
Gazeteci Metin Göktepe, haber takibi
sırasında gözaltına alınarak öldürülüşünün 21. yılında mezarı başında anıldı.
Esenler Kemer Mezarlığı'ndaki anmaya
Göktepe’nin ailesi, meslektaşları, basın örgütlerinin temsilcileri katıldı.
Anmaya katılanlar arasında Berkin
Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve babası Sami Elvan, Emek Partisi Genel Başkanı
Selma Gürkan, gazeteci Nazım Alpman, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Fatih Polat, Tiyatrocu Mehmet Esen de vardı.
Anmada 15 gündür gözaltında olan altı
gazeteci, tutuklu gazeteciler ve kapatılan gazetelere değinildi. Gazeteciliğe
sahip çıkılacağı vurgulandı.
Polat: Bugün de gazetecilik dövülerek
öldürülmek isteniyor
Anmada ilk sözü alan Evrensel Gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Metin Göktepe’nin öldürülüşü ve dava süreci
hakkında bilgi verdi.
Metin Göktepe davasında meslektaşlarının
rolünün önemine değinirken geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden dönemin Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti başkanı Nail Güreli’yi ve gazeteci Ahmet Şık’ı andı.
Metin Göktepe’nin arkadaşı, gazeteci
Ahmet Şık için “ Döve döve öldürülemeyen Metin Göktepe” denildiğini hatırlatan
Polat, “Ahmet Şık’a söz veriyoruz; orada çok fazla tutulmaması için elimizden
geleni yapacağız. Ahmet Şık’ın gazeteciliği bizimle dik durmaya devam edecek”
dedi.
Polat, “Bugün de gazetecilik dövülerek
öldürülmek isteniyor” diyerek tutuklanan gazetecileri ve kapatılan gazeteleri
hatırlatarak “Türkiye gazeteciliğin eğilmediği yerdir” dedi.
Fadime Göktepe: Hepiniz benim için birer
Metin’siniz
Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe
gazetecilere “Hepiniz birer Metin’siniz” diye seslendi.
“Metin gazeteciydi. Arkadaşları,
emekçiler, kadınlar, çocuklar, gazeteciler benim Metin’im. Ahmet’i de Metin
kadar seviyorum. Fatih’i de, hepsini de. Hepiniz benim için birer Metin’siniz.”
Alpman: Gazeteciliğin cehennemi
Gazeteci Nazım Alpman “İçinde
bulunduğumuz ülke gazetecilik açısından hep karakış olarak yaşandı” dedi.
“Geçen yüzyılın başında Galata Köprüsü
üzerinde öldürülen Hasan Fehmi Bey’den bu yana bu ülke hem gazetecilerin hem de
gazeteciliğin cehennemi oldu. Bu cehennemde pek çok değerli meslek büyüğümüzü,
kardeşimizi kaybettik ama gazetecilikten vazgeçmedik.
“Beş yıl önce konuşmamda ‘Metin bizim
için direniş noktasıdır. Burası bir mezarlık değil direniş noktası. Bu direniş
noktasından tutunarak Ahmet’e Nedim’e ulaşacağız’ demiştim. Ahmet yine orada.
Nedim’in yerine Cumhuriyet gazetesinden, diğer basın yayın organlarından
arkadaşlarımız hapiste. Onları dışarı çıkartmak için Metin’in başında bir kez
daha söz veriyoruz, bu direniş noktasını diri tutmaya devam edeceğiz.”
Gürkan: OHAL ne için işliyor?
Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan,
“21 yıl sonra Metin Göktepe’yi, Metin Göktepe’yi öldüren siyasi koşulların
olduğu bir atmosferde anıyoruz.”
“Baskının, şiddetin olağanlaştırıldığı
dönemi yaşıyoruz. İktidar her ne kadar OHAL’i terörle mücadele için ilan
ediyoruz dese de bugün OHAL’in kimler ve hangi olaylar için işletildiğini
görüyoruz. Halkın güvenlik içinde yaşamasını sağladığını göremiyoruz.
“OHAL’in ilanından beri 16 bombalı
silahlı saldırı, büyük bir siyasi suikast oldu. Saldırı ve suikastlarda 250’nin
üzerinde insan yaşamın yitirdi.
“OHAL terörü durdurmayı, halkın güvenlik
içinde yaşamasını sağlayamıyorsa neden var? Hükümetin dediği gibi, olağan
koşullarda gerçekleştiremeyeceği işleri gerçekleştirmek için var.
“OHAL, hukuksuzluk, adaletsizlik için
işliyor. Hak, özgürlük, barış isteyenler için, gerçeğin peşinden koşan
gazeteciler için işliyor.
“Bu soruları sormaya devam edeceğiz:
Bugün yaşadıklarımızı neden yaşıyoruz? Bunda hükümetin uyguladığı dış politikanın
etkisi nedir? Saldırıların ne kadarı MİT tırları ile giden silahlardır?
“Bu soruların cevabını bulacağımız
haberleri yapmaya devam edecek gazeteciler olacaktır. Bu nedenle bunca gazeteci
cezalandırılmaya çalışılıyor.
“Direnç noktalarımız var sarılacağımız;
Barış Akademisyenleri, iktidarın baskılarını karşısında gazetecilikten
vazgeçemeyenler, utanç yasasını geriye çeviren kadınlar, siyaset hakkı için
binlercesinin içeride olduğu Kürt siyasetçiler, iktidara arkasını dönen
liseliler.
“İktidarın bunca baskısına karşı halkın
demokrasi özgürlük talebi kazanacaktır.”
Durmuş: Gerçeklerin peşinde koşmaya
devam edeceğiz
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS)
Genel Başkanı Gökhan Durmuş “Metin Göktepe gerçeğin peşinde koştuğu için
öldürüldü” dedi.
“21 yılda gazeteciler üzerindeki
baskılar bitmedi. Son dönemde artarak sürüyor. Gerçeğin peşinde koşan onlarca
meslektaşımız cezaevinde tecrit koşullarında yaşıyor. Ama biz gazeteciler
olarak bugün de inadına gerçeklerin peşinde koşmaya haber yapmaya devam
edeceğiz.”
Sami Elvan “Mücadelemizi sürdüreceğimizi
sonuna kadar hakkımızı alacağımıza inanıyorum” dedi.
Tiyatrocu Mehmet Esen de “Bugün yapmamız
gereken tek şey katillere korkmadığımızı söylemek” dedi.
Metin Göktepe’nin öldürülüşü ve Metin
Göktepe davası
Metin Göktepe 8 Ocak 1996'da Ümraniye
Cezaevi'nde öldürülen tutukluların cenazesini izlemek için Alibeyköy'e gitti.
Ancak, basın kartı olmadığı gerekçesiyle
ilçeye sokulmadı. Yüzlerce insanla birlikte gözaltına alındı ve Eyüp Kapalı
Spor Salonu'na götürüldü. Burada polislerin şiddetine maruz kaldı, öldürüldü.
Metin Göktepe'nin duvardan düştüğü iddia
edildi.
Dava, İstanbul'dan Aydın'a ve
"güvenlik" gerekçesiyle Afyon'a taşındı.
Dava başladıktan sonra yüzlerce
gazeteci, meslek örgütü temsilcisi, Emeğin Partisi (EMEP) üyesi ve insan hakkı
savunucusu otobüslere doluşarak önce İstanbul'dan Aydın'a, oradan da yine
güvenlik gerekçesiyle Afyon'a taşınan Göktepe Davası’nı 30’a yakın duruşma
boyunca kesintisiz takip etti.
Göktepe Davası, 28 Eylül 2000'de beş
polis memuruna "kastı aşan insan öldürmek" ve "faili belli
olmayacak şekilde insan öldürmek" suçlarından verilen yedişer yıl altışar
ay hapis cezasının onanmasıyla bitti. Bir polis memuru ise Yargıtay'ın kararı
bozmasından sonra 20 ay hapis ve beş ay kamu hizmetlerden uzaklaştırma cezası
aldı.
Mahkum polislerin cezalarının
tamamlamalarına 19 Aralık 2000'de yürürlüğe giren Şartlı Tahliye ve Ceza
Erteleme Yasası engel oldu. (BK