9 Ocak 2017 Pazartesi

Faşist Dinci Kliğin Gereksinimleri Karşılayan Başkanlık İçin Anayasa Değişimi İçin düğmeye Basıldı..!

Anayasa değişikliği için referandum sayısına ulaşılması için Oylama tek tek maddeler için gizli yapılacak.AKP’nin 317 (biri Meclis başkanı ve oy kullanma hakkı yok), MHP’nin 39 milletvekili bulunuyor. CHP’nin 137, HDP’nin 59, bağımsız 2 milletvekili var. MHP içinden “hayır” oyu kullanacağını açıklayan beş milletvekilleri var. AKP ile MHP ittifakına göre . referandum için 330 rakamına ulaşılması mümkün ama bu sayının altında kalınması da beklenmedik bir geçme olmaz.
Faşist zulüm ve baskı koşullarda yapılan yapılan anayasa değişikliği-ki bu anaysa değişikliğinin özünü zaten göstermelik olan parlamentoyu tümden devre dışı bırakarak herşeyi Başkan yada Cumhurbaşkanlığı adına tek kişinin iradesine teslim etmektedir- esas olarak AKP-MHP kliğinin gereksiznimlerine göre düzenlenmekte ve halkın iradesini hiçe saymaktadır. Faşist baskı koşullarında yapılan anayasa değişikliği, faşizmi pekiştirmekten başka bir işe yaramamaktadır.
Kuşku yok ki, OHAL’in 19 Nisan’a kadar uzatılması ve kamu çalışanlarından ihraçlar, muhalefet cephesini kendiliğinden büyütüyor. AKP ile daha geniş kitleler arasında çelişkiyi artırıyor. Taslağın meclisten geçmesi halinde referandum tarihi OHAL kapsamı içinde kalacak. Bu ise, OHAL içinde bir referandum yapılması demektir ki, buda halkı şeflik rejimini onaylatmayı dayatacağı açıktır. Diğer yandan, CHP ve HDP’nin yanı sıra parlamento dışı muhalefet partilerinin, “hayır” oyu verecek devrimci ve sosyalist çevrelerin baştan dezavantajlı olacakları bir referandum süreci yaşanacak demektir.
Üstelik faşizmi pekiştiren sıkıyönetim koşullarında vazife çıkartan güvenlik güçleri politik kararlara imza atacaklar, faşist baskı ve zulüm kuvvetlenecek demektir. Bunun verileri ortada: bir çok yerde başkanlık sistemini eleştiren ve tivit atanlar gözaltına alınıp tutuklandılar, hatta İzmir’de başkanlık sistemine karşı afiş asan TKP üyeleri “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” sebebiyle ifade vermeye zorlandılar.
Diğer yandan, başkanlık sistemine karşı muhalefetin esasen sosyal medya üzerinden yürütüldüğü bugünkü koşullarda, devlet büyüklerini aşağılama suçu var ve bin 700’e yakın kişi bu suçtan tutuklu, 10 binden fazla soruşturma ise devam ediyor. Son KHK ile polise internet kullanıcılarının adres bilgilerine erişme yetkisi verildi. Polisiyle önlemlerle yüz yüze geleceğiz demektir.
Bu suç sayılan fiillerin büyük bir kısmı ise, normal koşullarda düşünce özgürlüğü kapsamında sayılır. Fakat OHAL-KHP koşulları sebebiyle suç kapsamına alınıyor. Tıpkı laikliği savunan Halkevcilerin ya da modacı Barbaros Şansal’ın, gazeteci Ahmet Şık’ın tutuklanması vb. gibi...
OHAL kapsamında yapılacak siyasi bir “hayır” kampanyasının, halkı devlet büyüklerine karşı kışkırtmak, kin ve düşmanlığa tahrik etmek, vb. ceza yasası maddeleriyle karşı karşıya kalınmasına yol açacağını öngörebiliriz.
Hatırlanacağı üzere Türkiye Anayasaların tamamının olağanüstü dönemlerde ve halkın sürece katılımı olmadan yapıldığı görülecektir. Öyle ki, 1982 Anayasası referandumu oy vermemenin cezalandırıldığı, “hayır” oyu verecek olanların ise önceden gözaltına alındığı ortamda gerçekleşmişti. 12 Mart 1971 askeri muhtırası koşullarında bazı Anayasa değişiklikleri yapılmıştı. 1961 Anayasası ise, 27 Mayıs 1960 askeri darbesininardından gerçekleşmişti. 1924 Anayasası’nın yapım süreci de benzerdir.
Anayasa, bir yerde egemen sınıf klikleri için yeni rejim demek olduğu için, her rejim kendi işleyiş kurallarını kendi şartlarında baskıyla, zorla topluma dayatmıştır. AKP de bu Cumhuriyet geleneğini sürdürmektedir.
Türkiye Anayasa tarihinin gösterdiği gibi Anayasa, herhangi bir hukuk ilkeleri metni değildir. Esasen politik bir metin sayılır. Onu teknik bir hukuk metni gibi algılayarak, değişiklik içeren maddelerin tek tek ayrıntılarıyla kendimizi meşgul etmek, siyasi özünü kaçırmamıza yol açacaktır.
Bugünkü Anayasa değişiklikleri, görtermelikte olsa egemen sınıf kliklere hareket alanları sağlayan ve klik çatışmalarını emekçilerin lehine kullanma olanağı yaratan parlamenter sisteme son veriyor hem de yasama, yürütme ve yargıyı tek elde topluyor. Maddelerdeki değişikliklerin tek başına bir değeri yok...
Söz konusu değişiklikler, dini referansları toplumsal hayata, hukuka, yargıya, eğitime, kadınlara, farklı inanç gruplarına dayatmak isteyen bir politik düşüncenin çıkarlarına hizmet ediyor. İtirazımız, iktidar gücünü totaliter tek kişilk faşist Führer rejimine dönüştürmek üzere Anayasa değişikliklerini gündeme getiren AKP-MHP kilklierinin kendi faşist iktidarlarını pekiştirme amaçlıdır. .Çünkü bu dinci faşist i, ırkçı, gerici, erkek egemen ve dinci ideoloji ve siyaset, Türkiye toplumunun bugüne kadarki birarada yaşama mücadelesinin altına dinamit yerleştirmek üzeredir.
Kuşkusuz bugünkü baskı ve sömürü rejimini değişmelidir. Ancak bu toplumun en alt sınıflarının çıkarları yönünde olmalı. Yani sömürü ve baskının son bulduğu bütün halkaların, kadınların, farklı inanç ve yaşam tarzlarının özgürce birarada yaşadığı, şairin dediği gibi “gündüzleri sömürülmeyen geceleri aç yatılmayan” bir dünya için bir rejim değişikliği gerekli.

Bu yüzden Tayyip Erdoğan’ın başkanlık dayatmasına “hayır” derken, temel hak ve özgürlüklerin en geniş haliyle yeniden kaznamak için, mücadele etmenin gereğine inanıyoruz