
Evrensel gazetesi muhabiri gazeteci
Metin Göktepe, 21. yıl önce haber takibi yaparken polis tarafından gözaltına
alındı. Göktepe, gözaltında polisler tarafından işkence yapılarak katledildi.
Göktepe, Hrant, Musa Anter ve adını sayamadığımız diğer gazeteciler kurşunların
hedefi oldu. Şimdi haber takibi yaparken gözaltına alınarak darp edilen,
düşüncelerinden dolayı gözaltına alınıp tutuklanan, hedef gösterilen,
sansürlenen, tutuklanan gazeteciler, gerçeği yazmaya, halkın haber alma hakkını
sağlamaya devam ediyor.
Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin
Göktepe, 8 Ocak 1996 tarihinde, Ümraniye E Tipi Cezaevinde yaşamını yitiren
Orhan Özen ile Rıza Boybaş’ın cenaze törenini izlemek için cenaze töreninin
yapıldığı Alibeyköy’e gitti.
“Sarı Basın Kartı” olmadığı gerekçesiyle
ilçeye sokulmadı. Haberi izlemekten vazgeçmediği için gözaltına alındı ve
yüzlerce insanla birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonu’na götürüldü. Burada
polislerin şiddetli cop darbeleriyle dövülerek öldürüldü.
Göktepe devrimci gazetecisi olduğu için
Özel muameleye maruz kaldı. ”
Metin Göktepe, spor salonunun
yakınlarında ölü olarak bulundu. Olayın tanıdığı o anı şöyle anlatmıştı:
O sırada Metin getirildi. Amirlerden
biri “özel muamele” dedi. On kişi Metin’in üzerine çullandı. Cop, kazma sapı
gibi şeylerle vuruyorlardı. Metin bayıldı. Su döküp ayılttılar. Tekrar dövmeye
başladılar. Çok kan kaybediyordu. Tuvalete götürüp yıkadılar. İçlerinden biri
“ölecek galiba, hastaneye götürelim” diyordu. Diğerleri “ölürse ölsün” diyerek
dövmeye devam ettiler, Metin artık hareket etmiyordu.
Yetkililer çelişkili açıklamalar yaparak
cinayeti gizlemeye çalıştı. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve İstanbul Emniyet
Müdürü Orhan Taşanlar, Metin’in gözaltına alınmadığını; Eyüp Cumhuriyet Savcısı
Erol Canözkan, gözaltına alındığını ancak sonra çay bahçesinde otururken
fenalaşarak sandalyeden düştüğünü; İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise spor
salonunun duvarından düşerek öldüğünü iddia etti.
Bir süre gözaltında tutulduktan sonra
serbest bırakılanlar ise, ısrarla Metin’in gözaltında polis tarafından
öldürüldüğünü ve cesedinin gözaltında tutulan diğer kişilerin yanından alınarak
götürüldüğünü söylediler.
Metin Göktepe’nin duvardan düştüğü iddia
edildi. İstanbul’dan Aydın’a “güvenlik” gerekçesiyle Afyon’a taşınan Göktepe
Davası, 28 Eylül 2000’de beş polis memuruna “kastı aşan insan öldürmek” ve
“faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek” suçlarından verilen yedişer yıl
altışar ay hapis cezasının onanmasıyla bitti. Bir polis memuru ise Yargıtay’ın
kararı bozmasından sonra 20 ay hapis ve beş ay kamu hizmetlerden uzaklaştırma
cezası aldı. Mahkûm polislerin cezalarının tamamlamalarına 19 Aralık 2000’de
yürürlüğe giren Şartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası engel oldu.
Şimdi Metin Göktepe’nin ardından
katledilen gazetecilerin, tutuklanan ve iktidar tarafından “gazeteci” değil
“örgüt üyesi” olduğu söylenen, kayyum atanan, siteleri sansürlenen buna rağmen
kaleme sarılan basın emekçilerinin mücadelesi sürüyor.
Devrimci ve sosyalistler olarak
katledilişinin 21. Yılında Metin Göktepe’yi saygıyla anıyoruz…