25 Ağustos 2017 Cuma

Kürtlere karşı topyekün seferberlik mi?..!

Erdoğan bir yandan Rojava’yı işgal edebileceklerini söylüyor bir yandan da Irak Kürdistan’ındaki referanduma karşı çıkıyor. Bahçeli ise bunu savaş sebebi sayıyor. Ülke içinde ise Kürtlere yönelik baskı ve tutuklamalar artarak devam ediyor. Ülkede adeta bir savaş ve seferberlik havası var.
Erdoğan bir yandan Rojava’yı sürekli tehdit edip Afrin’e saldırı sinyalleri veriyor ve “Gözümüzü karartır savaşa gireriz” diyor. İktidar medyası aynı lafı manşetlerine taşıyıp savaş çağrısı yapıyor. Erdoğan öte yandan da Güney Kürdistan’daki bağımsızlık referandumuna karşı çıkıyor. Gayrıresmi koalisyon ortağı Bahçeli ise daha da ileri giderek, referandumun savaş sebebi sayılması gerektiğini söylüyor.
İktidar medyası seferberlik türküleri söyleyip savaş kışkırtıcılığı yaparken ülke içinde başta Kürt partilerine, siyasetçilerine, Kürt gazetecilerine, Kürt sivil toplum örgütleri mensupları ile haklarını arayan, yapılan adaletsizliklere karşı çıkan sıradan Kürt vatandaşlarına yönelik baskılar, polis ve yargı şiddeti ile saldırılar giderek tırmanıyor.
Tabii baskılar iktidarın uygulamalarına karşı çıkan, hakkını arayan her kesime ayrım gözetmeksizin acımazsızca devam ediyor. Ama Kürtlere öncelik tanındığı da bir gerçek.
Son iki yıldır, barış masasının tekmelenmesinden sonra İmralı Süreci’nde atılmış bütün adımlar bir bir geri alındı, kalanlar da geri alınıyor. Hızla 12 Eylül öncesine doğru gidiş var. Artık Kürtlerin bunca yıllık mücadeleler sonucu kazanılmış bireysel haklarına da ciddi saldırılar başladı.
Sonunda iş sokakta Kürtçe konuşulmasının belki yasal olarak değil ama fiilen yasaklanmasına kadar gidecek gibi görünüyor. Ayrıca yasal olsa da bunun bir önemi yok. Çünkü günümüzde artık hiçbir yasa ya da mevzuat uygulanmıyor. Hiçbiri geçerli değil. Ya da iktidarın işine nasıl geliyorsa öyle uygulanıyor. Asıl geçerli olan emir ve talimatlar.
Kürtçe şarkı söyleyenlere yönelik saldırılar artık devlet güvenlik güçlerini tarafından gözaltı ya da en azından taciz olarak ortaya çıkmaya başladı. Kürt şehir ve mahallelerinin yıkımı polis zoruyla devam ediyor.
Bu çerçevede hergün ortaya çıkan başka birçok olayı peş peşe sıralamak mümkün. Biz son birkaç gündür ön plana çıkan birkaç önemli haberi hatırlatmakla yetiniyoruz.
Bu haberlere kim baksa ülkenin bir savaşa, özellikle de içerde ve dışarda Kürtlere karşı bir topyekün savaşa hazırlandığını düşünmez mi?
Tabii bütün bu gelişmelere bakıp baskın bir erken seçim beklentisi içinde olanlar da var, ama sonuç değişmez. Erken seçim bile Kürtlere karşı bir seferberlik havasının varolduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Merak ediyor insan: Bu çılgın gidişi durduracak hiç mi akil insan kalmadı bu memlekette?
Erdoğan Afrin'e saldırı sinyali verdi.
- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Ürdün gezisi dönüşünde uçakta gazetecilere açıklama yaptı. Hürriyet, Habertürk, Akşam, Vatan, Star ve Milat gazetelerinin "Gözümüzü Karartırız" manşetiyle çıktığı açıklamalarında Erdoğan Afrin'e saldırı sinyali verdi.
İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri’nin geçen haftaki ziyaretinde Afrin'e müdahalenin konuşulduğunu söyleyen Erdoğan "Afrin, aslında PYD’nin şu anda Akdeniz’e açılma projesidir. Biz bu konuda tavrımızın ne olduğunu her zaman açıkça söyledik. Türkiye olarak, Suriye’nin kuzeyinde Akdeniz’e açılacak bir terör koridoruna müsaade etmeyiz. Bedeli ne olursa olsun gereken müdahaleyi yaparız" dedi.
Erdoğan ayrıca Afrin'de Türkiye ile birlikte hareket edecek aşiretler olduğunu da iddia etti:
"Kürtleri tamamen PKK safında gibi görmeyi nasıl doğru bulmuyorsak, aynı şey Afrin'deki durum için de geçerli. Bizlerle beraber hareket edebilecek aşiretler var. Oralarda terörün baskın çıkma ihtimali olursa gözümüzü karartırız"
Erdoğan: Kürt devletini Kürtlere hakaret olarak görüyorum
(22 Ağustos’ta Muhtarlar toplantısında yaptığı konuşmadan)
Muhtarlarla toplantıda konuşan AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Federe Kürdistan’ın bağımsızlık referandumu için, "Bazıları Kürt devleti deyip duruyor; ben bunu Kürt kardeşlerime hakaret olarak kabul ediyorum" dedi. OHAL uygulamalarını öven Erdoğan, “İktidarımızın ilk ayında OHAL'i kaldırdık. Maalesef bölge teröre çok daha farklı bir şekilde tanışma noktasında yol verdi. Şu andaki OHAL'in en önemli özelliği terör örgütlerini defetmek, onları inlerinden bulup çıkarıp gömmektir. Çünkü benim Güneydoğu'daki, Doğu'daki halkım, ülkemdeki halkım huzura kavuşmadıkça biz sorumluluğumuzu yerine getirmiş olmayız. Benim muhtarlarım kaçırılıyor, öldürülüyorsa biz görevimizi getirmiş olamayız. O yüzden OHAL'le birlikte bölgeyi huzura erdirene kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz" diye konuştu.
Erdoğan, Federe Kürdistan Bölgesi'nde yapılması planlanan bağımsızlık referandumuna dair de, "Bazıları Kürt devleti deyip duruyor; ben bunu Kürt kardeşlerime hakaret olarak kabul ediyorum. Suriye'de başka bir devlete asla izin vermeyeceğiz. Bizler 80 milyon tek devletiz. Bu vatanı bölmeyi gayret edenlere biz her tarafı mezar ederiz. Şu anda Suriye'nin kuzeyinde, 2 bin kilometrekarelik alan bizim kontrolümüzdedir" ifadesinde bulundu.
Bahçeli: Barzani’nin referandumu savaş sebebi sayılmalıdır.
(MHP Genel Başkanı’nın bugünkü basın toplantısından)
“İran ve Türkiye'nin PKK'ya ortak operasyon yapabileceği iddiaları bize göre olumludur. Ekim ayında Türkiye'nin havadan, İran'ın havadan Kandil'e operasyon düzenleme düşüncesi bazı çevreleri ürkütmüştür. Kandil dümdüz edilmeli, hainlerin başına dünya yıkılmalıdır. Bunun yanısıra Barzani'nin referandum hazırlığının sonuna kadar karşısında yer alınmalıdır. Bu Kürdistan provasıdır. Bu referandum Türkiye için gerekirse savaş sebebi sayılmalıdır. Barzani yangına körükle gidiyor. Yuvamızı bozmaya çalışanları, o çukurlara atmalıyız. Bu provokasyon Barzani'nin hayrına olmayacaktır. Var olmak için ateşe göğüs germek gerekiyorsa bu aziz millet bunu yapacaktır. Ankara güvende olacaksa, Diyarbakır huzurlu kalacaksa Kerkük'ün Musul'un birlik içinde olması gerekmektedir. Nerede bir hain varsa terör örgütü nifak saçıyorsa imha edilmelidir.”
Yandaş yazardan Afrin'e saldırı için 'seferberlik çağrısı'
(Artı Gerçek’in bugünkü haberi)
Suriye iç savaşında sona yaklaşılırken 6 yıllık savaşta fiili rol oynayan Türkiye'nin bu kez Afrin'e harekat yapabileceği hem iktidar hem de iktidar yanlısı kalemler tarafından daha sık dile getiriliyor. Olası Afrin harekatının 'haklı' ve 'gerekli' olduğunu ikna için köşesini en çok seferber eden isimlerden Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül son yazısında Afrin'e saldırıyı 'milli mücadele' ilan etti. Karagül'ün 'O koridor bir imha planıdır, bizi aptal mı sanıyorlar' başlıklı yazısının ilgili bölümleri şöyle:
"ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde PKK üzerinden oluşturduğu ve açık biçimde Türkiye’yi hedef alan yeni harita çalışması ile Mesut Barzani’nin bağımsızlık referandumu planı arasında hiç mi bağlantı yok?"
"2003 Irak işgalinden bu yana adım adım, ince ince işlenen, uygulanan politika ile bugün Suriye’nin kuzeyinde uygulanan politika birbirini tamamlamıyor mu? Bütün bunlar tek bir harita çalışmasıdeğil mi? Bu harita için iki ülke imha edildi. İki ülkenin daha imha edilmek isteneceği, bunun hazırlıklarının yapıldığı bugün açık seçik ortada değil mi?"
"Gözümüzün önünde yüzlerce kilometrelik bir cephe kuruyorlar. Bir ordu hazırlıyorlar. Sınırın sıfır bölgelerine yerleşiyorlar. ABD ve Avrupa’dan askeri uzmanlar, güvenlik şirketleri, emekli askerler bu bölgelere yerleşiyor, PKK’nın ana iskelet yapısını oluşturuyor. Daha büyük savaşa hazırlık yapıyorlar."
"O koridor, Cumhuriyet dönemi boyunca karşı karşıya kaldığımız en büyük tehdittir. Bir adım sonrası “Türkiye cephesi”dir. Bu öz savunma refleksinizi ABD’ye ya da bir başka ülkeye devredemez, “koridorun içerideki ortakları”nın oyununa gelemeyiz. Malazgirt zaferinin yıl dönümünde, yüzyıllar sonra, bu tarihi/siyasi genetiğigöz önüne almalı, kararlarımızı ona göre vermeliyiz." "Yeni bölgesel koalisyona, Türkiye için hazırlanan 2019 öncesi fırtınaya ve Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan yeni harita ve “Türkiye cephesi” çalışmalarına dikkat etmeli, adeta teyakkuzageçmeliyiz. Unutmayın bu bir milli mücadeledir, Türkiye’nin beka sorunudur. Bir milli direnç ekseni şekillendirilmelidir."
Polis Sur'da: Zorla tahliyeler başladı
(Dihaber’in bu sabah geçtiği haberden)
Diyarbakır’ın Sur ilçesinin Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde “kentsel dönüşüm” adı altında Mayıs ayında başlatılan yıkım devam ediyor. Her iki mahallenin büyük bir bölümü yıkılırken, yıkıma karşı direnenlerin evlerinin yıkımına başlandı. Sabah saatlerinden itibaren yıkımın sürdüğü her iki mahalleyi bariyerler ile giriş çıkışlara kapatan polisler, evlerini terk etmeyen yurttaşları zorla çıkarmaya başladı.
Çevik kuvvet polisleri ve TOMA'larla kuşatma altına alınan her iki mahallede, yurttaşların yıkıma karşı direnişi sürüyor. Mahalle aralarında bulunan ve yıkım kararı alınan birçok ev polis bariyerleri ile abluka altına alınırken, evlerine girişlerine izin verilmeyen yurttaşlar elektrik akımının bulunduğu demirler arasından içeri girmeye çalışıyor.
Diyarbakır Valiliği’nin verdiği talimat doğrultusunda her iki mahallenin abluka altına alındığı ve “Evleri zorla boşaltın” talimatı verildiği öğrenildi.
Sokakta Kürtçe şarkı söyleyen çocuklar gözaltına alındı
(20 Ağustos tarihli Dihaber'in haberinden)
Van’da Cumhuriyet Caddesi'nde erbane eşliğinde Kürtçe şarkı söyleyen 2 çocuk, gözaltına alındı. Van'ın en işlek caddelerinden Cumhuriyet Caddesi'nde erbane eşliğinde Kürtçe şarkı söyleyen ve yaşları 12 ila 13 arasında değişen 2 çocuk, polislerce gözaltına alındı. Polis aracına bindirilerek götürülen çocukların, şarkılar karşılığında toplanan paralarına da el konuldu. (Not: Çocuklar daha sonra serbest bırakılmış bile olsa sonuç değişmez. Burada karakola götürülüp taciz edilen Kürtlerin dil özgürlüğüdür.)
Koray DÜZGÖREN
artı-gerçek