadınların kendi
evinde gerçekleşti. Bu vakaların yarısında erkekler kadının evine zor
kullanarak ya da gizlice girdi. Tecavüz olaylarından altısı kadınların evinde
(üçünde erkekler davetli olarak gitmişti, ikisinde erkekler eve gizlice
girmişti, birinde zorla girmişti), ikisi kadınların zorla götürüldüğü boş
arazilerde, biri araçta, biri işyerinde yaşandı. Tecavüze uğrayan kadınlardan
biri zihinsel engelliydi.
Tecavüzcülerden biri cinsel saldırı
suçundan daha önce cezaevine girip çıkmıştı. Bir tecavüzcü ise polis memuru
olarak görev yapıyordu. Tecavüze uğrayan bir kadın intihar etti. Kadının ailesi
tecavüzcüleri darp etti, tecavüzcülerden birini öldürdü. İntihar eden kadının
ailesi gözaltına alınırken, tecavüzcüler hakkında işlem yapılmadı. Sekiz
tecavüzcü tutuklandı, bir tecavüzcü adli kontrolle serbest bırakıldı. Bir
tecavüzcü aranıyor, ikisi ise gözaltına alındı ancak sonraki hukuki süreç
haberlerde yer almadı.
Tecavüz olaylarının medyaya yansıdığı
iller Adana (1), Adıyaman (1), Aydın (1), Denizli (1), İstanbul (1), Kayseri
(1), Samsun (3), Tekirdağ (1).
SEKS İŞÇİLİĞİNE ZORLAMA
Yalova, Kocaeli, Antalya ve
Kırklareli’de 12 kadın, seks işçiliği yapmaya zorlandı. Kadınların hiçbiri T.C.
vatandaşı değildi; iş bulma vaadiyle kandırılarak Türkiye’ye gelmiş ve
pasaportlarına el konulmuştu. Kadınların altısı Kırgızistan, ikisi Moldova, üçü
Özbekistan, biri Ukrayna vatandaşıydı. Kadınlardan biri seks işçiliği yapmak
istemeyince demir sopayla darp edildi, ağır yaralı halde yol kenarında
bırakıldı.
TACİZ
Nisan’da dokuz kadına yönelik cinsel
taciz olayları basına yansıdı. Tacizcilerin yüzde 22’sini kadınların eski
sevgilileri, yüzde 66’sını tanımadıkları erkekler oluşturdu. İki kadını eski
sevgilileri, birini işyerindeki müdürü, altısını tanımadıkları erkekler taciz
etti. Kadınların üçte biri dijital tacize maruz kaldı. Taciz olaylarının ikisi
otobüste, ikisi sokakta, ikisi sosyal medya ve telefon aracılığıyla, biri
sadece sosyal medyada, biri benzin istasyonunda, biri özel araçta yaşandı.
Tacizcilerden sadece biri tutuklandı,
ikisi ise gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Üç tacizci ise taciz ettiği
kadının erkek akrabaları yada çevrede olaya tanık olanlar tarafından darp
edildi. Tacizcilerden biri özel güvenlik görevlisiydi, biri ise bir
siyasetçinin koruma görevlisiydi.
Taciz olaylarının medyaya yansıdığı
iller Antalya (1), Burdur (1), Bursa (1), Eskişehir (1), İstanbul (2), İzmir
(1), Kocaeli (1), Sakarya (1).
ÇOCUK İSTİSMARI
Nisan’da 23 erkek, 30 kız çocuğuna
cinsel istismarda bulundu. Çocukların yüzde 40 öğretmenler ve okul çalışanları
tarafından istismara maruz kaldı. Dokuz kız çocuğuna öğretmenleri, ikisine okul
müdürleri, birine okul çalışanı, birine babası, birine üvey babası, birine
komşusu, birine mahalleden tanıdığı bir erkek, birine market sahibi, ikisine
çocukla evlenmek isteyen erkekler, birine sevgilisi, dördüne tanımadıkları
erkekler istismarda bulundu. Beş kız çocuğuna yönelik istismarın faillerinin
kim olduğu haberlerde yer almadı. Cinsel istismara maruz kalan çocuklardan biri
zihinsel engelliydi. En az altı kız çocuğu tecavüze uğradı, üç kız çocuğu
hamile kaldı.
23 failden sadece 15’i tutuklandı. Üçü
adli kontrolle serbest bırakıldı. Beşi hakkındaki hukuki süreç ise haberlere
yansımadı. Çocuk istismarı olaylarından üçü çocuğun ailesine anlatmasıyla, biri
arkadaşına anlatmasıyla, biri rehber öğretmenine anlatmasıyla, biri ise ödevine
istismar olayını konu etmesiyle, ikisi ise kız çocuklarının doğum yapmasıyla
ortaya çıktı. Ayrıca İzmir’de altı kız öğrencisini istismar ettiği için tutuklu
yargılanan bir öğretmen, cezaevinden mektup yazarak bir öğrencisini tehdit
etti.
İstismar olayının yaşandığı iller Amasya
(1), Ankara (2), Aydın (2), Burdur (1), Denizli (1), Diyarbakır (2), Edirne
(2), Eskişehir (1), İstanbul (1), İzmir (3), Karaman (5), Kilis (1), Kocaeli
(2), Konya (2), Kütahya (3), Samsun (1).
ŞİDDET - YARALAMA
Erkekler Nisan’da en az 16 kadına şiddet
uyguladı/yaraladı. Kadınların yüzde 56’sı partnerlerinden şiddet gördü. İki
kadına eski kocaları, birine eski sevgilisi, beşine kocaları, birine sevgilisi,
birine kocasının ağabeyi, birine kocasıyla husumeti olan bir erkek, birine
kuaförü, birine müşterisi, birine tanımadığı erkekler (seçim sandığı başında
bir tartışmada) şiddet uyguladı. İki şiddet-yaralama olayında faillerin kim
olduğu belirtilmedi. Kadınların yüzde 50’si darp edilirken, yüzde 50’si bıçak
ve ateşli silahlarla yaralandı. Erkekler dört kadını bıçakla, ikisini
tabancayla, birini tüfekle, sekizini darp ederek yaraladı, bir kadını tehdit
etti. Şiddet-yaralama olaylarının yüzde 44’ü sokak ortası, kuaför gibi kamusal
alanlarda gerçekleşti. Şiddet uygulayan erkeklerden ikisi hakkında uzaklaştırma
kararı çıkartıldı, biri adli kontrolle serbest bırakıldı. Diğerleri hakkındaki
hukuki süreç haberlere yansımadı.
Nisan’da şiddet-yaralama olaylarının
yaşandığı iller Antalya (1), Aydın (1), Bursa (1), Erzurum (2), İstanbul (3),
İzmir (1), Konya (1), Manisa (1), Mardin (1), Mersin (1), Niğde (1), Sivas (1),
Trabzon (1).
ses hemşireler
SES Hemşireler Haftası nedeniyle açıklama yaptı..!
Sağlık Emekçileri ve Sosyal Hizmet
Emekçileri Sendikası (SES) Bakırköy Şubesi, Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve
Araştırma Hastanesi önünde, Hemşireler Haftası nedeniyle açıklama yaptı.
Açıklamada "Neoliberal sağlıkta dönüşüm programı bizlerin mesleki
sorunlarını daha da büyütmüş ve hemşirelik 'yardımcı sağlık elemanı' algısıyla
yürütülmeye başlanmıştır. Mesleğimizin görev sınırları belirsizleştirilerek
mesleki bağımsızlığımız yok edilmektedir" diyerek ebeler de dahil meslek
yasası istendi.
12-18 Mayıs Hemşireler Haftası nedeniyle
SES Bakırköy Şubesi Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde
açıklama yaptı.
"Mesleğimizin saygınlığı ve onuru
için hemşirelik-ebelik yasası istiyoruz" pankartının açıldığı açıklamada
sık sık "Yeterli hemşire verimli hizmet", "Eleman değil
hemşireyiz", "Robot değilim, melek değilim" sloganları atıldı.
Açıklamaya KHK'lerle ihraç edilen KESK'li sağlık emekçileri de destek verdi.
'HAKKIMIZI ALANA KADAR SES'SİZ KALMAYACAĞIZ'
Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma
Hastanesi E Blok Acil önünde yapılan basın açıklamasını SES İş yeri Temsilcisi
Hatice Şeker okudu. Şeker, hemşirelerin sağlık hizmetlerinde oldukça önemli bir
rolü olduğunu belirterek hemşirelerin sağlık hizmetlerinin ticarileşmesi ve
sağlık sisteminin bu dönüşüme paralel olarak yapılandırılması nedeniyle önemli
sorunlar yaşadıklarını kaydetti. Hemşirelerin sorunlarının artık daha fazla göz
ardı edilemeyecek bir noktaya geldiğine dikkat çeken Şeker "Öncelikle,
sağlıkta dönüşüm programı ile yaygınlaştırılan güvencesizlik sonucunda aynı
okulu bitiren, aynı işi yapan, aynı unvana sahip kişilerin farklı özlük ve mali
haklara sahip olması kesinlikle kabul edilir bir durum değildir" dedi.
Şeker, kamu hastanelerinde her yıl hasta
sayısının arttığını ancak yetersiz hemşire kadrosu nedeniyle ihtiyacı
karşılayamadığını vurguladı. Şeker "Türkiye’de çalışan hemşireler olarak
bizler AB ülkelerine göre 4 kat daha yoğun iş yükü ile karşı karşıyayız. Bu
yoğun iş gücünün yanı sıra, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yürürlüğe
konulan OHAL ve meclisi bypass ederek çıkarılan Kanun Hükmündeki Kararnameler
ile binlerce hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının kamudan ihraç edilmesi ise
hem psikolojik olarak hem de fizyolojik olarak yükümüzü kat be kart
arttırmıştır" diye konuştu.
'MESLEKİ BAĞIMSIZLIĞIMIZ YOK
EDİLMEKTEDİR'
Sağlıkta en fazla şiddete uğrayan
kesimin hemşireler olduğunu söyleyen Şeker "Sağlık hizmeti sunulan tüm
alanlarda hemşirelik mesleğinin 'ağır ve tehlikeli işler' kapsamına alınarak
derhal harekete geçilmesi gerekmektedir. Türkiye’de hemşireler olarak hem
kamuda hem de özel sağlık alanında kendi iş tanımlarımız dışında başka işlerde
de çalışmaya zorlanıyoruz. Neoliberal sağlıkta dönüşüm programı bizlerin
mesleki sorunlarını daha da büyütmüş ve hemşirelik 'yardımcı sağlık elemanı'
algısıyla yürütülmeye başlanmıştır. Mesleğimizin görev sınırları
belirsizleştirilerek mesleki bağımsızlığımız yok edilmektedir" dedi.
BİTMEYEN SORUNLAR
Şeker, "Hemşireler olarak;
hastanelerde ve birinci basamak sağlık hizmetleri alanında iş ve gelir
güvencesizliği, uzun süreli çalışma, yoğun nöbetler, angarya, düşük ücret ve
riskli çalışma koşulları, performans, , zor ve gereksiz karmaşık görevler,
yetersiz dinlenme araları neoliberal toplam kalite yönetimi anlayışı ve
emekliliğe yansımayan ek ödemeler gibi sorunlar ile yüz yüzeyiz" diyerek
bu tablonun, sağlığı metalaştırmaya çalışan bir anlayışın ürünü olduğuna vurgu
yaptı.
HEMŞİRELERİN TALEPLERİ
SES olarak taleplerini şöyle sıralanan
Şeker;
* Fazla çalışma/angaryaya son verilmeli,
çalışma hayatı güvenceli bir biçimde yeniden düzenlenmeli, güvencesiz
çalışanlar (vekil, sözleşmeli, kadrolu) kadroya alınmalıdır.
* Çalışırken maruz kaldığımız risklere
karşı güvenli çalışma koşulları oluşturulmalı, hemşirelik mesleği ağır ve
tehlikeli işler kapsamına alınarak, fiili hizmet süresi zammından tüm
hemşireler adil biçimde yararlanmalıdır.
* İşyerlerinde şiddet ve tacize yönelik
önleyici uygulamalar yaygınlaştırılmalı, kadro ve unvan durumuna bakılmaksızın
tüm çalışanlara hukuki yardım verilmelidir.
* Tüm yöneticiler, liyakata göre ve
çalışanlar tarafından seçilmeli, yöneticilik görev süreleri de
sınırlandırılmalıdır.
* Doğum izinleri ücretli hale
getirilmeli, 7/24 ücretsiz, anadilinde kreş sağlanmalıdır.
* Haftalık çalışma saati 35 saatle
sınırlandırılmalı, gece çalışma meslekte artan yıl oranına göre azaltılmalı ve
gece mesai saati 2 ile çarpılmalıdır.
* Performansa göre ücretlendirme değil,
çalışırken ve emeklilikte insanca yaşamaya yetecek düzeyde ücret ödenmelidir.
* Hemşirelik meslek tanımları günün
koşullarına göre yeniden düzenlenmeli ve ILO hemşirelik anlaşması imzalanarak
gerekleri yerine getirilmelidir
Taleplerimiz sağlık hakkı mücadelesinin
olmazsa olmazlarıdır" dedi. Şeker son olarak "Tüm emekçiler gibi
hemşireleri de gelecek güzel günlere olan inancımızla hep birlikte omuz omuza
mücadeleye davet ediyor ve 12-18 Mayıs Hemşireler Haftasını kutluyoruz"
dedi.